Öğrenme Güçlüğü

Öğrenme güçlüğü; dinleme, konuşma, okuma, yazma, mantık yürütme, problem çözme ya da matematik alanındaki yeteneklerin kullanımında zorluk yaşanmasıdır. Aynı zamanda, kişinin bilgiyi depolaması, işlemesi ve üretmesi konusunda da zorluk yaşamasına neden olmaktadır. Çocuklarda daha sık gözlemlenmesiyle birlikte öğrenme güçlüğüne yetişkinlerde de rastlanmaktadır. Kişinin öğrenme güçlüğüne sahip olup olmadığı bazı durumlarda fark edilmeyebilir ve kişi bununla hayatını sürdürebilir.

Öğrenme güçlüğü belirtileri

Okul öncesi dönem belirtileri: 

  • Konuşmaya başlamasında önemli ölçüde gecikme, 
  • Kelimeleri telaffuz etmede ve yeni kelimeleri öğrenmede zorluk ya da yavaşlık, 
  • Motor hareketlerin gelişmesinde yavaşlık (Örn; ayakkabı bağlanmak ya da düğme iliklemede güçlük, sakarlık)

İlköğretim dönemi belirtileri: 

  • Okuma yazmayı ve sayıları öğrenmede zorluk, 
  • Matematik işaretlerini karıştırma (Örn; “x” yerine “+”), 
  • Kelimeleri tersten okuma (Örn; “ev” yerine “ve”), 
  • Yüksek sesle okumayı ve yazı yazmayı reddetme, 
  • Saati öğrenmede zorluk, 
  • Yön kavramlarını ayırt edememe (sağ-sol, kuzey-güney), 
  • Yeni becerileri öğrenmede yavaşlık, 
  • Arkadaşlık kurmada zorluk, 
  • Ev ödevlerini unutma, 
  • Nasıl çalışması gerektiğini bilememe, 
  • Mimik ve beden hareketlerini anlamada güçlük çekme. 
  • Öğrenme güçlüğü çeken her çocuk farklıdır ve birbiriyle aynı özellikleri taşımaz. Bu nedenle, özelliklerin belirlenmesi ve tanı alması için ayrıntılı bir değerlendirmeye ihtiyaç duyulur.

https://www.medicalpark.com.tr/ogrenme-guclugu-nedir/hg-1401#:~:text=%C3%96%C4%9Frenme%20g%C3%BC%C3%A7l%C3%BC%C4%9F%C3%BC%3B%20dinleme%2C%20konu%C5%9Fma%2C,da%20zorluk%20ya%C5%9Famas%C4%B1na%20neden%20olmaktad%C4%B1r. adresinden alınmıştır.

Öğrenme Güçlüğü Nasıl Tedavi Edilir?

Öğrenme güçlüğünün bir zekâ sorunu, bir hastalık değil, ‘farklılık’ tır.

  • Çocukla beraber ailenin de eğitim alması gerekmektedir.
  • Beyinle ilgili detaylı bir inceleme yapılıp sorun nesnel bir şekilde ortaya konmalıdır.
  • Çoğunlukla ilaç kullanılmamaktadır. İlaç eğer çocukta öğrenme güçlüğüne eşlik eden kaygı, depresyon gibi hastalıklar varsa tercih edilmektedir.
  • Psikoeğitimle tedavi desteklenmelidir.
  • Öğretmen ve aile ile işbirliği yapmalıdır.
  • Okulun programının da takip edilmesi ve bu noktada çocuğa uygun çalışma planının yapılması gerekmektedir.
  • Uzmanın aile ve çocukla birlikte çalışıp, öğrenme kolaylıklarını çocuğa göre düzenlemesi gerekmektedir.

Bu sorunun aşılması için ailelerin çocukla beraber belli bir eğitim alması gerekmektedir.

Çocuğunda öğrenme güçlüğü olduğunu fark eden ailenin ilk işi, çocuğu olduğu gibi kabul edip çocuğuyla beraber eğitim almak olmalıdır.

Çocuğuna uygun egzersizi yaptırmalıdır. Örneğin; 1. sınıfta geç okumaya geçmiş bir çocuk için 10’ar dakikalık okuma seansları yapabilir ve çocuk da bunu taklit edebilir. Çocuğun yazması çok zorlanmamalı, egzersizler yavaş yavaş yaptırılmalıdır. Çocuklar bazı harfleri yanlış çizer, mesela B ve D’yi karıştırır. 1, 3 ve 7’yi ters yapar. Bunlar tipik belirtirdir. Özellikle okuma sırasında atlamalar yaparlar, ve’yi ev diye, çok’u koç diye okurlar.

Bu şekildeki atlamalar ilkokul birinci sınıfta düzeltilmediyse çocuk gelecek yıllarda akademik başarıda zorluklar yaşayabilir. Kimi zaman lise son sınıfa kadar gelmiş çocuklarda bile öğrenme güçlüğü görülmekte ve düzeltilmektedir.

Zamanında Müdahale Önemlidir!

Ailenin öğrenme güçlüğü sorununu dikkate aldığı zaman 8 aylık tedavi ile bu şikâyet sona erdirilebilmektedir.

Ancak aile bu sorunu fark etmesine rağmen ciddiye almazsa sorunun çözümü için harekete geçmezse çocuk hayatının bir aşamasında okumaktan kaçmak gibi dersin başına oturmak istememe gibi kaçma davranışları ve davranış bozuklukları göstermektedir.

Bu davranışları engellemek için çocuğu anlayışla karşılayıp, gerekli yardımı almasını sağlamak gerekir.

Bazen ders çalışma konusunda anne-baba ihtilafa düşüyor, aralarındaki ilişki bozuluyor. Bu ve benzer olayların önüne geçebilmek amacıyla çocuğun ders çalışmasını sağlamak için araya gölge öğretmen, yardımcı abla koyabilirler ya da bu işi teknik olarak öğreten bir kurumdan destek alabilirler.

Ailelere burada düşen görev, çocuklarının farklı olan özelliklerini bulup, iyi taraflarını öne çıkarmak olmalıdır. Çünkü bu çocuklar zihinsel engelli olmadıkları için birçok işi başarılı şekilde yapabilirler.

Einstein ve Van Gogh’un öğrenme güçlüğü çektiği söylenir, öğrenme güçlüğü müdahale edildiği takdirde düzeltilebilmektedir.

Öğrenme güçlüğü; dinleme, konuşma, okuma, yazma, mantık yürütme, problem çözme ya da matematik alanındaki yeteneklerin kullanımında zorluk yaşanmasıdır. Aynı zamanda, kişinin bilgiyi depolaması, işlemesi ve üretmesi konusunda da zorluk yaşamasına neden olmaktadır. Çocuklarda daha sık gözlemlenmesiyle birlikte öğrenme güçlüğüne yetişkinlerde de rastlanmaktadır. Kişinin öğrenme güçlüğüne sahip olup olmadığı bazı durumlarda fark edilmeyebilir ve kişi bununla hayatını sürdürebilir.

Öğrenme güçlüğü belirtileri

Okul öncesi dönem belirtileri: 

  • Konuşmaya başlamasında önemli ölçüde gecikme, 
  • Kelimeleri telaffuz etmede ve yeni kelimeleri öğrenmede zorluk ya da yavaşlık, 
  • Motor hareketlerin gelişmesinde yavaşlık (Örn; ayakkabı bağlanmak ya da düğme iliklemede güçlük, sakarlık)

İlköğretim dönemi belirtileri: 

  • Okuma yazmayı ve sayıları öğrenmede zorluk, 
  • Matematik işaretlerini karıştırma (Örn; “x” yerine “+”), 
  • Kelimeleri tersten okuma (Örn; “ev” yerine “ve”), 
  • Yüksek sesle okumayı ve yazı yazmayı reddetme, 
  • Saati öğrenmede zorluk, 
  • Yön kavramlarını ayırt edememe (sağ-sol, kuzey-güney), 
  • Yeni becerileri öğrenmede yavaşlık, 
  • Arkadaşlık kurmada zorluk, 
  • Ev ödevlerini unutma, 
  • Nasıl çalışması gerektiğini bilememe, 
  • Mimik ve beden hareketlerini anlamada güçlük çekme. 
  • Öğrenme güçlüğü çeken her çocuk farklıdır ve birbiriyle aynı özellikleri taşımaz. Bu nedenle, özelliklerin belirlenmesi ve tanı alması için ayrıntılı bir değerlendirmeye ihtiyaç duyulur.

https://www.medicalpark.com.tr/ogrenme-guclugu-nedir/hg-1401#:~:text=%C3%96%C4%9Frenme%20g%C3%BC%C3%A7l%C3%BC%C4%9F%C3%BC%3B%20dinleme%2C%20konu%C5%9Fma%2C,da%20zorluk%20ya%C5%9Famas%C4%B1na%20neden%20olmaktad%C4%B1r. adresinden alınmıştır.

Öğrenme Güçlüğü Nasıl Tedavi Edilir?

Öğrenme güçlüğünün bir zekâ sorunu, bir hastalık değil, ‘farklılık’ tır.

  • Çocukla beraber ailenin de eğitim alması gerekmektedir.
  • Beyinle ilgili detaylı bir inceleme yapılıp sorun nesnel bir şekilde ortaya konmalıdır.
  • Çoğunlukla ilaç kullanılmamaktadır. İlaç eğer çocukta öğrenme güçlüğüne eşlik eden kaygı, depresyon gibi hastalıklar varsa tercih edilmektedir.
  • Psikoeğitimle tedavi desteklenmelidir.
  • Öğretmen ve aile ile işbirliği yapmalıdır.
  • Okulun programının da takip edilmesi ve bu noktada çocuğa uygun çalışma planının yapılması gerekmektedir.
  • Uzmanın aile ve çocukla birlikte çalışıp, öğrenme kolaylıklarını çocuğa göre düzenlemesi gerekmektedir.

Bu sorunun aşılması için ailelerin çocukla beraber belli bir eğitim alması gerekmektedir.

Çocuğunda öğrenme güçlüğü olduğunu fark eden ailenin ilk işi, çocuğu olduğu gibi kabul edip çocuğuyla beraber eğitim almak olmalıdır.

Çocuğuna uygun egzersizi yaptırmalıdır. Örneğin; 1. sınıfta geç okumaya geçmiş bir çocuk için 10’ar dakikalık okuma seansları yapabilir ve çocuk da bunu taklit edebilir. Çocuğun yazması çok zorlanmamalı, egzersizler yavaş yavaş yaptırılmalıdır. Çocuklar bazı harfleri yanlış çizer, mesela B ve D’yi karıştırır. 1, 3 ve 7’yi ters yapar. Bunlar tipik belirtirdir. Özellikle okuma sırasında atlamalar yaparlar, ve’yi ev diye, çok’u koç diye okurlar.

Bu şekildeki atlamalar ilkokul birinci sınıfta düzeltilmediyse çocuk gelecek yıllarda akademik başarıda zorluklar yaşayabilir. Kimi zaman lise son sınıfa kadar gelmiş çocuklarda bile öğrenme güçlüğü görülmekte ve düzeltilmektedir.

Zamanında Müdahale Önemlidir!

Ailenin öğrenme güçlüğü sorununu dikkate aldığı zaman 8 aylık tedavi ile bu şikâyet sona erdirilebilmektedir.

Ancak aile bu sorunu fark etmesine rağmen ciddiye almazsa sorunun çözümü için harekete geçmezse çocuk hayatının bir aşamasında okumaktan kaçmak gibi dersin başına oturmak istememe gibi kaçma davranışları ve davranış bozuklukları göstermektedir.

Bu davranışları engellemek için çocuğu anlayışla karşılayıp, gerekli yardımı almasını sağlamak gerekir.

Bazen ders çalışma konusunda anne-baba ihtilafa düşüyor, aralarındaki ilişki bozuluyor. Bu ve benzer olayların önüne geçebilmek amacıyla çocuğun ders çalışmasını sağlamak için araya gölge öğretmen, yardımcı abla koyabilirler ya da bu işi teknik olarak öğreten bir kurumdan destek alabilirler.

Ailelere burada düşen görev, çocuklarının farklı olan özelliklerini bulup, iyi taraflarını öne çıkarmak olmalıdır. Çünkü bu çocuklar zihinsel engelli olmadıkları için birçok işi başarılı şekilde yapabilirler.

Einstein ve Van Gogh’un öğrenme güçlüğü çektiği söylenir, öğrenme güçlüğü müdahale edildiği takdirde düzeltilebilmektedir.

https://npistanbul.com/cocuk-ergen/ogrenme-guclugu-nedir adresinden alınmıştır.

Öğrenme Güçlüğü ile ilgili Videolar

https://npistanbul.com/cocuk-ergen/ogrenme-guclugu-nedir adresinden alınmıştır.

Öğrenme Güçlüğü İle İlgili Kitap Önerileri

Unutmamak gerek ki disleksi çocukların seçeceği kitaplar konusunda daha dikkatli olmalısınız. Disleksi bir çocuk okumada ve imgelemede yaşadığı sıkıntılar dolayısıyla kitaplardan hep kaçar.

Size önereceğim ”Saftirik” kitap dizisi oldukça eğlenceli ve aynı zamanda kolay okunabilen bir kitap. Sayfalarda oldukça az yazı ve her sayfada hikayeyi destekleyen bir resim var. Resimler disleksi çocuğun okuma sırasında imgeleme ile ilgili sorununa bir çözüm getiriyor. Böylece kitabı daha kolay anlayıp önceki bölümlerini hatırlayabiliyor. Az yazılı ve büyük puntolu olması da disleksi çocuğun kitap korkusunu azaltıyor.

Tek problem kahramanların isimlerinin yabancı olması. Eğer çocuğunuz kabul ederse isimleri Türkçe ‘ye çevirebilirsiniz.

“Günler geçip gidiyor, okumakta hâlâ zorlanıyorum ve gerçekten de çok üzülüyorum. Bazen o kadar üzülüyorum ki, hastaymış numarası yapıyorum, okula gitmem gerekmiyor böylece. Neden ben de diğer çocuklar gibi olamıyorum? Neden okuyamıyorum? Belki de çok iyi okuyamamamın bir sebebi vardır: Disleksi. Evet, bende disleksi var, ama sorun değil. Okumayı, yazmayı öğrenebilmek için çok daha fazla çalışmam, çok daha uzun süre pratik yapmam gerekiyor, ama buna değer! Hem de böyle özel bir yeteneğim varken! Belki bir gün ben de Albert Einstein, Leonardo da Vinci, Walt Disney, Beethoven gibi ünlü olurum ya da belki Tom Cruise gibi bir film yıldızı olurum. Onlarda da disleksi vardı!”

TÜBİTAK Popüler BilimKitapları309

Öğrenme Güçlüğü İle İlgili Dokümanlar

Özel Eğitim Öğrencileri İçin Ders Kitapları: http://orgm.meb.gov.tr/derskitaplari/

Öğrenme Güçlüğü ve Başarı

   2009 İngiltere En İyi Yeni Öğretmen Ödülü’nü Edward Vickerman aldı.

Edward Vickerman, okulda 7 yaşındaykenki anısını hiç unutmuyor; Öğretmen bütün harfleri alfabetik olarak sıralamasını istediğinde Edward sadece d harfine kadar sıralayabildi. Harfleri ne işitsel ne de görsel olarak tanıyabiliyordu.

Edward’ın babası ve erkek kardeşi de dislektik. Babası okulda aptal olarak anıldığını söylüyor. Şu anda babasının mobilya restore eden bir şirketi var.

Edward, aile şirketinde çalışmayı istemeyince bir otelde çalışmaya başladı. Bu arada otel yönetiminden mezun oldu ve bir senelik öğretmenlik kursunu tamamladı. Şimdi başarılı bir öğretmen ve yönetici.

Edward disleksisi yüzünden tahtaya yazmıyor ve teknolojiden destek alarak derslerini projeksiyondan yapıyor. Edward’ın öğrencileri onun ders tekniğinden çok keyif alıyorlar. Edward bir görüşmede şöyle söyledi:”Disleksiden dolayı farklı ve yaratıcı düşünüp, tahtadan dışarı çıktım!’’


Kaynak: http://www.guardian.co.uk/education/2009/oct/27/teaching-awards-dyslexia-special-needs
 

21. Yüzyılın Willy Wonka’sı Louis Barnett

     Kendisine disleksi ve dispraksi tanısı konulan ve okulda eğitimini tamamlayamadığı için eğitimine evden devam etmek durumunda kalan bu 16 yaşındaki genç, negatif durumunu pozitife çevirmeyi başarmış.

Evinde hobi olarak başlattığı çikolata yapımını büyütüp çikolata fabrikası açan Louis’in başarı hikayesi eğitimde zorluk yaşayan her zeki çocuk için iyi bir örnektir. Louis okulda çikolata (chocolate) kelimesini doğru bir şekilde yazamadığı için kendi çikolata fabrikasının adını da kendi yazabildiği gibi koydu CHOKOLIT!!

Şu anda çikolataları Sainsbury’s ve Waitrose gibi marketlerde satılıyor.

Louis’in annesi okulda kimsenin Louis’i anlamadığını, kelime haznesi ve genel kültürünün harika olmasına rağmen okulda Louis’in eksik matematik ve yazı bilgisine fokuslanıldığını bu yüzden de oğlunu 11 yaşında okuldan alıp evde eğitimine destek vermek zorunda kaldıklarını anlatıyor.

Louis sağladığı başarı ile 2007 Genç Girişimciler Ödülünü kazanmıştır.

Kaynak: http://: http://www.chokolit.co.uk/

Alexandar’ın Günlüğünden;

Sarı saçlı, mavi gözlü, gülümseyen yüzlü bir erkek çocuğuyum. İnsanlar, anneme ne kadar yakışıklı ve şanslı biri olduğumu söylüyor. Fakat görünenin aksine hayatım karma karışık sürmekte;

Örneğin, hecelememin yetersizliğinden kelimelerin okunması, hiyeroglif yazısı gibi güç ve anlamsız geliyor. Hikâye yazmaya gelince, o da bir felakete dönüşüyor.

Eski okulumda dersinizi bitirinceye kadar teneffüse çıkmak yasaktı, ders içinde öğretmenimin verdiklerini bitiremediğimden hiç bir şekilde tenefüse çıkıp oyun oynamakta mümkün olmuyordu.

Öğretmenlerim zeki olduğumu söylemelerine rağmen, öğrenme konusunda hiç gayret göstermediğimi de söylüyorlardı. Öğretmenlerin benimle konuşmaları sadece bağırmalar şeklinde olmaktaydı. Diğer erkek çocukların benimle alay etmeleri beni yalnızlığa ve mutsuzluğa götürdü. Bu, beni kimsenin bulunmadığı bir adada yaşayan, kaybolmuş ve yalnızlığa itilmiş biri haline dönüştürmüştü.

Hayat hayattır, okul okuldur.


Yazan Alexandar – 9 yaşında disleksili bir çocuktur.
The Dyslexia Institute (UK ) izniyle.

Haydi Biraz da Eğlenerek Öğrenelim

Uzun Cümle Kurumu İçin Yöntem

      Disleksi çocuklar yazı yazmada ve kendilerini yazı ile ifade etmede zorluk çekerler. Bu yüzden okudukları bir parçayla ilgili soruları cevaplarken en kısa cümleleri kurarlar. Bu noktada onlara yardım etmek size düşüyor.

  • Çocuğunuzun karmaşık yapılı bir cümle kurabilmesi için en baştan başlamanız gerek. Çocuğunuza özne ve yüklemden oluşan basit bir örnek verin.
  • Kedi oturuyor.
  • Sonra soru sormaya başlayın ve çocuğunuzu da bu soru oyununa katın.
    Soruyu cevaplayarak cümleyi tekrar yazın.

    *Kedi nerde oturuyor?Kedi paspasın üstünde oturuyor.

    *Nasıl bir kedi?

    Büyük kedi paspasın üstünde oturuyor.

    *Paspas nerde duruyor?
    Büyük kedi kapının önündeki paspasın üstünde oturuyor.
    *Nasıl oturuyor?

    Büyük kedi kapının önündeki paspasın üstünde mutlu mutlu oturuyor.
    Bu soruları hazırlarken 5N1K tekniğini kullanabilirsiniz. Açılımı ne-neden-ne zaman-nasıl ve kim soru kelimeleridir.

Kaynak: http://disleksi.blogspot.com/

İSKAMBİL KARTLARIYLA OYNANAN ÇARPMA OYUNU


        Öğrenme güçlüğü çeken çocuklar çarpım tablosunu öğrenmekte güçlük çekebilirler. Çarpım tablosunu daha hızlı öğrenme tekniklerinden biri de oyundur. İşte size iskambil kartlarını kullanarak oynayabileceğiniz bir oyun;

  • Kral ve Kraliçe’yi iskambil destesinden ayırın.
  • Her bir Vale’nin üstüne 11,As’ın üstüne 12 yazın.
  • Kartları karıştırıp tersini çevirin.
  • Üstten ilk ikisini çevirip açın ve ortaya koyun.
  • Çarpımın sonucunu doğru olarak söyleyen kişi yerdeki kartları alır.(örn.3 ve 6’yı açtıysanız 18 diyen kazanır.)
  • Deste bitiğinde oyun biter ve en çok kartı olan kazanır.

Çocuğunuzun yaptığı yanlışlar yerine bildiklerine odaklanın!!

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) nedir?

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), son derece önemli akademik, sosyal ve psikiyatrik sorunlara yol açabilen ve olumsuz etkileri yaşam boyu sürebilen bir bozukluktur.

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu’nun toplumda görülme sıklığı nedir?

Toplumda görülme sıklığı %5-7 gibi çok yüksek orandadır, çocuklukta başlayıp %60-70 oranında, yetişkinlikte de devam edebilen bir bozukluktur.

DEHB denildiğinde nörogelişimsel ve nörodavranışsal bir bozukluktan bahsedilebilir. DEHB’nin 3 farklı belirti grubu vardır. Bunlar dikkat eksikliği, dürtüsellik ve hiperaktivitedir. Kimi bireylerde dikkat eksikliği belirtileri aktiftir, kimilerinde hiperaktivite belirtileri gözlenir kimilerinde ise hem dürtüsellik hem de hiperaktivite belirtileri olduğu karma DEHB tipidir. DEHB de dürtüsellik ve hiperaktivitenin teşhisi dikkat eksikliğinin teşhisine göre daha kolay olabilmektedir. Dürtüsellik ve hiperaktivite birbiriyle paralel giden belirtilerdir. Dürtüsellik ve hiperaktivite belirtileri yaşla azalabilirken dikkat eksikliği zıt şekilde azalma göstermeyebilir.

DEHB Belirtileri Nelerdir?
DEHB’nin 3 farklı tipte belirtilerinin olduğu bilinmektedir.

DEHB’nin dikkat eksikliği tipi belirtileri;
Odaklanmakta zorluk çekmek
Dikkatini sürdürememek
Göz teması kurmamak
Aynı faaliyette uzun süre devam edememek
Çabuk sıkılmak
Detayları gözden kaçırmak
Unutkanlık
Karşısındakini dinlemekte güçlük çekmek
Özel eşyaları ve emanetleri kaybetmek
Basit yönergeleri akılda tutamamak
Sık hata yapmak
DEHB’nin hiperaktivite tipi belirtileri;

Fazla hareketlilik

Yerinde duramamak

Otururken bile eller ve ayakları sürekli hareket ettirmek

Hızlı konuşmak

Kelimeleri hatalı söylemek ve cümleleri birbirine bağlayamamak

Dinlemekte zorluk çekmek

Karşısındakinin sözünü kesmek

DEHB’nin dürtüsellik tipi belirtileri;

İsteklerin hemen karşılanmasını istemek, dayatmak
Sabırsız olmak
Düşünmeden hareket etmek
Aceleci davranmak
Sıra bekleyememek
Tepkileri kontrol edememek

DEHB Tedavisi
DEHB olan kişi eğer çocuksa çocuk-ergen psikiyatri birimi uzmanı tarafından tanı konulmalıdır, eğer yetişkin bir bireyse erişkin psikiyatri birimi uzmanı tarafından DEHB tanısı konulmalıdır. DEHB tedavisinde ilk adım psikoeğitimdir. Bu bozukluk hakkında ailenin bilinçlendirilmesi, nasıl bir tedavi izleneceği ve tedavi olunmadığı durumlarda ne gibi sorunlarla karşılaşılacağı hakkında bilgi verilmesidir.

DEHB tedavisinde bireyin yaşı önemlidir eğer tedavi gören kişi çocuk ve ergen ise ailenin de tedaviye katılması tedaviye olumlu katkı sağlayacak ve iyileşmenin hızını artıracaktır. Aynı zamanda ailenin dışında bulunulan sosyal ortamdaki bireylerin de tedaviye katkı sağlamaları beklenir. DEHB tedavisi kişinin kriterlerine göre ilaç kullanımı ve terapi yöntemiyle yapılır. İlaç tedavisinde ilacın dozu uzman tarafından ayarlanmalıdır. Terapiler ise psikoterapi ve psikososyal terapidir. DEHB ilaç tedavisi ve psikoterapinin birlikte kullanımıyla da tedavi edilebilir.

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu’nun nedenleri nelerdir?
DEHB, anne-babaların veya öğretmenlerin tutum hatalarından kaynaklanmaz.

DEHB genetik nedenli, nörobiyolojik bir bozukluktur.

İzlem çalışmaları ortaya koymuştur ki;

DEHB olanların olmayanlara göre okulu bırakma oranı (% 32-40),
Üniversiteyi tamamlama oranı (% 5-10),
Çok az ya da hiç arkadaşa sahip olmama oranı (% 50-70),
İş yaşamlarında düşük performans oranı (%70-80),
Antisosyal aktivitelerle ilgilenme oranı (%40-50),
Sigara ve madde kullanma oranı çok daha yüksektir,
Ayrıca, DEHB ile büyüyen çocukların;
Yetişkinlik döneminde depresyon oranı (%20-30),
Kişilik bozukluğu gösterme oranı (yüzde 18-25),
Çeşitli şekillerde hayatlarını yanlış yönlendirme ve yaşamlarını tehlikeye atma durumları çok daha yüksek orandadır.

 

Dikkat Eksikliği Ve Hiperaktivite Bozukluğu Olan Çocukların Aileleri Neler Yapmalı?

1. “Tedaviye gerek yok, büyüyünce geçer.”

2. “Çocuğu kendi haline bırakmalıyız. Ben de küçükken böyleydim”

3. “Çok şımarttık, şımarıklıktan yapıyor.”

4. “Bilerek bizi dinlemiyor.”

Yukarıdaki cümleler size tanıdık geliyor mu? Belki etrafınızdaki anne babalardan duydunuz belki de kendiniz çocuğunuz için bu ifadeleri kullanıyorsunuz. Peki ama ya çocuğunuzda Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) varsa? DEHB tedavi gerektiren ve tedaviye cevap veren, şımarıklık olarak nitelendiremeyeceğimiz bir bozukluktur.

Çocuğunuza kuralları açıkça belirleyin

Sizin için önemli olan kuralları belirleyin ve bunları birlikte yazıp, herkesin görebileceği bir yere asın. Çocuğunuz daha küçükse, kurallara dair resimler bulup bir kartona yapıştırabilir ya da kuralla ilgili resimler çizebilirsiniz.

Bu kurallara uyabildikçe size yardımcı olduğu için çocuğunuza teşekkür edin, sarılın ve öpün.

Net ifadeler ile rutinler oluşturun

DEHB’li çocuklarda kendilerinden ne beklendiğini anlamaları için rutin çok önemlidir. Öngörülebilir, tahmin edilebilir ve süreklilik gösteren rutinleri destekleyin.

Çocuğunuzun olumlu yanlarını görmeye çalışın

Çocuğunuzun davranışları ailedekiler, öğretmenler ve arkadaşları tarafından çoğu zaman olumsuz olarak değerlendirilmektir. Onun özgüvenini yükseltecek şekilde olumlu davranışlarını övün.

DEHB’e özgü davranışları çocuğunuzun elinde olmadan yaptığının hep bilincinde olun

Ne yapmamalarını değil “ne yapmaları gerektiğini” söyleyin.

Çocuğunuzun olumlu davranışlarını küçücük de olsa o anda hemen övün. Bu onunla ilgilendiğinizi gösterecek, kendine önem verilmesi onu cesaretlendirerek özgüvenin artmasını sağlayacaktır.

Bu olumlu davranışları için küçük ödüller de verebilirsiniz.

Gün içinde birlikte oyun oynayın

Kutu oyunları gibi kuralları olan oyunlar hem oyunu kurallarına göre oynamak zorunda olduğunu deneyimletir hem de birlikte keyifli zaman geçirmenizi sağlayarak çocuğunuzun sizinle ilişkisini güçlendirir.

Hayatınızda düzenlemeler yapın

Örneğin çocuğunuzla alışverişe çıkmak sizin için zor ise bunu kendi başınıza yapabileceğiniz bir zaman ayarlayın.

Nasıl hissettiğinizi söyleyin

Çocuğunuzu “Hep böyle davranıyorsun, bıktım senden” gibi eleştirmek yerine, “Böyle yaptığında davrandığında bu beni gerçekten çok üzüyor” deyin.

Tartışmalardan kaçının

Çocuğunuz kurallarınıza uymadığında onunla tartışmak yerine net ve kararlı olun. Örneğin arkadaşının oyuncağını elinden alan çocuğunuza “Şimdi üçe kadar sayacağım arkadaşının arabasını ona geri ver.” deyin.

Kendinize mutlaka zaman ayırın

Anne- baba olarak sorumlulukları paylaşmayı unutmayın. Kendinize özel bir zaman dilimi ayırın ve size özel olan o zamanı mutlaka çocuğunuza bildirin. Unutmayın oksijen maskesi önce size, sonra çocuğunuza…🦋

DEHB’Lİ ÇOCUĞA NASIL DERS ÇALIŞTIRILIR?

EBEVEYNLER DERS ÇALIŞTIRIRKEN NELERE DİKKAT ETMELİ?

* Çocuğunuzun problemsiz bir okul hayatı için tercih edeceğiniz okul ve öğretmen büyük önem taşır. Disiplinli, kuralcı, yüksek akademi başarısı hedefleyen okullar bu çocuklar için uygun olmayabilir.

* Ailenin okul yönetimi ile sürekli iletişim halinde olması gerekir.

* Ebeveynler evde ders çalıştırırken onlara karşı sabırlı olmalı, öfkeli ve fevri davranmamaya özen gösterilmelidir.

* Ders çalıştırırken masa üzerinde yalnızca ders gereçleri bulunmalı, ders çalışmadan önce tüm hazırlıkların önceden yapılması gerekir.

* Etrafta TV, müzik sesi, telefon, oyuncak gibi dikkatini dağıtacak tüm eşyalardan uzak durması sağlanmalıdır.

* Ders konularını çok fazla tekrar etmek gerekebilir.

Ona destek olduğunuz ve kolaylık sağladığınız takdirde problemlerini daha rahat çözmesini sağlayabilirsiniz. Bu sayede kendine güveni ve motivasyonu artabilir.

* Eğer unutkanlık sorunu çok sık yaşıyorsa kasti yapmadığını unutmamanız gerekir. Unutmamasını sağlayacak çözümler, stratejiler geliştirilebilir.

* Çok uzun anlatmaktan kaçının ve söylediklerinizi tekrar ettirin.

* Konuşurken göz teması kurmaya özen gösterin. Kolay anlaşılan, detaysız ve kesin bilgiler sunun. Dolaylı ve uzun anlatımlar karşısında kafası karışabilir ve anlamakta zorluk çekebilir.

* Okuldan geldiklerinde çantasını düzenlemesi için yardımcı olun.

* Odasının duvarına takvim asarak, gideceği yerleri, yapılacak işleri, ödevlerini o takvime yazmasını sağlayın ve siz takipte kalın.

* Okul malzemelerinin akşamdan hazırlamasını isteyin.

* Okulla sürekli iletişim halinde olunmalı öğretmenle sürekli görüşmeler yapılması gerekir. Sınıftaki kurallar çocuk için zorlayıcı olabilir. Ebeveynlerin çocuklarına destek olması ve rehberlik etmesi onun için daha faydalı olacaktır.

DEHB’Lİ ÇOCUKLARA ÖĞRETMENLER NASIL DAVRANMALI?

Öğretmen olarak, öğrencilerimizin DEHB olduğunu gözlemledikten ve öğrencilerimize DEHB tanısı bir çocuk psikiyatristi tarafından konulduktan sonra, öğretmen olarak okul ve sınıf ortamında çocuklara nasıl bir iletişim kurmak ve onların yaşadıkları güçlükleri aşması için ne yapmak gerekir? Öncelikle öğretmenlerin DEHB olan öğrencilerin farklı olduğunu kabul etmesi artık bir zorunluluktur. Kabul etmek onlara yardımcı olmaya hazır olmanın en önemli adımıdır. DEHB’ nin bir bozukluk olması bu öğrencilerin sınıf ortamında öğretmenlerce sorun çıkaran öğrenciler olarak algılanmasına neden olmaktadır.

Ancak öğretmenlerin DEHB olan öğrencilerin olumlu ve güçlü yönlerine odaklanması, bu çocukların başarılı bir eğitim hayatı geçirmeleri için en büyük gerekliliklerden biridir. DEHB’li öğrencilerin dikkatlerini toplamak için sakinliğe ihtiyaçları vardır, onları sınıfın en sakin köşesine ve öne oturtun. Önde oturmaları sınıfın geri kalanında olan olaylardan onları uzaklaştırabilir. Sınıf ortamının sade olmasına özen gösterin. DEHB’li öğrencilerin dikkatlerini dağıtacak malzemeleri sınıf duvarlarında azaltın. Derslerinizi çocukların öğrenme biçimlerine göre çeşitlendirin. Görsel ve işitsel malzemeler kullanın. Derslerinizi oyunlarla eğlenceli hale getirin.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu nasıl tedavi edilir?

Derslerle ilgili, çalışkan bir arkadaşının yanına oturtun. Bu arkadaşından gerektiğinde yardım almasını isteyin. Yanında oturan arkadaşları onlara örnek olabilir.

Not tutması için kolaylıklar sağlayın. Konuların ana başlıklarını ve temel noktalarını tahtaya yazın öğrencilerinizin de yazmasını isteyin ve DEHB’li öğrencilerin yazma konusundaki güçlüklerini de dikkate alarak onlara zaman tanıyın. Yazın, söyleyin ve tekrarlayın.

Ödevlerini tamamlaması için ek süre tanıyın. Bu öğrenciler için uzun süre bir yerde oturmak ve dikkatlerini toplamak oldukça güç olduğu için ödevlerini küçük parçalara bölün.

Öğrencinin ödevlerini yapabileceğini görmesi ve başarabileceğine inanması için ona destek olun. Ödevlerin niceliğine değil, niteliğine bakın. DEHB’li öğrencilerinizi değerlendirirken yazılı sınavlarda mola uygulaması yapın ve daha çok sözlü sınavlarda başarılı olduklarını unutmayın.

Arada bir sınıf dışına çıkmasını sağlayın. DEHB’li çocuklardan sürekli bir noktada oturmalarını istemek onlar için eziyet olacaktır. Aşırı hareketliliklerinden sınıf içinde yaralanın ve hemen yapılması gereken bir görevi onlara verin.

Dikkat eksikliği nedir?

Kabul çizginizi yükseltin. Hangi davranışları kabul edebileceğinizi, hangilerini kabul edemeyeceğiniz belirleyin, bir liste oluşturun ve DEHB’li öğrencileriniz için kabul çizginizi yukarı çekmeye çalışın.

Hem sizin hem de öğrencileriniz için sınıf ortamında gevşeme tekniklerini kullanın. DEHB’li öğrencilerinizle iletişimde açık ve net konuşun, ne yapılmasını istiyorsanız onu söyleyin.

Her seferinde tek bir şey üzerinde durun. Mümkünse istediğiniz, söylediğiniz şeyi gösterin.

Olabildiğince göz temasını koruyun, göz teması onlara ilgi gösterdiğinizin bir kanıtıdır ve DEHB’li öğrenciyi dalgınlıktan, bulunduğunuz ana çekmeye yardımcı olur.

Sözel yönergelerinizi yazılı olarak da verin. Genellikle görsel öğrenme eğiliminde olan öğrenciler için söylediklerinizi yazılı olarak da vermeniz onların hatırlamasına yardım edecektir.

Öğrendiklerini hatırlamaları için ona küçük hileler gösterin, olumlu ve zamanında geri bildirimlerde bulunun. Olmasını istediğiniz davranışını övün.

Sınıfta DEHB'li öğrencim var | Rehberlik Servisi

Olmasını istemediğiniz davranışlar konusunda uyarılarda bulunurken dikkatli olun, bazen uyarılarınız ve sıklığı bu olumsuz davranışı pekiştirilmesine neden olabilir.

DEHB’li öğrencinize “ona nasıl yardımcı olabileceğinizi sorun”. Nasıl daha iyi öğrenebileceğini ondan öğrenmeye çalışın. Sorduğunuzda anlatmaya hevesli olduğunu göreceksiniz. Ancak sormazsanız bu konuda size bilgi vermek için gönüllü olmayacaktır.

Herkesin anlattıklarından farklı şeyler anlatabileceği için onunla baş başa konuşmayı tercih edin. Genellikle DEHB ile ilgili olumsuzluklar ön plan çıkarılır ve bu çocukların ne yapamadığı üzerinde durulur.

Oysa DEHB olan öğrencilerin sıcakkanlı ve cana yakın olma, enerjik olmak, esneklik, iyi espri yeteneğine sahip olma, hoşgörülü olma yaratıcılık, risk alabilme gibi olumlu özellikleri vardır.

DEHB’si olanlar bir işi başlatabilir ancak onu sürdürmekte güçlük yaşayabilir. Yenilikler için oldukça heveslidirler. Alışılmışın dışında düşündükleri için sınıf ortamında pek çok farklı fikir DEHB’li çocuklardan gelir.

Sınıf içinde onların bu yaratıcılıklarından ve eğlenceli taraflarından yararlanın DEHB’li çocukların büyük bir bölümü normal sınıflarda eğitilebilir. Bu durum öğretmenin eğitim almış olmasına ve kendini geliştirmesiyle daha da kolay sağlanmaktadır.

Hayat boyu devam edecek olan DEHB ile baş etmeyi öğrenmiş bireyleri topluma kazandırmak ve onların başarıyı elde etmesi için onlara destek olmanın yolu, öncelikle öğretmenlerden geçmektedir. DEHB’li öğrencilerinizden vazgeçmeden, onların başarıyı yakalamaları için onlara destek olun.

ÖGRENDİKLERİMİZİ TEST EDELİM✍️

https://create.kahoot.it/share/dikkat-eksikligi-ve-hiperaktivite-bozuklugu/c41b2744-18d7-436b-98da-ba06695ceccf

https://wordwall.net/tr/resource/15932294

DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU İLE İLGİLİ VİDEOLAR 🎥

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu İle ilgili filmler🎬

MOMMY

Sorunlu bir çocuk olan ve hiperaktivite ile mücadele eden Steve, dul annesi Die tarafından bir enstitüye yatırılmıştır. Ancak bir yasa değişikliği sonucunda oğlunu yanına alması gerekir. Birlikte yaşamakta ilk başta zorlanan ikili, aralarındaki sevgi ve iyi yürekli komşuları Kyla’nın da yardımlarıyla hayata tutunmaya çalışırlar.

Mommy, bir süredir ıslah evinde kalan ancak çıkarttığı yangın sebebiyle annesine geri teslim edilen Steve’in ebeveyni ve komşusu ile olan garip hayat tecrübesini anlatıyor. Annesini seven hatta ona gerçek manasıyla aşık olan Steve hiperaktivite ve ciddi bir öfke kontrol sorunu bulunan bir genç. Bu sebepten ötürü ıslah evinden atılırken, annesine de şiddet uygulamaktan çekinmeyecek kadar da hasarlı bir karakter. Annesi Diane ise oğlu ile aynı duyguları taşıyor, adeta onun için yaşıyor. Oğlunu “tamir edebilmek” için yeni bir işin peşinden koşuyor, onu hapishaneden koruyabilmek için ağız kokusu çekiyor, ölmüş olan eşinin eksiliğini gidermek için çabalıyor ve her türlü cesur adımı atabiliyor. Sac ayağının üçüncü üyesi Kyla. Yaşadığı ciddi bir travma sonrasında akıcı konuşma yetisini kaybeden, kekeleyerek hayatına devam eden ve öğretmenlik mesleğini ardında bırakmak zorunda kalmış mutsuz bir kadın. Bu üç hasarlı karakter küçük bir mahallede ayakta durmaya çabalıyor. Beraber, tek bir beden olurcasına ve samimi.

400 DARBE

400 Darbe filminde, 1950’lerin başlarında Paris’te yaşayan 12 yaşındaki Antoine, ailesiyle yaşadığı problemler ve okuldaki öğretmeni tarafından sıkça aşağılanması yüzünden ne okulda ne de evde huzur bulabilmektedir. Ödevini yapmadığı için arkadaşıyla birlikte okuldan kaçtıkları bir gün sokakta annesini başka bir adamla gören Antoine, şoku üstünden atamadan okula döner ve ödevi yapmamasının mazereti olarak annesinin öldüğü yalanını söyler. Anne ve baba sağlam bir şekilde okula geldikleri an ise gerçekler ortaya çıkar ve Antoine bir süreliğine uzaklaştırma cezası alır. Şimdi de ailesinden korktuğu için eve gitmeye korkan Antoine, yakın arkadaşıyla birlikte deniz kenarına kaçmaya karar verirler. Amaç babasının daktilosunu çalıp satarak para kazanmaktır. Ancak işler yine beklendiği gibi gitmez…Sadece Fransız sinemasına değil, dünya sinemasına getirdikleri yeni solukla tarih yazan Fransız Yeni Dalga akımının, en önemli isimlerinden biri olan Fronçois Truffaut imzalı film, hem akımın hem de sinemanın tarihinin en değerli filmlerindendir.

Dikkat Eksikliği Ve Hiperaktivite Bozukluğu ile İlgili Kitaplar📚

İster DEHB tanısı konmuş bir yetişkin olun ister DEHB alanında çalışan bir ruh sağlığı uzmanı olun; bu kitap, DEHB bulmacasını çözmenizde çok önemli bir anahtar. Kesinlikle sahip olunması gereken bir kitap!”

– Donald Altman, MA, LPC –

Sizde Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) varsa; faturaları ödemek, bir toplantıya vaktinde gitmek ya da  alışveriş yapmak çok zorlayıcı olabilir. Kendinizi engellenmiş gibi hissedebilirsiniz hatta kontrol dışına çıktığınızı düşünebilirsiniz. Peki unutkanlığınızı, tekrar eden hataları, düzensizliği, dikkat dağınıklığını ve rahatsızlık hissini nasıl geçmişte bırakabilirsiniz?

Bu kitapta yer alan bilgi ve tekniklerle beyninize karşı değil onunla birlikte nasıl çalışacağınızı keşfedeceksiniz. 

Sanırım bu kitabı okuyan herkesin yolu bir biçimde dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğundan geçiyordur. Çocuğunda dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu (DEHB) olan anne babalar, öğretmenler, profosyoneller ve kendisi hiperaktif olanlar. Yolu herhangi bir nedenle dikkat eksikliği hiperaktiviteden geçen okurlar için iyi bir haberimiz var:Dikkat eksikliği hiperaktivite çok iyi bir bozukluktur.

Çocuğu Olan Herkesin Okuması Gereken Bir KitapAmerikan Tıp Yazarları Birliği, 2006 Yılı “Will Solimene Tıbbi İletişimde Mükemmellik” Ödülü… Dikkat Eksikliği Bozukluğu ve Dikkat Eksikliği/Hiperaktivite Bozukluğu hastalıklarının değerlendirilmesi ve tedavisinde öncü bir uzman, bu konudaki yanlış bilinenleri ortaya döküp, tedavi yöntemleri üzerine açık bir dille, bilimsel temelli ve pratik bilgiler sunuyor; Doktor Brown, DEB/DEHB hastalıkları üzerine cesur ve yeni bir bakış getiriyor ve hasta çocukların, gençlerin ve yetişkinlerin gündelik yaşamlarından etkileyici mücadele örnekleri sunuyor. “Kapsamlı ve şefkat dolu. Eğer sevdikleriniz arasında DEB sendromuyla mücadele eden bir çocuk veya yetişkin varsa, bu kitabı mutlaka okumalısınız.” MARY BETH REGAN, Baltimore Sun “Brown, yaygın efsanelere karşı çıkarak ve teknik bilgiler vererek, ‘DEB hakkında hep bilmek istediğiniz fakat nasıl ve kime soracağınızı bilmediklerinizin tümü’ tadında bir kitap yazmış.” FRANCINE CONWAY, PsyCritiques (Amerika Psikoloji Derneği) “[Doktor Brown’un] nöroloji, psikiyatri ve psikoloji alanlarında yapılan araştırmaların DEB sendromuyla nasıl bağlantılı olduğu yönündeki açıklamaları son derece ilginç. Kuvvetle önerilir.” S. C. GROSSMAN, Choice “Zekice yazılmış bu kitap, DEB/DEHB konularını yakın zamanlarda hatırlanabilecek bütün kitaplardan daha iyi açıklıyor. İster kişisel, isterse profesyonel nedenlerle olsun, DE/HB konusuyla ilgilenen herkesin okuması gerekir.” KATHLEEN NADEAU, ADDitude Magazine THOMAS E. BROWN, PH.D., Yale Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Psikiyatri Kliniği’nde yardımcı profesör ve Yale Dikkat ve Buna Bağlı Bozukluklar Kürsüsü genel başkanıdır. Ayrıca, Brown DEB Skalasını geliştirmiştir ve Çocuklarda, Erişkinlerde ve Yetişkinlerde Dikkat Eksikliği Bozukluğu ve Buna Bağlı Hastalıklar (American Psychiatric Press) adlı bir ders kitabının editörüdür.

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğuyla (DEHB) Nasıl Başa Çıkabilirim.

Pratik önerilerin, gerekli bilgilerin, eğlencenin sunulduğu ve hemen hemen her olayda, evde, okulda ve arkadaşlarla oluşabilecek problemlerde kullanılabilecek çözümlerin verildiği bu kitapta, aşağıdaki konulardan fayda sağlayabilirsiniz.Ev ödevlerinin yaptırılmasıArkadaş edinmesiBir şeyleri hatırlamasıHisleriyle başa çıkmasıSabah hazır olabilmesiRahatlamayı öğrenmesiOdaklanmasıYardım istemeyi öğrenmesiVe çok daha fazlası“Bu kitap kesinlikle pozitif ve güçlendirici… Çocukların anlayabileceği şekilde direkt ve açık olarak yazılmış.”

Hafif Düzey Zihinsel Yetersizlik

EĞİTİLEBİLİR ZEKA ENGELLİ ÇOCUKLAR:

Zeka, insanların karşılaştığı durumları değerlendirmesi ve yeni bir davranma biçimi geliştirmesindeki en temel araçtır. Zeka Engeli; kişinin karşılaştığı durumları  değerlendirme  ve bunun sonucunda yeni davranış biçimi geliştirememe; çözüm üretmede çok sınırlı olması ya da hiç başarılı olamama durumudur. Zeka engelli çocuklar, özel eğitime muhtaç çocuklar  içerisinde en popüler olan gruptur. Zeka engelli çocuklar, psikolojik ve eğitsel yaklaşımlara göre sınıflanmaktadır. Psikolojik sınıflandırmada gruplar Hafif, Orta, Ağır ve Çok Ağır derece şeklinde; Eğitsel sınıflandırma da ise  Eğitilebilir, Öğretilebilir  ve Klinik Bakıma Muhtaç şeklinde yapılmaktadır. Zeka engelli çocukların genel nüfus içerisindeki yaygınlık oranları genellikle % 3 olarak kabul edilmektedir. Bu oranın % 1’ini Çok Ağır düzeydeki,% 4’ünü Ağır  düzeydeki, %  10’unu Orta düzeydeki,% 85’ini Hafif düzeydeki zeka engelliler oluşturmaktadır. Eğitsel sınıflandırmaya göre ise Eğitilebilir  Zeka engelli çocuklar bu oranın % 90 ile 95’ini oluşturmaktadır. Zeka engelinin nedenleri; bulaşıcı hastalık ve  zehirlenmeler, travma ve fiziksel etkiler, metabolizma ve beslenme bozuklukları, kaba beyin hastalığı, doğum öncesinde bilinmeyen nedenler, kromozom anormallikleri, gebelik  bozuklukları, ruhsal bozukluklar ve çevre etmenleri şeklindedir. Zeka engelli çocuklar ( bugün için) tıbbi olarak iyileştirilemez; ancak eğitim boyutunda, son yıllarda önemli gelişmelerle birlikte, ulaşılan  olumlu sonuçlar vardır.

Eğitilebilir Zeka Engelli Çocukların Özellikleri:

Gelişimleri normallerden önemli bir farklılık göstermediği için  genellikle okula başlayana değin farkına varılmazlar. Okul çalışmaları başladığında özellikle akademik çalışmalarda karşılaştıkları güçlükler sonucunda gerilikleri ortaya çıkar. “Eğitilebilir” terimi bu çocukların okuma, yazma, matematik gibi temel akademik becerileri öğrenebileceklerini açıklamaktadır. Bu çocuklar temel akademik beceriler yanında öz bakım becerilerini öğrenebilirler, ileride yetişkinlik çağında bütünüyle ya da  kısmen  geçimlerini  sağlayacak bir iş becerisi edinebilirler.

A. Beden ve Devimsel özellikleri:

1.Fiziki olgunlaşma yönünden normal çocukların gelişim seyrini gösterirler. Grup olarak karşılaştırıldıklarında ise, boy ve  ağırlık  bakımından normallere göre daha zayıf ve gelişimleri daha yavaştır.

2.Fiziki gelişim bakımından daha zayıf, hastalıklara karşı daha az dayanıklı olup sık sık hastalanırlar.

3.Devimsel beceriklilik bakımından normallere göre daha  geridirler. Bu gerilik daha küçük kas kontrolü ve koordinasyonuna dayanan  karışık hareketlerde daha açıkça görülür.

B. Zihin özellikleri:

 1.Geç ve güç öğrenir.

2.Dikkat süresi kısa ve dağınıktır.

3.İlgisi sık sık değişir.

4.Soyut şeyleri güç kavrar.

5.Zamanı kavramada güçlükleri fazladır.

6.Genelleme yapamaz.

7.Kazandığı bilgileri transfer edemez.

8.Yeni durumları kavrama ve onlara uymada zorlukları vardır.

9.Yeni durumlardan kaçar.

10.Kolaylıkla yorulur.

11.Derslerde kolaylıkla yılgınlık gösterir.

12.Kendisinden küçüklerle oynar.

13.Gördüğü,duyduğu şeyleri çabucak unutur.

14.Yakın sonuçlara ilgi duyar.

15.Tepki ve algıları basittir.

16.Kendilerini bağımsız olarak ifade etmekten çekinir, zorlukları vardır.

C. Sosyal özellikleri:

1.Sınıf arkadaşlarıyla ilişki kurmada zorlukları vardır.

2.Normal sınıf öğrencileriyle ilişki kurmada zorlukları vardır.

3.Dostlukları devamsızdır.

4.Kolayca ilişkileri bozar.

5.Her zaman grupta bağlı olmayı yeğ tutar.

6.Oyun kurallarına uymakta zorluk çeker veya uymaz.

7.Giyim kuşamlarında gariplik vardır.

8.Nezaket ve görgü kurallarına uymada belirli gerilik gösterir.

9.Uyumsuzlukları fazladır.

10.Sosyal etkinliklere katılımı azdır veya yoktur.

11.Sosyal becerileri azdır.

12.Grup etkinliklerine katılma ve kurallarına uymada güçlük çeker.

13.Sosyal ilişkilerde bencildir.

14.Grup tarafından kabul edilmemektedir.

 15.Yalnızlığı yeğ tutar.

Ç. Kişilik özellikleri:

1.Kendisine güveni çok azdır.

2.Bağımsız hareket edemez.

3.Sebatsızdır.

4.Belli bir amaca ulaşmak için gösterdiği çaba çok sınırlıdır.

5.Dostluklarının süresi kısadır.

 6.Sorumluluk almaktan kaçınır.

7.Başkalarının fikir ve duygularına az saygı duyar veya hiç duymaz.

8.Kendi kendine etkinliğe başlayamaz veya yönelemez.

9.Kızgınlık nöbetleri vardır.

10.Kırıcıdır.

11.İçe dönüktür.

12.Uysaldır.

13.Ketumdur.

D. İş ve Çalışma özellikleri

1.Yaşıtı öteki çocuklar gibi bir iş sahibi olma ihtiyacındadır.

2.Toplumda ihtiyaç duyulan bir çok işleri yapabilir ve bir iş sahibi olabilir. Kimisi sürekli, kimisi aralıklı denetlemeyi gerektirir.

3.Herhangi bir işi öğrenebilmek için onun basit kısımlarının ayrılmasını ister. Önce işin akıl ve mantıki parçalarını sonra bütünü öğrenir.

4.Monoton  işleri yapmaktan özel bir haz duyar. Başka bir deyişle normal ve üstün zekalı çocuklar için sıkıcı olan işleri bıkmadan istekle yapar. Üstün çaba, dikkat ve başarı gösterir.

5.İşlerine çok bağlıdır. İyice öğretilmiş iş ve çalışma kurallarına harfiyen uyar.

6.İşin gereklerine göre iyi eğitmek, istenilen iş ve çalışma alışkanlıkları kazandırmak kolay olur.

7.Usludur. İşveren, iş öğreticisi ve öğretmenin istikrarlı isteklerine uygun davranış gösterir. Onları hoşnut etmek için içten çaba gösterir.

8.Başarısından dolayı gurur duyar. Bu başarı  onları normal ve üstün zekalı çocuklardan daha çok çabaya yöneltir, yeni şeyler yapmaya teşvik eder.

9.İş öğretmeni, öğreticisi ve işyeri sorumlusunun  telkin ve öğütlerine, aynen uyar. Başta bağlı olma eğilimi onların öğütlerine  uymasını sağlar. Karşılaştığı engel ve sıkıntılarda, sorunların çözümünde, birinin  yanında olmasına ihtiyaç duyar.

10.Özellikle büyük ve küçük kaslarını kullanarak tüm organlarının çalışmasını sağlayacak etkinliklerden hoşlanır.

11.Daha yavaş düşünür ve geç kavrar. İşin öğretilmesinde  sözlü açıklamalar onun için anlamsızdır; somut örnekler verilmesi gerekir. Hatta  bu da yetmez, kendisinin etkin olarak açıklama yapması gerekir. İstenilen  bilgi ve becerinin alışkanlık durumuna gelinceye kadar  tekrarlanması  ve  sürdürülmesi gerekir. Yaptırarak ve uygulatarak öğretme, iş eğitiminin temel dayanağı olmalıdır.

12.Bir işe başlaması ve işe ısınması çok zaman alır. Sabır, bilgi ve beceri ister. Bireysel ayrılıklarına göre bu sağlanıncaya kadar beklemek gerekir.

13.Basit, özlü, kısa ve özlü açıklamalar yapılmasını ister.

14.Bir defada işin ancak bölünmüş bir parçasının açıklamasını kavrayabilir. Tümünün birden açıklamaya kalkışılması  onların  kendine  olan  güvenini sarsar, işinden soğutur.

15.Başarısızlığa düştüğü her durumda kendine güvenini yitirir. Bu sebeple başarı gösterebileceği iş ve düzeyde başlatılması gerekir.

16.Başarısızlıklarla veya kendi başına istemeyeceği bir  sorunla karşılaştığı zaman ona nezaketle ve içtenlikle, kırmadan yardım yapılması gerekir.

Eğitilebilir Zeka Engelli Çocukların Eğitim Ortamındaki Gelişim Özellikleri

Bu çocuklar, ya normal sınıfta  “Kaynaştırma Eğitimi’ne  alınarak ya ilköğretim okullarının bünyesinde açılacak “özel sınıflarda ya da bu düzeydeki öğrenciler için açılacak olan  gündüzlü  ilköğretim okullarında eğitimlerini sürdürebilirler. Bunların eğitim ortamlarındaki gelişim özellikleri  3 ayrı  devrede ele alınacaktır:  5-7 Yaş Devresi, 8-11 Yaş Devresi ve 12-15 Yaş Devresi.

5-7 Yaş Devresi

A-Beden Gelişimi:

 Bu tip çocukların motor gelişimleri, normal  çocuklarınkine  benzemekle beraber, bazı farklar görülebilir. Yürüyüş, koşma ve  sıçrama hareketlerini istekle yaparlar. Yalnız sıçrama hareketlerini  güçlükle  yaparlar, bu beceriyi geç kazanırlar.

Yuvarlak ve iri toplarla oynamak, topu hedefe atmak, fırlatmak ve yakalamakta beceriksizlik gösterirler. Bu beceriyi ancak bir rehber yardımıyla kazanabilirler ve genellikle bu türden oyun ve uğraşılardan hoşlanmazlar.5 yaşlarında; eşya taşımaktan, blokları üst üste yığmaktan, salıncak, tren, otomobil gibi oyuncaklarla oynamaktan hoşlanırlar.6 ve 7 yaşlarında üç tekerlekli bisiklete binmekten ve diğer oyuncaklarla oynamaktan haz duyarlar.

Genellikle motor-kas işbirliği yetersizdir. Parmak, el, bilek, kol kaslarını kullanma ve denetleme yetenekleri ağır gelişmektedir. Titrek  ve karalama halinde çizgi çizerler. Makas, testere, çekiç gibi aletleri kullanmak  isterler ama başarı gösteremezler. Ancak, 7 yaşlarında, çizgi halinde boyamaları ve kesmeleri becerebilirler. Genellikle 6-7 yaşlarında yardımsız giyinip düğmelerini ilikleyebilir, fermuarlarını kapatabilirler. Boyun bağı ve kordela bağlamasını zor öğrenirler. Normal çocukların bu çağda kazandıkları motor-kas  gelişimine dayanan becerileri ancak yetişkinlerce hatırlatma, açıklama, motive edilme, yardım gibi durumlarda yavaş yavaş kazanırlar.

Bedensel büyüme boy ve ağırlık bakımından genellikle normal çocuklar düzeyindedir. Hava değişimlerine ve hastalıklara karşı duyarlıdırlar. Yemek alışkanlıkları düzensizdir, genellikle fazla yerler. Tuvalet ve temizlik    alışkanlıklarını geç kazanırlar. Görme ve işitmeleri, uykuları genellikle normaldir.

B. Zihin Gelişimi

Zihin gelişimi normal yaş ve düzeyinin 3/5 kadardır. Fikir ve düşüncelerin gelişmesini sağlama çok yavaş gelişmektedir. Soyutlama ve  genelleme  yönünden daha da geridirler. Çevrelerindeki insanlar ve varlıklarla ilgili  ilginç sorular sormazlar. Düşünce gelişmeleri vardır ama bu yıl, dün, bugün, yarın gibi zaman kavramlarını, konuşurken zaman çekimlerini  yerinde  kullanmazlar.

Resim açıklamalarında gördükleri objelerden bir iki tanesinin resmini söylemekle yetinirler, ilişkileri sezmezler. İş ilgileri, 8 yaşından  önce  nadir de olsa görülebilir. Onlar için eksik çizilmiş insan  veya  hayvan  resimlerinin bir veya iki eksiğini tamamlamak, sevinç verici bir uğraştır. 7  yaştan  önce bellek ve muhakemeye dayanan kısa cümleleri söyleyebilmelerindeki başarı, hemen hemen ¾ oranındadır.

Bu yaştan önce kırmızı, mavi, sarı, beyaz, siyah gibi  renkleri  genellikle tanıyamazlar. Bazen sonraki yaşlarda bile renk tanımada güçlük çekenleri olur. Eşyaları sayma ve gruplama işlemlerini somut örnekler  üzerinde  4-5’e kadar yapabilirler, ama henüz bu sayıların kavramlarını kazanmamışlardır. Kare, üçgen ve daire şekillerini öğrendikten sonra ayırt etmede başarı gösterirler.7  ve daha sonraki yaşlarda harflerin yazılış, şekil ve biçimleri  ile  ilgilenmeye başlarlar. Kare, üçgen gibi algıyı geliştiren şekilleri kopya edebilirler. Ama bu eğrilerle dolaşık şekilleri, eşkenar dörtgeni genellikle cetvelle dahi kopya edemezler.

Dil ve vokaller gelişmiştir. Fakat yaşıtları olan normal çocukların  dil kavramı ve becerisi düzeyinden %75 ile 50 oranında aşağıdadırlar. Sınıflandırılmış kelime ve terimleri soyut kavramlarından ayıramaz. Resimli küçük hikayeleri, hoşlandıkları oyuncak ve eşyaları incelemekten, izlemekten hoşlanırlar ve yararlanırlar.

7 yaşa kadar; ön, arka, alt, üst kavramlarını öğrenemezler. Ancak  bu yaştan sonra birçok pekiştirmelerle yer ve yön kavramlarını öğrenebilirler. Dil gelişmeleri yavaş olur, çoklarında dil arızaları açık şekilde  görülür. Bazıları R,S,T,K,F seslerini çıkaramazlar. Böyle çocukların  çıkaramadığı sesler bir dil terapisti tarafından erken düzeltilmezse, ileriki  yaşlarda bu seslerin artikülasyonunun düzeltilmesi çok uzun zaman ve emek gerektirir. Kekemelik, pepemelik, tutukluk ve bebek dili ile konuşmalara bu çocuklar arasında sık rastlanır. Uzun cümlelerle konuşamazlar. Emir ve sevgi  ifade eden kısa anlatımlardan hoşlanırlar. Kelime dağarcıkları yoksundur. Bazılarında görülen çok gecikmiş dil gelişimi beyin zedelenmesinden veya ilk yaşlarda ana ve baba ilgi ve şefkatinin azlığından ileri gelebilir.

C. Sosyal Gelişim

Çekingen, ürkek ve içe dönüktürler. Oyun gruplarına  girmekte ve kurallarına uymakta güçlük çekerler. Özel bir  rehberlik  yapılırsa, uygun  imkanlar sağlanırsa oyun gruplarına bir üye olarak  katılmak  isteğini  duyarlar. Oyun grubundaki arkadaşlarına oyuncaklarını oynatmaktan hoşlanırlar. Rehberlik ve yardım yapılmadıkça yalnız başlarına oynarlar.7 yaşlarında sütçü, postacı gibi taklide dayanan grup oyunlarına katılmaya başlarlar. Ev  işlerinde annelerine yardım etmek isteğini 6-7 yaşlarında duyarlar.

Başkaları tarafından büyüdüklerinin söylenme sinden , güçlerinin , başarılarının övülmesinden, beğenilmesinden haz duyarlar. Karşı davranış ve tenkitlerden üzüntü duyarlar. Hayvanlara ve oyuncaklara düşkündürler, onlara sahip olmak isterler. Hikaye ve “kasetteki bir şarkı” gibi şeyleri tekrar tekrar dinlemek isterler. Anne ve babalarıyla sokak, sinema gibi yerlere, misafirliğe gitmekten hoşlanırlar. Kişisel çıkarlarını çok severler, normal çocuklardan daha az özgecidirler.

8-11 Yaş Devresi

 A. Beden Gelişimi

Motor-kas işbirliğine dayanan etkinliklere daha kolaylıkla  başlar. Kol ve bacak kasları gelişmiştir. Yürüyüş, sıçrama ve atlama hareketlerinde bu kolaylıklar görülür. Belirli uzaklığa topu fırlatma ve yakalama gibi el  ve kol kaslarının kontrolüne yarayan düzenli denemeleri çoğu kez başarabilirler. Bu devre çocukları için, tahta üzerinde düzenli yürüme, ayakta  durup atlama gibi çalışmalar zararlıdır. Ayak kaslarının gelişmesini sağlayacak hareketlere yer verilmelidir.

Duyarlı el ve kol kaslarının gelişmesi,7çocuğun çalışmasına yararlı olacak bir düzeye erişmiştir. Devamlı ve fazla dikkat harcayarak kalem, fırça ve tebeşir kullanma becerisini kazanırlar. El becerilerine karşı ilgi  artar. Makasla kağıt kesmekten, çekiç ve testere gibi aletlerle iş yapmaktan hoşlanırlar, ama yaptıkları işler çoğunlukla kabaca işlerdir. El ve parmak kasları gelişmiştir. Motivasyon yaratılıp, rehberlik yapılırsa; ilk zamanlarda bakarak, okuma yazma öğrendikten sonra da düzgün şekilde yazılar yazabilirler.

Bedensel büyüme, boy ve ağırlık bakımından aşağı yukarı  normal çocuklar düzeyinde devam eder. Hastalıklar sık görülebilir. rehberlik yapılırsa; yemek, tuvalet alışkanlıklarını kazanırlar. Normal çocuklarda olduğu gibi bu  çocukların da vücut temizliğine özellikle el, yüz, ağız temizliğine, diş  çürüklerinin temizlenmesine önem verilmelidir.

 B. Zihin Gelişimi

Zihin gelişimi genellikle 5 ile 7.5 zeka yaşı düzeyindedir. 6 yaşlarındaki normal çocuklar gibi okuma-yazma ve konuşma etkinliklerine  katılırlar. Ezberleme gücü 3 yaş düzeyinde olup, hatırlama gücü ve fikir doğurganlığı zayıftır. Günlük yaşantıda gerekli olan haftanın günlerini, günün tarihini  öğrenebilirler. Ayları oldukça zor öğrenirler. 9-10 yaşlarında  ancak, okula giriş ve çıkış saatlerine ait zaman kavramlarını öğrenebilirler. 8.inci yaşta dikkat yetersiz olduğundan dil gelişiminin temeli olan algılama da zayıftır. İki şey arasındaki benzerlik ve ayrılıkları kolay ayıramazlar. Tasarım ve çağrışım yetersizdir. 10. yaşa doğru algılama yetenekleri  artar, ama  algılamanın gelişimi takvim yaşlarının altında bir gelişim gösterir.

Bu devrenin ikinci yılına doğru el sanatları ve  iş çalışmalarına devam edebilirler. Fakat halen düşünme ve konuşmaları için yardıma, rehberliğe ihtiyaçları vardır. Oyunları anlatma ve tartışma yetenekleri normal takvim yaşlarının altındadır. Eşyaları genellikle tanırlar, eşyaları sınıflandırmada ve yararlarına ait kısa açıklamalar yapmada başarılı olurlar.

Normal 8 yaş çocuğunun ilgilendiği eşyaların   özelliklerini saymada ve kıyaslamada güçlük çekerler. Resim açıklamalarında  genellikle eşyaları isimlendirir, hareketleri anlatabilirler. Çizdikleri resimlerde detay ve ilişkiler eksiktir. 

8 yaşlarında kelime dağarcıkları normal çocukların  kelime dağarcığının % 25 ile 35’i kadardır. Kendilerini eleştiri yönünden zayıftırlar. 8,9 yaşlarına doğru kendiliklerinden uyarmasız dikkat etmeye  başlarlar. Yalnız yeni durumlara hemen uyum yapamazlar, bazen olaylar arasında  ilişki kurmakta güçlük çekerler.

Duyum, algı, dikkat, bellek, soyutlama ve genelleme  gelişimleri ilk okuma-yazmayı öğrenmeye, göze, kulağa hitabeden araçlar kullanma   ve  pekiştirilmek şartıyla elverişlidir. Duygu gelişimleri normaldir. Sevmek ve sevilmekten hoşlanırlar. Ancak heyecan ve duygularını açıklama, yorumlama ve benzer duygusal yaşantıları ayırmakta güçlüğe uğrarlar. Zihinsel engellilik sebebi ile özellikle sözlü  emirleri anlama ve tartışmada hata yapabilirler. Bu devre öğrencilerin pepeme ve pelteklik, bebeğimsi konuşma gibi dil yetersizlikleri % 15-18 oranında olup bu oran normallere kıyasla 3 kat  fazladır.

C. Sosyal Gelişim:

Bireysellikten kurtularak sosyal gruba girerler. Anne, baba ve öğretmenin kendisinden bazı çalışmalar beklediğini anlarlar. Kendilerinin bazı yetenekleri olduğunun, çevrelerinde bazı şeyler öğrenebileceklerinin bilincine varmaya başlarlar. İnandıkları, sevdikleri birey veya grupla çalışmak isterler. Grup çalışmalarına katılarak kendi çalışmalarını eleştirmeye başlarlar. Grubun, sınıfın, öğretmenin, ana ve babanın takdirini kazanma isteği duyarlar. Bu istekleri doyurulursa, başarılı çalışmalara yönelirler, doyurulmazsa yıkıcı davranışlara yönelirler. Aile içinde kendinden küçükleri koruma, ev işlerinde   yardım etme gibi olumlu davranışlara yönelerek büyüdüklerini belli etmek  isterler. Özellikle erkek çocuklar güçlü olduklarını göstermek için akranları ile ara sıra kavga ederler.

Benliğinde iyi sporcu olabileceği duygusu belirir. Bu nedenle; yarışmaya dayanmayan ve ciddi olmayan oyunlardan hoşlanmazlar. Taklit ve ima yollu oyun ve hareketleri severler. Oyunları ve öyküleri tekrarlamada,  dramatize etmede başarılı olurlar. Ritmik hareketlerle müzikli milli danslarla,  peri öyküleri ve resimli kitaplarla ilgilenmeye başlarlar. Bilmeceler, taş  fırlatma, topaç çevirme, evcilik ve top oyunları başlıca ilgi çekici oyunlardır.

Bu devrede ara sıra gerçek tecrübe ve hayale dayanan öyküleri karıştırma halleri görülebilir. Bunları ayırabilme alışkanlığını kazanmaları için rehberlik yapılmalıdır. Bazılarında şaka ile gerçeği ayıramama görülür. Bu sebeple böyle durumlarda saçmalıklar açıklanırsa, zamanla olayları birbirine karıştırmaları önlenir.

12-15 Yaş Devresi

A. Beden Gelişimi:

Boy ve ağırlık gelişimi normal çocuklarda olduğu  gibi hızlanır. Bu hız, kızlarda erkeklere kıyasla daha fazladır. Kol ve bacak kemiklerindeki gelişim dikkati çekecek derecededir. Boyca gelişmiş bazı kızlarda görülen utangaçlık, davranış değişikliği gençlik gelişiminin belirtileridir. Genellikle motor hareketler yeterlidir. Aşırı görme kusuru ve ellerinde sakatlık olmayan  çocuklarda el-göz işbirliği becerisi gelişmeye devam eder. El  becerilerinde  daha önceki zamanlarına kıyasla başarılı olurlar, hataları gün geçtikçe azalır. Büyük bir ilgi ve dikkatle bitirdikleri işler olur. Bu işleri  yaparken gerekli alet, edavat, araç ve gereçleri başarı ile kullanmaya başlarlar.

Bu devrede çocuklar ergenlik çağına girerler. Ergenliğe girişte fiziksel gelişim hızlanır. Kızlar;13 yaşın sonları ile 15 yaş arasında  ilk adetlerini görürler. Erkekler de,14 yaşın başı ile 15 yaşın ortalarına doğru ergen olurlar. Fiziksel gelişimi daha iyi olan çocukların, bu yaşlardan önce de ergenliğe ulaştıkları görülür. Ergenliğe girilince kas ağırlığı ile  vücut  ağırlığı arasındaki oran hızla artar. Solunum kapasitesi, fiziki  güç  ve  dayanıklılık normallerdeki gibi gelişir. Ergenlerde ses değişiklikleri olur. Motor gelişim, el-göz işbirliği daha da artar. El beceri türleri artar. Giriştikleri  işi sonuçlandırmak için güçlüklere dayanırlar. Daha verimli çalışmalara yönelebilirler. Ergenlik çağında iştahları artar. Beslenmelerine önem verilmesi gerekir.

 B.Zihin Gelişimi

Zihin çalışmaları sırasında; ışık, ısı gibi dış  uyarımların etkisinden daha az rahatsız olmaya başlarlar. Dikkatlerini, ilgilerine dayanan çalışmalar da uzun süre uyanık tutabilirler. Zorlukları yenmek için daha fazla  güç gösterirler. Mihaniki olarak, anlamını öğrenmeden ezber yetenekleri artar ama, halen anlama, mantığa ve hayale dayanan ezber yetenekleri yetersizdir. Zaman kavramı gelişmektedir.12 yaşındaki grubun çoğu günün tarihini söyleyebilir, ama ay ve yıl olarak geçmiş zamana ait bazı tasarımları olmakla  beraber bunları tam olarak öğrenememişlerdir. Özellikle ay ve mevsim kavramları  aydınlık değildir.

     Eşyalar, olaylar ve fikirleri sınıflandırmada, aralarındaki benzerlik  ve farkları sezmede önceki devreye kıyasla daha başarılıdırlar. Yaptıkları işlerden fikirce sonuca ulaşmaya başlarlar, ana fikirleri bulmaya  yönelirler . Bir şeyin nasıl ve niçin yapıldığına ilgi gösterirler, bazen araştırırlar. Günlük hayatta daha iyi yaşamanın imkanlarını düşünürler, ilgi gösterirler. Yurt  ve dünyada meydana gelen olaylara mesela deprem, savaş, yeni buluşlar  gibi olaylara da ilgi gösterirler. Olaylar arasındaki ilişkiyi sezmeye  çalışırlar. Zihinsel gelişimde görülen bu ilerlemelere rağmen genelleme, kıyaslama, soyutlama yetenekleri bakımından normallere kıyasla rahatsızdırlar. Soyut  ve tanımsal kavramları zor öğrenirler. Pratik ve faydalı çalışmaları öğrenme alışkanlıkları artar. Yeni durumlara gün geçtikçe daha iyi uyabilirler.

Resimlere karşı tepkileri anlamını bulup açıklama yapma şeklinde değildir. Sadece gördükleri şekil, eşya ve hareketin basit bir tanımlaması  şeklindedir. Çizdikleri resimlerde belli başlı detayları gösterebilirler.  Herhangi bir resim gösterip yorumlaması istendiği zaman; yaratıcılığa  dayanmayan  çok basit yorumlama yapabilirler. Çünkü hayal güçleri yetersizdir. Kelime dağarcıkları zenginleşmiştir. Ergenlik çağında daha  da zenginleşir. Ama yine de bu dağarcıkları normallere kıyasla daha yoksundur. Dili yerinde kullanma becerileri gelişmeye devam eder. Özellikle oyun ve  diyalog  yolu ile anlatım güçleri arttırılabilir. Konuşma yetersizlikleri % 4. ½  oranında olup önceki yaşlara kıyasla azalma göstermiştir. Konuşma kusuru olan çocukların, kusurlarının giderilmesi için bu devrede uğraşılması gerekir.

C. Sosyal Gelişim:

Zihinsel güç bakımından aşağı yukarı kendi düzeyinde olan çocuklarla arkadaşlık etmeyi severler. Ama, ergenlik çağına girilince ayrı cinsten de arkadaş edinmeye çalışırlar. Ayrı cinsten arkadaş edinme isteği, kızlarda daha önce belirir. Özellikle bu istek, yaşça daha büyük, fakat zekaca  daha geri erkek arkadaşlara doğru yöneltilir.

Bu devrede genellikle grup oyununa yer verilir. Erkekler yarışmalı oyunları severler. Yarışmalı koşma oyunları, kayak, tırmanma, yüzme, futbol, basketbol gibi aktif oyunlar onlar için ilginçtir. Bu ilgi bazı kız çocuklarda da görülür. Kızlar daha çok ev hayatını dramatize edici şekilde oyunlara yönelirler.

Ev temizlemek, bulaşık yıkamak, yemek pişirmek, basit giysiler  dikmek, misafire hizmet etmek, kız arkadaşlarla ev ziyaretlerine gitmek onlar için çok ilginçtir. Halk oyunları, dans ve diğer ritmik hareketler hem kızların  hem erkeklerin hoşlandığı şeylerdir.

Bu devrede grupça veya bireysel olarak bir şeye sahip olma şeklinde mal veya mülk edinme arzusu belirir. Sahip olunan eşya, mal daha dikkatli, düzenli kullanılır. Değişik boş zaman ilgileri görülür. Kızlar okulda veya evde  kendisinden küçüklere bakar, onları koruma, göz kulak olma sorumluluğu belirir. Bilmece, bulmaca, tahmin oyunları, basit top oyunları, misafirlik oyunları ilgi çekici, eğlendiricidir. Peri masalları, hayvan ve çocuk öyküleri yine de ilginçliğini devam ettirir. Komik öykülerden, radyo-T v’ deki çocuk programlarından hoşlanırlar. Erkek çocuklar ise ayrıca macera öykülerine, filmlerine ilgi gösterirler. Gerçek öyküler, macera şeklindeki tarihi olaylar, icatlar, sportif çalışmalar hoşlarına gider. Bazı şeylerin nasıl yapıldığını anlatan pratik makaleler  ilgilerini çeker. Her iki cins de, gerçek öyküleri , olayları  dramatize  etmekten zevk duyarlar. Kendi kendilerine oyun yaratamazlar  ama  yardım  ve rehberlik yapılsa bu yönleri gelişir.

Büyümüş olmalarının, çevrelerindekiler tarafından da  kabul edilmesini isterler. Erkek çocuklar alım-satım yaparak, bir iş tutmaya, evin  çarşı-Pazar alışverişini yapmaya çalışırlar. Kızlar ev işlerine merak  salarlar. Her  iki cins de böylece gerçek iş yapabilme gücünde olduklarını  gösterirler, büyümüş olma güdülerini doyururlar.

Bağımsız olma, daha özgür yaşama isteği duyarlar, kendileri ile ilgili işlerde kendilerine danışılmasını isterler. Farklı davranışları sezerler, bu  gibi durumlarda daha alıngan olurlar. Harçlık verilmesi, giyim kuşam alınması gibi konularda büyüklerin eşit davranmasını isterler. Kendilerine verilen emirleri görevleri olduğuna inanmadıkları sürece kabul etmezler. Tartışma başlar, bu tartışmalarda sık sık hırslanırlar, kafa tutarlar.

Bulundukları grup içindeki diğerlerinin de özlük haklarına saygı göstermeye başlarlar. Gelecekte rahat edebilmek için şimdiden bazı çıkarcı davranışları bırakması gerektiğini fark ederler. Gün geçtikçe, önceki durumlarına kıyasla istek duyarlar ama, gerekli görevleri yerine getirme , imkanların  kısıtlı olmasında; düzenli grup örgütlerine, kulüplere, çevredeki diğer sosyal örgütlere katılmakta çekingen davranırlar.

Zihinsel Engelli Çocukların Eğitimleri

1.Bu çocukların bireysel olarak bütün yönleri  ile  tanınması eğitimin ilk dayanağıdır. Çocuğun bütün yetenekleri ayrı ayrı bilinmelidir. Geliştirmede ilk hedef kuvvetli ve zayıf yönlerini tanımaktır. Kuvvetli yönlerini geliştirmek ve zayıf yönlerini kuvvetlendirmek için desteklenmelidir. Çocuklar bireysel olarak tanınmalı ve yöneltilmelidir. Eğitimde temel ilke; Bireyselleştirilmiş Eğitim olmalıdır.

2.Eğitim ortamının uygun olması gerekir. Bu ortamda  aşağıdaki  hususlar yer alır:

* Çocuk, içten ve sıcak kabul görmek ister.

*Daha dostça davranış görmek ister. Her zor anında  yanında birinin var olduğunu hissetmek ister.

* Sizce en basit fakat onca güç olan çok basit  sorularının  biri tarafından onun ihtiyaç duyduğu anda cevaplandırılmasını ister. Ona her zaman açık olmak, her an onun  sorularının  cevaplandırılma -sına hazır olduğumuzu hissettirmek gerekir.

* Bu çocuklarla çalışanların  çok sabırlı ve toleranslı olması gerekir.

* Bu çocuklar sık sık takdir edilmek  ve  beğenilmek ihtiyacındadırlar. Bunu zamanında ve yerinde cömertçe vermek  uygun bir pekiştireç olur.

3.Bu çocukların temrin devrelerinin uzatılması  gerekir. Çünkü o öğrendiğini çabuk unutur. Tekrarlar onun hatırda kalmasını sağlar.

4.Bu çocuklar öğrenirken çok tekrarlama isterler. Tekrarların  sayısı ve süresi çocuğun o bilgi ve beceriyi başkasının yardımı olmadan  kendi  başına yapacağı duruma gelinceye kadar ayarlanmalıdır. Bunu  yaparken; sıkıcı olmamasına, unutmaya meydan vermeyecek şekilde uygun aralıklarla yapılmasına, benzer durumlarda tekrarlanmasına ve transfer gücünün artırılmasına olanak verecek şekilde yapılmasına dikkat edilmesi uygun olabilir.

5.Herhangi bir konuda yapılacak açıklamaların bireysel olarak yapılması gerekir.

6.Bütün ilişkilerde son derece dikkatli ve nazik olmayı gerektirir.

7.Bu çocuklar için maddi ceza kesinlikle uygulanmamalıdır.

8.Yönelmede zorlukları fazla olduğundan öğretmenler ve eğitimciler kendilerine yön vermede, uygun kararlar almada yanında bulunmalıdırlar.

9.Eğitim ve öğretim mümkün olduğu kadar somut ve uygulamalı olmalıdır.

10.Bu çocuklar, bizzat yaparak ve yaşayarak, birçok melekelerini kullanarak öğrenebilirler. Organsal öğrenme, bu çocuklar için özel bir öğrenmedir.

11.Bu çocuklara kazandırılacak her bilgi, beceri ve alışkanlığın çocuğun o andaki hayatı ve geleceği için anlamlı olması gerekir.

12.Bu çocuklar için dili öğrenmek, iyi konuşmak çok önemlidir. Bunun için çocuğa günlük hayatta en çok kullanılan kelimelerden oluşan bir dili  etkili şekilde kullanacak seviyede öğretmek gerekir.

13.Bu çocuklara uygun sosyal şartlar hazırlanmalı, normal sosyal  yaşantılar yolu ile sosyal bilgi ve becerileri birinci elden bizzat kazanmalarına önem verilmelidir. Mümkün olan her fırsatta normallerle ilişki kurmaları teşvik edilmelidir. Bu, kendi sınıfımız, ev ve yakın  çevresine  doğru  genişleyen şekilde başlamalıdır.

14.Bu çocuklar her fırsatta normal akranları ile  ilişki kurmaya teşvik edilmelidir.

15.Bu çocuklar için, okulda yapılan evde bozulabilir, bundan dolayı ana-baba eğitimi, eğitimin ayrılmaz bir parçası olarak ele alınmalı ve yürütülmelidir.

16.Bu çocuklara boş zamanlarda kendi başlarına yapabilecekleri,bu zamanlarını hoş ve faydalı geçirecekleri bir beceri kazandırmak gerekir. Çünkü bu;

* Onları ekonomik bakımdan bağımsız kılar.

* Kendi kendilerine terapi yaparak ruh sağlıklarının düzelmesine yardım eder.

* Bedensel ve organsal gelişime yardım eder.

* Kendilerine karşı güvenlerini ve saygısını artırır.

* Toplumda üretici bir vatandaş olmaları dolayısı ile  saygı  değer bir toplum üyesi olarak kabul edilmelerine yardım eder.

* Boş zamanlarını hoş ve faydalı geçirmelerine ve birçok  sıkıntılardan kurtulmalarına aracılık eder.

17.Bu çocuklara öğretilecek bilgi ve beceriler, kazandırılacak  alışkanlıkların uygun şekilde parçalara ayrılması ve öğretilmesi gerekir. Genellikle bunu 5 kademeye ayırmak ve birinci kademe iyice öğrenildikten  sonra  ikinci ve diğer kademelere geçilmesi uygun olabilir.

18.Bu çocuklara kazandırılacak bilgi ve beceride en  basitten , çocuğun başladığı zaman muhakkak başaracağı seviyeden başlamak gereklidir. Bu suretle çocuk ben yapabiliyorum inancı ile yeni adımlar atmaya hazırlanacaktır.

19.Bu çocukların bulundukları okul çevrelerindeki kimseleri bu çocukları anlayacak, onları kabul edecek ve gerekli yardımları  yapacak  şekilde hazırlamak gerekir. Aksi takdirde bu çocuklarda  beklenen  gelişmelerin  olması imkansızlaşır.

(*) Psikolojik Danışman/Kırıkkale Rehberlik ve Araştırma Merkezi

YARARLANILAN KAYNAKLAR

* Çağlar D., Enç M., Özsoy Y.  Özel  Eğitime Giriş. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Yayınları.1987.Ankara.

* Eripek S.,Özyürek M.,Özsoy Y. Özel Eğitime Giriş. Karatepe Yayınları. 1987.Ankara.

* Özel Eğitim ve Rehberlik Dairesi Başkanlığı .  Eğitilebilir  Çocuklar İlkokul Programı. (Hazırlayan) Ankara Milli Eğitim Basımevi.1991.

* Özel  Eğitim  Rehberlik  ve  Danışma  Hizmetleri Genel Müdürlüğü. Özel Eğitimde Aile Sempozyumu. Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğünün Katkıları ile Hazırlanmıştır.2000.Ankara.

Hafif Düzey Zihinsel Yetersizlik İle İlgili Dokümanlar

Hafif Düzey Zihinsel Yetersizlik İle İlgili Pratik Öneriler

Hafif Düzey Zihinsel Yetersizlik İle İlgili Etkinlik Önerileri

Hafif Düzey Zihinsel Yetersizlik Film Önerileri

GİLBERT’İN HAYALLERİ

Gilbert'in Hayalleri FikriSinema

Leonardo DiCaprio’nun bu zamana kadar alamadığı Oscar’ı belki de en çok hak ettiği film, henüz 19 yaşında kamera karşısına geçtiği Gilbert’in Hayalleri filmi. Zihinsel engelli Arnie’yi canlandıran Leonardo ve ona bakmakla yükümlü olan ağabeyi Gilbert’in yaşadıkları sadece engelliler için değil engelli yakınları için de hayattaki zorlukları izleyiciye sunuyor. Işığı sadece Arnie üzerinden engellilere çevirmekle yetinmeyip, filmin merkezine Gilbert’i koyarak insanlarda oluşması gereken farkındalığın boyutunu genişletiyor. Film Gilbert’in Hayalleri olmasına ve Johnny Depp de Gilbert karakterinin anlatmak istediği her şeyi seyirciye çok iyi yansıtsa da Leonardo’nun oyunculuğu sayesinde filmde ilk hatırlanan Arnie oluyor. Özellikle Leonardo için bile izlenebilecekken engelli farkındalığı için atlanmaması gereken bir film.

BENİM ADIM SAM

Benim Adım Sam FikriSinema

7 yaşındaki bir çocuğun zekasına sahip bir adamın 7 yaşındaki kızının velayeti için verdiği savaşı konu edinen filmde en dikkat çekici olan elbette Sean Penn’in oyunculuğu. Birçok kişinin Sean Penn’i hala bu filmle hatırlaması şaşırtıcı bir durum değil. Fonda Beatles şarkılarıyla, temeline baba kız sevgisini oturtan Benim Adım Sam’i izlemeye karar verdiyseniz yanınıza birkaç kutu mendil almayı ihmal etmeyin.

FORREST GUMP

Forrest Gump (1994) IMDb 8.8

Düşük I.Q. sahibi Forrest Gump Jenny ile tanışır ve aşık olur. Gump aralarında Elvis Presley, Kennedy, Nixon’ın da olduğu tarihsel kişilerle kaza eseri tanışır ve 50’lerden 70’lerin sonuna kadar gelen bir süre zarfında olaylar gelişir. 
Gump tamamen tesadüf olarak Vietnam savaşına ve Amerikan yakın tarihinin önemli olaylarına şahitlik eder ve hatta rol alır. Ancak bilmeden yaptıklarının ne kadar önemli sonuçları olduğundan da haberi yoktur.

https://onedio.com/haber/engelli-bireylerin-hayatlarina-dokunan-21-etkileyici-film-817460    https://listelist.com/engelsiz-10-film/ sitelerinden alıntıdır.

Hafif Düzey Zihinsel Yetersizlik İle İlgili Videolar

Dil ve Konuşma Terapisi

Dil ve Konuşma Terapisi Nedir?

   Dil ve konuşma bozuklukları çocuklarda önemli bir oranda görülen ve sosyal ilişkilerini, akademik başarılarını ve duygusal gelişimlerini ciddi düzeyde etkileyen sorunsal bir alandır. Bu nedenle yaşanan bu tür zorlukların erken dönemde ele alınması çocuğun yaşam kalitesini olumlu yönde etkileyecektir.

Dil ve konuşma bozukluğu hangi durumlarda fark ediliyor?

  • Belirli bir yaşa geldiği halde konuşmaya başlamama
  • Yaşıtlarına göre gelişiminde geride kalma
  • İşaretle ya da tek sözcüklerle iletişim kurmaya çalışma
  • Cümle kuramama
  • Kekeleme
  • Konuşma seslerinin bazılarını söylememe
  • Sesin normalden kısık ya da farklı çıkması
  • Anlaşılmayı etkileyecek düzeyde hızlı konuşma
  • Sesleri ve/veya heceleri yutma

Dil ve Konuşma Terapisti Kimdir?

   Dil ve konuşma terapisti; dil ve konuşma terapisi alanında lisans eğitimi veren fakülte veya yüksekokullardan mezun veya diğer lisans eğitimleri üzerine dil ve konuşma terapisi alanında yüksek lisans veya doktora yapan; bireylerin ses, konuşma ve dil bozukluklarının önlenmesi için çalışmalar gerçekleştiren ve ilgili uzman doktor tarafından teşhisi konulmuş yutkunma, dil ve konuşma bozukluklarının rehabilitasyonunu sağlayan sağlık meslek mensubudur.

https://www.anadolusaglik.org/dil-konusma-terapisi-bolumu nden alıntılanmıştır.

Dil ve Konuşma Bozukluğuyla İlgili Film ve Oyun Önerileri

FİLM ÖNERİLERİ

ZORAKİ KRAL

    Oscar ödüllerinde 12 dalda aday olan ve En İyi Film, En İyi Yönetmen dalları başta olmak üzere 4 ödül kazanan ‘Zoraki Kral (The King’s Speech)’, İngiliz Kraliyet ailesinden VI. George’un kekemeliğini yenmesi üzerine kurulu bir dönem filmi. Sağlam oyuncu kadrosunun sürüklediği filmin öyküsü, babası V. George’un ölümünün ardından, Frederick Arthur George’un ağabeyi Edward’ın Amerikalı Wallis Simpson ile evlenmek için tahtı Albert Frederick Arthur George’a devretmesiyle başlıyor. Fakat tahta oturan yeni kralın önemli bir engeli vardır. Halka hitabet etmekte sorunlar yaşayan kral çocukluğundan beri başına dert olan kekemeliğini yenmek zorundadır. Yeni kralın bu sorununu yenmesi ve onu kraliyet makamıne hazırlamak için Avustralyalı konuşma terapisti Lionel Logue devreye girer.

http://www.beyazperde.com/filmler/film-175305/  alıntılanmıştır.

BENİM ADIM KHAN

Asperger hastalığı taşıyan Hindistan asıllı Müslüman bir adam, ABD başkanı ile konuşmak ve derdini anlatmak için ciddi bir yolculuğa koyulacaktır. Bunun için tüm ülkeyi baştan başa geçmeyi göze almıştır. Yönetmenliğini Karan Johar‘ın üstlendiği filmin oyuncu kadrosunda ise Shah Rukh Khan, Kajol ve Sheetal Menon yer alıyor.

http://www.beyazperde.com/filmler/film-175624/   alıntılanmıştır.

TEMPLE GRANDİN

Tüm hayatı boyunca ailesi ve arkadaşları başta olmak üzere tüm çevresi tarafından yanlış değerlendirilen Otistik bir kadının onlara unutamayacakları bir ders veren etkileyici hikayesini anlatır.

https://www.sinemalar.com/film/61294/temple-grandin alıntılanmıştır.

OYUN ÖNERİLERİ

Bil Bakalım

Bu oyunda kesinlikle çocuğunuzun kafanızda ne olduğunu söylememesi gerektiğini anlamasını sağlamalısınız. Çocukların kategoriye göre bir kelimeyi tanımlamaları için bu oyun harikadır.

Çocuklar İçin Artikülasyon

   Bir başka güzel oyun olan ancak bir zamanlayıcı içeren bu oyun gelişimsel dil bozukluğu olan bir çocuğu çok fazla baskı altında bıraktığından, zamanlayıcı konusunda esnek olabilirsiniz.

Tabu

İki takım halinde oynanan tabuda oyuncular eşit bir şekilde iki gruba ayrılır.Kelimeyi anlatacak olan kişi kartları eline aldığı anda süre başlar ve kum saati çevirilir. Ancak, kelimeyi anlatırken yasaklı sözcükler kullanılamaz. Belirlenen süre içerisinde en fazla kelimeyi bilen takım kazanır.

Rory’nin Hikâye Küpleri

Bu küpler anlatı çalışmaları için oldukça işe yarıyorlar. Çocuğun bütün hikâyeyi kendi başına anlatmasını sağlayabilir ya da bir grup halinde oynanabilir. Sırayla bir zar atıp hikâyeye bir parça ekleyebilirsiniz.

https://www.dilgem.com.tr/tr/dil-ve-konusma-bozuklugu-olan-cocuklarla-oynanabilecek-10-oyun–nd alıntılanmıştır.

Özel Gereksinimli Çocuklarda Karakter Eğitimi

Sağlam bir karakter ve yüksek ahlak oluşumu ancak iyi bir değerler eğitimi anlayışıyla gerçek olabilir. Geleceğe yön verecek olan bugünün küçüklerinin, ahlaki açıdan da iyi bir şekilde eğitilmiş olmaları, refah bir toplum oluşturabilmek için birincil önem taşır. Birinci sınıf kayıtları esnasında en iyi kolejler tercih edilirken unutulmamalıdır ki çocukların temel ahlaki değerleri öğrenmeleri ilk olarak aile içerisinde başlayan bir süreçtir. Bu nedenle evde karakter eğitimi verilirken ailenin dikkat etmesi gereken önemli noktalar vardır. Gerek aile içerisinde zaman geçirdikleri dönemde gerek de okul hayatlarında verilen karakter eğitimi, akademik eğitim kadar önemlidir.

Çocukluk döneminde oluşmaya başlayan karakter ve ahlaki değerler üzerinde, anne ve babaların etkileri büyüktür. Çocuğun karakter gelişimi aşamasında; dürüstlük, yardımseverlik, saygı, güven, samimiyet gibi ahlaki değerleri benimsemesi gereklidir. Ancak bu şekilde daha sorumlu ve daha duyarlı bireyler yetiştirilerek, toplumun ayakta kalabilmesi sağlanabilir.Anne ve babalara, çocuğun karakter oluşumunda büyük sorumluluklar düşmektedir. Karakter eğitiminin ilk aşaması temel etik değerlerin çocuğa yaşayarak öğretilmesiyle başlar. Dostluk, hoşgörü, adalet, saygı ve sorumluluk gibi evrensel anlama sahip olan bu etik değerler, çocukların gelişimine de olumlu katkıda bulunur.

Karakter bir bütün olarak ele alınır ve davranışın yanında düşünce ve duyguyu da kapsar. İyi bir karakter eğitiminde çocuklar, hangi etik değerleri hangi davranışlarla gerçekleştirmesi gerektiğini ve bunların ortaya çıkarabileceği sonuçları öğrenme becerisine sahiptir.

Çocuklara temel değerler öğretilirken bunları düşünmelerini sağlayacak sorular yöneltilebilir. Mesela adalet veya saygı olarak adlandırabilecekleri durumları ve adlandıramayacakları durumları düşünerek fikirlerini ifade etmeleri istenebilir. Bu sayede çocukların ahlaki değerler üzerine sorgulama yapmaları sağlanabilir. Bu açıdan karakter eğitim kitapları, evde karakter eğitimi verirken ailelere yardımcı olmaktadır.

Karakter eğitimi esnasında anne ve babaların okulla işbirliği içerisinde ilerlemeleri gereklidir. Okul ve aile bireyleri ortaya koydukları davranışların ya da verdiklerin mesajların, çocukların ahlaki gelişimini etkileyeceğinin bilincinde olmalıdır.

Aile bireyleri arasında saygının ve sevginin hakim olduğu aile ortamında, ahlaki değerler çok daha kolay öğretilir. Bu nedenle aile bireyleri birbirlerine ve çevrelerine karşı şefkatli bir şekilde yaklaşmalıdır. Çocukların kendilerine ilk olarak anne ve babalarını model olarak aldıkları unutulmamalıdır.

Çocuklara iyi ve doğrunun öğretilmesi hayatlarındaki her alana yansır. Attıkları her adımın olumlu ya da olumsuz sonucunu düşünerek hareket etmelerine yardımcı olur.

Aile içerisindeki şefkat ortamı, çevredeki her varlığa da yansımalıdır. Çocuklar her canlının özel olduğu ve her canlıya karşı saygılı yaklaşılması gerektiğinin bilincinde olmalıdır. Bu da ancak anne ve babanın, tüm canlılara sevgi ve şefkatle yaklaşması sonucu gerçekleşebilir. Çocuklarla paylaşılan zamanı iyi bir şekilde değerlendirmek önemlidir. Yeri ve zamanı geldiğinde çocuklara onların anlayabileceği ve onları sıkmayacak şekilde nasihatler verilmelidir. Çocuklarda karşı bir direnç oluşturmamak adına kurulan iletişim olumlu olmalıdır.

Özellikle çocuğa herhangi bir olumlu davranış kazandırılmak istendiğinde nasihat tek başına yeterli gelmeyebilir. Unutulmaması ve her zaman hatırlanması gereken şey çocuğun anne ve babayı kendisine örnek olarak aldığıdır. Karakter eğitimi bir açıdan yaşamın kendisidir. Bu nedenle çocukların da karakter eğitimi esnasında bunu görerek ve yaşayarak kalıcı hale getirmeleri gerekir.

Karakter Gelişiminde Öneriler

Çocuğun karakter gelişimi üzerinde en önemli etki sevgi ve ilgidir. Çocuklara yönelik kaş çatma ya da sert bakışlar ve kötü sözler, çocukların zeka ve karakter gelişimlerini olumsuz etkilemektedir. Bu nedenle çocuklarla iletişim kurarken gülümsemek ve göz teması kurarak konuşmak büyük önem taşır.

Aşırı koruyucu ve kollayıcı ailelerde yetişen çocuklar, ileride özgüven problemleri yaşamaktadır. Bu da başkalarına bağımlı ve kendilerine güvensiz bir karakter yapısına sahip olmalarına neden olur.

Çocuğun her dediğini yapmak ya da her isteğini reddetmek, çocuğun gelişimi açısından olumsuzdur. Her daim reddedilen çocukların fiziksel ya da psikolojik ihtiyaçları karşılanmayacağından, çevresine kin besleme ya da düşman olma durumları gözlenebilir. Tam tersi her isteği yerine getirilen çocuklarda ise ileride çevresindeki insanlara baskı kurma isteği oluşur.

Çocuğum davranış ve taleplerine yönelik tutarlı bir tavır sergilenmelidir. Aile arasındaki bireylerin çocuklara yönelik aynı karar ve davranışta olması önem taşır. Özellikle anne ve babanın kendi aralarında söz ve davranış birliği içerisinde olmaları gerekir.

Çevresini ve kendisini yeni yeni tanımaya başlayan çocuğun hata yapması gayet normaldir. Çocuğun hatalı davranışı sonucunda, kızmak yerine mantıklı bir şekilde açıklaması yapılmalıdır.

Karakter eğitim kitapları kullanarak ya da eğitim koçları ve rehberlik servisleri ile iletişime geçerek çocukların iyi bir karakter eğitimi almaları desteklenebilir. Özellikle karakter eğitim kitapları, her zaman ailelerin yanında bulunabileceği için büyük bir kolaylık oluşturur.

Birinci sınıf kayıtları esnasında devlet ya da özel okullar arasından çocuğun gelişimi için en iyi kolejler içerisinden tercih edilmelidir.

Karakter eğitimi ve karakter gelişimi uzun soluklu bir süreçtir. Çocuklar istenilmeyen davranışı gerçekleştirebilir ya da kazanılması istenen tutuma karşı direnç gösterebilirler. Bu nedenle kararlı ve tutarlı bir şekilde ilerlemek, çocuk üzerinde olumlu etki edecektir. Çocuklara farklı etkinlikler ile kazandırılmaya çalışılsa da karakter eğitimi, birkaç günle ya da birkaç etkinlikle öğretilemeyecek, geniş kapsamlı bir süreci işaret eder..  Karekter ve Ahlak Gelişimi için Uygulanabilecek Yöntem ve Etkinlikler🎈

Çocuğunuzun eşyalara veya oyuncaklarına zarar verdigini düşünüyorsanız, konuşan eşyalar yöntemini uygulayabilirsiniz. Örneğin kırılan oyuncağı konuşturmak. Kolu kırılan bir bebeğin canının nasıl acıdığını bebeği konuşturarak yaptığı şeyin yanlış olduğunu hissettirmek (farkındalık) gibi.

Çocuklar doğaya düşkündür. Hayvanlar dünyasını ve ağaçların dili kullanılarak merhamet, dayanışma gibi erdemli davranışlar öğretilebilir. Kuşlara yem vermek, bitkileris sulamakgibi.

Evde sorumluluk paylaşımını sağlamak için çocugunuzdan yapabileceği şeyleri yapmasını isteyebilirsiniz, örneğin yemek saatinde masaların hazırlanması ve toplanması gibi.

Çocuğunuza uyumadan önce güzel düşünceler ve ileriye dönük davranışlar kazanabileceği masallar anlatabilirsiniz.

Çocuğunuzun büyükleriyle bir araya gelmesini sağlayıp, çocuğun vakit geçirdiği büyüğü tarafından güzel öğütler almasını sağlayabilirsiniz.

 

Yararlanılan kaynaklar

Evde Karakter Eğitimi ve Ailenin Sorumlulukları

 

Özel Gereksinimli Çocuklarla Evde Yapılabilecek Etkinlikler

 Otizimli çocuklarda:

Sıralı oyunlar

Taklit oyunları

Sembolik oyunlar

Yapı ve inşaa oyunları

Yap-Bozlar

Bloklar

Bedensel engelli çocuklar:

Taklit oyunları

Dokunsal oyunlar

Yapı-inşaa oyunları

Down sendromlu çocuklar

Sosyal oyunlar

Keşfetme oyunları

Hayali oyunlar

Yapı inşaa oyunları

 Görme engelli çocuklar:

Dokunsal oyunlar

Eğitsel oyunlar

Hayali oyunlar

Şarkılı oyunlar

İşitsel oyunlarhttps

Kavram oyunları

Hiperaktivite Çocuklar

Kendi dikkatimi çeken oyunlar

Taklit oyunları

Yanlız oyunlar

Dikkat oyunları

Konuşma geriliği olan çocuklar;

Sosyodrama oyunları

Yanlız oynanan oyunlar

Üstün zekalı çocuklar

Üstün Zekalı çocuklar oyunları yaşıtları ile değil büyükleri ile oyuna katılım sağlamak isterler.

Oyunlar kendilerini ön plana çıkarmaktan zevk alırlar

İşitme engelli çocuklar:

Şarkılı oyunlar

Rontlar

Parmak oyunları

Ritm ve dans

Hayvanlarla vakit geçirmek

Etkinlik Örnekleri 🤹🏻‍♀️🧸🎶🎈

Öncelikle havanın güzel olduğu günlerde etkinlikler için mümkün olduğunca balkon, ev müstakilse bahçe de kullanılabilir. Açık alan bir nebze olsun çocuğun rahatlaması için yarar sağlayabilir.

Minikler keşifte etkinliği🔎🐜🐾

Çocuklar doğayı keşfederek aslında kendirini keşfediyor. Doğada oynayarak enerjilerini boşaltma fırsat buluyorlar böylece ev ortamında ailelerine karşı daha itaatkâr davranırlar.

Çocuklar doğada çevre sorununa karşı bir çözüm arayarak çevre duyarlıkları artmakta ve yeni becerileri elde ederek özgüvenleri gelişecektir. Ayrıca doğada bulunmak çocukların yaratıcılığını ve yeteneklerini keşfetmesine yardım edecektir.

Konuşan Çorraplar Etkinliği🐣

Çocuğunuzla eskiyen veya kullanılmayan çoraplarinizı dilediğiniz havyana benzetebilir, daha sonra birlikte onları konuşturarak eğlenebilirsiniz.

Renkli Sonbahar Etkinliği🌾🍂🍁🍂

Çocuğunuzla birlikte bahçeden topladığınız yaprakları renkli boyalarla boyayıp, eğlenceli sonbaharınızı oluşturabilirsiniz.

Hikaye Tamamlama Etkinliği🦄🍬🍭

Çocuğunuzla birlikte gözlerinizi kapatıp bir hikayenin girişini yapın, daha sonra çocuğunuzdan hikayeyi istediği gibi devam ettirmesini isteyin, istediği yerde durduğunda hikayeyi devamını getirin. Böylece birlikte oluşturduğunuz güzel bir hikayeye sahip olup birlikte hoşça vakit geçirebilirsiniz.

Rahatlama etkinliği 🛁🚿🌺                             Özellikle otizimli çocukların yaşantısında rutin ve rutinin dışına çıkıldığında bu durum onlarda krize neden olabilmektedir. Bu durumda olabildiğince yalıtılmış bir ortama alınmalı ve bolca tolerans gösterilmelidir. Duştan önce bebek yağı tarzı yağlarla masaj ve egzersizler yapılabilir. Bu durum onların rahatlamalarını sağlıcaktır.

Kendin yap etkinliği 🌱🥀🌷

          Birey sorumluluk alabilecek düzeyde ise ev içerisinde çeşitli sorumluluklar verilebilir. Alacağı görevler ile vaktini dolu geçirebilir. Örneğin cocugunuzdan saksıya çiçek ekmesini isteyebilir, çiçeğinin sorumluluğunu alan çouğunuzun kendine güvenmesini sağlayabilirsinir. Mümkün olduğunca oyunlar kurulmalı ve birlikte bolca vakit geçirilmelidir.

İlham Veren Başarı Hikayeleri

Andersen’ın dediği gibi her insanın hayatı, Tanrı’nın yazdığı bir peri masalıdır. Kiminiz, “Hadi canım sen de! Senin ki öyle olabilir ama benim hayatım hiç de peri masalına benzemiyor” diyebilir. Peki siz hiç içinde korku, kaygı, hüzün ve acı gibi duyguları barındırmayan bir masal okudunuz mu?

Nasıl unutursunuz Pamuk Prenses’in, Hansel ve Gretel’in kötü kalpli üvey annelerinden çektiklerini. Ya Kırmızı Başlıklı Kız’a ve onun büyükannesine ne demeli? Zalim kurdun onlara yaşattıkları az buz şeyler miydi? Farkında değiliz ama aslında hepimiz kendi yazdığımız masallarımızın baş kahramanlarıyız

Pınar Kobaş Sıçrar, 1977 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul Doğuş Üniversitesi’nde başlayan işletme eğitimine ikinci sınıftan sonra A.B.D’de bulunan Troy State Üniversitesi’nde devam etti. İşletme okumak kendi tercihi değildi. Bu yüzden  2002’de  kendi hayalini gerçekleştirmek için yeniden A.B.D’ye gidip University of Bridgeport’ta akıl sağlığı danışmanlığı üzerine yüksek lisans yaptı. Öğrenciliği devam ederken iki sene lisans öğrencilerine “Kariyer Yönetimi” dersini verdi. 2005 senesinde Yale Üniversitesi’nde Peter Salovey’in Duygusal Zekâ Laboratuarında araştırma görevlisi olarak çalıştı. Ve burada öğrendiklerini Türkiye’de uygulayabilmek için 2007 senesinde Boğaziçi Üniversitesi’nden fon alınarak 10-13 yaşındaki çocukların duygusal zekâlarını geliştirmeye yönelik bir proje olan “Duygusal Okur Yazarlık Programı” projesinin hayata geçirilmesine öncülük etti. Yine aynı sene Doğuş Üniversitesi’nde Kariyer Planlama Merkezi’nin kurulması aşamasında pilot bir çalışma kapsamında beş ay boyunca üniversite öğrencilerine kariyer danışmanlığı hizmeti verdi. 

        Yüksek lisansını yaparken kendisinde Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu olduğundan şüphelendi ve 26 yaşında tanıyı aldı. Mesleğe ilk başladığı günden itibaren DEHB tanısı almış danışanlarına daha fazla nasıl yardımcı olabilirim sorusunun cevabını aradı.  Bu arayışlar DEHB Koçluğu’nu Türkiye’ye getirmesine vesile oldu. Uzun yıllar DEHB Koçluğu’nun tanıtılması, alanda kabul görmesi için emek verdi. 2007-2012 yılları arasında PEDAM’da Prof. Dr. Mücahit Öztürk, Prof. Dr. İlhan Yargıç ve Uzm. Dr. Turgut Kundakçı ile birlikte çalıştı; ailelere danışmanlık, ergen ve erişkinlere de psikolojik danışmanlık ve koçluk hizmetleri verdi. DEHB’le  çalışmak başka alanlarda da kendisini geliştirmesine yardımcı oldu ve DEHB’ne eşlik eden özel öğrenme güçlüğü, karşıt olma- karşı gelme bozukluğu, kaygı bozukluğu, depresyon, davranım bozukluğu, bipolar bozukluk ve bağımlılık gibi alanlarda da çalıştı. 

        Çok yoğun tempoda çalıştığı PEDAM onun için bir okul oldu. Fakat hala mesleki anlamda alet çantasında bir şeylerin eksikliğini hissediyordu. İlaç, danışmanlık ve koçluktan faydalanan danışanları çoktu ama bir de bu yöntemlerden fayda göremeyen bir grup vardı. Ve  bu sefer bu gruba nasıl yardımcı olabileceğinin peşine düştü. Fakat bu sırada iç sesini ve bedeninin verdiği uyarıları ciddiye almadığı için 2012 senesinde Tükenmişlik Sendromu’nun artık son evresinde olduğunu fark etti. Bu süreçte insanı zihin, beden ve ruh olarak ele alıp şifalandıran bütüncül yöntemlerle tanıştı. Hayatına bir anda homeopati, Bach Çiçekleri, Lichtwesen enerji ürünleri ve enerji çalışmaları girdi. Kısa bir sürede yaşam enerjisine yeniden kavuştu ve hayata kaldığı yerden ama farklı bir bakış açısıyla devam etmeye başladı.

        Bütün bu yaşadıkları mesleki anlamda da onu değiştirdi ve geliştirdi. Çok katı olan bilimsel tarafı esnedi. Şifaya giden yolun tek olmadığını, her danışanın ihtiyacı olan yolun farklı olabileceğini gördü. En güzeli de, birbirini dışlamadan bilimselliğin ve bütüncül yöntemlerin birlikte harmanlanabileceğini öğrendi. 

        Bildiklerini yazarak ve konuşarak daha geniş kitlelere anlatmayı hep çok sevdi. Kendi alanıyla ilgili uzun yıllar Popüler Psikiyatri dergisinde yazdıktan sonra bir süre anneoluncaanladim.com adlı web sitesinde yazıları yayınlandı. A.B.D’de DEHB ile ilgili yayınlanan  “365+1 ways to succeed with ADHD” ve “Inspirational ways to succeed with ADHD” kitaplarının ortak yazarlarındandır.  Bununla birlikte, 2014 sonbahar döneminde Okan Üniversitesi MYO’da “Kariyer ve Kişisel Gelişim” dersinde okutmanlık yaptı. Halen,  uzmanlığı olduğu konularda seminerler vermekte ve  söyleşilere konuşmacı olarak katılmaktadır.

        2014’ün Ocak ayında kendi işini kuran Pınar Kobaş, DEHB ve Tükenmişlik Sendromu’nun yanı sıra insanların kendi içlerindeki gücün farkına varıp potansiyellerini ortaya çıkartmalarına ve hayallerini gerçekleştirmelerine yardımcı olmaktadır. Ana dili Türkçe olmayanlarla İngilizce seans yapmaktadır.

.

 

DEHB’li Bir Çocuk Psikiyatristinin Öyküsü
Uzm. Dr. Fatma TURNA

Herkese merhaba, bu öyküyü çocuklara yardımcı olsun diye ebeveynlerinin okuması için yazıyorum.

DEHB semptomlarını ilk hatırladığım anım 1. sınıfa dair. Sınıfta en arkada oturuyordum ve tahtadakileri görüp yazabilmek için sürekli oturup kalkıyordum. Bana göre işlevsel bir şey yapıyordum ancak öğretmen için bu uygun olmayan bir davranıştı. Yanıma gelip kulağımı çektiğinde nerede yanlış yaptığımı bile anlamamıştım. Ancak hissettiğim utanç ve üzüntüyü bugün bile çok canlı hatırlıyorum. 2. Sınıfa geçtiğimde ise şanslıydım. Çünkü okul değiştirdim ve yeni öğretmenim sıranın altına girip girip arkadaşlarımı güldürdüğüm için beni hemen cezalandırmadı, anlamaya çalıştı. Beni en ön orta sıraya ve iki erkek öğrencinin ortasına oturttu. Böylece sık sık kalem açmaya gidemiyor, sıranın altına saklanıp yaramazlıklar yapamıyordum. Aynı öğretmenim bana başarıdan zevk almayı da öğretti ve ders içinde hareketliliğimi zararsız düzenleyebileceğimi de. Böylece tahtayı silmek, ya da kağıtları dağıtmak için sınıfta dolaşabiliyor ama dersi bozmuyordum. Ders sırasında avını bekleyen bir kaplan gibi bir sonraki soruyu doğru cevaplayabilmek ve aferin alabilmek için pür dikkat kesilir olmuştum.

Böylece dersle ilgili problemlerim bitmişti. Ama evde ödev yapmak, yazılıya çalışmak kabus gibiydi. Bir keresinde tarih kitabını koltuğa koyduğumu, koltuğun üzerinde ayaktan bir bölüm okuyup sonra koltukların üzerinde gezinirken tekrar ettiğimi hatırlıyorum. Ve her gün bir şeyleri unutuyor olmak zorlayıcıydı. Çoğu kez malzemelerimi unuttuğum için çok sevdiğim resim dersine ve beden eğitimine katılamadım. Arkadaşlarım ya da öğretmenim evden getirmem gereken bir şey istediğinde hemen elime yazıyordum ama elimi yıkamak bazen işleri bozuyordu.

Tabi ki olay sadece dikkat eksikliği değildi. Bazen tesadüfen hayatta kaldığımı düşündüğüm çok fazla tehlike atlattım. Bir keresinde bölünmüş çift yönlü bir yolda karşıdan karşıya geçmeden hemen önce babam “dikkatli geçmemi” söylemişti. Ben “tamam” diyerek, bakmadan yola atladım. Kamyondan son anda kurtulup orta hattaki kaldırıma çıktım. Ancak yine yola bakmadan ikinci yola da atladım. Arabanın geldiğini korna sesini duyduğumda fark ettim, ama ikinci araçtan kurtulamadım. Bunun dışında kaçan topumuzu almak için ikinci katın balkonuna tırmanmak, sırf kendime cesur olduğumu göstermek için 3 metrelik yüksekliği olan istinat duvarının kenarında kedi yürüyüşü yapmak, arkadaşım anahtarını unuttuğu için ikinci kattaki evlerine diğer camdan geçmeye çalışmak gibi sayısız riskli davranışta bulundum.

Bazen komik olaylarda oluyordu. Ablama küsüyordum ve o bana hatırlatana kadar küstüğümü hatırlamıyordum. Ya da okula okul formasını giymeyi unutarak günlük kıyafetlerle gidebiliyordum. Bazen ablamın orada olmadığını unutup izlediğim film ile ilgili yaptığım yoruma karşılık vermesini bekliyordum.

Liseye geçene kadar bunun bir tanı olduğunu bilmiyordum. Özelliğim olarak kabullenmiş ve sevmiştim. Çünkü hareketli, neşeli, anı yaşayan, kin tutacak kadar aklında tutamayan biri olmayı seviyordum. Lisede katılmak istemediğim sıkıcı bir derse girmemek için rehberliğe gittiğimde unutkanlıklarımdan bahsettim. Rehber öğretmenim “ ders başarın yüksek olmasaydı, DEHB olduğunu düşünürdüm” demişti. Ve ben bunun yanlış bir değerlendirme olduğunu ancak Çocuk Psikiyatristi olduğumda anlayacaktım.

DEHB’ li biri olarak hem eğlenceli hem de zor pek çok süreç yaşadım. Hala odaklanmam gereken bir şey yapmam gerektiğinde ilaç kullanmam ya da normal birinden çok daha fazla zaman harcamam gerekebiliyor. Bazen keşke zamanında organize olma ve planlama becerilerimi geliştirmiş olabilseydim diyorum. Çünkü belli bir yaştan sonra beyini eğitebilmek çok daha zor, hep bir şeyler eksik kalıyor.

DEHB’li çocuklar riskleri doğru değerlendiremezler, hedef odaklı hareket ederler, kendilerini durdurmakta zorlanırlar. Bu yüzden siz yapma deseniz de olumsuz bir davranışı sürdürebilirler. Hatalarından aldıkları dersleri hatırlamadıkları için “bir daha yapmayacağım” deseler de sürekli aynı hatayı yapabilirler. Bu sizde kasıtlı yapılıyormuş algısı oluşturabilir. Ancak DEHB’ li bir çocuk davranış problemi olan bir çocuğun aksine sıklıkla yaptıklarından pişman olur ve tekrarlamamaya çalışsa da yapar.

DEHB ile yaşayan biri olarak hayatta en büyük şansımın ailem olduğunu düşünüyorum. Çünkü unutkanlıklarım için ya da başımı belaya soktuğum için çoğunlukla yargılandığımı hissetmedim. Onlarda bunları benim özelliklerim olarak kabul etmişlerdi ve elimde olmadığını biliyorlardı. Bu sorunu çözmem için bana yardımcı olmaya çalışıyorlardı. Sorumluluk duygumun yeterince gelişmiş olması beni sorunumu kabul edip köşeme çekilmeye değil, savaşmaya itti. Bu savaşı benim için ailemin vermiyor olması da bence bu sorumluluğu geliştiren faktörlerdendi. Çünkü eskiden okul, arkadaşlıklar ve davranışlar ile ilgili sorumluluklar büyük oranda kişiye aitti.

Sonuç olarak DEHB gerçek bir sorun ve bu sorunu yaşayan çocukların elinde olmayan şeyler var. Ve sistem maalesef eskisi gibi değil. Rekabet ortamı çok belirgin. Yetişkin kontrolünde geçen süreler hem okul hem evde çok uzun. Bu yüzden yetişkinler sürekli müdahale etmeden, uyarmadan duramıyorlar. Ebeveyn – çocuk ilişkisi bir önceki kuşaktan çok daha farklı. Sonuç olarak çocukların işi çok daha zor. Ama hala anlayışınıza, sorunu çözmek için yanında olmanıza, sorumluluk duygusunun gelişmesine, başarıdan keyif almayı öğrenmelerine yardım etmenize ihtiyaçları var.

Sevgiyle kalın…

Yararlanılan kaynaklar

https://www.mimozapsikiyatri.com/dehbli-bir-cocuk-psikiyatristinin-oykusu/

İŞİTME ENGELLİ DANSÇININ HİKAYESİ

Yirmi yaşında Tianjiao Zhang daima bir dansçı olmak istemişti. Ancak işitme kaybına sahip bir dansçı olmak ulaşması çok da kolay bir hayal değildi.

Tianjiao Zhang “Bir sürü insan bana işitme kaybımın dansçı olmama engel olabileceğini söylerdi. Ama öğretmenim ve özellikle annem hep bana inanmıştı.” diyor. Arkadaşları ve ailesi arasında “JiaoJiao” olarak bilinen Tianjiao, Çin’de doğdu ve büyüdü; burada dans etmeyi, işitmeyi ve konuşmayı aynı anda öğrendi. Şimdilerde, serbest dansçı olarak performans sergileyerek birçok yarışmaya katılıyor.

Jiaojiao’nun ilk dans öğretmeni Jinhui Cao, başından beri onunla birlikte eğitim almış. Öğretmeni, işitme kaybını telafi etmek için, yavaşça ve bol miktarda hareketle konuşarak ve onunla her zaman göz teması kurarak dans etmeyi öğrettiğini söylüyor.

​“BEN MÜZİKLE BÜTÜNLEŞEN BİRİYİM, MÜZİK KALBİMDE.. “

YARARLANILAN KAYNAK

https://odyolog.com/bir-isitme-engelli-danscinin-basari-hikayesi/