Otizm Spektrum Bozukluğu

Otizm Spektrum Bozukluğu Nedir

Otizm spektrum bozukluğu, doğuştan gelen ya da yaşamın ilk yıllarında ortaya çıkan, bireyin sosyal etkileşim sorunları yaşamasına, iletişim alanında yetersizlik göstermesine neden olan bir nöro biyolojik-gelişimsel yetersizliktir.

Tanı: Otizmli bireyler klinik değerlendirme yoluyla çocuk psikiyatristleri tarafından tanılanırlar. Otizm Spektrum Bozukluklarının 5 alt kategorisi bulunur. (Asperger Sendromu, Klasik Otizm, Atipik Otizm, Rett Sendromu, Çocukluk Dezentegrafik Bozukluk)

file:///C:/Users/2019/Downloads/OTiZMLi-BiREYLERE-VE-AiLELERiNE-PSiKOLOJiK-DESTEK%20(1).pdf

file:///C:/Users/2019/Downloads/27041826_otizmson%20(2).pdf

Otizm Spektrum Bozukluğunun Nedeni Nedir?

Günümüzde otizm spektrum bozukluğunun tam olarak sebepleri bilinmemektedir. Ancak birçok faktörün özellikle genetik faktörlerin rol aldığı bir beyin hastalığı olduğu kabul edilmektedir. Gen çevre etkileşiminden bahsedilmektedir. Otizm, ebeveyn tutumlarıyla veya ailenin sosyoekonomik durumuyla ilişkili değildir. Bu nedenle otizm spektrum bozukluğunu her çeşit toplumda, farklı coğrafyalarda, ırkta ve ailede rastlanmaktadır.

file:///C:/Users/2019/Downloads/OTiZMLi-BiREYLERE-VE-AiLELERiNE-PSiKOLOJiK-DESTEK%20(1).pdf

file:///C:/Users/2019/Downloads/27041826_otizmson%20(2).pdf

Otizm Spektrum Bozukluğunun Belirtileri

Kendisiyle konuşan bireyleri duymamak ya da tepki vermemek

-İsimle seslenilmesine herhangi bir biçimde cevap vermemek

-Fiziksel temaslardan (dokunma, kucakta taşınma vb.) hoşlanmamak

-Tek başına olmayı tercih etmek

-Kelime ve cümleleri öğrenememek; düzenli cümle kuramamak ve konuşulanları anlayamamak

-Sürekli aynı kelime ve cümleleri tekrarlamak

-Hisleri ve duyguları tam olarak ifade edememek

-Erişmek istenilen nesneleri işaret edememek ya da istenildiğinde onları getirememek

-Göz temasından kaçınmak

-Hırçınlık, öfke nöbetleri

-Mizah, şaka gibi söylemleri anlayamamak

-Sallanma, kendi etrafında dönme ya da çırpınma gibi hareketleri sürekli olarak tekrar etmek

-Kendine zarar verebilecek davranışlar sergilemek (kendini ısırmak, başı yere ya da duvara vurmak gibi)

-Birtakım rutinler oluşturmak ve bunların bozulmasına tahammül göstermemek

-Koordinasyon bozukluğu

-Ayak parmaklarının ucunda yürüme gibi farklı yürüme biçimleri geliştirmek

-Eşyaları sürekli düşürmek, takılıp düşme gibi davranışları tekrarlamak

-Bir yemeğe aşırı bağlılık göstermek ve/veya bazı yiyecek çeşitlerini tamamen reddetmek

-Cansız nesnelerle insanlardan daha fazla temas kurmak

-Işık, ses ve fiziksel temasa karşı aşırı duyarlılık göstermek; buna karşın ağrı, acı ve sıcaklık karşısında duyarsız davranmak

https://www.medicana.com.tr/saglik-rehberi-detay/12100/otizm-nedir-belirtileri-nelerdir

Otizm Bireyler İle Nasıl İletişim Kurulur

Otizmli bireyleri çok iyi tanımak gerekir. Her birey gibi hoşlandıkları ve kaçındıkları etkinlik ya da ortamlar olur. Aşırı gürültülü ve fobi oluşturdukları nesnelerin bulunduğu ortamlarda huzursuz olurlar.

Otizmli bireylerle ortak dikkat geliştirmek zordur. Dikkatini dağıtan (parlayan dönen nesneler varsa) unsurlar nedeniyle yapılmak istenen şeyi tamamlamak çok zor olabilir.

Otizmli bireyler taklide ve gözleme dayalı öğrenme biçimlerinde başarılı değillerdir. Oyun ve etkinlikler uzun süre ve küçük parçalar halinde çalışılmalıdır.

Gerçekleştirmek istenen çalışmalar bireyin ilgi duymadığı bir konuda ise motive etmek çok güçtür. Öfke nöbetleri ile sonuçlanan olumsuz deneyimler edinebilir ve bunu genelleyebilirler.

file:///C:/Users/2019/Downloads/27041826_otizmson%20(2).pdf

Aileler İçin Öneriler

1-Otizmi tanıyın. Otizmi tanımadan çocuğunuza yardım edemezsiniz.

2-Otizmi kabullenin çocuğunuzu farklılıklarıyla kucaklayın. Farklı özellikleri nedeniyle suçlamayın.

3-Vakit kaybetmeyin. Otizmli çocuklar eğitim desteğiyle yaşadıkları güçlüklerin üstesinden gelebilirler.

4-Çocuğunuzun eğitiminde aktif olarak yer alın. Çocuğunuzun ilgi ve ihtiyaçlarına uygun sosyal etkileşime girmesine imkân tanıyan ortamlarda oyun oynayın.

5- Çocuğunuzu toplumdan soyutlamayın. Dışarıda geçirdiği vakitlerde pek çok sosyal beceri kazanabilir.

6- Diğer insanların tepkilerinden çekinmeyin. Toplum otizmli bireylerle yaşamayı öğrenmeli.

7-Otizmli bireylerin aileleriyle bir araya gelin. Diğer ailelerin desteğiyle bazı sorunların üstesinden gelmek kolaylaşır.

8- Sağlık hizmetlerinden düzenli olarak faydalanın. Kullanılan ilaçlar ve takibi için doktorunuzla sürekli iletişim halinde olun.

file:///C:/Users/2019/Downloads/27041826_otizmson%20(2).pdf

Öğretmenler İçin Öneriler

Öğretmenlerin otizmli bireylere karşı destekleyici ve olumlu tutumları sınıftaki diğer öğrencilerin tutumlarını olumlu etkiler.

Otizmli bireylerin okula uyum sağlamada ve sınıf kurallarını öğrenmede okul öncesi eğitimin önemi büyüktür.

Otizmli bireylerin sınıf içi kuralları anlamaları ve buna uyum göstermeleri zaman alır. Sınıf kuralları sınıf içinde panolara asılmalıdır.

Etkili sınıf yönetimi otizmli bireylerin davranış sorunlarını çözmeye yardım eder.

Otizmli bireyler somut düşünürler bu yüzden öğretilecek beceriler ya da kavramlar görsel açıdan zengin ve etkinlik temelli olmalıdır.

Akran desteği otizmli bireylerin sosyal uyumunu kolaylaştırmada en etkin roldür.

file:///C:/Users/2019/Downloads/27041826_otizmson%20(2).pdf

DSM-V’E GÖRE OTİZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU TANI ÖLÇÜTLERİ

A. Şimdi veya geçmişte farklı şekillerde görülen toplumsal iletişim ve toplumsal  etkileşimde sürekli yetersizliğin olması.

1) Sosyal -duygusal karşılık vermede yetersizlik (örn. sıra dışı toplumsal yakınlaşma, karşılıklı konuşmada güçlük; ilgilerini, duygularını veya duygulanımını paylaşmada yetersizlik, sosyal etkileşime cevap vermeme gibi yetersizlikler.)

2) Sosyal etkileşim için kullanılan sözel olmayan iletişimsel davranışlarda yetersizlik (örn. sözel ve sözel olmayan iletişimde yetersizlikler, sıra dışı göz kontağı, beden dili veya jestleri anlamakta ve kullanmakta yetersizlik; yüz ifadesi ve beden dilinde bariz eksikler.)

3) İlişkileri geliştirmekte, devam ettirmekte ve anlamakta güçlük, Örneğin farklı toplumsal ortamlara uygun davranamamak, hayali oyunda yetersizlik, arkadaş edinememe ve arkadaşa ilgi duymama gibi.

Şu anki şiddeti: Şiddet sosyal iletişimsel alanda yetersizlikler ve kısıtlı, tekrarlayıcı davranışlara göre belirlenir.

BAşağıdakilerden en az ikisinin varlığı ile kendini gösteren, şu an veya geçmişte sınırlı, tekrarlayıcı davranışlar, ilgiler ya da etkinlikler.

1) Basmakalıp veya tekrarlayıcı motor hareketler, nesne kullanımı veya konuşma (Basit motor stereotipiler, oyuncakları dizme veya çevirme, ekolali, kendine özgü cümleler).

2) Aynılıkta ısrarcılık, rutinlere sıkı sıkıya bağlı olma veya ritüelleşmiş sözel ve sözel olmayan davranışlar, (önemsiz değişikliklerde aşırı kaygı, geçişlerde zorlanma, katı düşünce tarzı, selamlaşma ritüelleri, her gün aynı yolu veya aynı yemeği tercih etme gibi.).

3) Konu veya yoğunluk açısından sıra dışı sınırlı, sabit ilgiler (sıra dışı nesnelere anormal aşırı bağlılık, aşırı tekrarlayıcı veya sınırlı ilgiler.).

4) Duyusal olarak aşırı ya da az duyarlılık veya uyaranların duyusal boyutuna aşırı ilgi (acıya/sıcağa aşırı duyarsızlık, belirli ses veya dokunuşlara karşı beklenmeyen tepki, nesneleri aşırı koklama veya onlara aşırı dokunma, ışık veya hareketle görsel olarak çok meşgul olma.)

Şu anki şiddeti: Şiddet sosyal iletişimsel alandaki yetersizlikler ve kısıtlı, tekrarlayıcı davranışlara göre belirlenir.

C. Belirtiler erken gelişim dönemlerinde başlamış olmalı (toplumsal beklenti sınırlarını aşıncaya dek fark edilmemiş veya daha sonra öğrendiği yollarla gölgelenmiş olabilir.)

D. Belirtiler toplumsal, işle ilgili alanlarda ya da başka önemli işlevsellik alanlarında klinik olarak anlamlı düzeyde belirgin bozukluğa yol açmalıdır.

E. Bu bozukluklular anlıksal yeti yitimi (anlıksal gelişimsel bozukluk) ya da genel gelişimsel gecikme ile daha iyi açıklanamaz. Anlıksal yeti yitimi ve otizm açılımı kapsamında bozukluk ve anlıksal yeti yitimi eş tanı tanısı koymak için toplumsal iletişim, genel gelişim düzeyine göre beklenenin altında olmalıdır.

  • Zihinsel yetersizliğin eşlik edip etmediği,
  • Dil yetersizliğinin eşlik edip etmediği,
  • Bilinen bir tıbbi, genetik veya çevresel faktörün eşlik edip etmediği,
  • Başka nörogelişimsel, ruhsal veya davranışsal durumların olup olmadığı,
  • Katatoninin eşlik edip etmediği belirtilmelidir.
  • OSD’de tek çözüm eğitimdir.

https://www.erbakan.edu.tr/en/otizmcalismalari/sayfa/7214 adresinden alınmıştır.

Otizm Spektrum Bozukluğu İle İlgili Filmler

Otizm Spektrum Bozukluğu İle İlgili Dokümanlar

Otizm Spektrum Bozukluğu İle İlgili Videolar

Dil ve Konuşma Bozuklukları

   Dil ve konuşma bozuklukları, kişinin konuşulanları anlama ve kendini ifade etme becerilerinden birinde ya da her ikisinde görülen sorunları ifade eder. Dil ve konuşma günlük hayatta sık karıştırılan iki farklı kavramdır. Dil ve konuşmayla ilgili bozukluklar da birbirinden farklıdır. Bir kişinin diğer kişileri anlamakta ve düşüncelerini anlaşılır, yapıca düzgün kurulmuş cümlelerle paylaşmakta zorluk yaşaması dil bozukluğuna işaret etmektedir. Bir kişinin sesleri net anlaşılır şekilde telaffuz edememesi, artikülasyonda sorun yaşaması, ses düzeyinde sıkıntısı olması veya kekemelik gibi konuşmasını akıcı olmayan bir hale getiren faktörler bulunması, konuşma bozukluğu ihtimalini akla getirmektedir.

   Dil ve konuşma sorunları görme, işitme, zihin gibi pek çok engelin bir neticesi olarak ortaya çıkabildiği gibi, sebebi belli olan ve olmayan olgular olarak kendi başına ayrı bir engel grubu da oluşturmaktadır. Doğal olarak sesçil ve sesbilgisel sorunlar da her grupta görülebilmektedir. Özel eğitim gerektiren işitme, zihin, görme engelli çocukları değerlendirme, eğitim ve sağaltım çalışmalarının başlanmasına ilişkin tarihçe çok eskiye dayanmasına rağmen, dil ve konuşma sorunlu çocukların özel eğitim gereksinimlerinin karşılanması oldukça yenidir. Bu gecikmeye gerekçe olarak, bu grup çocukların sorunlarının diğerlerine göre daha az ciddi ya da farkedilmeyen sorunlar olduğu gösterilmiştir. İletişim ve buna ulaşmak için kullanılan araç ve yolun öneminin kavranması, ve hemen her engel grubunun en temel sorununu iletişimin oluşturduğu görüşü son 15-20 yıl gibi geç gündeme gelebilmiştir (Heward ve Orlansky, 1988).

Dil ve konuşma bozuklukları genel olarak şu kategorilerde görülür:

  • Gecikmiş Dil ve Konuşma: Bireyin dil becerilerinin anlama ve ifade etme yönünden yaşından beklenen seviyede gelişim göstermemesi ile tanımlanır.
  • Artikülasyon ve Fonolojik Bozuklukları: Bireyin sesleri, heceleri ve sözcükleri normalden dikkat çekici derecede farklı ve anlaşılması zor şekilde konuşmasıyla görülür.
  • Akıcılık Sorunları (Kekemelik): Bireyin konuşmasının akıcılık, hız, ritim gibi kısımlarında sorun yaşanan durumdur.
  • Ses Bozuklukları: Sesin perde, şiddet ya da kalitesinden belli nedenlerden ötürü normalden olumsuz yönde farklılık gösterdiği durumlardır.
  • Afazi (Edinilmiş Dil Bozuklukları): Nörolojik kaynaklı, çoğu zaman beyindeki bir hasar sonucu meydana gelen dil ve konuşma bozukluklarıdır.
  • Yutma Bozuklukları: Genellikle nörolojik bir sebep sonucu ortaya çıkar ve yutma eyleminin değişik aşamalarında görülen güçlüklerle kendisini gösterir.
  • Motor Konuşma Bozuklukları: Nörolojik bir nedenden ötürü konuşma eyleminde rol alan kas gruplarında görülen güçsüzlük, hasar, koordinasyon bozukluğu sonucu konuşmanın olumsuz etkilenmesiyle oluşur.

   Dil ve konuşma bozukluklarının yukarıda görüldüğü gibi çeşitli nedenleri olabilmektedir. Konuşmada rol alan yapılardaki bozukluklar, yarık damak, diş problemleri, nörolojik problemler, işitme kaybı gibi fiziksel sebeplerle beraber, serebral palsi, zihinsel yetersizlik, otizm spektrum bozuklukları, down sendromu gibi gelişimsel ve genetik bozukluklar da dil ve konuşma bozukluklarına yol açabilmektedir.

http://www.yeditepehastanesi.com.tr/dil-ve-konusma-bozuklugu-nedir adresinden alınmıştır.

Edinilmiş Dil Bozukluğu: Afazi

Afazi Nedir?

Afazi, genellikle bir inme ya da kafa travması sonucunda aniden ortaya çıkan ve beynin dilden sorumlu alanlarının hasarlanmasından kaynaklanan bir dil bozukluğudur. Çoğu insanda dil alanları beynin sol yarı küresinde yer almaktadır. Dolayısıyla, afazide beynin sol yarısındaki dil alanları hasarlanırken, kişinin de sağ tarafına inme inebilir/felç gelebilir. Bu bozukluk dili ifade etme ve anlamanın yanı sıra, okuma ve yazmayı da etkileyebilmektedir. Afaziye dizartri ya da konuşma apraksisi gibi nörolojik konuşma bozuklukları da eşlik edebilmektedir.
Afazinin nedenleri nelerdir?

Afazi beynin dil alanlarından bir ya da daha fazlasının hasarından kaynaklanmaktadır. Çoğu zaman beyin hasarının nedeni inmedir. İnme, beynin bir bölgesinin kansız kalması durumunda ortaya çıkar. Beyin hücreleri oksijen ve önemli besinleri taşıyan normal kan desteğini alamadığında ölürler. Beyin hasarının diğer nedenleri arasında kafaya alınan şiddetli darbeler, beyin tümörleri, beyin enfeksiyonları ve beyni etkileyen diğer durumlar yer almaktadır.

Kimler Afazi Olur?

Çocuklar da dahil olmak üzere herkes afazi olabilir. Ancak, afazi daha çok orta ve ileri yaşlarda daha sık görülür. Erkekler ve kadınlar eşit olarak etkilenmektedir. ABD’de Ulusal Afazi Derneği’ne göre her yıl inme nedeniyle yaklaşık 80.000 kişi afaziye maruz kalmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri’nde yaklaşık bir milyon afazili birey bulunmaktadır. Türkiye’de afazinin yaygınlığı hakkında saptanmış bir orana ulaşılmamıştır.

Afazi Tipleri Nelerdir?

Akıcı ve tutuk olmak üzere iki genel afazi sınıflaması vardır.

Akıcı Afazi
Beynin temporal lobunun hasarı sonucunda Wernicke afazisi adı verilen akıcı afazi ortaya çıkabilir. Sağ lob hasarı sonucunda da ortaya çıkmasına rağmen, çoğu kişide hasar sol temporal lobta gerçekleşir. Wernicke afazili kişiler anlamı olmayan, gereksiz sözcüklerle hatta üretilen yeni sözcüklerin kullanıldığı uzun cümlelerle konuşabilirler. Örneğin, Wernicke afazili biri kendisine gün içinde neler yaptığı sorulunca “ikinci… bir günü… bir gün birisine birşeyler yapabiliriz…bir gün evvel şöyle yaparız deriz…bir taneden fazla…” diyebilir. Yani, bu kişinin konuşmasını takip etmek ve anlamaya çalışmak zordur. Wernicke afazili kişiler genelde konuşmayı anlamakta güçlük yaşarlar ve hatalarının farkında değildirler. Bu kişilerde beyin hasarının lokalisazyonu/yeri hareketlerimizi kontrol eden beyin alanlarının yakınında olmadığı için genellikle felç ya da güçsüzlük görülmemektedir.

Tutuk afazi
Tutuk afazi tiplerinden biri Broca afazisidir. Broca afazili kişilerin hasarı beynin frontal lobundadır. Bu kişiler genelde kısa ifadelerle konuşur ve konuşabilmeleri oldukça çaba gerektirir. Sözcük aralarında “ve”, “ama” gibi bağlaç sözcükleri kullanmayabilirler. Örneğin Broca afazili bir kişi “Masadaki su bardağını bana verir misin?“ yerine “su… masa” diyebilir. Broca afazili kişiler başkalarının konuşmalarını anlar. Bu nedenle bu kişiler güçlüklerinin farkındadırlar ve kolaylıkla hayal kırıklığına uğrayabilirler. Frontal lobun motor hareketler için de önemli olması nedeniyle Broca afazili kişilerde vücudun sağ tarafında felç ya da güçsüzlük görülür.

Tutuk afazi tiplerinden bir başkası, beynin dil alanlarının yoğun etkilenmesiyle ortaya çıkan global afazidir. Global afazili bireylerin ciddi iletişim yetersizlikleri vardır ve konuşma becerileri ve konuşulan dili anlamaları çok sınırlı olabilmektedir.

Beyindeki farklı dil alanlarının hasar görmesi sonucunda ortaya çıkan başka afazi tipleri de vardır. Bazı kişiler konuşabilmelerine, sözcüklerin ya da cümlelerin anlamlarını anlamalarına rağmen sözcükleri ve cümleleri tekrar etmede güçlük yaşarlar (örn. iletim tipi afazi). Bazı kişiler de nesnenin ne olduğunu ve ne işe yaradığını bilmesine rağmen nesneleri adlandırma güçlüğü çekerler (örn. anomik tip afazi).

Afazi Nasıl Tanılanır?

Afazi genellikle ilk olarak beyin hasarı geçiren kişiyi tedavi eden doktor (nörolog) tarafından fark edilir. Doktor kısa bir yatak başı değerlendirme sonrası afaziden şüphelenirse hastayı iletişim becerilerini daha ayrıntılı değerlendirmek için bir dil ve konuşma terapistine yönlendirir. Dil ve Konuşma terapisti bireyin “komutları yerine getirme, soruları yanıtlama, nesne adlandırma ve sohbeti sürdürme becerilerini ayrıntılı değerlendirip, uygun bir terapi programı hazırlamak için afazi testi uygular. Değerlendirmeler afazili bireyin motor konuşma bozukluklarını, dili anlama, okuma, yazma, yutma yeterliliğini ve alternatif ve destekleyici iletişimi sistemlerini kullanabilme yeterliliklerini içermelidir. Türkiye’de afazili bireyler için hazırlanmış GAT (Gülhane Afazi Testi: Tanrıdağ, 1993), GAT-2 (Tanrıdağ, Maviş,Topbaş, 2011), EAT (Atamaz, Yağız On, Durmaz, 2007) ve ADD (Maviş ve Toğram, 2007) değerlendirme testleri mevcuttur.

Afazi Terapisi Nasıldır?

Bazı vakalarda kişiye müdahale edilmeden afazi iyileşir. Bu tip spontan iyileşme beyne kan akışının geçici olarak kesintiye uğradığı ancak kısa zamanda düzelen ve geçici iskemik atak adı verilen inme tipini takiben gerçekleşir. Bu durumlarda dil becerileri birkaç saat ya da birkaç günde geri dönebilmektedir.

Ancak çoğu vaka için dilin iyileşmesi bu kadar hızlı ya da tamamen olmamaktadır. Afazili bir çok kişi birkaç günden bir aya kadar bazı dil becerilerinde geri dönüşün olduğu kısmi spontan iyileşme yaşarken, bazı kişilerde afazi kalıcı olabilmektedir. Bu gibi durumlarda dil ve konuşma terapisi yardımcı olmaktadır. Görece iyileşme genellikle iki yılı aşkın bir süre devam eder. Çoğu sağlık uzmanı en etkili tedavinin iyileşme sürecinin ilk aşamalarında başlaması gerektiğine inanmaktadır. İyileşmeyi etkileyen faktörler arasında hasarlanan beyin alanı, beyin hasarının yaygınlığı, kişinin yaşı ve sağlık durumu yer almaktadır. Ayrıca motivasyon, el baskınlığı ve eğitim düzeyi de diğer faktörler arasında yer almaktadır.

Afazi ile uğraşan dil ve konuşma terapistleri, dil becerilerini mümkün olduğu kadar yeniden oluşturarak, dil sorunlarını telafi ederek ve diğer iletişim kurma yöntemlerini öğreterek, kalan dil becerilerini kullanması için motive ederek afazili bireylerin iletişim becerilerini geliştirmekte uzman olan kişilerdir. Her bir bireyin afazi tipi ve yetersizliğine özgün olarak hazırlanan bireysel terapiler kişinin işlevsel ihtiyaçlarına odaklanır. Grup terapileri ise küçük bir grup ortamında afazili bireylere yeni iletişim becerilerini kullanma şansı sağlar. Aile katılımı da afazi terapisinin önemli bir bileşenidir.

https://npistanbul.com/cocuk-ergen/dil-konusma-bozukluklari adresinden alınmıştır.

Gecikmiş Dil ve Konuşma

Gecikmiş Dil ve Konuşma Bozukluğu Nedir?

Çocuğun, konuşulanları anlama ve konuşmayı kullanarak iletişim kurma becerilerinin yaşıtlarından geri kalması durumudur.

Gecikmiş Dil ve Konuşma Bozukluğunun Sebebi Nedir?

İşitme engeli, zeka geriliği, yaygın gelişimsel bozukluklar (otizm, asperger sendromu vb), dudak-damak yarıklığı, Cerebral Palsy (CP), öğrenme güçlüğü, disleksi, olumsuz çevre koşulları, anne-baba ya da çocuğa bakım veren kişilerin yanlış tutumları, sebebi belirlenemeyen durumlar gibi çok çeşitli nedenlerden ötürü çocuğun alıcı dil (konuşulanları anlama) ve ifade edici dil (konuşarak kendini anlatabilme) becerilerinin yaşıtlarıyla aynı düzeyde gelişmemesidir.

Çocuğun Dil ve Konuşma Becerilerinin Geri Olduğu Nasıl Anlaşılır? Ne Zaman Bir Uzmana Başvurulması Gereklidir?

Dil ve konuşma gelişimi, bebek doğduğu andan itibaren başlayıp devam eden bir süreçtir. Gelişim sürecinin her evresinde, çocuğun çıkarması gereken sesler ve gerçekleştirmesi beklenen davranışlar farklıdır. Genel olarak çocuklar bu evreleri aynı yaşlarda tamamlarlar. Ancak her çocuğun kendine özgü bir gelişim seyri vardır. Bu nedenle, kimi çocuklar bazı becerileri daha erken dönemlerde gerçekleştirirken, kimileri daha geç yaşlarda aynı gelişim seviyesine ulaşırlar. Çocukların gelişim düzeylerinin tespit edilebilmesi amacıyla geliştirilmiş olan bir takım değerlendirme envanterleri ve testler aracılığı ile çocuğun gelişimini takip etmek mümkündür. Dil gelişimiyle ilgili değerlendirmelerin, bir dil ve konuşma terapisti tarafından mümkün olan en erken dönemde yapılması gerekir. Değerlendirme sonucuna göre çocuk, doğrudan ya da dolaylı yoldan terapiye alınır. Ek başka problemlerin olması durumunda ilgili uzmanlara yönlendirme yapılabilir.

https://www.monomente.com/tr/icerik/11/gecikmis-dil-ve-konusma-bozukluklari alıntılanmıştır.

Artikülasyon Bozukluğu ve Fonolojik Bozukluklar

Artikülasyon (sesletim) Nedir?

Konuşma kullanılan seslerin çoğunluğu, akciğerlerden dışarıya doğru itilen havanın biçimlendirilmesiyle oluşur. Akciğerlerden itilen havanın ses tellerinin arasından geçerken oluşturduğu üfürümler, gırtlak, dil, çene, dişler, dudaklar, damak gibi oynak ve sabit yapıların devinimi ile şekillenerek konuşmada kullandığımız temel sesler meydana gelir.
Ünlüler ve ünsüzler adını verdiğimiz bu sesler yan yana gelerek heceleri, kelimeleri, cümleleri oluşturur.
Böylece, düşüncelerimizi konuşma seslerine dönüştürerek karşımızdaki kişiye aktarabiliriz.

Artikülasyon (sesletim) Sorunu Nedir?

Artikülasyon sorunu, genel olarak kişinin konuşmasında dinleyenler tarafından görmezden gelinemeyecek kadar farklı ve kabul edilemeyecek kadar aykırı öyleyiş biçimi olarak tanımlanır.Sesletim sorunu olan kişi; Sesleri – heceleri yada kelimeleri yanlış üretir dinleyenler ne söylediğini anlayamaz. Bazı durumlarda ise dinleyenler kelimenin kendisini anlamakta o kadr çok zorlanır ki; anlam ikinci planda kalır ve söyleyiş biçimi birinci plana çıkar.Dinleyenler kişinin ne söylediğini çözümlemek için aşırı bir çaba gösterirler. Bu sorun halk arasında pelteklik olarakta bilinir.

Artikülasyon (sesletim) Sorunlarının Sebebi Nedir?

  • Sesletim sorunları,
  • Serebral palsi
  • Yarık damak dudak
  • İşitme kaybı
  • Ağız yapısı ile ilgili diğer sorunlar
  • Diş sorunları

gibi fiziksel nedenler sonucu gözlenir. Bununla birlikte bir çok sesletim sorunu herhangi bir belirgin fiziksel sorun olmadan da ortaya çıkar. İşlevsel sesletim sorunları, konuşma seslerinin üretilmesine ilişkin kuralların (fonoloji) yanlış edinilmesi sonucu gerçekleşebilir. Çocuklar konuşma seslerini çevrelerindeki konuşmaları dinleyerek öğrenirler. Bu öğrenme, hayatın çok erken döneminde başlar. Eğer, bu önemli dönemde, çocukların kulakla ilgili sorunları sık oluyorsa, bazı konuşma seslerini öğrenmede başarısız olabilirler. İşitme kaybının türüne ve düzeyine göre konuşma da etkilenebilir.

http://www.buketsari.com/artikulasyon-bozuklugu-ve-fonolojik-bozukluklar.html alıntılanmıştır.

Dil ve Konuşma Bozuklukları İle İlgili Videolar

Dil ve Konuşma Bozuklukları İle İlgili Dokümanlar

Bedensel Engelliler

BEDENSEL ENGEL NEDİR?

Doğum öncesi, doğum sırası ve doğum sonrası dönemde herhangi bir nedene bağlı olarak iskelet (kemik), kas ve sinir sistemindeki bozukluklar sonucu, bedensel yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetme, toplumsal yaşama uyum sağlama ve günlük yaşamdaki gereksinimlerini karşılamada güçlük çekme, bu nedenlerle bireylerin korunma, bakım, rehabilitasyon, danışmanlık ve destek hizmetlerine ihtiyaç duymasına yol açan durumlara ise bedensel engel denir.

BEDENSEL ENGELLİ KİMDİR?

Bedensel engelleri nedeni ile sağlıklı kişilerden farklılaşan ve eğitim hizmetlerinden gereğince yararlanamayan bu bireylerde bilişsel, psiko sosyal ve duyusal gereksinimlerin yanı sıra hareket ve fonksiyonel yeteneklerin geliştirilmesi de büyük önem taşımaktadır.

Çeşitli nedenlerle kaba ve ince motor gelişim becerileri olumsuz yönde etkilenmiş bu kişilerin kendilerinden beklenen fonksiyonel hareket ve becerileri yerine getirmeleri değişik derecelerde kısıtlanmıştır.

BEDENSEL ENGELLİLİĞİN NEDENLERİ NELERDİR?

Serebral Palsi:

SP (CP) şeklinde kısaltılmış olan bu hastalık grubu, gelişmekte olan beynin (gebeliğin başlangıcından ikinci yaşın sonuna dek) değişik nedenlerle zarar görmesi sonucu ortaya çıkan duyu, algı ve hareket bozukluğudur. Ortaya çıkan klinik tablonun ağırlığı, beynin zedelenme derecesine, hasarın yerine ve bireyin yaşına bağlıdır. Oluşan tablo ilerleyici değildir.

Bu tablonun vücudun tamamını etkileyen şekli tetraparezi (kuadriparezi), daha çok bacakların etkilendiği şekli diparezi (dipleji), vücudun bir yarısının etkilenmesi hemiparezi, tek kol veya tek bacak etkilenmesi
monoparezi olarak adlandırılır. Bu durum farklı şekillerde kendisini gösterir.

a. Spastik Tip: Kasın istem dışı sertliğini ifade eden bu durum; hareketlerin yavaşlamasına, harekette kontrol güçlüğüne ve çeşitli hareket kayıplarına sebep olur.

b. Atetoit Tip: Hareket ve pozisyonlara bağlı olarak kaslar bazen sert bazen de gevşektir. Hareketler istemsiz, yavaş ve sürüncemelidir.

c. Ataksik Tip: Duruş, denge bozuklukları, hareketlerde titreme ve koordinasyon bozuklukları ile karakterizedir.

ç. Hipotonik Tip(Gevşek): Tüm vücut kaslarında yaygın gevşeklik söz konusudur.

d. Karışık Tip: SP’nin farklı tiplerine ait özellikleri bir arada taşır. Çoğunlukla atetoid ve spastik tip birliktedir.

Merkezi Sinir Sistemini Etkileyen Dejeneratif, Metabolik ve Genetik Kökenli Hastalıklar:

Motor gelişim geriliğine bağlı hareket ve fonksiyon kayıplarına yol açar. (Down sendromu, Subakut sklerozan panensefalit, Joubert sendromu, Rett sendromu, Prader-Willi sendromu, Williams sendromu vb. )

Mental Motor Retardasyon (MMR) (Mental Motor Gerilik):

Zekâ, duyu, algı ve motor bozuklukların çeşitli oranlarda bir arada görüldüğü durumu ifade eden genel bir başlıktır.

Doğuştan Kol Felci (Brakial Pleksus Yaralanması):

Doğum sırasında kola giden sinirlerin zedelenmesine bağlı olarak ortaya çıkan, hareket ve duyuyu etkileyen felç tablosudur. Tek taraflıdır. Etkilenen kolda tamamen bir felç tablosu olabileceği gibi ağırlıklı olarak elde ya da omuz çevresindeki kasların zayıflığı ile de seyredebilir.

5. Omurilik Kapanma Defektleri (Spina Bifida-Meningomyelosel):

Omuriliğin ve omurilik sıvısının dışarıya doğru kese şeklinde fıtıklaştığı ve bacaklarda tek ya da çift taraflı değişen derecelerde felçlere neden olan bir hastalıktır. Bazı hastalarda beyin omurilik sıvısının dolaşımının beyin içinde kapalı kalması sonucu beyinde birikmesi ve buna bağlı başın büyüdüğü (hidrosefali) görülebilir. Hidrosefali beyin gelişimini ciddi olarak engelleyebilecek bir durumdur.

Doğuştan Kas Hastalıkları:

İskelet kas yapısındaki bozulma ve buna bağlı ilerleyici kas güçsüzlüğü ile seyreden, doğumdan itibaren ortaya çıkan bir grup hastalıktır. Kas güçsüzlüğünün yanı sıra eklem sertlikleri, şekil bozuklukları ve ilerleyici sakatlık meydana gelebilir.

Travmatik Nedenli Merkezi Sinir Sistemi Yaralanmaları:

Çoğunlukla trafik kazası, yüksekten düşme, ateşli silah yaralanmaları gibi kazalar sonucunda oluşmakta ve sinir sisteminde geçici ya da kalıcı özre neden olmaktadır.

Süreğen Hastalıklardan Kaynaklanan Motor Gelişim Gerilikleri:

Doğuştan ya da sonradan oluşabilen, yaşam boyu devam eden ve /veya ilerleyici, ince ve kaba motor gelişim becerilerinde yetersizlik ortaya çıkaran durumları tanımlar (epilepsi, osteogenesis imperfekta ).

Özel eğitim Merkezimizde alanında uzman pedagog ve Özel eğitim öğretmenleriyle çocuk ve gençlerimize yönelik eğitim ve öğretim çalışmaları yapılmaktadır.

Bedensel engelleri nedeni ile sağlıklı kişilerden farklılaşan ve eğitim hizmetlerinden gereğince yararlanamayan bu bireylerde bilişsel, psiko sosyal ve duyusal gereksinimlerin yanı sıra hareket ve fonksiyonel yeteneklerin geliştirilmesi de büyük önem taşımaktadır.

Çeşitli nedenlerle kaba ve ince motor gelişim becerileri olumsuz yönde etkilenmiş bu kişilerin kendilerinden beklenen fonksiyonel hareket ve becerileri yerine getirmeleri değişik derecelerde kısıtlanmıştır.

https://edremit.bel.tr/engelsizsiniz/bedensel-engel-nedir-bedensel-engelli-kimdir

BEDENSEL ENGELLİLER İLE İLGİLİ FİLMLER

1. SOL AYAĞIM

Beyin felçli olarak doğan Christy Brown, hastalığı nedeniyle hareketlerini kontrol edemez ve tekerlekli sandalyeye mahkum bir yaşam sürer. Ancak çocukluğunda, sol ayağının felçten etkilenmediğinin farkına varması hayatını değiştirecektir. Christy sol ayağını kendine verilmiş bir şans olarak görür ve azmin de yardımıyla hastalığının etkilerini yenmeye çalışır. Bu çalışmanın sonucunda ise sakat vücudunun içinde gizli olan zeka ve yazma yeteneği ortaya çıkacaktır. Sadece sol ayağını kullanarak yazdığı romanlar ve şiirler, sonraki yıllarda Christy Brown’un İrlanda edebiyatının saygın isimleri arasına girmesini sağlayacak ve azimle çalışmanın sonucunda imkansız diye bir şeyin olmadığını tüm insanlığa gösterecektir. Christy Brown’ın ölümünden dokuz yıl sonra çekilen film, yazarın hayatından kesitleri anlattığı kitap olan Sol Ayağım’ın sinema uyarlamasıdır. Kimi zaman hüzünlü, kimi zaman eğlendirici olabilmeyi başaran filmin, azim ve umut hikayesi olarak vereceği evrensel mesajları var.

2. CAN DOSTUM

Geçirdiği kazadan sonra felç olan zengin aristokrat Philippe, cezaevinden çıkmış Driss’i bakıcısı olarak işe alır. Herkes Driss’in bu iş için uygun olmayacağını düşünürken, Philippe O’na inanır ve bir şans verir. Dünya dursa yan yana gelmeyecek olan bu iki karşıt dünya görüşünün çarpışmasının ve zamanla çılgın bir dostluğa dönüşmesinin, insanı derinden etkileyen hikâyesi.

3. İÇİMDEKİ DENİZ

Film, tam anlamıyla özürlüğüne düşkün bir adamın, 30 yılını yatağa mahkum geçirdikten sonra bu hayatına bir son vermek istemesini konu alıyor.

https://www.sinemalar.com/liste/430/fiziksel-engelliler-hakkindaki-filmler

BEDENSEL ENGELLİLER HAKKINDAKİ KİTAPLAR

1. İnsanın Esareti – W. Somerset Maugham

Somerset Maugham’ın başyapıtı olarak kabul edilen İnsanın Esareti, Modern Library’nin 20. yüzyılda İngiliz dilinde yazılmış en iyi yüz roman listesine dahil edilmiştir. Yazar, başlığını Spinoza’nın Ethica adlı yapıtının bir bölümünden aldığı romanında, gerçekle kurguyu iç içe geçirmiştir. Özyaşamıyla büyük ölçüde paralellikler taşıyan bu romanda, küçük yaşta öksüz kalıp akrabaları tarafından büyütülen, bir ayağı doğuştan sakat olan Philip’in uyum sağlamakta zorlandığı yatılı okul günlerinin ardından acılı olgunlaşma yıllarını anlatır. Önce muhasebeciliği deneyen, daha sonra sanat eğitimine yönelen Philip, en sonunda Londra’da tıp eğitimine başlar. Orada onu yıkıma sürükleyecek ve hayatını altüst edecek bir aşk macerası beklemektedir.

2. Kelebek ve Dalgıç – Jean Dominique Bauby

Kelebek ve Dalgıç, yaşanmış bir hikâyenin anlatısıdır. Jean-Dominique Bauby beyin kanaması geçirir; yolunda giden hayatı artık bir çıkmaza girmiştir. Onun için hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Artık vücuduyla yapabildiği tek şey, göz kapaklarından birini oynatabilmektir. İnsanlarla iletişim kurmak için kullanabileceği tek yol budur.

https://www.fikriyat.com/galeri/edebiyat/engelliler-icin-yazilmis-25-kitap

https://ilkevin.com.tr/3-aralik-dunya-engelliler-gunune-ozel-bas-kahramanlarinin-engel-tanimadigi-kitaplar/

ENGELİNE RAĞMEN BAŞARIYA ULAŞMIŞ İNSANLAR

Stephen Hawking – Motor nöron hastalığı

İngiltere’de doğan Stephen Hawking çocukluk yıllarını ailesi ile birlikte Londra’da geçirdi. Gayet sağlıklı ve başarılı bir öğrencilik hayatı olan Hawking, 11 yaşına geldiğinde Londra’dan biraz uzakta bulunan St. Albans’taki bir okula gitti. Bu okuldan mezun olduktan sonra babasının da etkisiyle Oxford University College’de eğitimini sürdürdü.

Hawking’in biyoloji uzmanı olan babası Frank Hawking de Oxford University’de eğitim görmüştü. Oğlunun da bu üniversitede eğitim almasını istiyordu ancak ailenin kısıtlı bütçesi nedeniyle Stephen’in okulun verdiği burs sınavını mutlaka kazanması gerekiyordu. İki güne yayılan sınav on iki buçuk saatlik teori ve fizik uygulama testlerinin ardından bir de mülakat sınavını içeriyordu. Üniversitede ders veren eğitmenlerin ve dekanın yaptığı mülakatın asıl amacı adayları daha yakından tanımaktı. Bu sebeple mantıklı veya mantıksız sorulan birçok soruya öğrencilerin zeki yanıtlar vermesini bekliyorlardı. Stephen girdiği teori sınavlarından oldukça yüksek puan almış ve mülakatı da başarıyla geçmişti. Birinci sınıf burstan yararlanma hakkını elde eden Stephen birkaç ay sonra Oxford University’e kaydolması için davet edildi.

1962 yılında Oxford’dan mezun olan Hawking, kozmoloji alanında araştırma yapmak için aynı yılın Ekim ayında Cambridge Üniversitesi’ne giriş yaptı. Albert Einstein’ın mirasçısı ve yaşayan en büyük zihin olarak gösterilen Stephen Hawking’in hayatındaki zorluklar da işte bu dönemden sonra başladı.

Stephen Hawking’in Hastalığının İlk Dönemleri

Hawking’in Oxford’daki son zamanlarında çok küçük belirtilerle kendini göstermeye başlayan hastalığı Cambridge’deki ilk günlerinde daha belirgin hale gelmişti. Zaman zaman ayağı takılıp düşüyor, ayakkabı bağını bağlamada güçlük çekiyor, hatta kavrama yeteneğini kaybettiğini hissederek elinde tuttuğu bir şeyi yere düşürüyordu. Bu küçük sakarlıklar önceleri görmezden gelindi. Belki de her insanın yapacağı sıradan aksaklıklar olarak düşünüldü. Ancak bir süre sonra durumun bu kadar da basit olmadığı anlaşıldı.

Yaşadığı bu sorunlar, arkadaşları ve hocaları tarafından fark edilmemişti; ancak ailesinin yanına gittiği bir dönemde anne ve babası ondaki tuhaflıkları hemen fark edip hastaneye götürdü. Henüz 20’li yaşlarında olan ve o zamana kadar girdiği her sınavda başarı sağlayan bu genç adam için, hayatını tamamen değiştirmeye sebep olan bir hastalık teşhisi konuldu.

Cambridge‘de eğitime başladığı zamanlarda bir yandan araştıracağı ve master yapacağı konu üzerinde duruyor, beynindeki sayısız ve sonsuz soruların cevaplarını bulmaya çalışıyor; bir yandan da yeni yeni kendini göstermeye başlayan hastalığıyla uğraşıyordu. Hawking için her şey yolunda giderken bir anda hayatında bir dizi olumsuzluklar kendini göstermeye başladı. Hastalığın etkilediği ilk yer ağız ve yutak bölgesiydi. Bu yüzden bazen sanki sarhoş olmuş gibi konuşmakta zorlanıyor, dili bir türlü söylemek istediği kelimeleri söyleyemiyordu.

Hawking, ALS (Amyotrofik Lateral Skleroz) adı verilen bir motor nöron hastalığına yakalanmıştı. Stephen Hawking’in hastalığı son derece ciddi, tedavisi olmayan ve yavaş yavaş bedeni bitiren bir hastalıktı; ama işin ilginç kısmı asıl kullandığı yer yani beyni bu durumdan etkilenmemişti. Bu yüzden de dur durak bilmeden düşünmeye, yeni teoriler kurmaya devam etti.

Yaşayan en büyük teorik fizikçi Hawking’in yakalandığı ALS hastalığı merkezi sinir sisteminde, omurilik ve beyin sapı bölgesindeki nöronların kaybı nedeniyle ortaya çıkan bir hastalıktı. Bu nöronların kabiliyetini yitirmesi beraberinde kaslarda güçsüzlüğe ve hatta erimeye yol açıyor. Kaslarda zayıflık ise ilk etapta ağız ve yutak bölgesini etkiliyor. Nitekim Hawking’in de en çabuk zarar gördüğü organı dili oldu ve ünlü fizikçi hastalığının erken evresinde konuşma yeteneğini kaybetmeye başladı.

Hawking’e danışman olarak Dennis Sciama verilmişti. İlk başlarda bu durumdan rahatsız oluyordu çünkü çalışmak istediği isim başka biriydi. Fakat kısa bir süre sonra Dennis Sciama’nın harika bir danışman ve başarılı bir bilim adamı olduğunu gördü. Aralarındaki kuvvetli iletişimin de etkisiyle ona her fırsatta sorular soruyor, bu başarılı eğitmenden tüm verimiyle yararlanmak istiyordu.

Jane Wilde ile Hayata Tutunuşu

Hawking yaşama enerjisini ve sevincini kaybetmişti. Herkesten uzaklaşıp, ölüm korkusunun sardığı bedeniyle tek başına kalmayı tercih ediyordu. Tam da istediği doğrultuda giden hayatı bir anda tepe taklak olmuştu. Bedenini yavaş yavaş çürüten bir hastalığa yakalanmış olma düşüncesi onu hızla depresyona çekiyordu. Böyle bir dönemde hayatının yönünü değiştiren, en zor anlarında bile yanında olan, yaşamına ışık gibi doğan bir isim çıktı karşısına.

Jane Wilde adındaki genç kadınla aralarında, hızla ilerleyen ve evliliğe kadar giden bir ilişki başladı. Stephen hastalığı sebebiyle evliliğe sıcak bakmıyordu; fakat Jane’in aşkı öyle büyüktü ki, hastalığın getireceği her türlü zorluğa göğüs germeye hazırdı. Nitekim öyle de oldu, Jane neredeyse tüm hayatını Stephen’a adamıştı. Eşinin tüm kişisel bakımını kendi yapıyor, yemeğini yediriyor, doktora aşamasında tezlerini daktilo ediyor, en önemlisi onunla birlikte olduğu için mutlu olduğunu hissettirebiliyordu.

Jane, Stephen ile evli olduğu süre boyunca üç çocuk sahibi oldu. Bazı zamanlar çocukların ve Stephen’ın bakımı, her şeye yetememe düşüncesi onu bir çıkmazın içine düşürüyordu; ama Stephen ödül aldıkça, her geçen gün dünyanın dört bir tarafından adı duyulmaya başladıkça bu başarıdan payını gurur duyarak alıyordu.

Jane’in tüm bu fedakarlıkları Stephen Hawking’in sayısız ödül almasına, bir çok kitap çıkarmasına, yeni teoriler üretip adını tüm dünyaya duyurmasına yetmişti. Eşinin yardımıyla eğitimini tamamlayıp doktorasını yaptı ve ardından profesör oldu. Hastalığı bedenini hızla ele geçirip, kullanılmaz hale getirmişti; ama zihni hala zehir gibi çalışıyordu. Eğer deneysel fizikçi olsaydı kariyeri çoktan biterdi; fakat teorik fizikçi olduğu için çalışmalarını yapmasına hiçbir şey engel olamadı. Bir süre sonra konuşma yeteneğini tamamen kaybetti, tekerlekli sandalyeye mahkum kaldı. Onun için özel tekerlekli sandalye üretildi ve yazıyı sese dönüştüren özel bir bilgisayar sistemi sayesinde çalışmalarını sürdürmeye devam etti.

Stephen Hawking’in Fizik Alanındaki Başarısı

Stephen ve Jane’nin 1967’de ilk çocukları dünyaya geldi. Her türlü olumsuzluğa rağmen bir yandan mutlu ailesinin tadını çıkaran Hawking, diğer yandan da kara delikler üzerinde yaptığı çalışmalarını sürdürüyordu. 1973 yılında kozmolojinin klasik teorilerini içeren akademik çevrelerde büyük yankı uyandıran The Large Scale Structure of Spacetime adındaki kitabı yayınlandı. 1978 yılında ise fizik alanında en saygın ödüllerden sayılan “Albert Einstein Ödülü” verildi.

Stephen Hawking ilk kitabının ardından yine evrenbilimi üzerine ortaya koyduğu teorileri ve çalışmalarını içeren birkaç kitap daha çıkardı. Kitapları 40 dile çevrilerek milyonlarca okuyucuya ulaştı. Doktorlar sadece 2 yıl ömür biçmişti; ama o hayata öyle meydan okudu ki tüm hesaplamaları reddetti. Yaşamla oturduğu pazarlıkta kazanan taraf o oldu. 20’li yaşlarda ortaya çıkan hastalığından bu yaşına kadar birçok saygın ödülün sahibi oldu.

Stephen Hawking’in Eğlenceli Kişiliği

Onu yakından tanıyanlar, ne kadar eğlenceli ve mizah yeteneği yüksek bir insan olduğunu söylüyor. Ek olarak heyecanı seven bir yapısı da olmalı ki 2007 yılında, 65 yaşındayken özel tasarlanmış bir uçuş sayesinde yerçekimsiz ortamda, tekerlekli sandalyesine bağlı kalmadan hayatının yolculuğunu gerçekleştirdi. Renkli bir kişiliğe sahip olan Hawking yaptığı bu yolculuktaki asıl amacını ise “İnsanlara ruhları engelli olmadıkça fiziksel engellerin onları durduramayacağını göstermek istiyorum,” sözleriyle açıkladı.

45-50 kilo arası ağırlıkta, başını bile tutamayan felçli bir bedenin tüm dünyaya adını duyurması, birçok alanda ödül alması ve bunları sadece aklı sayesinde yapması tek kelimeyle muhteşemliktir. Hayatta imkansız diye bir kelimenin olmadığının göstergesidir. Bana göre Prof. Dr. Stephen Hawking’in hayatı umudunu kaybetmiş her insana okutulmalı ve herkes bu başarılı hikayeden kendine bir ders çıkarmalıdır.

Christy Brown – Serebral palsi

Yirmi üç çocuklu duvarcı ailenin, hayatta kalabilen onüç çocuğundan biri olarak Dublin’de doğdu. Doğuştan beyin felçli olarak dünyaya gelmişti. Beyin felci kurbanı olduğu için konuşmasını ve hareketlerini kontrol edemiyordu; sol ayağı hariç.  Yaşamı boyu yardıma muhtaç olarak yaşaması, tekerlekli iskemleye mahkum olması, onun İrlanda edebiyatının büyük yazarları arasına girmesini engellemedi. Christy Brown büyürken aileyi sürekli olarak ziyaret eden sosyal hizmet görevlisi Katrina Delahunt, onun sanata ve edebiyata olan ilgisini keşfetmiş ve bu ilgiyi yeteneğe dönüştürebilmesi yönünde yardımcı olmuş. Christy, annesinden aldığı büyük destekle, tam olarak kontrol edebildiği tek uzvunu, sol ayağını kullanarak yazmayı ve çizmeyi öğrenmiş ve kısa bir süre içinde önemli bir ressam sayılabilecek duruma gelmiş.

Christy, çocukluğunda resmi bir eğitim görmemişse de, kilise okuluna devam etmiş. Edebiyat konusundaki yeteneği, işte bu sıralarda, ünlü yazar Dr. Robert Collis tarafından keşfedilmiş. Dr. Robert Collis, sonraları, kendisine bu yönde yardımcı olmuş ve “Sol Ayağım” adlı eserinin basılmasını sağlamış. Muhteşem bir hayal gücüne sahip olan Brown, duyarlı zekası sayesinde harikulade eserler yazdı. Christy Brown, sadece sol ayağını kullanarak yazdığı My Left Foot yani Sol Ayağım adını verdiği otobiyografi kitabını 1954 yılında yazdı. Christy Brown Sol Ayağım adlı kitabında; sol ayağıyla kalem tutmayı, konuşamamanın verdiği acizlikleri ve annesiyle babasının yardımıyla tekrar hayata ümitlendirilmesini anlatmaktadır. Christy Brown hayat hikâyesinin bulunduğu Sol Ayağım kitabında annesine sık sık teşekkür etmektedir. Ailesi onunla hep gurur duyduğunu belirtiyor. Sadece sol ayağını kullanarak yazdığı eserler onun dünya çapında bir üne kavuşmasını sağladı. Sadece sol ayak parmağını kullanarak, resim yapmayı ve daktilo kullanmayı öğrendi.
Kendi hayat hikayesini yazdığı Sol Ayağım ( baş rolünü Daniel Day-Lewis oynadı ve film çok büyük bir başarı kazandı ) filme alındı. Bu tarza yazdığı diğer kitabı da en çok satanlar listesine girmiştir. Londra’ya yaptığı birkaç ziyaret dışında bir kerede Amerika’ya giden yazar, tüm yaşamını Dublin’de geçirdi. Christy Brown, Mary Carr ile 1972’de evlendi. Christy Brown, İrlanda’nın başkenti Dublin’de 1981 de öldü.

“Sol ayağımı bağladım ve kaldırdım, onu artık kullanmayacaktım. Her anlamda, bu teslim olmak demekti ki ben, beyaz bayrağı sallamaya hazır değildim.”

“O’nun orada oturup ne hakkında yazacağını bulamaması ve benim burada cam kenarında, fikirler beynimde cirit atarken kalem tutamamam, sandalyeden fırlayıp sağa sola saldırarak koşma isteği uyandırdı.”

“Bütün mücadelem boyunca, diğer insanlarla iletişim kurma olayında konuşmak her zaman en büyük engelim olmuştur. Sakatlığımın bana en fazla acı veren yanını oluşturmuştur.”
(“Sol Ayağım” adlı kitabından alıntı)

https://paratic.com/stephen-hawking-basari-hikayesi/

https://www.insanokur.org/christy-brown/

BEDENSEL ENGELLİLER İLE İLGİLİ DOKÜMANLAR

BEDENSEL ENGELLİLER İLE İLGİLİ VİDEOLAR

Görme Engelliler

Özel Eğitim Alanı: Görme Yetersizliği

  Dış dünyayı algılamamız ve tanımamız için gerekli en önemli duyu organımızdan biri gözlerimizdirGözler bir insanın dünyaya açılan penceresidir. Bu duyunun yetersizliği normal yaşamı sürdürme de ve pek çok işlevi yerine getirmekte sorun yaşamamıza neden olur. Görme yetersizliğine sahip bireylerde bu problemleri en aza indirmek ve bireyin kaliteli bir yaşam sürmesini sağlamak için özel eğitim gereklidir. 

Görme yetersizliğinin eğitsel tanımı:

  • Görme yersizliğinden ağır derece derecede etkilenen, kabartma alfabesine, konuşan metinlere ihtiyaç duyanlar görme engelli yani kaba tabirle kör,
  • Mercekler, büyüteçler veya büyük puntolarla okuyabilenler az gören olarak tanımlanır.

Görme yetersizliği olan birey: Görme gücünün kısmen veya tamamen kaybından dolayı özel eğitim veya destek eğitim hizmetlerine ihtiyaç duyan bireydir.

Görme yetersizliğinin nedenleri:

  • Nadir olarak genetik geçişli olabilir.
  • Annenin gebelik sırasında geçirdiği ateşli hastalıklar, kullandığı ilaçlar, radyasyona maruz kalması,
  • Doğum anı travmaları, güç doğumlar,
  • Erken doğumlarda kuvözdeki bebeğe kontrolsüz oksijen verilmesi,
  • A vitamini eksikliği,
  • Frengi, şeker, kızamıkçık, menenjit vb. bazı iltihaplı hastalıklar,
  • Ev, iş, trafik kazaları gibi kazalar da görme engeline neden olabilmektedir.

    Görme yetersizliği olan bireylerin özellikleri:

    • Bilişsel yeteneklerde ve ya kavramsal gelişimde gecikme gözlenir.
    • Özellikle soyut düşünmede problemler yaşayabilir.
    • Alan kavramına ilişkin bilgileri daha çok dokunma duyusu aracılığıyla elde ederler.
    • Diğer duyu organları daha fazla gelişmiştir. Böylece dikkat yoğunlaşma ayrıntıları fark etme yeteneği geliştirmişlerdir.
    • Sosyal faaliyetlere özellikle müziğe ilgilidirler.
    • Zihinsel ve fiziksel gelişimlerinde bir gerilik ya da farklılık yoktur.
    • Bağımsız hareket etmekte güçlük çekerler.

      Görme yetersizliğinin belirlenmesinde anne babalara tavsiyeler:

      • Çocuğun gözlerinde anatomik sapmalar varsa
      • Görme alanındaki nesnelere ulaşamıyorsa objeler ve elleriyle oynayamıyorsa
      • Göz teması kuramıyor, cee oyunu ve bay bay gibi basit motor becerileri taklit etmiyorsa
      • Bunlarla birlikte baş ağrısı mide bulantısı, baş dönmesi, gözlerde kaşıntı, aşırı derecede gözyaşı ve bulanıklık gibi şikâyetler varsa

      Çocuklukta bu şikâyetlerin biri ya da bir kaçıyla karşılaşılması durumunda ebeveynler çocuklarını doktora götürmeli ve çocuğun görme probleminin olup olmadığının belirlenmesini sağlamalıdır.

      Görme yetersizliğinin belirlenmesinde öğretmenlere tavsiyeler:

      • Çocuk uzun süre aynı yere bakıyorsa
      • Gözlerini normalden farklı döndürüyorsa
      • Gözlerde kızarma yaşarma oluyor ve sık sık gözlerini ovup kaşıyorsa
      • Gözlerini ışıktan kaçırıyor ve gözlerde titreme oluyorsa
      • Etrafa amaçsız uzanıyor ve sık sık düşüyorsa
      • Renkli bir resmin renklerini ayıramıyorsa
      • Okurken bildiği harfleri birbirine karıştırıyorsa

      snellen testi  Aile bilgilendirilmeli ve tıbbi kontrole yönlendirilmelidir. Bu belirtilen davranışların dışlında okulda yapılan taramalarla görme sorunları olan bireyler belirlenebilir. İlköğretim ve daha ileri düzeydeki bireylerin görme keskinliği, üzerinde irili ufaklı kolları  farklı yönlere bakan E’lerden oluşan Snellen kartıyla ölçülmektedir. Görme  yetersizliğine sahip bireyler özel eğitimle birlikte, kendilerine yetebilen hayatlarını bağımsız yürütebilen birey olabilirler.    

https://www.dergipdr.com/gorme-yetersizligi-tanimi-nedenleri-ve-tavsiyeler-3935yy.htm  adresinden alınmıştır.

Görme Engelliler İle İlgili Dokümanlar

Görme Engellilere Yönelik Dokunsal Aktiviteler

Görme engellilerin eğitiminde, görme derecesine göre görme kalıntısından yararlanma
ve diğer duyu organlarını kullanarak öğrenmeye yönelik etkinlikler büyük önem
taşımaktadır. Görme yetersizliğinden etkilenen çocukların yetişkinleri gözleyip, taklit
etmede güçlükleri olacaktır. Çocuğun çevresindeki insanları dokunarak gözlemesi, çeşitli
hareketlerin hangi vücut bölümlerine ait olduğunu anlamasını sağlar. (Eğilme, çömelme,
tutma vb.) küçük motor becerilerin başarılması büyük ölçüde el-göz işbirliğine dayalıdır.
Görme engelli çocuklarda el-göz işbirliği yerine kulak-el işbirliğini geliştirecek etkinlikler
önemlidir. ( hareketli sesli nesneler, oyuncak bebekler, zilli toplar gibi) Az gören çocuklarda
ise, el-göz işbirliğindeki sınırlılıkları ortadan kaldıracak etkinlikler düzenlenmelidir. Küpleri
kavanoza biriktirme, küplerle kule yapma, çubuğa halka geçirme, makasla çizgi üzerinden
kesme, el-göz işbirliğini geliştirmek amacıyla (büyük ve karışık olmayan malzemeler)

Görme Engelliler İle İlgili Videolar

Üstün Zekalılar

 

Üstün Zekalıların Belirtileri ve Eğitimi

Zeka Nedir?

Akıl yürütme, analiz yapma, düşünme, yorumlama ve edindiği bilgiyi kullanarak yeni bir şeyler üretme becerisidir.

Harvard Üniversitesi’nde bilimsel çalışmalar yapan Amerikalı psikolog Howard Earl Gardner’ın çoklu zeka kuramına göre ise zeka hayatta karşılaşılan farklı durum ve olaylarda sorunların üstesinden gelerek problemleri çözme ve yeni çözümler üretebilme potansiyelidir.

Zekanın doğuştan var olduğunu ve zaman içerisinde ilgi duyulan alana yoğunlaşılarak ve çalışarak geliştirilebileceğini ortaya koyuyor.
Gardner zekanın tek bir faktörle açıklanamayacağını vurgulayarak sekiz zeka türünün olduğunu savunmaktadır. Bunlar: mantıksal – matematiksel zeka, sözel – dilsel, bedensel – kinestetik, görsel – uzamsal, müziksel – ritmik, sosyal ve doğacı zekadır. Varoluşsal zeka araştırılmaktadır.

Üstün Zeka Nedir?

Yaş gruplarından daha üstün performansa sahip bireyler için kullanılır. Yapılan araştırmalara göre toplumun %10’nu oluştururlar.

Zeka genetiktir. Genlerin %50 anneden, %50 babadan alındığı görüşünü savunanların yanı sıra %60 anneden geldiğini savunanlar da mevcuttur.

Zekâ Testleri

Günümüzde Türkiye’de VİSC-R 3-4 ve Stanford Binet zeka testleri yapılmaktadır. Bu testler uluslararası geçerliliği olan ve Türkiye’ye uyarlanmış testlerdir. Aileler bu testlere bağlı kalmamalı. Çocuk alanında uzman kişiler tarafından da gözlemlenmelidir.

Üstün Zekalıların Belirtileri

1.Genellikle erken yaşta kendiliğinden okumayı öğrenir. 2,5-3 yaşlarında.
2.Çok soru sorar, adeta sorularla çevresindekileri bıktırır.
3.Yetişkinlerle vakit geçirmeyi sever.
4. Motor becerileri sever.
5.dağınıktır ama bu dağınıklık içerisinde bir düzeni vardır.
6. Genellikle az uyur.
7.Kontrolü elinde tutmaya çalışır.
8.Tat duyusu erken yaşta gelişmiştir.
9.Yeme problemi olur, genellikle yiyecek seçer.
10.Yaşıtlarına göre sosyal olaylara karşı daha duyarlıdır.
11.Meraklıdır.
12. Adalet,eşitlik gibi konularda hassasiyet gösterir ve haksızlığı asla kabul etmez.
13.Sebatkardır, tuttuğunu koparana kadar devam eder.
14.Kolaylıkla uç noktalara kayabilir, uçlarda yaşayabilir.
15.Mizah yetenekleri vardır.
16. Avukat gibi kendi görüşünü savunur.
17.İlgi alanı çeşitli ve yoğundur.
18. Öğrendiklerini sentezleyip yeni şeyler üretme çabasındadır.

Zekâ Testinin Sakıncaları

Zeka testleri, çocuğun akademik başarısını sözel ve görsel olarak ölçer. Oysa zeka çok geniş kapsamlıdır. Testten yüksek puan alması çocuğa ekstra yük yükler. Başka bir sakıncası ise çocuğun hiç bilmediği ortamda, tanımadığı uzman tarafından performansının ölçülmesidir. Çocuk ortama ve uzmana güven duymayabilir. O günkü ruh hali performansını etkiler. Sadece test yaptırmak çok geniş bir zihinsel kapasiteyi sınırlandırmak anlamına da gelir.

https://www.erdempsikiyatri.com/ustun-zekalilarin-belirtileri-ve-egitimi adresinden alınmıştır.

Aileye Öneriler

  • 1) Üstün yetenekli çocukların yeteneklerini besleyip geliştirmekle beraber her yönden örnek bir insan olarak yetişmeleri sağlanmalıdır. Bunun için de onların üzerinde düşünecekleri, yapacakları araç ve gereçler sağlanmalıdır.
  • 2) Çocuğun, asla evin patronu olmasına izin vermemeli, ancak kararları almada katılımı ve evde sorumluluk alması sağlanmalıdır.
  • 3) Ailede çocuklardan bir tanesi üstün yetenekli, diğerleri normal ise bu ailede bir sorun vardır. Bu sorun dikkatle ele alınmazsa bundan hem üstün yetenekli çocuk hem de normal düzeydeki çocuk zarar görecektir.
  • 4) Üstün yetenekli, niteliğinden dolayı aile içinde daima okşanıp övülürse şımarabilir, kendini beğenebilir, kısacası “üstünlük duygusu” geliştirir. Diğer yandan normal çocuk, kendini küçük görebilir, kendisinin değeri olmadığı kanısına kapılabilir. Buna benzer bir sorun da anne-babaların normal çocukların davranışları için tanıdıkları sınırsızlığa karşı, üstün yetenekli çocuk için koydukları kısıtlamadan doğar. Bu da diğer kardeşleri gibi rahat hareket edemeyen üstün yetenekli çocuğun küskünlüğüne neden olur.
  • 5) Üstün yetenekli çocuklar cinsiyet, ölüm, hastalık, savaş, parasal konular gibi yetişkin sorunlarına yaşıtlarından önce ilgi duyarlar ve duyarlıdırlar. Bu alanlardaki deneyimlerinin eksikliği sonucu, sorunları çözmede güçlüklerle karşılaşırlar, ana-babalar onlara bu alanlarda gerekli yardımları yapmalıdır.
  • 6) Üstün yetenekli çocuğun ilgi alanlarının çeşitliliği unutulmamalıdır. Ancak ilgisini belli bir konuda uzun süre yoğunlaştıramayabilir. Bu nedenle çocuğun ilgilerini destekleyerek, bir konuya daha uzun süre ayırmasını sağlamak, ana-babalara düşen bir görevdir.

Üstün Zekalı Bireylerin Aileleri ve Öğretmenleri İle Yapabilecekleri Etkinlikler

  1. Karşılaştırmalı Zıtlık:

Kitaptaki iki karakter, tanıdığı iki insan, iki televizyon şovu, iki köpek arasındaki benzerlik ve farklılıkların neler olduğunu sormak.

2. Farklı Yollarla Gruplama Yapmak:

Sevdiği televizyon şovları, tanıdığı insanları, oyuncakları, içecekleri, günün saatleri, duyguları, kıyafetleri, farklı geometrik şekilleri gruplama konusunda farklı yollar bulmasına olanak vermek.

3. Tahmin Etme Becerisini Geliştirmek:

Bir televizyon şovunda “Sonra ne olacak?”, kitapta, insanların yaşamı konusunda “Ne düşünüyorsun?” veya “Bu çocuk kızgın mı?”, “Sence ne düşünüyor?” gibi tahminlerde bulunmasını istemek.

4. Farklı Oyuncaklar:

Değişik oyuncaklar sunmak ve bu materyallerle özgün tasarımlar üretmesine fırsat vermek.

5. Eğer Olursa …:

Dışarıda çimlerin üstüne bir parça ekmek bırakırsak” veya “Büyükannene mektup göndermek istersen” veya “Eğer insanlar uçabilseydi”, “Bütün arkadaşlarına kızsaydın ne olurdu?” gibi sorular sormak.

Üstün Zekalı Bireyler için: BİLSEM

Bilsem Nedir?

Bilsem, Bilim ve Sanat Eğitim Merkezlerinin kısaltılmış ismidir. İlkokullarda sınavla tespit edilen özel yetenekli öğrencilerin örgün eğitim kurumlarındaki eğitimlerini aksatmayacak şekilde bireysel yeteneklerinin farkında olmalarını sağlamak ve sahip oldukları kapasitelerini geliştirerek üst düzeyde kullanmalarını sağlamak amacıyla devlete bağlı olarak açılmış olan özel eğitim kurumlarıdır. Türkiye genelinde her ilde bir bilsem olmakla birlikte nüfus yoğunluğuna göre büyük şehirlerde birden fazla bilsem olabilmektedir.

Nasıl Başvurulur?

Bilim ve Sanat Eğitim Merkezlerine öğrenci seçimi Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından her yıl belirlenen tarihlerde yapılan sınav sonuçlarına göre yapılmaktadır. Bu sınav ilkokul 1., 2. ve 3. sınıf düzeyindeki öğrencilere tablet üzerinde dijital olarak yapılmaktadır. Bu sınava 2017 yılına dek bireysel olarak başvuru yapılamıyordu. Diğer senelerden farklı olarak 2017 – 2018 Eğitim Döneminde veliler, sınav ücretini yatırdıktan sonra sınıf öğretmeninden gözlem formunu doldurmasını talep edebilecek. Aslında dolaylı bir şekilde Bilsem sınavı başvurularının bireysel olarak yapılmasının önü açıldı. Sınava katılacak olan öğrenciler okullarındaki sınıf öğretmenleri tarafından doldurulan “gözlem formu” listesiyle aday gösterilmektedir.

Aday Gösterildikten Sonra Ne Yapmak Gerekir?

Aday gösterilen öğrencilerin tümü grup tarama sınavına (tablet üzerinde yapılan dijital uygulama) girmelidir. Öğrencinin bu sınava ne zaman gireceği il tanılama sınav komisyonu tarafından planlanacak ve öğrencilere randevu verilecektir. Grup tarama uygulaması tüm Türkiye’de tamamlandıktan sonra yetenek alanları bazında sonuçlara göre ülke ortalaması belirlenerek, bireysel değerlendirmeye hak kazanan öğrenciler MEB kurumsal web sitesinden ilan edilecektir. Bireysel değerlendirmeye hak kazanan öğrencilere il tanılama sınav komisyonu tarafından MEBBİS-BİLSEM işlemleri modülü üzerinden randevu verilecektir.

 BİLSEM’de Sınav Sonuçları Nasıl Değerlendiriliyor?

Grup tarama uygulaması aşamasında başarılı olan öğrenciler, bireysel değerlendirmeye alınıyor. Bu değerlendirmeler genel zihinsel, resim ve müzik alanlarında ayrı ayrı yapılıyor. Barajı geçen öğrenciler, BİLSEM’e girmeye hak kazanıyor.

 BİLSEM’de Nasıl Bir Eğitim Programı Uygulanıyor? 

Öğrenciler BİLSEM’e kayıt yaptırdıktan sonra ilk olarak düzeyleri belirleniyor. Ardından beş aşamalı bir eğitim alıyorlar. Eğitimler, uyum (oryantasyon) programı, destek eğitimi programı, bireysel yetenekleri fark ettirme programı, özel yetenekleri geliştirme programı ve proje üretimi/yönetimi programı başlıkları altında veriliyor. 

 BİLSEM’de Eğitimler Hangi Zaman Dilimlerinde Veriliyor?

Bilsem’ lerde eğitim-öğretim; birinci dönem (Eylül-Ocak), ikinci dönem (Şubat-Haziran) ve Temmuz, Ağustos (yaz okulu, öğrenci kampları) aylarını kapsayacak şekilde yılda üç dönem halinde düzenlenir. Öğrenci kayıtlı olduğu örgün eğitim okulunda sabahçı ise öğleden sonra Bilsem’ de, öğlenci ise sabah Bilsem’ de ve tam gün eğitim görüyorsa akşam BİLSEM’ de olacak şekilde eğitime alınır. Her eğitim döneminde devamsızlık süresi eğitim süresinin %30’ unu geçemez. Mazeret göstermeksizin bu süreyi aşan veya programa katılmayan öğrencilerin kaydı silinir.

BİLSEM’e Devam Eden Öğrencilerin Başarısı Nasıl Ölçülüyor?

Bilim ve Sanat Merkezlerinde öğrencilere, akademik başarıyı ölçmeye yönelik herhangi bir işlem uygulanmaz, sınav yapılmaz, ölçme ve değerlendirmelerde puan ya da not kullanılmaz. Uygulanan eğitim programlarının her aşamasında Gözlem Formları kullanılarak izleme ve değerlendirme yapılır ve programın sonunda programı tamamlayan öğrencilere “Program Tamamlama Belgesi” verilir.

BİLSEM, Her Şehirde Bulunuyor Mu?

İlki 1996’da kurulan BİLSEM, Türkiye’nin bütün şehirlerinde var. Hatta nüfusun yoğun olduğu illerde birden fazla merkez bulunuyor.

Üstün Zekalılar İle İlgili Dokümanlar

Üstün Zekalılar İle İlgili Filmler

Can Dostum

Will Hunting genel iq’nun çok çok üzerinde bir zeka seviyesine sahip, MIT’de temizlikçi olarak çalışan genç bir çocuktur. Temizlik yaptığı akşamlardan birinde, bir sınıfın tahtasında yazılı olan bir matematik sorusuna denk gelir. Çözülmesi neredeyse imkansız olan bu problemi rahatlıkla çözen Will, sessizce ortadan kaybolur. Kısa zaman içerisinde problemi yazan profesör tarafından keşfedilen Will bu başarısını diğer sorularda da sürdürecektir. Ancak bir kavga sebebiyle hapis cezasına çarptırılan gencin, bu beladan kurtulabilmek için profesöre ihtiyacı vardır.

Küçük Adam Tate

Fred 7 yaşında, üstün zekaya sahip ve hiç arkadaşı olmayan bir erkek çocuktur. Devlet okulunda okumakta ve dahiyane özellikleri nedeniyle arkadaşları tarafından dışlanmaktadır. Ortalama zekaya sahip, maddi olanakları çok iyi olmayan annesiyle yaşamaktadır. Annesi onun dahi özelliklerinin farkındadır ama ona çeşitli testler uygulanmasını istemez ve normal bir çocukluk geçirmesi istemektedir.

Masum Hamleler

7 yaşındaki Josh Waitzkin, satranca oldukça meraklıdır. Annesi bir gün çocuğundaki bu yeteneği keşfeder ve geliştirmesi için ortam hazırlamaya çalışır. Josh’ın ilgisini başlarda göremeyen babası ise, onun yeteneğini fark edince oldukça şaşırır. Ailesi artık onun daha başarılı olabilmesi için o dönemin ünlü satranç ustasıyla Josh’a ders vermesi için anlaşırlar. Josh, parkta parasına satranç oynayan, teorik alt yapısı fazla olmayan bir sokak satranççısı ile kendine teorik bilgiler veren satranç hocasının eğitiminde gelişimini sürdürmektedir.

Sözcüklerin Gücü

Akeelah Anderson doğal yetenekleri olan Los Angeleslı bir kız çocuğudur. En büyük yeteneği kelimeler ile oynamaktır. Dr. Larabe’nin yönlendirmesiyle ulusal çapta şöhrete kavuşacağı, okullar arası bir turnuvada yükselme sürecine girer. Herkesi derinden etkileyecek olan bu süreç sadece basit bir yarışma değil, insanların birbirine güvenini de tazeleyecek olan benzersiz bir deneyim olacaktır. Matrix film serisinin efsanevi karakteri Morpheus bu defa çok farklı bir rolde karşımıza çıkıyor.

Küçük Dahi

Vitus başka bir gezegenden gelmiş gibidir. Beş yaşındaki bu oğlan duvar gibi sağırdır, mükemmel piyano çalar ve ansiklopedi okumaya bayılır. Anne-babasının geleceği hakkında planlar yapması pek de şaşırtıcı değildir. Onlar Vitus’ün piyanist olmasını ister. Ama küçük dahi, tuhaf büyükbabasının atölyesinde oynamayı tercih eder. Normal bir çocuk olmayı ve uçmayı düşler. Sonunda, herkesi şaşırtan bir hamleyle, hayatının dizginlerini kendi ellerine alıverir… 2006 Oscar’larına İsviçre’nin aday adayı olan bu zekice kurgulanmış, duygusal komedide Mozart, Scarlatti, Liszt, Schumann ve Bach’ın eserleri var; çalan da başroldeki çocuk oyuncu Teo Gheorghiu

Üstün Zekalılar İle İlgili Kitaplar

Üstün Yetenekli Çocukları Anlamak (Faruk Levent)

Bu kitap, üstün yetenekli çocukların özelliklerini ve bu çocukların eğitimini farklı açılardan ortaya koyarak bu alana ilişkin toplumsal farkındalığın oluşmasına katkı sağlamak için yazılmıştır.

Kitabın temel hedef kitlesini; üstün yetenekli çocuğa sahip olan anne-babalar, öğretmenler, üniversite öğrencileri, akademisyenler ve politikacılar oluşturmaktadır.

Kitapta, ilgili literatürde yer alan bilgiler; üstün yetenekli çocukların, öğretmenlerin, anne ve babaların ifadeleriyle desteklenmektedir.

Kitabın içinde cevabını bulabileceğiniz sorulardan bazıları şunlardır:
– Üstün yetenekli çocuklar hangi özelliklere sahiptir?
– Üstün yetenekli çocuklar nasıl fark edilir?
– Türkiye’de üstün yeteneklilerin sayısı kaçtır?
– Üstün yetenekli çocukların ihtiyaçları nelerdir?

Ben Farklıyım (Cheri Fuller)

Öğrenme Özürlü Çocuk Yoktur, Öğrenme Farklılığı Vardır!

Çocuğunuzun öğrenme tarzı, onun parmak izleri kadar özeldir.

Bir sınıfta, tahmin edebileceğinizden çok daha fazla öğrenci, anne-babalarından ve öğretmenlerinden farlı bir öğrenme tarzına sahiptirler. Fakat bu asla çocuğunuzun öğrenme özürlü olduğu anlamına gelmez.

Geçek şu ki, “öğrenme tarzı farklı” öğrenciler, genellikle sınıftaki en zeki ve kabiliyetli öğrenciler arasındadır. Fakat ebeveyn ve öğretmenleri tarafından öğrenme tarzının farkına varılmadığı takdirde nice dahiler okul yıllarında sorunlar yaşamaktadır.

Farklı Olduğumu Biliyordum (Tara Stuart & Audrey Beste)

 Dünyamızda değişik bilinç düzeyleri ile ilgili farkındalığın arttığı bir dönemdeyiz. Bu kitap, yetenekli ve üstün yeteneklilerin yaşadıkları ve sergiledikleri problemlerin kaynağına inerken onların yaratıcılık, duygusallık, duyarlılık, bilinç üstü farkındalık ve sezgilerle dolu iç dünyalarını anlamamızı sağlamaktadır.

Anneler, babalar, veliler, öğretmenler, eğitim uzmanları, psikolojik danışmanlar ve çocuklarla ilgilenen herkes için…

Üstün Zekalı Olarak Büyümek (Barbara Clark)

Bu kitap, okulöncesi dönemden ortaöğretime kadar olan süreçte üstün zekalı çocukların kimler olduğunu, bu çocukların nasıl üstün zekalı olduklarını ve bu çocukların gelişimlerini ve öğrenmelerini destekleyen yöntemleri sizlerin bilgisine sunmaktadır. Sunulan bu bilgiler ile hem anne-babalar hem de eğitimciler, evde ve okulda çocukların zeka ve yeteneklerinin en üst düzeyde gelişimi için yapılması gerekenler konusunda kendilerini daha donanımlı hissedeceklerdir.

Üstün zekalı ve yeteneklilerin eğitimi alanında Amerika Birleşik Devletleri’nde en çok satan kitaplardan biri olan ve alanda uluslararası üne sahip Barabara Clark tarafından yazılan bu kitap, alanda yetkin bir ekibin titiz çalışması sonucu Türkçe’ye kazandırılmıştır. Bu kitap, en güncel araştırma verileri ile desteklenmiş kapsamlı içeriği ile üstün zekalı ve yetenekliler alanındaki derslerde ders kitabı olarak okutulabilecek bir kitaptır.

Üstün Zekalılar İle İlgili Videolar

İşitme Engelliler

Bireyin herhangi bir frekansta verilen sesi işitmemesi durumunda “işitme engeli” var demektir. İşitme engeli ve tiplerinin farklı dereceleri bulunmaktadır.
Duyma yetisini tamamen yada kısmen kaybetmiş kişilere “İşitme engelli” denir.
İşitme engeli olan birey, işitme engelinden dolayı özel eğitimi gerektiren kişidir.

İşitme engeli ise işitme duyarlılığındaki azalmanın bireyde ortaya çıkardığı yetersizlikler durumudur. İşitme engelli birey işitme kaybına bağlı olarak dil, iletişim, bilişsel gibi gelişim alanlarında yetersizlik yaşayan bireyi tanımlamaktadır.

İŞİTME KAYBININ NEDENLERİ:
İşitme kaybı doğum öncesi, doğum sırası ve doğum sonrası olmak üzere yaşamın üç
farklı döneminde ortaya çıkabilir.
İşitme kaybı doğum öncesi, doğum sırası ve doğum sonrası olmak üzere yaşamın üç
farklı döneminde ortaya çıkabilir.

Doğum Öncesi Nedenler:
• Hamilelik döneminde annenin geçirdiği enfeksiyon veya hastalık (özellikle kızamıkçık, kabakulak, sarılık …)
• Hamilelik döneminde annenin röntgen çektirmesi
• Hamilelik döneminde annenin ototoksit ilaç ve alkol kullanımı
• Hamilelik döneminde geçirilen kazalar
• Kan uyuşmazlığı
• Genetik faktörler
• Akraba evliliği

Doğum Anı Nedenler:
• Doğum sırasında meydana gelen komplikasyonlar (kordon dolanması, oksijensiz kalma …)
• Düşük doğum ağırlığı
• Erken doğum
• Bebekte kan değişimini gerektiren sarılık
• Doğum sırasında baş, boyun ve kulakta görülen zedelenme

Doğum Sonrası Nedenler:
• Orta veya iç kulak yapılarında zedelenme
• Çocukluk hastalıkları (havale, menenjit, kızamıkcık, kızıl…)
• 3 aydan fazla süren kronik orta kulak iltihabı (otit)
• Çocukluk yaralanmaları (kafatası kırıkları, çatlakları, baş veya kulaklara şiddetli darbe, çok yüksek sese maruz kalma ve zarar verecek şekilde kulağa sokulan cisimler)
Bunlara rağmen işitme yetersizliğinin nedeninin bilinemediği durumlar da vardır.

Erken Tanının Önemi

* Engelin erken tanılanması işitme engelli çocuğun psikolojik, sosyal, zihinsel gelişimi yönünden çok önemlidir.
*Çocuğun iletişim becerileri artar, sosyal uyumu gelişir.
*Ailenin çocuğun durumundan bir an önce haberdar olup, buna uyum sağlamasına yardımcı olur.
*Çocuğun eğitiminde kolaylık sağlar.
*Sağaltım açısından avantaj sağlar.
*İşitme cihazları erken takılır.
*TedEngelin erken tanılanması işitme engelli çocuğun psikolojik, sosyal, zihinsel gelişimi yönünden çok önemlidir.
*Çocuğun iletişim becerileri artar, sosyal uyumu gelişir.
*Ailenin çocuğun durumundan bir an önce haberdar olup, buna uyum sağlamasına yardımcı olur.
*Çocuğun eğitiminde kolaylık sağlar.
*Sağaltım açısından avantaj sağlar.
*İşitme cihazları erken takılır.
*Tedavide kolaylık sağlar.avide kolaylık sağlar.

İşitme Kaybının Belirtileri

*Konuşmalarda ve diğer seslerde belirgin bozukluk
*Söylenenleri anlamakta güçlük çekmek
*Söylenenlerin birkaç kez tekrarlanmasını istemek
*Televizyonun ve radyonun sesini fazla açmak
*Toplu konuşmalardan çekilmek uzaklaşmak
*Konuşurken sürekli yüze bakma
*arkadan seslenildiğinde duymakta zorluk çekme
*Bebeklerde seslere tepkisiz olma

İşitme Kaybının Tedavi Yöntmleri

*İşitme kaybı olan bireylere uzmanlarca işitme cihazları önerilmektedir.
*Geçici işitme kayıplarında uzman doktor kontrolünde ilaçlar kullanılmaktadır.
*Bazı tür işitme kayıpların da koklear implant takılarak tedavi youna gidilir.

İşitme kaybının derecesine göre sınıflandırma: Çok ileri derecede işitme
kaybı olan ve işitme cihazı kullanması zorunlu olanlar işitmeyen, hafif ve orta
derecede işitme kaybı olanlar ağır işiten olarak tanımlanmaktadır.

İşitme Engelli Birey İle İlgili Bilgilendirmeler

İşitme Engelliler Okuduklarını Anlayabiliyor Mu?

İşitme engellilerin ana dili işaret dilidir, Türkçe sonradan öğrendikleri ikinci dildir.

Kendi dillerini çok iyi biliyor olsalar da Türkçe’ de okur-yazar oranı oldukça düşüktür.

İşaret dili dilbilgisi yapısı, Türkçe’ ye göre farklı olduğu için okuduklarını anlama noktasında zorluk yaşarlar.

İşaret dilindeki kelime haznesi Türkçe’ ye göre oldukça zayıftır. bu yüzden birçok kelime işitme engellilerine yabancı gelebilir.

Ör: “Ayakkabı” kelimesini bilirken “pabuç” kelimesi onlara yabancı gelebilir.

-Destek Eğitim Programları-
Özel Öğrenme Güçlüğü Destek Eğitim Programı
Dil ve Konuşma Güçlüğü Destek Eğitim Programı
Yaygın Gelişimsel Bozukluklar Destek Eğitim Programı
Fizyoterapi Programı
İşitme Engelli Destek Eğitim Programı
Zihinsel Engelli Bireyler Destek Eğitim Programı

İşitme Engelli Film Önerileri

Benim Dünyam; sadece karanlığı görebilenlere, karanlığın anlamını baştan yazdıranların hikayesidir. 1950’li yıllarda Büyükadası’nda geçen hikayede, 2 yaşındayken görme ve duyma yetisini kaybeden bir kız çocuğu, gerçek dünyaya dair hiçbir şey bilmeden büyür. Dış dünyaya karşı da tamamen uyumsuz olan Ela, kendisini engellilere adayan Mahir Hoca ile tanıştıktan sonra, kendisine yabancı olan bir dünyaya kapılarını açacaktır.

Deniz, babasının zorlamasıyla Nurperi ile evlecektir. Otilia konseri için Nurperi’nin yatıyla bir hafta öncesinden Burgazada’ya giden Deniz, burada dalış yaptığı sırada Güneş ile karşılaşır. Deniz, Güneş’in işitme engelli olduğunu düşünür ve onunla iletişim kurabilmek için işaret dili öğrenmeye karar verir. Genç adam işaret dili ile iletişim kurmaya başlayınca Güneş de onun işitme engelli olduğunu düşünmeye başlar. İkisi arasında kısa sürede büyük bir tutku oluşur. Deniz, babası, Nurperi ve Güneş’in gizli aşığı Doruk’a rağmen kalbinin sesini Güneş’e duyurmak için çabalar.

Küçük yaşta annesini kaybeden ve babası tarafından yetiştirilen Barfi, sağır ve dilsiz olarak doğmuş; ancak hayat dolu ve son derece pozitif biri olarak büyümüştür. Aynı zamanda bir hayli haylaz bir genç olan Barfi’nin başı sık sık derde girmektedir. Yaşadığı şehre taşınan Shruti Ghosh isimli genç kadınla tanıştığında ise daha önce hiç karşılaşmadığı duygularla tanışmaya başlar. Barfi, üç ay içerisinde başka biriyle evlenecek olan Shruti’ye ilk görüşte vurulur, Shruti de zamanla ona karşı bir şeyler hissetmeye başlar. Ancak ortada büyük bir sorun vardır. Shruti, ailesi ve çevresi tarafından büyük tepkilere maruz kalır. Ailesi, kızlarının ‘normal’ biriyle evlenmesini ve ‘normal’ bir hayat sürmesini istemektedir ve bu birlikteliğin gerçekleşmesine izin vermeyecektir. Yıllar sonra yolları tekrar kesiştiğinde Barfi’nin kalbinde başka biri vardır; Shruti içinse seçim yapma zamanıdır… Hint sinemasının son dönemdeki en ses getiren yapımlarından biri olan Barfi!, ülkesinin sınırları dışından da bol övgü almıştı.

2005 yapımı güzel bir Hint/Amerikan filmi. Hayatını karanlıkta yaşamaya mahkum sağır ve kör bir kızın, öğretmeni sayesinde hayatın abece’sini öğrenmesinin konu edildiği, dram yönünün sömürülmeyip sadece ortaya konulduğu, sürükleyici ve izlenesi bir eser. Kızlarına belli kalıpların içerisinde baktıkları için başarılı olamayan bir aileye, öğretmen bakış açısının bolluğu ile karşılık veriyor ki bu sayede imkansızı -bu da asla öğrencisine öğretmediği bir kelime- başarıyor.

İşitme Engelliler Kısa Film

CODA

 Children Of Deaf Adults kısaltması olan ve ebeveyni işitme engelli olup kendisi işitme engelli olmayan; iki dil ve iki kültürle yaşayan çocuklardır.
Coda olan çocuklar; anne ve babalarının kulağı, dili oluyor. Küçük yaşlarda sorumluluk alıyorlar ve anne babalarının dış ilişkilerinde köprü görevi görüyorlar…

Çocuklar İçin Bilinçlendirici Çizgi Filmler

Samsung Electronics Türkiye, 0-5 yaş aralığındaki işitme engelli çocukların okul öncesi eğitimlerini desteklemek adına Çocuk Eğitim Derneği (ÇED) ile yeni bir proje hayata geçiriyor. Ses Getirenler Projesi’yle işitme engelli çocukların erken çocukluk ve okul öncesi dönemde akranlarıyla paralel bir gelişim göstermeleri hedefleniyor.

0-5 yaş aralığındaki işitme engelli çocukların gelişimlerini sürdürebilmeleri için mümkün olan en erken yaşta bakımverenleri ve aileleri tarafından özel bir eğitime tabi tutulmaları gerekiyor. Bu süreçte ailelerin, işitme engelli çocuklarını nasıl eğitecekleri konusunda bilinçlendirilmesi ve desteklenmeleri önem taşıyor.

İşitme Engeli Olan Bireylerin Başarıları

LUDWİG VAN BEETHOVEN

Klasik müziğin dünyaca kabul gören dehası Ludwig van Beethoven 17 Aralık 1770’te Almanya’nın Bonn şehrinde dünyaya geldi. Klasik dönemden romantik döneme geçiş sürecine büyük katkı sağladı ve gelmiş geçmiş en ünlü ve en etkileyici bestecilerden biri olarak kabul edildi. 9 senfonisi, 5 piyano konçertosu, 32 piyano sonatı, 16 yaylı dörtlüsü ve hayatı boyunca yazdığı tek opera olan Fidelio en çok bilinen eserlerindendir. Almanya’nın Bonn şehrinde doğan ve çok küçük yaşlardan itibaren müziğe karşı olan yeteneği babası ve ilk müzik öğretmeni olan Johann van Beethoven tarafından fark edilen Beethoven daha sonra besteci ve orkestra şefi Christian Gottlob Neefe ile çalışmalarına devam etti. 21 yaşında Viyana’ya yerleşti ve orada Joseph Haydn ile çalıştı aynı zamanda virtüöz piyanist olarak şöhret kazandı. Ölene kadar Viyana’da yaşamını sürdürdü. Yirmili yaşlarının sonlarına geldiğinde işitme sorunları yaşamaya başladı. Hayatının son zamanlarında neredeyse tamamen sağır oldu. 1811 yılında 41 yaşında orkestra şefliğini ve halka açık konserler vermeyi bıraktı. Fakat beste yapmaya devam etti. En çok takdir edilen eserlerini hayatının son 15 yılında besteledi. 26 Mart 1827’de Avusturya Viyana’da vefat etti.

Mandy Harvey

Mandy Harvey işitme engelli bir şarkıcı ve söz yazarı. Duyu yetisini kaybettiğinde üniversitede konservatuvar okuyordu. Şimdiyse zeminden hissettiği titreşimler ve kas hafızası yoluyla şarkı söylüyor. 18 yaşındayken işitme duyusunu kaybeden Mandy Harvey, duyusunu kaybettikten sonra uzun süre bir şey yapmamış, ancak daha sonra kendini müziğe vermiş.
Muscle memory ( yani sıklıkla tekrarladığımız hareketlerin bir süre sonra refleks haline gelmesi) sayesinde iç kulaktan aldığı titreşimler ve akort cihazları yardımıyla şarkı söyleyebilmek için uğraşmış ve başarmış. Mandy ritmi hissedebilmek için ise ayakkabılarını çıkarıyor ve çıplak ayaklarını kullanıyor.

İşaret Dili

İşaret Dili işitme veya konuşma engellilerin aralarında iletişim kurabilmek için el hareketlerini, yüz mimiklerini ve bir bütün olarak vücut dilini kullanarak oluşturdukları sessiz, görsel bir dil. Dilsel ve işitsel yetisini kullanamayan sağır ve dilsizler ise kendi aralarında iletişim kurmak için el hareketleri ile mimiklerini kullanırlar. Jestlerle ve mimiklerle yapılan bu işaretlerin tümüne işaret dili denir.

İletişim kurmak insanlar arasındaki zorunlu durumlardan biridir. Her insan kendini anlatmak ve karşısındakini anlamak için ortak bir iletişim paydasında buluşmaktadır. İnsanlar arasındaki iletişim dilsel ifadelerle, vücut diliyle ve karşılıklı etkileşimle meydana gelir.

İşaret Dili İle İlgili Videolar

İşaret Dili Tarihçesi

İşaret Dili Temel Kavramlar

İşaret Dili Alfabesi

İşaret Dili Selamlaşmalar

İşitme Engelli Bireylerin Ailelerini Bilgilendirme

İki grupta ele alınmaktadır.
Bunlar;
A-Sağırlar: Gerekli düzeltmelerden sonra ana dilini konuşmayı olağan yollardan öğrenmeyi engelleyecek kadar fazla ve bu yüzden özel eğitim gerektiren çocuklardır.
B-Ağır İşitenler: Düzelttikten sonra, iyi işiten kulağındaki işitme kayıpları olağan yollardan ana dilini öğrenmesini ağırlaştıracak derecede olup bu yüzden özel eğitimi gerektirenler ağır işitenlerdir.

AİLELERE ÖNERİLER

1)Doğal ve açık ifadelerle konuşulmalı, ses tonu fazla yükseltilmemelidir.

2)Davranışsal iletişimden (dokunma gibi durumlar) kaçınılmalı ve işitme engelli –çocuğun işitme kalıntısını kullanabilmesi için sözel iletişim kurulmalıdır.

3)Çocuğun hareketleri istenmeyen şekilde olursa hayır diyerek ikaz edilmeli, eğer çocuk sözel cezadan anlamıyorsa yüz ifadenizi değiştirerek istenmeyen bir hareket yaptığının farkında olunmasına yardımcı olunmalıdır.

4)İşitme engelli çocukta normal işiten çocuk gibidir. Diğer çocukların arasına, oyunlarına katılmak ister. Bu nedenle çocuğun sahip olduğu engeli, onun sınıfta bulunmadığı bir zamanda, sınıf arkadaşlarına anlatılmalıdır.

5)İşitme engelli çocuğa konuşmayı kazandırmak için ~tek tek sözcükleri öğretmek yerine günlük doğal ortamlardan yararlanın. En kolay ve kalıcı öğrenme yaşantılarımız aracılığıyla kazanılan öğrenmedir.

6)İşitme engelli çocuğu konuşması için zorlamayın; ama onda konuşma ihtiyacı yaratın. Çocuğu konuşması için zorlamanız onda bıkkınlık yaratacaktır. Konuşmaya ihtiyaç duymasını sağlamak gelişimi için çok daha önemlidir.

7)Çocukluktan ergenliğe geçişte işitme engelli gençlerde işitme engelinden dolayı işiten akranlarıyla arkadaş edinmede güçlükler, cihaz takmada isteksizlik gibi sorunları görülebilir. Bu sorunlar çocuğunuzla kuracağınız yakın ve içten bir iletişim giderilebilir.

8)Çocukluktan ergenliğe geçişte işitme engelli çocuklarında mutlaka yapamadıkları, beceremedikleri şeyler vardır. Gelin biz onların yapamadıklarına beceremediklerine değil de yapabileceklerine güçlü yönlerine bakalım, onları geliştirmeye çalışalım.

9)Çevrenizden size birçok öğüt, fikir verenler olabilir. Sizler ancak deneyimlerine ve bilgisine güvendiğiniz kişilere ve uzmanlara danışın, onların söylediklerini dikkate alın.

ÖĞRETMENLERE ÖNERİLER

1)İşitme engelli çocuklar için sınıfta en uygun oturma yeri sağlanmalı, öğretmene en yakın bulunan ve onu en iyi şekilde görebileceği bir yere oturtulmalıdır.

2)İşitme engelli çocukla iletişim kurarken ona dinlemesi ve düşünmesi için zaman tanıyın, çocuğun ne söylediğinizi anlayıp anlamadığını araştırın, çocuğa bazı şeyler sorun ve size doğru cevap verip vermediğine bakın.

3)İşitme engelli çocukların kendilerini anlatma zorlukları olduğundan, sınıfta onlara daha fazla zaman ayırın ve kendisini ifade edebileceği farklı yollan anlamaya çalışın.

4)İşitme engelli çocukların ilgi-yeteneklerini en iyi şekilde kullanabilmeleri için çocuğu pek çok yönü ile değerlendirin ve ona en uygun olan eğitim programlarını saptayın. Bu durum aile ve diğer derslere giren öğretmenlerle işbirliği yapılarak ortaya çıkarılır.

5)İşitme engelli (ağır işiten) işitme cihazı kullanıyorsa müzik yeteneğini geliştirmeye ve program dışı grup faaliyetlerine katılmaya teşvik edin.

6)İşitme engelli çocuklar öğretmeni tarafından zamanında fark edilmez ve gerekli önlem alınmazsa bu engelinin dışında bir takım uyum güçlükleri geliştirebilirler. İşitme engelli çocuk bu engelini gizlemek için yalnızlığı yeğler. Sınıf içinde geçen konuşma, tartışma, soru ve direktifleri anlamayabilir. Bu anlamayış onu alay konusu haline getirebilir. Öğretmen bunları dikkate alarak, sınıfta bazı önlemler almalıdır

7)İşitme engelli olan çocuklar sınıftaki etkinlikleri ya gözle ya da sürekli ve zorunlu bir dinlemeyle izlemeye çalışacaklarından ötürü bu çocuklar diğer öğrencilerden daha çabuk yorulabilirler. Bu husus öğretmen tarafından dikkate alınmalıdır.

http://www.panisitme.com/icerik/83/isitme-engellilerin-egitiminde-aileye-tavsiyeler.aspx

İŞİTME ENGELLİLER KİTAP ÖNERİLERİ

İçimdeki Müzik – Sharon M. Draper

İngiltere’nin saygın edebiyat ödüllerinden Coratta Scott King ödüllü yazar Sharon M. Draper’dan hüzün ve umut dolu soluksuz okunacak bir roman. Gerçek bir yaşam öyküsünden ilham alınarak kaleme alınmış. 11 yaşındaki Melody’nin hastalığının adı Spastik ikili kuadripleji yani beyin felci. Yürüyemiyor, konuşamıyor, tekerlekli sandalyeye mahkum. Hiçbir uzvuna komut veremeyen bu küçük kızın beyni ise mükemmel işliyor. Hikâye Melody’nin öğretmenlerine, arkadaşlarına, komşularına kısaca dış dünyaya kendini kanıtlama çabasını anlatıyor. İncelikli, naif, akıcı, komik ve ilham verici bir eser. Sesini asla unutamayacağınız bu cesur kızla tanışmaya hazır mısınız?

İşitme Engellileri İçin Etkinlikler

1)YARATICI DRAMA ETKİNLİĞİ

Yaratıcı drama etkinliklerinde çocuk dil ve iletişim becerilerini, problem çözme
becerisini ve yaratıcılığını geliştirir. İşitme engelli çocuk, başkalarıyla dramatik oyun
oynarken diğer çocukların da kendisiyle aynı veya farklı duygu ve düşünceleri olduğunu
öğrenir. Etkinlikte farklı roller alarak sosyal etkileşim yönünden yeni deneyimler kazanır.
Özellikle kaynaştırma eğitiminde yaratıcı drama çalışmaları, çocukların birbirlerini
tanımaları açısından önemlidir.

2)SANDALYE KAPMACA
İşitme engelli çocukların, sesi ve sessizliği fark etmesi için uygun bir oyundur. İlk
zamanlarda, sesi duymasa bile, işiten veya daha iyi işiten arkadaşlarını taklit ederek sesin
varlığı ya da yokluğuna göre hareket edildiğini taklit ederek anlamaya başlar.
Öğretmen, çocuklara oyunu anlatır. Çocuk sayısından bir eksik sandalye, daire
oluşturulacak şekilde konulur. Çocuklar sandalyelerin dışında beklerler. Müzik çaldığında,
sandalyelerin etrafında dans ederek, dolaşırlar. Müzik durduğunda, sandalyeye otururlar.
Ayakta kalan çocuk, kenarda ritim tutarak arkadaşlarının oyununu izler. Sona kalan iki
çocuk ve tek sandalyeye en son oturan çocuk, alkışlanır ve müzik açıp kapatma hakkını
kazanır. Bu şekilde oyun devam eder.

TEKERLEMELER

İki kiraz aldım.
Kulağıma taktım.
Kirazları yedim.
Saplarını attım.

İşitme Testi

İşitme testi bir diğer adıyla odyometri testi ne kadar ses işitebildiğinizi ölçer. Bu testlerin uzman bir odyometrist tarafından yapılması önem taşır.

İşitme testinin türleri nelerdir?

İşitme testinin (odyometri testi) 4 farklı türü bulunmaktadır. Bunlar; saf ses odyometrisi, konuşma odyometrisi, timpanometri ve akustik refleks testleridir. 

Saf ses odyometrisi

En sık uygulanan işitme testidir. Saf ses odyometrisi, her iki kulağın farklı frekanslarda duyabildiği minimum ses şiddetini belirler. 

Konuşma odyometrisi

Kulağın temel görevi olan insan sesinin duyulması ve değerlendirilmesi, konuşma odyometrisinin temelini oluşturmaktadır. 

Timpanometri

Orta kulağın basıncını ölçen timpanometri testinde dış kulak yoluna hava basıncı uygulanarak orta kulak ve kulak zarı hareketliliğinin ölçülmesi sağlanır. 

Akustik refleks testleri

Orta kulaktaki stapes kasının, akustik uyaranlara verdiği yanıta akustik refleks denir. Beyin sapı düzeyine kadar işitme yolları hakkında bilgi verir.

İşitme kaybının dereceleri nelerdir?

Bir bireyin işitme kaybının miktarı hafif, orta, ileri düzeyde veya ağır olarak derecelendirilir. Bunun seviyelerini gösterecek olursak:

Normal işitme:

  • 20 dBHL’ye kadar düşük sesleri işitebilirsiniz.

Hafif işitme kaybı:

  • Duyma yeteneği daha iyi olan kulağınızdaki işitme kaybı 25 – 39 dBHL arasındadır. Gürültülü ortamlarda konuşulanları takip etmekte bir miktar zorlanırsınız.

Orta dereceli işitme kaybı:

  • Duyma yeteneği daha iyi olan kulağınızdaki işitme kaybı 40 – 69 dBHL arasındadır. İşitme cihazı olmadan konuşulanları takip etmekte zorlanırsınız.

İleri düzeyde işitme kaybı:

  • Duyma yeteneği daha iyi olan kulağınızdaki işitme kaybı 70 – 89 dBHL arasındadır. Güçlü işitme cihazları veya implant gerekir.

Ağır işitme kaybı:

  • Duyma yeteneği daha iyi olan kulağınızdaki işitme kaybı 90 dBHL’den başlar. Daha çok dudak okuma ve/veya işaret dili veya implant kullanımına ihtiyaç duyarsınız.

İşitme Engelliler İçin Gözlük

Düzce’de lise son sınıf öğrencileri Ömer Berkay Biçen ile Dağhan Akyürek’in yolları, Düzce Bilim ve Sanat Merkezi’nde kesişti. İki öğrenci özellikle engelli bireylerin toplumda nasıl daha rahat hareket edeceği ve iletişim kuracağı konusunda çalışma yapmaya başladı. İki öğrenci de işitme engelli bireylerin topluma daha kolay entegre olması ve iletişim kurması için gözlük tasarladı. Gözlük sayesinde cep telefonlarına kurulan yazılım, sesi yazıya dönüştürüyor. Gözlükteki panellerden cama yansıtılan yazılar, işitme engelliler tarafından okunabiliyor.

İki liselinin geliştirdiği gözlük projesinin de içinde yer aldığı video, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk tarafından sosyal medyada “Gençlik nereye gidiyor? sorusunun cevabı müsaadenizle bir video ile vermek isterim” başlığı altında paylaşılınca gözlüğü tasarlayan Ömer Berkay Biçen ile Dağhan Akyürek ilgi odağı haline geldi.

Proje hakkında bilgi veren Ömer Berkay Biçen, “Arkadaşımla beraber işitme engelliler için bir gözlük tasarladık. Bir beyin fırtınası çalışması sırasında bu fikri bulduk. Beraber konuşurken bu fikir ortaya çıktı” dedi.

Dağhan Akyürek ise, “İşitme engelliler için proje yapmamızın sebebi günlük hayatta iletişim konusunda sıkıntılar çekiyorlar. İşaret dili kaçımız biliyoruz? Ayrıca çok fazla işitme engelli birey var. Okuyarak daha hızlı iletişime geçmenin daha kolay olduğunu düşündüğümüz için bu projeyi yaptık” diye konuştu.

Gözlüğün çalışma prensibi hakkında bilgi veren Akyürek, “Gözlük karşıdan aldığı sesi ardinyo aracılığı ile yazıya çeviriyor. Yazıya çevirdiği bilgiyi ekrana aktarıyor. Ekran sayesinde de gözlük üzerindeki optik sistemden cama yansıyor. O camdan da gözlüğü takan kişi yazıyı okuyup karşıya geri bildirim verebiliyor. Bu sayede iletişime daha kolay geçmiş oluyor” dedi.

VİDEOLAR

https://www.instagram.com/p/CL8opJ_qKCq/?igshid=1citr83dhbqyv
https://www.instagram.com/p/Buie1GHgHgG/?igshid=1pb6x8iuq721o

Dokümanlar

Farkında olalım, farkındalık yaratalım…

Kaynaştırma Eğitimi

  2018 yılında güncellenen Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliğinde kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitim uygulamaları “Özel eğitim ihtiyacı olan bireylerin her tür ve kademede diğer bireylerle karşılıklı etkileşim içinde bulunmalarını ve eğitim amaçlarını en üst düzeyde gerçekleştirmelerini sağlamak amacıyla bu bireylere destek eğitim hizmetleri de sunularak akranlarıyla birlikte tam zamanlı ya da özel eğitim sınıflarında yarı zamanlı olarak verilen eğitim” olarak tanımlanmıştır.

  Dünya’da ve artık yavaş yavaş ülkemizde de özel gereksinimi olan bireylere fırsat eşitliğinin sağlanmasına yönelik birçok girişimde bulunulmaktadır. 80’li yıllardan sonra AB tarafından hazırlanan sözleşmelerde ve stratejilerde yetersizliği olan bireylerin toplumdaki diğer bireyler gibi eşit haklara sahip olduklarının ve bu bireylerin toplumla daha fazla bütünleşmesi için gerekli önlemlerin alınması gerektiğinin vurgulandığı görülmektedir. Bu girişimler ülkemizde bazı yasal düzenlemelerin geliştirilmesine katkı sağlamıştır. Aşağıda ülkemizde kaynaştırma/bütünleştirmeye ilişkin çıkarılan yasal düzenlemeler hakkında kısaca bilgi verilecektir.

Özel Eğitimde Kaynaştırma Öğrenci Nedir? Kaynaştırma Uygulamaları ve Amacı

  Kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitim yapılan okullarda özel eğitime gereksinimi olan öğrencilerin eğitim performansları ve gereksinimleri doğrultusunda BEP’lerini (Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı) hazırlamak amacıyla BEP geliştirme biriminin oluşturulması zorunludur. Özel eğitime gereksinimi olan öğrenciler kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitimlerini akranlarıyla birlikte aynı sınıfta tam zamanlı ya da özel eğitim sınıflarında yarı zamanlı olarak sürdürebilir. Özel eğitime gereksinimi olan öğrenciler tam zamanlı kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitim verilen sınıflara eşit sayıda ve her bir şubede 2 öğrenciyi geçmeyecek şekilde yerleştirilir. Bu sınıflarda öğrenciler genel eğitim programını takip ederler. Öğrenci için bireyselleştirilmiş eğitim programı (BEP) okulda uygulanan genel eğitim programına dayanılarak hazırlanır. Öğrenciye gereksinim duyduğu derslerde destek eğitim verilir. Destek eğitim verilebilmesi için okulda destek eğitim odası açılır. Öğrencinin destek alacağı dersler ve haftalık ders saati BEP geliştirme birimi tarafından belirlenir. Destek eğitim odasında alınan derslerin saati toplam ders saatinin %40’ını aşmamalıdır. Destek eğitim, okulun ders saatleri içinde ya da dışında planlanabilir.

https://www.ahenkrehabilitasyon.com/ozel-egitimde-kaynastirma-egitimi/ adresinden alınmıştır.

Kaynaştırma öğrencisi nedir?

Öğrenmesiyle ilgili özel durumu, devlet hastanesinden heyet raporuyla belgelenen çocuğa kaynaştırma öğrencisi deniyor. Kaynaştırma öğrencisi olarak özel eğitim alacak çocukların özellikleri 5 başlık altında incelenir. Bu çocukların aşağıdaki tabloda verdiğimiz özelliklerin bir kısmını taşımaları beklenir.

Fiziksel ÖzellikleriSosyal ÖzellikleriAkademik özellikleriKişilik ÖzellikleriAile ve Çevre Özellikleri
Öz bakımını yapamamasından kaynaklanan olumsuz dış görünüşDuygu ve düşünceleri dile getirememekSoyut kavramları öğrenmede güçlükKendine güvensizlikYetersiz ekonomik durum
DurgunlukDurumlara basit tepkiler vermekDikkatsizlikBaşarılı olmaya karşı isteksizlikEğitim düzeyinde düşüklük
El-göz koordinasyonu eksikliğiKonuşma eksikliğiİşitsel ya da görsel başarıSorumluluk almaya karşı isteksizlikFazla çocuk sayısı
HareketsizlikYeni durumlara ayak uyduramamakBaşarısızlık karşısında hemen yılmakBenlik duygusunda zayıflıkGergin aile içi ilişkiler
İçgüdüsel hareketler ve tiklerZayıf sosyal ilişkiler kurmakGrup çalışmalarında başarısızlıkSaldırganlıkÇocuğun geleceği hakkında kaygı duyma
Yürümede ve dengede bozuklukEtkinliklere katılmamak, sorumluluk almamakSınırlı ilgi alanıKaramsarlık
Yetersiz beden gelişimi, baş ve vücut arasında oran farkıKısa süren heveslere sahip olmakŞiddet eğilimi
İşitme, konuşma, görmede veya zihinde gerilikAlınganlıkÇabuk kırılma
Nezaket ve görgü kurallarına uymamak

Bu bağlamda;

Kaynaştırma Eğitimi Hakkında Sorular ve Cevaplar - HangiSoru.com

Kaynaştırma Eğitimi Nasıl Uygulanır?

Kaynaştırma türleri 3’e ayrılır:

Tam zamanlı kaynaştırma: Bu tür eğitimde çocuk normal sınıfta, tam gün eğitim alır. Bu sınıflarda eğitim alan çocukların engel oranı düşük, iletişim özellikleri biraz daha gelişmiş olmalı ve en az 15 dakika yerinde oturabilmelidir.

Yarı zamanlı kaynaştırma: Bu eğitimde çocuk özel eğitim almaya devam eder ancak bazı dersleri yetersizliği olmayan akranlarıyla birlikte, aynı sınıfta alır ya da etkinliklere katılır.

Tersine kaynaştırma: Bu eğitim tarzında ise çocuğun herhangi bir yetersizliği yoktur, talep edilirse kaynaştırma sınıflarında eğitim görebilir.

Çocuk uygun sınıflara yerleştirildikten sonra, ciddi bir ayrım yapılmadan eğitime başlanır. Bu sınıflarda kaynaştırma öğrencisi olan her çocuğun kendi özel eğitim programı vardır ve öğretmenler, bu programlar doğrultusunda öğrenimi sürdürürler. Bu süreç içerisinde çocuk, hem kendi özelliklerine göre eğitim alır hem de kaynaştırma öğrencisi olmayan diğer çocukların öğrenme stiline aşina olur.

Bu aşamada öğretmenin kaynaştırma öğrencisinin eksiklikleri kadar yeterliliklerini de bilmesi önemlidir. Örneğin, bir çocuğun görsel öğrenimi daha iyiyse çeşitli materyaller kullanarak eğitime dahil etmesi çocuğun başarısını arttırır. Yani temel olan, çocuğun her yönüyle eğitimci tarafından tanınmasıdır.

Öğretmenin sabrı, bilinci ve yeterliliği de kaynaştırma eğitimde önemli bir husustur.

  • Çocuğu teşvik etmek,
  • İlgisini daimi tutmak,
  • İletişim kurmak,
  • Ayrımcılık yapmamak,
  • Destek vermek,
  • Aileyi ve diğer öğrencileri bilinçlendirmek,
  • Yönetime geri bildirimler yapmak,
  • Çocuğun yeteneklerini en iyi şekilde kullanmasını öğretmek öğretmenin görevidir. Bu yüzden doğru eğitimciyle çalışmak, kaynaştırma öğrencisinin başarısını yükseltecektir.

https://www.anneysen.com/1-6-yas-cocuk/makale/cocuk-gelisimi-kaynastirma-egitimi-nedir_378 adresinden alınmıştır.

kaynaştırma eğitiminin engelli çocuğa faydaları nelerdir

KAYNAŞTIRMA EĞİTİMİ NEDEN ÖNEMLİDİR?

Kaynaştırma eğitimi ile özel gereksinimli çocuklar kendi akranlarıyla birlikte eğitim alabilmektedir. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocukların yeteneklerini doğru kullanabilmesi ve normal hayata karışması için kaynaştırma eğitimi alabilir. Bu sayede çocukların kendine güveni artar, sınıf ortamı çocukların gereksinimlerine göre düzenleneceği için sınıf içindeki başarı oranı artar, çocukların takdir edilme ve sorumluluk duyguları gelişir.

Kaynaştırma uygulamaları, dil ve konuşma geriliği olan çocukların iletişim ve konuşma becerilerinin gelişmesini sağlar. Kaynaştırma eğitimi alan öğrencinin sınıfında bulunan diğer öğrencilerinde farkındalık düzeyi artmış olur. Özel gereksinimli öğrencilerin farkına varırlar ve onlara nasıl davranmaları gerektiğini öğrenirler.

Bu sayede empati duyguları da gelişir. Bu çift yönlü iletişim hem özel gereksinimli öğrenciyi hem de sınıfında bulunan diğer öğrencileri olumlu yönde geliştirir ve kişiliklerine olumlu katkı sağlar.

 https://www.atlantisrehabilitasyon.com/idet/22/27/kaynastirma-egitimi-neden-onemlidir-kimlere-uygu#:~:text=Kayna%C5%9Ft%C4%B1rma%20uygulamalar%C4%B1%2C%20dil%20ve%20konu%C5%9Fma,%C3%B6%C4%9Frencilerinde%20fark%C4%B1ndal%C4%B1k%20d%C3%BCzeyi%20artm%C4%B1%C5%9F%20olur. adresinden alınmıştır.

Kaynaştırma Eğitimi İle İlgili Dokümanlar

Kaynaştırma Eğitimi İle İlgili Videolar

Özel Çocuklarımızla Eğlenceli Etkinlikler

ÖZEL ÇOCUKLARIMIZLA EĞLENCELİ ETKİNLİKLER KİTABI 1. CİLT

ÖZEL ÇOCUKLARIMIZLA EĞLENCELİ ETKİNLİKLER KİTABI 2. CİLT

ÖZEL ÇOCUKLARIMIZLA EĞLENCELİ ETKİNLİKLER KİTABI 3. CİLT 

Yukarıda belirtilen etkinlik kitaplarına ulaşabileceğiniz web sitesi adresi

https://orgm.meb.gov.tr/www/oceet-ozel-cocuklarimizla-eglenceli-etkinlikler-takvimi/icerik/1307

Özel Gereksinimli Ailelerin Evde Yapabilecekleri Eğitsel Etkinlikler

Son günlerde salgın haline gelen ve dünyayı saran corona virüsten korunma amacıyla, birçok devlet tarafından koruyucu önlemler alınmış durumda. Bu önlemler kapsamında birçok ülkede eğitim online yapılmaya başlandı. Normal gelişim gösteren çocuklar bir şekilde eğitimlerinden geri kalmamak için gerek ebeveynler tarafından gerekse devletler tarafından oluşabilecek eğitim boşluğu doldurmak için alternatifler üretildi ve üretilmeye devam edilmektedir.

Bilindiği gibi her çocuğun özel durumu farklıdır. Evde yapılabilecek genel etkinlikler ve yaklaşım açılarını sıralayıp, hangisinin uygun olup olmadığını belirleyip evde uygulamak siz değerli ebeveynlere düşer.

Yaklaşım Açısı Önerileri

  1. Öncelikle havanın güzel olduğu günlerde etkinlikler için mümkün olduğunca balkon, ev müstakilse bahçe de kullanılabilir. Açık alan bir nebze olsun çocuğun rahatlaması için yarar sağlayabilir.
  2. Özellikle otizmli çocukların yaşantısında rutin ve rutinin dışına çıkıldığında bu durum onlarda krizlere neden olabilmektedir. Bu durumda mümkün olduğunca yalıtılmış bir ortama alınmalı ve daha önce gösterilmeyen tolerans gösterilmelidir.
  3. Duştan önce bebek yağı tarzı yağlarla masaj ve egzersizler yapılabilir. Bu durum onların rahatlamalarını sağlayacaktır.
  4. Birey sorumluluk alabilecek düzeyde ise ev içerisinde sorumluluk verilebilir. Alacağı görevler ile vaktini dolu geçirebilir.
  5. Teknoloji kullanımı kontrol altında tutulmalı, farkında olmadan ekrana bağımlı hale gelebilirler. Bilindiği gibi tv, tablet gibi cihazlar birçok çocuk için, içerisinde olumsuzluklar taşımaktadır.
  6. Mümkün olduğunca oyunlar kurulmalı ve birlikte oyun oynanmalıdır.
  7. Uyku düzenleri sağlanmalı, rutin takıntısı olmayan çocuklarda gün içerisinde yapılacaklar önceden tasarlanmalıdır.
  8. Çocuklar evde kaldı diye ebeveynler psikolojilerini altüst etmemeli, krizi fırsata çevirmek için günlük planlar yapılmalı ve eğitimcilerden telefon üzerinden danışmanlık hizmeti almalıdır.
  9. Çocuk spor yapabilecek düzeyde ise evde yapılabilecek basit spor egzersizleri yapılabilir.
  10. Yapılacak etkinlik, oyun vb. ne varsa çocuğun ilgi alanına dönük olmalı, çocuğun hoşuna gidebilecekler yapıldığı zaman hem çocuk sıkılmaz hem de vaktini verimli geçirmiş olursunuz.

Etkinlikler Önerileri

  • Evdeki koltuk çarşaf vb. eşyalarla çadırlar kurulup evcilik oynanabilir.
  • Çocuk yapabiliyorsa yapılacak yemekler birlikte yapılabilir. Sorumluluk verip çocuğu desteklemek, çocuğun başarı duygusunu geliştirir.
  • Hamur oyunları ile şekiller yapıp ince motor becerileri geliştirilebilir. Yaptığı her şekil için ödül verilip onların başarılarını destekleyebilirsiniz.
  • Misket oyunu oynayıp karşıdaki bir nesne hedef alınıp. El göz koordinasyonu desteklenebilir.
  • İpten makarna taneleri geçirip ince motor geliştirilebilir.
  • Körebe saklambaç tarzı oyunlar oynanabilir.
  • Resimler çizilebilir veya kavram öğretimi için kavram kartları kullanılabilir.
  • Kuklalarla veya karaoke dediğimiz mikrofonla dil konuşması desteklenebilir.
  • Birlikte evin içerisi toplanabilir. Varsa odası, oda içerisinde görev verilebilir. Eşya dolabı vb. düzenlemeler yaptırılabilir.
  • Evdeki atık kâğıtları elinizle sıkarak kartopu haline getirebilirsiniz. Bu kartopu şeklindeki kâğıtları çocuğunuzun atış yapabileceği bir mesafeye koyduğunuz sepete atabilir ve eğlenceli vakit geçirebilirsiniz.
  • Masaya içinde nohut, boncuk, ataç, lastik gibi farklı nesneleri koyarak bu nesnelerin renkleri, şekilleri, büyükleri ve uzunlukları hakkında konuşabilirsiniz.
  • Kutuya koyacağınız bir nesneyi 10 soru sorarak ya da ipucu vererek çocuğunuzun bu nesnenin ne olduğunu tahmin etmesini isteyebilirsiniz.
  • Farklı renkte mandalların bulunduğu bir sepetten çocuğunuzun bir mandal almasını isteyin. Aldığı mandalla aynı renkte olan eşyaları bulmasını ve onları size göstermesini isteyin. Çocuğunuzla renkler ve gösterdiği eşyalar üzerine konuşabilirsiniz. 
  • Tüy, pamuk, kalem, kâğıt, kitap, oyuncak araba gibi farklı ağırlıktaki nesneleri dağınık bir şekilde çocuğunuzun önüne koyun. Sonra da bu eşyalar üfleyerek hareket ettirmesini isteyin. Hareket eden nesnelerin neden hareket ettikleri, hareket etmeyen nesnelerin neden hareket etmedikleri, ağırlıkları üzerine sohbet ederek vakit geçirebilirsiniz. Bunun yanında çocukla farkına varmadan nefes çalışmaları yapmış olursunuz.
  • İçine farklı nesneler (mercimek, nohut, un, fasulye tanesi, boncuk) koyduğunuz balonlardan çocuğunuzun bir tane almasını ve dokunarak balonun içinde ne olduğunu tahmin etmesini isteyebilirsiniz. Böylece tahmin becerisini geliştirmiş olursunuz.
  • Evde bulduğunuz bazı nesneleri (kalem, bant, şişe kapağı, silgi vs.)  bir kutuya koyup  çocuğunuza “bu ….. olmasa ne olurdu? Bu başka nerelerde kullanılabilir?” gibi sorular sorarak, çocuğunuzun hayal gücünün gelişimine katkı sağlayabilirsiniz.
  • Taklit becerilerini geliştirmek için karşılıklı oturup yaptığınız hareketleri yapmasını sağlayabilirsiniz.
  • Çocuğunuzdan gözlerini kapatmasını ve eline verdiğiniz nesnenin nasıl bir dokusu olduğunu tahmin etmesini isteyebilirsiniz.
  • Yerde yüzme etkinliği yapılıp hayal dünyasının ve taklit becerilerinin gelişimini sağlayabiliriz.
  • Karton, mukavva tarzı kağıtlarla şekiller yapıp. Makas kullanma becerisi geliştirilebilir.

http://www.otizmli.org/ozel-gereksinimli-ailelerin-evde-yapabilecekleri-egitsel-etkinlikler/ adresinden alınmıştır.

Ailelere Öneriler

ÖZEL EĞİTİMDE EĞİTSEL TANILAMA VE YERLEŞTİRME SÜRECİ

Tanılama, Özel Eğitime ihtiyacı olan bireylerin; yeterli ve yetersiz yönleri ile bireysel özelliklerini ve ilgilerini belirlemek amacıyla tıbbi, psiko-sosyal ve eğitim alanlarında yapılan değerlendirme sürecidir.

Özel eğitim gerektiren bireylerin tanılanması ve eğitim hizmetlerinin belirlenmesinde iki tür modelden yararlanılmaktadır. Bunlar ‘’TIBBİ TANILAMA’’ ve ‘’EĞİTSEL TANILAMA’’ dır.

TIBBİ TANILAMA

Tıbbi verilerin ve psikometrik ölçümlerin esas alındığı tanılama modelidir. Bu tanılama modelinde, yetersizliğin olup olmadığı belirlenmekte, yetersizliğe neden olan zedelenmenin yeri, derecesi, zedelenmeye yol açan etmenler, süreğen olup olmadığı ya da ilerleyip ilerlemediği gibi özellikler tespit edilmektedir.

EĞİTSEL TANILAMA

(1) Eğitsel değerlendirme ve tanılama sürecinde, eğitsel amaçla bireyin tüm gelişim alanındaki özellikleri ve akademik disiplin alanlarındaki yeterlilikleri ile eğitim ihtiyaçları belirlenerek en az sınırlandırılmış eğitim ortamına ve özel eğitim hizmetine karar verilir.

(2) Bireyin eğitsel değerlendirme ve tanılaması rehberlik ve araştırma merkezinde oluşturulan özel eğitim değerlendirme kurulu tarafından nesnel, standart testler ve bireyin özelliklerine uygun ölçme araçlarıyla yapılır. Tanılamada bireyin; tıbbî değerlendirme raporu ile zihinsel, fiziksel, ruhsal, sosyal gelişim öyküsü, tüm gelişim alanlarındaki özellikleri, akademik disiplin alanlarındaki yeterlilikleri, eğitim performansı, ihtiyaçları, eğitim hizmetlerinden yararlanma süresi ve bireysel gelişim raporu dikkate alınır.

(3) Eğitsel değerlendirme ve tanılama; eğitimin her tür ve kademesindeki geçişler ile bireylerin eğitim performansı ve eğitim ihtiyaçları dikkate alınarak veli ya da okulun/kurumun isteği üzerine gerektiğinde tekrarlanır.

(4) Eğitsel değerlendirme ve tanılama sonucunda özel eğitime ihtiyacı olduğu belirlenen bireyler için yer alan Özel Eğitim Değerlendirme Kurul Raporu hazırlanır. Bu rapor, özel özel eğitim kurumlarından eğitim ve destek eğitim hizmeti alan öğrenciler için her yıl yenilenir.

(5) Millî eğitim müdürlükleri, örgün ve yaygın eğitim kurumları, sağlık kuruluşları, üniversiteler, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna bağlı birimler ve yerel yönetim birimleri özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin eğitsel değerlendirme ve tanılanması amacıyla RAM’a yönlendirilmesinde sorumluluğu paylaşırlar.

(6) Eğitsel değerlendirme ve tanılama hizmetlerine ilişkin bilgi işlem hizmetleri Bakanlıkça geliştirilir.

Eğitsel Değerlendirme ve Tanılamanın İlkeleri;

*Eğitsel değerlendirme ve tanılama erken yaşta yapılır.

*Eğitsel değerlendirme ve tanılama bireyin tüm gelişim alanlarındaki özellikleri ve akademik disiplin alanlarındaki yeterlilikleri ile eğitim ihtiyaçları birlikte değerlendirilerek yapılır.

*Eğitsel değerlendirme ve tanılama; fiziksel, sosyal ve psikolojik bakımdan birey için en uygun ortamda yapılır.

*Eğitsel değerlendirme ve tanılama, bireyin yetersizliğine göre birden fazla yöntem ve teknik ile uygun ölçme araçları kullanılarak yapılır.

*Eğitsel değerlendirme ve tanılama bireyin eğitim ihtiyacı ve gelişimi dikkate alınarak gerektiğinde tekrarlanır.

*Eğitsel değerlendirme ve tanılamada, bireyin öğrenme ortamları ile yeterli ve yetersiz olduğu yönler birlikte değerlendirilir.

*Eğitsel değerlendirme ve tanılama sürecinde veli, okul ve uzmanlar işbirliği içinde çalışırlar.

* Eğitsel değerlendirme ve tanılama sürecinde ailenin ve gerektiğinde bireyin görüşü alınır.

*Eğitsel değerlendirme ve tanılama süreciyle ilgili olarak birey ile ailenin görüş ve onayları alınmadan hiçbir açıklama yapılamaz. Eğitsel değerlendirme ve tanılama sonuçları sadece yasal ve eğitimle ilgili kararlar almak için kullanılır.

Eğitsel değerlendirme ve tanılamaya alınacak bireyler için aşağıdaki belgeler istenir:

a) Bireyin, velisinin ya da okul/kurum yönetiminin yazılı başvurusu.

b) Okula/kuruma kayıtlı öğrenciler için bireysel gelişim raporu.

c) Herhangi bir okula/kuruma kayıtlı olmayan bireyler için başvurduğu RAM’ın sorumluluk bölgesi içinde ikamet ettiğini gösteren belge.

ç) Gerektiğinde tıbbî tanılaması ile ilgili sağlık kurulu raporu.

 Eğitim planı

(1)Özel eğitime ihtiyacı olan her birey için Eğitim Planı Örneği hazırlanır. Eğitim planında, bireyin tüm gelişim ve akademik disiplin alanlarındaki performansı ile öncelikli eğitim ihtiyaçlarına göre belirlenen yıllık amaçlar yer alır.

(2)Eğitsel değerlendirme ve tanılaması ilk kez yapılan her bireyin eğitim planı özel eğitim değerlendirme kurulu tarafından hazırlanır.

(3)Eğitim planı yeniden hazırlanırken öğrencinin o yıla ait bireysel gelişim raporu ile bir önceki eğitim planı dikkate alınır.

(4)Resmî okul ve kurumlara devam eden öğrencilerin eğitim planı her yıl BEP geliştirme birimi tarafından yenilenir.

(5)Eğitim ve/veya destek eğitim hizmeti verilen özel özel eğitim okul ve kurumlarındaki bireylerin eğitim planı her yıl özel eğitim değerlendirme kurulu tarafından yenilenir.

Yönlendirme; özel eğitime ihtiyacı olan bireyin eğitsel değerlendirme ve tanılama sonucuna göre en az sınırlandırılmış eğitim ortamı ve özel eğitim hizmetine karar verilerek eğitim planı ve özel eğitim değerlendirme kurul raporu hazırlanmasını içeren bir süreçtir. Özel özel eğitim okul ve kurumlarında eğitim ve/veya destek eğitim hizmeti alacak bireyler, eğitim planı ve özel eğitim değerlendirme kurul raporu ile okul ve kurumlara doğrudan başvurabilir.

Yerleştirme; Özel eğitim hizmetleri kurulu, özel eğitim değerlendirme kurul raporu doğrultusunda özel eğitime ihtiyacı olan bireyi uygun resmî okul veya kuruma yerleştirir.

Bireylerin uygun eğitim ortamına yerleştirilmesinde aşağıdaki hususlar dikkate alınır:

a) Özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin öncelikle yetersizliği olmayan akranlarının devam ettiği sınıf olmak üzere, özel eğitim sınıfı, gündüzlü özel eğitim okulu/kurumu, yatılı özel eğitim okulu/kurumu gibi en az sınırlandırılmış ortamdan en çok sınırlandırılmış ortamda eğitimlerini sürdürmelerini sağlayacak şekilde yerleştirilmelerine dikkat edilir.

b) Yerleştirme, bireylerin yetersizlik türü ve derecesi, tüm gelişim ve akademik disiplin alanlarındaki performansı, eğitim ihtiyaçları ile ilgi ve istekleri doğrultusunda yapılır.

c) Yerleştirmede, bireyin yerleştirileceği okulun veya kurumun personel durumu, öğrenci mevcudu ve eğitim ortamı göz önünde bulundurulur.

ç) Yerleştirme kararında velinin yazılı görüşü dikkate alınır.

d) Birey, ikamet adresine göre mümkün olan en yakın okul veya kuruma yerleştirilir.

e) Yerleştirme kararına; bireyin velisi karar tarihinden itibaren, yerleştirme kararı verilen okul veya kurumdaki rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri yürütme komisyonu ise kayıt tarihinden itibaren 70 iş günü içinde itiraz edebilir.

f) Eğitimin her aşamasında, bireyin gelişimi ve eğitim performansı doğrultusunda durumuna uygun yeni bir okula veya kuruma yerleştirmesi kararı alınır.

İzleme

(1) Özel eğitim hizmetlerinin planlanması ve eğitimde sürekliliğin sağlanması amacıyla erken çocukluk döneminden itibaren eğitimin her kademesinde özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin gelişimlerinin izlenmesi esastır.

(2) Bireylerin gelişimlerinin izlenmesi; önerilen özel eğitim hizmetlerinin uygunluğunun ve BEP’ lerinde yer alan amaçların gerçekleşme düzeyi bakımından değerlendirilerek her yıl eğitim planlarının yenilenmesi yoluyla yürütülür.

(3) Özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin gelişimlerinin izlenmesine yönelik faaliyetler; özel eğitim hizmetleri kurulu, rehberlik ve araştırma merkezleri, okullar, kurumlar ve ailenin iş birliğiyle yürütülür.

Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği’ nden alınmıştır.

https://erisilebilirizmir.org/ozel-egitimde-egitsel-tanilama-ve-yerlestirme-sureci/ adresinden alınmıştır.

 

(Bu Görsel Aşağıda Belirtilen “Tanılama Süreci” adlı doküman içerisinden alınmıştır.)

Özel Gereksinimli Çocuğa Sahip Ailelere Temel Öneriler

Çocuğunuza doğduğu andan itibaren en gerekli duygunun sevgi olduğu ve her davranışımızda bunu ilgiyle çocuğa göstermemiz gerektiğini öncelikle vurgulamak isterim.

Bu temel etrafında özel gereksinimli çocuğa sahip ailelere önerilerim;

1. Çocuğunuzu iyi tanıyın ve olduğu gibi kabullenin.

Unutmayın ki çocuğunuz olmasını istediğiniz yerde değil, tam yanınızda şimdi olduğu haliyle bulunmaktadır.

2.Çocuğunuzdan bir mucize beklemeyin. Onunla alakalı gerçekçi beklentiler edinin. Henüz emeklemeyen bir çocuktan koşmasını bekleyemeyeceğimiz gibi; şu anda konuşmayan bir çocuktan da okuma yazma öğrenmesini bekleyemeyiz.

3.Özel eğitimin temel ilkesi olan “tutarlılık” ilkesini göz ardı etmeyin. Davranışlarınızda tutarlı olun. Bugün yapılmasını istemediğiniz yanlış bir davranışı yarın görmezden gelirseniz, o davranış tekrarlamaya devam edecektir. Çocuğun bir davranışı bırakmasını veya bir davranışı gerçekleştirmesini istiyorsanız; çocuğunuza bu konuda tutarlı ve kararlı davranmalısınız.

4.Sabırlı olmak bu durumda en büyük öneme sahip. Çocuğunuza her ne yapıyorsanız sabırla ve asla vazgeçmeden devam edin. Olmuyor diyerek ümitsizliğe kapılmayın. Olmuyorsa ya vakti değildir ya da uygulanan yol çocuğa uygun değildir.

5.Çocuğunuzdaki asabiyet, sinir hali, hırçın davranışların altında yatan temel sebebin genellikle anlaşılamamak olduğunu bilin. Normal insanlar nasıl kendini doğru ifade edemediğinde geriliyorsa, bu çocuklarda anlaşılamadıkları için sinirlenmektedirler. Çocuğunuzu anlamaya çalışın.

6.Konuşmayan çocuğunuzun dili olun. Çocuğunuz konuşamıyor ve sizden bir şey isterken işaret ya da anlamsız sesler kullanıyorsa, o işaretleri siz cümleye dökün. Çocuk suyu gösteriyorsa; “Su mu istiyorsun?” “Al bakalım su iç.” gibi cümlelerle çocuğunuza dil girdileri verin. Çocuk şu anda o cümleyi söyleyemese de hangi cümleyi söyleyeceğini öğrenmiş olur ve konuşmak için cesaretlenir.

7.Çocuğunuza öncelikle temel yaşam becerilerini kazandırmaya çalışın. Kendi başına tuvalete gitmesi, ellerini yıkaması, yemek yiyebilmesi gibi temel becerilerin üzerinde yoğunlaşın.

8.Çocuğunuzun öğretmeniyle iletişim halinde olun. Öğretmenin başlattığı eğitimi siz evde devam ettirirseniz başarılı olunabilir. Okulda masaya vurmamayı öğrenen çocuk evde masaya vurduğunda uyarılmazsa her yerde masaya vurma davranışını devam ettirecektir. Çocuğun okulda öğrendiklerini hayatına genellemesini sağlayın.

9.Çocuğunuzun eğitim aldığı kurumun yetkinliği büyük önem taşımaktadır. Öğretmeninin özel eğitim alanından olduğuna emin olun. Nasıl ki tıp fakültesi yerine çocuk gelişiminden mezun olan bir doktora gitmiyorsak bu durum eğitim içinde geçerlidir.

10.Onların “Cennet Çocukları” olduğunu unutmayın.

Furkan BİLİR

Özel Eğitim Öğretmeni

Dil ve Konuşma Uzmanı

https://beysehircennetcocuklari.wordpress.com/2017/11/21/ozel-gereksinimli-cocuga-sahip-ailelere-temel-oneriler/ adresinden alınmıştır.

Özel Gereksinimli Çocuğa Sahip Ailelerinin Yasal Hakları Nelerdir?

Ulaşabileceğiniz Dokümanlar

RAM (Rehberlik ve Araştırma Merkezi) Nedir?

  Çocuğunuzla ilgili özel eğitim ( zihinsel yetersizlik, otizm, görme kaybı, işitme kaybı, bedensel yetersizlik vb. ) veya rehberlik ve psikolojik danışmanlık konularında yardıma ihtiyaç duyulduğunda başvurulabilecek Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı ücretsiz destek veren kurumlardır.

  Rehberlik ve Araştırma merkezlerinde, Rehberlik ve Psikolojik Danışma ve Özel Eğitim Hizmetleri bölümleri bulunur.

  Rehberlik ve araştırma merkezlerinin tarama, inceleme, tespit, teşhis, öğrenci tanıma gibi çalışmalarında kullanabilecekleri çeşitli yetenek, zekâ ve standart başarı testleri; kişilik, tutum, meslekî ve akademik benlik, gelişim, öğrenci davranışlarını değerlendirme gibi ölçekler; ilgi envanterleri, problem tarama envanterleri, kontrol listeleri, anketler ve benzeri ölçme araçları bulunur.

 

RAM´lardan Nasıl Yararlanabilirim?

  Rehberlik ve Araştırma Merkezlerinin hizmetlerinden şahsi başvuru (öğrenci ise velisi ile birlikte) yapan kişiler ya da okul veya ilgili kurum ve kuruluşlardan gönderilen öğrenciler veya bireyler yararlanabilir.

 Özel Eğitime ihtiyacı olan bir çocuğum var. Ne yapmam gerekiyor?

  Yetersizlikten etkilenmiş bir çocuğunuz varsa veya böyle bir şeyden şüpheleniyorsanız öncelikle okulunuzda bulunan rehberlik servisine başvurmanız faydalı olacaktır. Yapılan ilk inceleme ve görüşmeden sonra gerekli evrak ve formlar doldurulduktan sonra çocuğun, Rehberlik ve Araştırma Merkezi’ne yönlendirmesi yapılacaktır.

 

Rehberlik ve Araştırma Merkezi’nde yapılan görüşme sonucunda çocuğumun bir yetersizlikten etkilendiği tespit edildi. Şimdi ne yapmalıyım?

  Rehberlik ve Araştırma Merkezi çocuğun yetersizlik türüne uygun olan, devlet bünyesinde olan bir özel eğitim kurumuna yönlendirmesini yapacaktır. Bunun yanında bu eğitime destek olarak hizmet veren Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezleri bulunmaktadır.

Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezleri’nden Nasıl Faydalanabilirim?

  Bu merkezlerden eğitim alabilmek için ‘çocuk psikiyatrisi‘ bölümü olan bir devlet hastanesinden alınmış  sağlık kurulu raporu ile birlikte Rehberlik ve Araştırma Merkezi’ne başvurmaları gerekmektedir. Rehberlik ve Araştırma Merkezi de bu rapora uygun olarak “rehabilitasyon merkezinde” eğitim alabilmesi için destek eğitim raporu düzenlemektedir.

https://samiyucelegitimuygulamaokulu.meb.k12.tr/icerikler/ram-rehberlik-ve-arastirma-merkezi-nedir_2899334.html Adresinden alınmıştır.

REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ KILAVUZU

MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNERGESİ

RAM RAPORU NEDİR?

Rehberlik ve Araştırma Merkezlerinde bulunan Özel Eğitim Değerlendirme Kurulu tarafından yapılan eğitsel değerlendirme sonucunda, destek eğitime ihtiyacı olduğu belirlenen özel gereksinimli bireyler için düzenlenen bir rapordur.

RAM RAPORU NEDEN ALINIR?

Özel eğitim ve rehabilitasyon hizmeti ile desteklenmeye ihtiyacı olan bireylerin, Rehabilitasyon merkezlerinden ücretsiz destek eğitim hizmeti alabilmeleri için RAM raporu alınır.

RAM RAPORU NEREDEN ALINIR?

Okula gitmeyen bireyler, ikamet ettikleri İlçe’nin Rehberlik ve Araştırma Merkezlerinden, okula giden bireyler ise, devam ettikleri okulun bulunduğu Rehberlik ve Araştırma Merkezinden RAM raporunu alabilirler.

RAM RAPORU NASIL ALINIR ?

RAM raporu alabilmek için öncelikli olarak, bireyin tam teşekküllü bir devlet hastanesinden alınmış bir “Engelli Sağlık Kurulu Raporu” olması gerekir.

Bireye ilk kez RAM raporu çıkarılacak ise, bireyin veli ya da vasisi bizzat RAM’a giderek başvuru yapar. RAM, RAMDEVU sistemi üzerinden kişiye değerlendirme randevusu verir. Değerlendirme sonucuna göre de RAM raporu düzenlenip, teslim edilir.

RAM RAPORU ÇIKARMAK İÇİN HANGİ BELGELER İSTENİR?

  • Bireyin/velisinin ya da okulun yazılı başvurusu,(İlk kez çıkarılacağında başvuru gerekir, yenilemek için gerekmez)
  • Okula/kuruma kayıtlı öğrenciler için ilk değerlendirmede “Eğitsel Değerlendirme İsteği Formu”, yeniden incelemelerde ise “Bireysel Gelişim Raporu”,
  • Destek eğitim ile ilgili müracaatlarda Engelli Sağlık Kurulu Raporu,
  • Birey ve velinin kimlik fotokopisi
  • 4 adet fotoğraf
  • Vasi tayin edilmiş ise;
    • Mahkeme kararı,
    • Vasi belgesi,
    • Nüfus kayıt örneği
  • Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerine devam eden bireylere ait; Dönem sonu bireysel performans değerlendirme formu , aylık performans kayıt tabloları

RAM RAPORU SÜRESİ NE KADARDIR?

RAM raporları genellikle 1 yıllık olarak düzenlenir. Bireyin ekstra bir özel durumu var ise 6 aylık, bazı durumlarda da 2 yıllık olarak düzenlenebilir.

Fakat RAM raporlarının standart süresi 1 yıldır.

RAM RAPORU NASIL YENİLENİR?

RAM raporu süresinin bitişine 45 gün kala RAMDEVU sistemi üzerinden bağlı bulunan RAM’dan randevu alınır.

RAM’ın istediği evraklar tamamlanarak, randevu günü değerlendirmeye gidilir ve ortalama 1 hafta ya da 10 gün içinde RAM tarafından yeni RAM raporu düzenlenip teslim edilir.

RAM RAPORU İLE BİR YIL İÇİNDE KAÇ KURUM DEĞİŞTİRİLEBİLİR?

RAM raporu ile 1 yıl içinde en fazla 2 kez kurum değişikliği gerçekleştirilebilir.

Fakat zorunlu ikametgah değişimlerinde, aileler RAM’lara başvurarak 3. Kurum değişikliği için talepte bulunabilirler.

RAM RAPORU İLE KAÇ SAAT HİZMET ALINABİLİR?

RAM raporundaki karar sonucuna göre, bireysel hizmet çıkan raporlarla ayda toplam 8 saat, bireysel ve grup hizmeti çıkan raporlarla ise ayda 8 saat bireysel ve 4 saat grup hizmeti alınır.

RAM RAPORUNA NASIL İTİRAZ EDİLİR VE İTİRAZ SÜRESİ NEDİR?

Veli, RAM raporunun kendilerine teslim edildiği tarihten 60(altmış) gün içinde bireyin yeniden değerlendirilmesi isteğiyle, Özel Eğitim Hizmetleri Kuruluna itiraz edebilir.

Okul/kurumlardaki Rehberlik hizmetleri ise, okula/kuruma kayıt tarihinden itibaren en az 70 (yetmiş) iş günlük izleme süreci sonucunda, öğrencinin yeniden değerlendirilmesi isteğiyle Özel Eğitim Hizmetleri Kuruluna itiraz edebilir.

Özel Eğitim Hizmetleri kuruluna yapılacak itirazlar incelenerek, en geç 30(otuz) gün içerisinde sonuçlandırılır.

RAM RAPORU NASIL İPTAL EDİLİR?

RAM raporu iptal edilmez, ram raporuna sadece itiraz edilebilir. Rapor süresi bittiğinde, yeni RAM raporu çıkarılmadığı takdirde, RAM raporunun geçerliliği devam etmez.

https://www.tscv.org.tr/PageContent/tr/oer-ram-raporu/1207#:~:text=RAM’%C4%B1n%20a%C3%A7%C4%B1l%C4%B1m%C4%B1%20Rehberlik%20ve,ailelere%20%C3%BCcretsiz%20hizmet%20veren%20merkezlerdir. adresinden alınmıştır.