Otizm Spektrum Bozukluğu

Otizm Spektrum Bozukluğu Nedir

Otizm spektrum bozukluğu, doğuştan gelen ya da yaşamın ilk yıllarında ortaya çıkan, bireyin sosyal etkileşim sorunları yaşamasına, iletişim alanında yetersizlik göstermesine neden olan bir nöro biyolojik-gelişimsel yetersizliktir.

Tanı: Otizmli bireyler klinik değerlendirme yoluyla çocuk psikiyatristleri tarafından tanılanırlar. Otizm Spektrum Bozukluklarının 5 alt kategorisi bulunur. (Asperger Sendromu, Klasik Otizm, Atipik Otizm, Rett Sendromu, Çocukluk Dezentegrafik Bozukluk)

file:///C:/Users/2019/Downloads/OTiZMLi-BiREYLERE-VE-AiLELERiNE-PSiKOLOJiK-DESTEK%20(1).pdf

file:///C:/Users/2019/Downloads/27041826_otizmson%20(2).pdf

Otizm Spektrum Bozukluğunun Nedeni Nedir?

Günümüzde otizm spektrum bozukluğunun tam olarak sebepleri bilinmemektedir. Ancak birçok faktörün özellikle genetik faktörlerin rol aldığı bir beyin hastalığı olduğu kabul edilmektedir. Gen çevre etkileşiminden bahsedilmektedir. Otizm, ebeveyn tutumlarıyla veya ailenin sosyoekonomik durumuyla ilişkili değildir. Bu nedenle otizm spektrum bozukluğunu her çeşit toplumda, farklı coğrafyalarda, ırkta ve ailede rastlanmaktadır.

file:///C:/Users/2019/Downloads/OTiZMLi-BiREYLERE-VE-AiLELERiNE-PSiKOLOJiK-DESTEK%20(1).pdf

file:///C:/Users/2019/Downloads/27041826_otizmson%20(2).pdf

Otizm Spektrum Bozukluğunun Belirtileri

Kendisiyle konuşan bireyleri duymamak ya da tepki vermemek

-İsimle seslenilmesine herhangi bir biçimde cevap vermemek

-Fiziksel temaslardan (dokunma, kucakta taşınma vb.) hoşlanmamak

-Tek başına olmayı tercih etmek

-Kelime ve cümleleri öğrenememek; düzenli cümle kuramamak ve konuşulanları anlayamamak

-Sürekli aynı kelime ve cümleleri tekrarlamak

-Hisleri ve duyguları tam olarak ifade edememek

-Erişmek istenilen nesneleri işaret edememek ya da istenildiğinde onları getirememek

-Göz temasından kaçınmak

-Hırçınlık, öfke nöbetleri

-Mizah, şaka gibi söylemleri anlayamamak

-Sallanma, kendi etrafında dönme ya da çırpınma gibi hareketleri sürekli olarak tekrar etmek

-Kendine zarar verebilecek davranışlar sergilemek (kendini ısırmak, başı yere ya da duvara vurmak gibi)

-Birtakım rutinler oluşturmak ve bunların bozulmasına tahammül göstermemek

-Koordinasyon bozukluğu

-Ayak parmaklarının ucunda yürüme gibi farklı yürüme biçimleri geliştirmek

-Eşyaları sürekli düşürmek, takılıp düşme gibi davranışları tekrarlamak

-Bir yemeğe aşırı bağlılık göstermek ve/veya bazı yiyecek çeşitlerini tamamen reddetmek

-Cansız nesnelerle insanlardan daha fazla temas kurmak

-Işık, ses ve fiziksel temasa karşı aşırı duyarlılık göstermek; buna karşın ağrı, acı ve sıcaklık karşısında duyarsız davranmak

https://www.medicana.com.tr/saglik-rehberi-detay/12100/otizm-nedir-belirtileri-nelerdir

Otizm Bireyler İle Nasıl İletişim Kurulur

Otizmli bireyleri çok iyi tanımak gerekir. Her birey gibi hoşlandıkları ve kaçındıkları etkinlik ya da ortamlar olur. Aşırı gürültülü ve fobi oluşturdukları nesnelerin bulunduğu ortamlarda huzursuz olurlar.

Otizmli bireylerle ortak dikkat geliştirmek zordur. Dikkatini dağıtan (parlayan dönen nesneler varsa) unsurlar nedeniyle yapılmak istenen şeyi tamamlamak çok zor olabilir.

Otizmli bireyler taklide ve gözleme dayalı öğrenme biçimlerinde başarılı değillerdir. Oyun ve etkinlikler uzun süre ve küçük parçalar halinde çalışılmalıdır.

Gerçekleştirmek istenen çalışmalar bireyin ilgi duymadığı bir konuda ise motive etmek çok güçtür. Öfke nöbetleri ile sonuçlanan olumsuz deneyimler edinebilir ve bunu genelleyebilirler.

file:///C:/Users/2019/Downloads/27041826_otizmson%20(2).pdf

Aileler İçin Öneriler

1-Otizmi tanıyın. Otizmi tanımadan çocuğunuza yardım edemezsiniz.

2-Otizmi kabullenin çocuğunuzu farklılıklarıyla kucaklayın. Farklı özellikleri nedeniyle suçlamayın.

3-Vakit kaybetmeyin. Otizmli çocuklar eğitim desteğiyle yaşadıkları güçlüklerin üstesinden gelebilirler.

4-Çocuğunuzun eğitiminde aktif olarak yer alın. Çocuğunuzun ilgi ve ihtiyaçlarına uygun sosyal etkileşime girmesine imkân tanıyan ortamlarda oyun oynayın.

5- Çocuğunuzu toplumdan soyutlamayın. Dışarıda geçirdiği vakitlerde pek çok sosyal beceri kazanabilir.

6- Diğer insanların tepkilerinden çekinmeyin. Toplum otizmli bireylerle yaşamayı öğrenmeli.

7-Otizmli bireylerin aileleriyle bir araya gelin. Diğer ailelerin desteğiyle bazı sorunların üstesinden gelmek kolaylaşır.

8- Sağlık hizmetlerinden düzenli olarak faydalanın. Kullanılan ilaçlar ve takibi için doktorunuzla sürekli iletişim halinde olun.

file:///C:/Users/2019/Downloads/27041826_otizmson%20(2).pdf

Öğretmenler İçin Öneriler

Öğretmenlerin otizmli bireylere karşı destekleyici ve olumlu tutumları sınıftaki diğer öğrencilerin tutumlarını olumlu etkiler.

Otizmli bireylerin okula uyum sağlamada ve sınıf kurallarını öğrenmede okul öncesi eğitimin önemi büyüktür.

Otizmli bireylerin sınıf içi kuralları anlamaları ve buna uyum göstermeleri zaman alır. Sınıf kuralları sınıf içinde panolara asılmalıdır.

Etkili sınıf yönetimi otizmli bireylerin davranış sorunlarını çözmeye yardım eder.

Otizmli bireyler somut düşünürler bu yüzden öğretilecek beceriler ya da kavramlar görsel açıdan zengin ve etkinlik temelli olmalıdır.

Akran desteği otizmli bireylerin sosyal uyumunu kolaylaştırmada en etkin roldür.

file:///C:/Users/2019/Downloads/27041826_otizmson%20(2).pdf

DSM-V’E GÖRE OTİZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU TANI ÖLÇÜTLERİ

A. Şimdi veya geçmişte farklı şekillerde görülen toplumsal iletişim ve toplumsal  etkileşimde sürekli yetersizliğin olması.

1) Sosyal -duygusal karşılık vermede yetersizlik (örn. sıra dışı toplumsal yakınlaşma, karşılıklı konuşmada güçlük; ilgilerini, duygularını veya duygulanımını paylaşmada yetersizlik, sosyal etkileşime cevap vermeme gibi yetersizlikler.)

2) Sosyal etkileşim için kullanılan sözel olmayan iletişimsel davranışlarda yetersizlik (örn. sözel ve sözel olmayan iletişimde yetersizlikler, sıra dışı göz kontağı, beden dili veya jestleri anlamakta ve kullanmakta yetersizlik; yüz ifadesi ve beden dilinde bariz eksikler.)

3) İlişkileri geliştirmekte, devam ettirmekte ve anlamakta güçlük, Örneğin farklı toplumsal ortamlara uygun davranamamak, hayali oyunda yetersizlik, arkadaş edinememe ve arkadaşa ilgi duymama gibi.

Şu anki şiddeti: Şiddet sosyal iletişimsel alanda yetersizlikler ve kısıtlı, tekrarlayıcı davranışlara göre belirlenir.

BAşağıdakilerden en az ikisinin varlığı ile kendini gösteren, şu an veya geçmişte sınırlı, tekrarlayıcı davranışlar, ilgiler ya da etkinlikler.

1) Basmakalıp veya tekrarlayıcı motor hareketler, nesne kullanımı veya konuşma (Basit motor stereotipiler, oyuncakları dizme veya çevirme, ekolali, kendine özgü cümleler).

2) Aynılıkta ısrarcılık, rutinlere sıkı sıkıya bağlı olma veya ritüelleşmiş sözel ve sözel olmayan davranışlar, (önemsiz değişikliklerde aşırı kaygı, geçişlerde zorlanma, katı düşünce tarzı, selamlaşma ritüelleri, her gün aynı yolu veya aynı yemeği tercih etme gibi.).

3) Konu veya yoğunluk açısından sıra dışı sınırlı, sabit ilgiler (sıra dışı nesnelere anormal aşırı bağlılık, aşırı tekrarlayıcı veya sınırlı ilgiler.).

4) Duyusal olarak aşırı ya da az duyarlılık veya uyaranların duyusal boyutuna aşırı ilgi (acıya/sıcağa aşırı duyarsızlık, belirli ses veya dokunuşlara karşı beklenmeyen tepki, nesneleri aşırı koklama veya onlara aşırı dokunma, ışık veya hareketle görsel olarak çok meşgul olma.)

Şu anki şiddeti: Şiddet sosyal iletişimsel alandaki yetersizlikler ve kısıtlı, tekrarlayıcı davranışlara göre belirlenir.

C. Belirtiler erken gelişim dönemlerinde başlamış olmalı (toplumsal beklenti sınırlarını aşıncaya dek fark edilmemiş veya daha sonra öğrendiği yollarla gölgelenmiş olabilir.)

D. Belirtiler toplumsal, işle ilgili alanlarda ya da başka önemli işlevsellik alanlarında klinik olarak anlamlı düzeyde belirgin bozukluğa yol açmalıdır.

E. Bu bozukluklular anlıksal yeti yitimi (anlıksal gelişimsel bozukluk) ya da genel gelişimsel gecikme ile daha iyi açıklanamaz. Anlıksal yeti yitimi ve otizm açılımı kapsamında bozukluk ve anlıksal yeti yitimi eş tanı tanısı koymak için toplumsal iletişim, genel gelişim düzeyine göre beklenenin altında olmalıdır.

  • Zihinsel yetersizliğin eşlik edip etmediği,
  • Dil yetersizliğinin eşlik edip etmediği,
  • Bilinen bir tıbbi, genetik veya çevresel faktörün eşlik edip etmediği,
  • Başka nörogelişimsel, ruhsal veya davranışsal durumların olup olmadığı,
  • Katatoninin eşlik edip etmediği belirtilmelidir.
  • OSD’de tek çözüm eğitimdir.

https://www.erbakan.edu.tr/en/otizmcalismalari/sayfa/7214 adresinden alınmıştır.

Otizm Spektrum Bozukluğu İle İlgili Filmler

Otizm Spektrum Bozukluğu İle İlgili Dokümanlar

Otizm Spektrum Bozukluğu İle İlgili Videolar

Dil ve Konuşma Bozuklukları

   Dil ve konuşma bozuklukları, kişinin konuşulanları anlama ve kendini ifade etme becerilerinden birinde ya da her ikisinde görülen sorunları ifade eder. Dil ve konuşma günlük hayatta sık karıştırılan iki farklı kavramdır. Dil ve konuşmayla ilgili bozukluklar da birbirinden farklıdır. Bir kişinin diğer kişileri anlamakta ve düşüncelerini anlaşılır, yapıca düzgün kurulmuş cümlelerle paylaşmakta zorluk yaşaması dil bozukluğuna işaret etmektedir. Bir kişinin sesleri net anlaşılır şekilde telaffuz edememesi, artikülasyonda sorun yaşaması, ses düzeyinde sıkıntısı olması veya kekemelik gibi konuşmasını akıcı olmayan bir hale getiren faktörler bulunması, konuşma bozukluğu ihtimalini akla getirmektedir.

   Dil ve konuşma sorunları görme, işitme, zihin gibi pek çok engelin bir neticesi olarak ortaya çıkabildiği gibi, sebebi belli olan ve olmayan olgular olarak kendi başına ayrı bir engel grubu da oluşturmaktadır. Doğal olarak sesçil ve sesbilgisel sorunlar da her grupta görülebilmektedir. Özel eğitim gerektiren işitme, zihin, görme engelli çocukları değerlendirme, eğitim ve sağaltım çalışmalarının başlanmasına ilişkin tarihçe çok eskiye dayanmasına rağmen, dil ve konuşma sorunlu çocukların özel eğitim gereksinimlerinin karşılanması oldukça yenidir. Bu gecikmeye gerekçe olarak, bu grup çocukların sorunlarının diğerlerine göre daha az ciddi ya da farkedilmeyen sorunlar olduğu gösterilmiştir. İletişim ve buna ulaşmak için kullanılan araç ve yolun öneminin kavranması, ve hemen her engel grubunun en temel sorununu iletişimin oluşturduğu görüşü son 15-20 yıl gibi geç gündeme gelebilmiştir (Heward ve Orlansky, 1988).

Dil ve konuşma bozuklukları genel olarak şu kategorilerde görülür:

  • Gecikmiş Dil ve Konuşma: Bireyin dil becerilerinin anlama ve ifade etme yönünden yaşından beklenen seviyede gelişim göstermemesi ile tanımlanır.
  • Artikülasyon ve Fonolojik Bozuklukları: Bireyin sesleri, heceleri ve sözcükleri normalden dikkat çekici derecede farklı ve anlaşılması zor şekilde konuşmasıyla görülür.
  • Akıcılık Sorunları (Kekemelik): Bireyin konuşmasının akıcılık, hız, ritim gibi kısımlarında sorun yaşanan durumdur.
  • Ses Bozuklukları: Sesin perde, şiddet ya da kalitesinden belli nedenlerden ötürü normalden olumsuz yönde farklılık gösterdiği durumlardır.
  • Afazi (Edinilmiş Dil Bozuklukları): Nörolojik kaynaklı, çoğu zaman beyindeki bir hasar sonucu meydana gelen dil ve konuşma bozukluklarıdır.
  • Yutma Bozuklukları: Genellikle nörolojik bir sebep sonucu ortaya çıkar ve yutma eyleminin değişik aşamalarında görülen güçlüklerle kendisini gösterir.
  • Motor Konuşma Bozuklukları: Nörolojik bir nedenden ötürü konuşma eyleminde rol alan kas gruplarında görülen güçsüzlük, hasar, koordinasyon bozukluğu sonucu konuşmanın olumsuz etkilenmesiyle oluşur.

   Dil ve konuşma bozukluklarının yukarıda görüldüğü gibi çeşitli nedenleri olabilmektedir. Konuşmada rol alan yapılardaki bozukluklar, yarık damak, diş problemleri, nörolojik problemler, işitme kaybı gibi fiziksel sebeplerle beraber, serebral palsi, zihinsel yetersizlik, otizm spektrum bozuklukları, down sendromu gibi gelişimsel ve genetik bozukluklar da dil ve konuşma bozukluklarına yol açabilmektedir.

http://www.yeditepehastanesi.com.tr/dil-ve-konusma-bozuklugu-nedir adresinden alınmıştır.

Edinilmiş Dil Bozukluğu: Afazi

Afazi Nedir?

Afazi, genellikle bir inme ya da kafa travması sonucunda aniden ortaya çıkan ve beynin dilden sorumlu alanlarının hasarlanmasından kaynaklanan bir dil bozukluğudur. Çoğu insanda dil alanları beynin sol yarı küresinde yer almaktadır. Dolayısıyla, afazide beynin sol yarısındaki dil alanları hasarlanırken, kişinin de sağ tarafına inme inebilir/felç gelebilir. Bu bozukluk dili ifade etme ve anlamanın yanı sıra, okuma ve yazmayı da etkileyebilmektedir. Afaziye dizartri ya da konuşma apraksisi gibi nörolojik konuşma bozuklukları da eşlik edebilmektedir.
Afazinin nedenleri nelerdir?

Afazi beynin dil alanlarından bir ya da daha fazlasının hasarından kaynaklanmaktadır. Çoğu zaman beyin hasarının nedeni inmedir. İnme, beynin bir bölgesinin kansız kalması durumunda ortaya çıkar. Beyin hücreleri oksijen ve önemli besinleri taşıyan normal kan desteğini alamadığında ölürler. Beyin hasarının diğer nedenleri arasında kafaya alınan şiddetli darbeler, beyin tümörleri, beyin enfeksiyonları ve beyni etkileyen diğer durumlar yer almaktadır.

Kimler Afazi Olur?

Çocuklar da dahil olmak üzere herkes afazi olabilir. Ancak, afazi daha çok orta ve ileri yaşlarda daha sık görülür. Erkekler ve kadınlar eşit olarak etkilenmektedir. ABD’de Ulusal Afazi Derneği’ne göre her yıl inme nedeniyle yaklaşık 80.000 kişi afaziye maruz kalmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri’nde yaklaşık bir milyon afazili birey bulunmaktadır. Türkiye’de afazinin yaygınlığı hakkında saptanmış bir orana ulaşılmamıştır.

Afazi Tipleri Nelerdir?

Akıcı ve tutuk olmak üzere iki genel afazi sınıflaması vardır.

Akıcı Afazi
Beynin temporal lobunun hasarı sonucunda Wernicke afazisi adı verilen akıcı afazi ortaya çıkabilir. Sağ lob hasarı sonucunda da ortaya çıkmasına rağmen, çoğu kişide hasar sol temporal lobta gerçekleşir. Wernicke afazili kişiler anlamı olmayan, gereksiz sözcüklerle hatta üretilen yeni sözcüklerin kullanıldığı uzun cümlelerle konuşabilirler. Örneğin, Wernicke afazili biri kendisine gün içinde neler yaptığı sorulunca “ikinci… bir günü… bir gün birisine birşeyler yapabiliriz…bir gün evvel şöyle yaparız deriz…bir taneden fazla…” diyebilir. Yani, bu kişinin konuşmasını takip etmek ve anlamaya çalışmak zordur. Wernicke afazili kişiler genelde konuşmayı anlamakta güçlük yaşarlar ve hatalarının farkında değildirler. Bu kişilerde beyin hasarının lokalisazyonu/yeri hareketlerimizi kontrol eden beyin alanlarının yakınında olmadığı için genellikle felç ya da güçsüzlük görülmemektedir.

Tutuk afazi
Tutuk afazi tiplerinden biri Broca afazisidir. Broca afazili kişilerin hasarı beynin frontal lobundadır. Bu kişiler genelde kısa ifadelerle konuşur ve konuşabilmeleri oldukça çaba gerektirir. Sözcük aralarında “ve”, “ama” gibi bağlaç sözcükleri kullanmayabilirler. Örneğin Broca afazili bir kişi “Masadaki su bardağını bana verir misin?“ yerine “su… masa” diyebilir. Broca afazili kişiler başkalarının konuşmalarını anlar. Bu nedenle bu kişiler güçlüklerinin farkındadırlar ve kolaylıkla hayal kırıklığına uğrayabilirler. Frontal lobun motor hareketler için de önemli olması nedeniyle Broca afazili kişilerde vücudun sağ tarafında felç ya da güçsüzlük görülür.

Tutuk afazi tiplerinden bir başkası, beynin dil alanlarının yoğun etkilenmesiyle ortaya çıkan global afazidir. Global afazili bireylerin ciddi iletişim yetersizlikleri vardır ve konuşma becerileri ve konuşulan dili anlamaları çok sınırlı olabilmektedir.

Beyindeki farklı dil alanlarının hasar görmesi sonucunda ortaya çıkan başka afazi tipleri de vardır. Bazı kişiler konuşabilmelerine, sözcüklerin ya da cümlelerin anlamlarını anlamalarına rağmen sözcükleri ve cümleleri tekrar etmede güçlük yaşarlar (örn. iletim tipi afazi). Bazı kişiler de nesnenin ne olduğunu ve ne işe yaradığını bilmesine rağmen nesneleri adlandırma güçlüğü çekerler (örn. anomik tip afazi).

Afazi Nasıl Tanılanır?

Afazi genellikle ilk olarak beyin hasarı geçiren kişiyi tedavi eden doktor (nörolog) tarafından fark edilir. Doktor kısa bir yatak başı değerlendirme sonrası afaziden şüphelenirse hastayı iletişim becerilerini daha ayrıntılı değerlendirmek için bir dil ve konuşma terapistine yönlendirir. Dil ve Konuşma terapisti bireyin “komutları yerine getirme, soruları yanıtlama, nesne adlandırma ve sohbeti sürdürme becerilerini ayrıntılı değerlendirip, uygun bir terapi programı hazırlamak için afazi testi uygular. Değerlendirmeler afazili bireyin motor konuşma bozukluklarını, dili anlama, okuma, yazma, yutma yeterliliğini ve alternatif ve destekleyici iletişimi sistemlerini kullanabilme yeterliliklerini içermelidir. Türkiye’de afazili bireyler için hazırlanmış GAT (Gülhane Afazi Testi: Tanrıdağ, 1993), GAT-2 (Tanrıdağ, Maviş,Topbaş, 2011), EAT (Atamaz, Yağız On, Durmaz, 2007) ve ADD (Maviş ve Toğram, 2007) değerlendirme testleri mevcuttur.

Afazi Terapisi Nasıldır?

Bazı vakalarda kişiye müdahale edilmeden afazi iyileşir. Bu tip spontan iyileşme beyne kan akışının geçici olarak kesintiye uğradığı ancak kısa zamanda düzelen ve geçici iskemik atak adı verilen inme tipini takiben gerçekleşir. Bu durumlarda dil becerileri birkaç saat ya da birkaç günde geri dönebilmektedir.

Ancak çoğu vaka için dilin iyileşmesi bu kadar hızlı ya da tamamen olmamaktadır. Afazili bir çok kişi birkaç günden bir aya kadar bazı dil becerilerinde geri dönüşün olduğu kısmi spontan iyileşme yaşarken, bazı kişilerde afazi kalıcı olabilmektedir. Bu gibi durumlarda dil ve konuşma terapisi yardımcı olmaktadır. Görece iyileşme genellikle iki yılı aşkın bir süre devam eder. Çoğu sağlık uzmanı en etkili tedavinin iyileşme sürecinin ilk aşamalarında başlaması gerektiğine inanmaktadır. İyileşmeyi etkileyen faktörler arasında hasarlanan beyin alanı, beyin hasarının yaygınlığı, kişinin yaşı ve sağlık durumu yer almaktadır. Ayrıca motivasyon, el baskınlığı ve eğitim düzeyi de diğer faktörler arasında yer almaktadır.

Afazi ile uğraşan dil ve konuşma terapistleri, dil becerilerini mümkün olduğu kadar yeniden oluşturarak, dil sorunlarını telafi ederek ve diğer iletişim kurma yöntemlerini öğreterek, kalan dil becerilerini kullanması için motive ederek afazili bireylerin iletişim becerilerini geliştirmekte uzman olan kişilerdir. Her bir bireyin afazi tipi ve yetersizliğine özgün olarak hazırlanan bireysel terapiler kişinin işlevsel ihtiyaçlarına odaklanır. Grup terapileri ise küçük bir grup ortamında afazili bireylere yeni iletişim becerilerini kullanma şansı sağlar. Aile katılımı da afazi terapisinin önemli bir bileşenidir.

https://npistanbul.com/cocuk-ergen/dil-konusma-bozukluklari adresinden alınmıştır.

Gecikmiş Dil ve Konuşma

Gecikmiş Dil ve Konuşma Bozukluğu Nedir?

Çocuğun, konuşulanları anlama ve konuşmayı kullanarak iletişim kurma becerilerinin yaşıtlarından geri kalması durumudur.

Gecikmiş Dil ve Konuşma Bozukluğunun Sebebi Nedir?

İşitme engeli, zeka geriliği, yaygın gelişimsel bozukluklar (otizm, asperger sendromu vb), dudak-damak yarıklığı, Cerebral Palsy (CP), öğrenme güçlüğü, disleksi, olumsuz çevre koşulları, anne-baba ya da çocuğa bakım veren kişilerin yanlış tutumları, sebebi belirlenemeyen durumlar gibi çok çeşitli nedenlerden ötürü çocuğun alıcı dil (konuşulanları anlama) ve ifade edici dil (konuşarak kendini anlatabilme) becerilerinin yaşıtlarıyla aynı düzeyde gelişmemesidir.

Çocuğun Dil ve Konuşma Becerilerinin Geri Olduğu Nasıl Anlaşılır? Ne Zaman Bir Uzmana Başvurulması Gereklidir?

Dil ve konuşma gelişimi, bebek doğduğu andan itibaren başlayıp devam eden bir süreçtir. Gelişim sürecinin her evresinde, çocuğun çıkarması gereken sesler ve gerçekleştirmesi beklenen davranışlar farklıdır. Genel olarak çocuklar bu evreleri aynı yaşlarda tamamlarlar. Ancak her çocuğun kendine özgü bir gelişim seyri vardır. Bu nedenle, kimi çocuklar bazı becerileri daha erken dönemlerde gerçekleştirirken, kimileri daha geç yaşlarda aynı gelişim seviyesine ulaşırlar. Çocukların gelişim düzeylerinin tespit edilebilmesi amacıyla geliştirilmiş olan bir takım değerlendirme envanterleri ve testler aracılığı ile çocuğun gelişimini takip etmek mümkündür. Dil gelişimiyle ilgili değerlendirmelerin, bir dil ve konuşma terapisti tarafından mümkün olan en erken dönemde yapılması gerekir. Değerlendirme sonucuna göre çocuk, doğrudan ya da dolaylı yoldan terapiye alınır. Ek başka problemlerin olması durumunda ilgili uzmanlara yönlendirme yapılabilir.

https://www.monomente.com/tr/icerik/11/gecikmis-dil-ve-konusma-bozukluklari alıntılanmıştır.

Artikülasyon Bozukluğu ve Fonolojik Bozukluklar

Artikülasyon (sesletim) Nedir?

Konuşma kullanılan seslerin çoğunluğu, akciğerlerden dışarıya doğru itilen havanın biçimlendirilmesiyle oluşur. Akciğerlerden itilen havanın ses tellerinin arasından geçerken oluşturduğu üfürümler, gırtlak, dil, çene, dişler, dudaklar, damak gibi oynak ve sabit yapıların devinimi ile şekillenerek konuşmada kullandığımız temel sesler meydana gelir.
Ünlüler ve ünsüzler adını verdiğimiz bu sesler yan yana gelerek heceleri, kelimeleri, cümleleri oluşturur.
Böylece, düşüncelerimizi konuşma seslerine dönüştürerek karşımızdaki kişiye aktarabiliriz.

Artikülasyon (sesletim) Sorunu Nedir?

Artikülasyon sorunu, genel olarak kişinin konuşmasında dinleyenler tarafından görmezden gelinemeyecek kadar farklı ve kabul edilemeyecek kadar aykırı öyleyiş biçimi olarak tanımlanır.Sesletim sorunu olan kişi; Sesleri – heceleri yada kelimeleri yanlış üretir dinleyenler ne söylediğini anlayamaz. Bazı durumlarda ise dinleyenler kelimenin kendisini anlamakta o kadr çok zorlanır ki; anlam ikinci planda kalır ve söyleyiş biçimi birinci plana çıkar.Dinleyenler kişinin ne söylediğini çözümlemek için aşırı bir çaba gösterirler. Bu sorun halk arasında pelteklik olarakta bilinir.

Artikülasyon (sesletim) Sorunlarının Sebebi Nedir?

  • Sesletim sorunları,
  • Serebral palsi
  • Yarık damak dudak
  • İşitme kaybı
  • Ağız yapısı ile ilgili diğer sorunlar
  • Diş sorunları

gibi fiziksel nedenler sonucu gözlenir. Bununla birlikte bir çok sesletim sorunu herhangi bir belirgin fiziksel sorun olmadan da ortaya çıkar. İşlevsel sesletim sorunları, konuşma seslerinin üretilmesine ilişkin kuralların (fonoloji) yanlış edinilmesi sonucu gerçekleşebilir. Çocuklar konuşma seslerini çevrelerindeki konuşmaları dinleyerek öğrenirler. Bu öğrenme, hayatın çok erken döneminde başlar. Eğer, bu önemli dönemde, çocukların kulakla ilgili sorunları sık oluyorsa, bazı konuşma seslerini öğrenmede başarısız olabilirler. İşitme kaybının türüne ve düzeyine göre konuşma da etkilenebilir.

http://www.buketsari.com/artikulasyon-bozuklugu-ve-fonolojik-bozukluklar.html alıntılanmıştır.

Dil ve Konuşma Bozuklukları İle İlgili Videolar

Dil ve Konuşma Bozuklukları İle İlgili Dokümanlar

Bedensel Engelliler

BEDENSEL ENGEL NEDİR?

Doğum öncesi, doğum sırası ve doğum sonrası dönemde herhangi bir nedene bağlı olarak iskelet (kemik), kas ve sinir sistemindeki bozukluklar sonucu, bedensel yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetme, toplumsal yaşama uyum sağlama ve günlük yaşamdaki gereksinimlerini karşılamada güçlük çekme, bu nedenlerle bireylerin korunma, bakım, rehabilitasyon, danışmanlık ve destek hizmetlerine ihtiyaç duymasına yol açan durumlara ise bedensel engel denir.

BEDENSEL ENGELLİ KİMDİR?

Bedensel engelleri nedeni ile sağlıklı kişilerden farklılaşan ve eğitim hizmetlerinden gereğince yararlanamayan bu bireylerde bilişsel, psiko sosyal ve duyusal gereksinimlerin yanı sıra hareket ve fonksiyonel yeteneklerin geliştirilmesi de büyük önem taşımaktadır.

Çeşitli nedenlerle kaba ve ince motor gelişim becerileri olumsuz yönde etkilenmiş bu kişilerin kendilerinden beklenen fonksiyonel hareket ve becerileri yerine getirmeleri değişik derecelerde kısıtlanmıştır.

BEDENSEL ENGELLİLİĞİN NEDENLERİ NELERDİR?

Serebral Palsi:

SP (CP) şeklinde kısaltılmış olan bu hastalık grubu, gelişmekte olan beynin (gebeliğin başlangıcından ikinci yaşın sonuna dek) değişik nedenlerle zarar görmesi sonucu ortaya çıkan duyu, algı ve hareket bozukluğudur. Ortaya çıkan klinik tablonun ağırlığı, beynin zedelenme derecesine, hasarın yerine ve bireyin yaşına bağlıdır. Oluşan tablo ilerleyici değildir.

Bu tablonun vücudun tamamını etkileyen şekli tetraparezi (kuadriparezi), daha çok bacakların etkilendiği şekli diparezi (dipleji), vücudun bir yarısının etkilenmesi hemiparezi, tek kol veya tek bacak etkilenmesi
monoparezi olarak adlandırılır. Bu durum farklı şekillerde kendisini gösterir.

a. Spastik Tip: Kasın istem dışı sertliğini ifade eden bu durum; hareketlerin yavaşlamasına, harekette kontrol güçlüğüne ve çeşitli hareket kayıplarına sebep olur.

b. Atetoit Tip: Hareket ve pozisyonlara bağlı olarak kaslar bazen sert bazen de gevşektir. Hareketler istemsiz, yavaş ve sürüncemelidir.

c. Ataksik Tip: Duruş, denge bozuklukları, hareketlerde titreme ve koordinasyon bozuklukları ile karakterizedir.

ç. Hipotonik Tip(Gevşek): Tüm vücut kaslarında yaygın gevşeklik söz konusudur.

d. Karışık Tip: SP’nin farklı tiplerine ait özellikleri bir arada taşır. Çoğunlukla atetoid ve spastik tip birliktedir.

Merkezi Sinir Sistemini Etkileyen Dejeneratif, Metabolik ve Genetik Kökenli Hastalıklar:

Motor gelişim geriliğine bağlı hareket ve fonksiyon kayıplarına yol açar. (Down sendromu, Subakut sklerozan panensefalit, Joubert sendromu, Rett sendromu, Prader-Willi sendromu, Williams sendromu vb. )

Mental Motor Retardasyon (MMR) (Mental Motor Gerilik):

Zekâ, duyu, algı ve motor bozuklukların çeşitli oranlarda bir arada görüldüğü durumu ifade eden genel bir başlıktır.

Doğuştan Kol Felci (Brakial Pleksus Yaralanması):

Doğum sırasında kola giden sinirlerin zedelenmesine bağlı olarak ortaya çıkan, hareket ve duyuyu etkileyen felç tablosudur. Tek taraflıdır. Etkilenen kolda tamamen bir felç tablosu olabileceği gibi ağırlıklı olarak elde ya da omuz çevresindeki kasların zayıflığı ile de seyredebilir.

5. Omurilik Kapanma Defektleri (Spina Bifida-Meningomyelosel):

Omuriliğin ve omurilik sıvısının dışarıya doğru kese şeklinde fıtıklaştığı ve bacaklarda tek ya da çift taraflı değişen derecelerde felçlere neden olan bir hastalıktır. Bazı hastalarda beyin omurilik sıvısının dolaşımının beyin içinde kapalı kalması sonucu beyinde birikmesi ve buna bağlı başın büyüdüğü (hidrosefali) görülebilir. Hidrosefali beyin gelişimini ciddi olarak engelleyebilecek bir durumdur.

Doğuştan Kas Hastalıkları:

İskelet kas yapısındaki bozulma ve buna bağlı ilerleyici kas güçsüzlüğü ile seyreden, doğumdan itibaren ortaya çıkan bir grup hastalıktır. Kas güçsüzlüğünün yanı sıra eklem sertlikleri, şekil bozuklukları ve ilerleyici sakatlık meydana gelebilir.

Travmatik Nedenli Merkezi Sinir Sistemi Yaralanmaları:

Çoğunlukla trafik kazası, yüksekten düşme, ateşli silah yaralanmaları gibi kazalar sonucunda oluşmakta ve sinir sisteminde geçici ya da kalıcı özre neden olmaktadır.

Süreğen Hastalıklardan Kaynaklanan Motor Gelişim Gerilikleri:

Doğuştan ya da sonradan oluşabilen, yaşam boyu devam eden ve /veya ilerleyici, ince ve kaba motor gelişim becerilerinde yetersizlik ortaya çıkaran durumları tanımlar (epilepsi, osteogenesis imperfekta ).

Özel eğitim Merkezimizde alanında uzman pedagog ve Özel eğitim öğretmenleriyle çocuk ve gençlerimize yönelik eğitim ve öğretim çalışmaları yapılmaktadır.

Bedensel engelleri nedeni ile sağlıklı kişilerden farklılaşan ve eğitim hizmetlerinden gereğince yararlanamayan bu bireylerde bilişsel, psiko sosyal ve duyusal gereksinimlerin yanı sıra hareket ve fonksiyonel yeteneklerin geliştirilmesi de büyük önem taşımaktadır.

Çeşitli nedenlerle kaba ve ince motor gelişim becerileri olumsuz yönde etkilenmiş bu kişilerin kendilerinden beklenen fonksiyonel hareket ve becerileri yerine getirmeleri değişik derecelerde kısıtlanmıştır.

https://edremit.bel.tr/engelsizsiniz/bedensel-engel-nedir-bedensel-engelli-kimdir

BEDENSEL ENGELLİLER İLE İLGİLİ FİLMLER

1. SOL AYAĞIM

Beyin felçli olarak doğan Christy Brown, hastalığı nedeniyle hareketlerini kontrol edemez ve tekerlekli sandalyeye mahkum bir yaşam sürer. Ancak çocukluğunda, sol ayağının felçten etkilenmediğinin farkına varması hayatını değiştirecektir. Christy sol ayağını kendine verilmiş bir şans olarak görür ve azmin de yardımıyla hastalığının etkilerini yenmeye çalışır. Bu çalışmanın sonucunda ise sakat vücudunun içinde gizli olan zeka ve yazma yeteneği ortaya çıkacaktır. Sadece sol ayağını kullanarak yazdığı romanlar ve şiirler, sonraki yıllarda Christy Brown’un İrlanda edebiyatının saygın isimleri arasına girmesini sağlayacak ve azimle çalışmanın sonucunda imkansız diye bir şeyin olmadığını tüm insanlığa gösterecektir. Christy Brown’ın ölümünden dokuz yıl sonra çekilen film, yazarın hayatından kesitleri anlattığı kitap olan Sol Ayağım’ın sinema uyarlamasıdır. Kimi zaman hüzünlü, kimi zaman eğlendirici olabilmeyi başaran filmin, azim ve umut hikayesi olarak vereceği evrensel mesajları var.

2. CAN DOSTUM

Geçirdiği kazadan sonra felç olan zengin aristokrat Philippe, cezaevinden çıkmış Driss’i bakıcısı olarak işe alır. Herkes Driss’in bu iş için uygun olmayacağını düşünürken, Philippe O’na inanır ve bir şans verir. Dünya dursa yan yana gelmeyecek olan bu iki karşıt dünya görüşünün çarpışmasının ve zamanla çılgın bir dostluğa dönüşmesinin, insanı derinden etkileyen hikâyesi.

3. İÇİMDEKİ DENİZ

Film, tam anlamıyla özürlüğüne düşkün bir adamın, 30 yılını yatağa mahkum geçirdikten sonra bu hayatına bir son vermek istemesini konu alıyor.

https://www.sinemalar.com/liste/430/fiziksel-engelliler-hakkindaki-filmler

BEDENSEL ENGELLİLER HAKKINDAKİ KİTAPLAR

1. İnsanın Esareti – W. Somerset Maugham

Somerset Maugham’ın başyapıtı olarak kabul edilen İnsanın Esareti, Modern Library’nin 20. yüzyılda İngiliz dilinde yazılmış en iyi yüz roman listesine dahil edilmiştir. Yazar, başlığını Spinoza’nın Ethica adlı yapıtının bir bölümünden aldığı romanında, gerçekle kurguyu iç içe geçirmiştir. Özyaşamıyla büyük ölçüde paralellikler taşıyan bu romanda, küçük yaşta öksüz kalıp akrabaları tarafından büyütülen, bir ayağı doğuştan sakat olan Philip’in uyum sağlamakta zorlandığı yatılı okul günlerinin ardından acılı olgunlaşma yıllarını anlatır. Önce muhasebeciliği deneyen, daha sonra sanat eğitimine yönelen Philip, en sonunda Londra’da tıp eğitimine başlar. Orada onu yıkıma sürükleyecek ve hayatını altüst edecek bir aşk macerası beklemektedir.

2. Kelebek ve Dalgıç – Jean Dominique Bauby

Kelebek ve Dalgıç, yaşanmış bir hikâyenin anlatısıdır. Jean-Dominique Bauby beyin kanaması geçirir; yolunda giden hayatı artık bir çıkmaza girmiştir. Onun için hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Artık vücuduyla yapabildiği tek şey, göz kapaklarından birini oynatabilmektir. İnsanlarla iletişim kurmak için kullanabileceği tek yol budur.

https://www.fikriyat.com/galeri/edebiyat/engelliler-icin-yazilmis-25-kitap

https://ilkevin.com.tr/3-aralik-dunya-engelliler-gunune-ozel-bas-kahramanlarinin-engel-tanimadigi-kitaplar/

ENGELİNE RAĞMEN BAŞARIYA ULAŞMIŞ İNSANLAR

Stephen Hawking – Motor nöron hastalığı

İngiltere’de doğan Stephen Hawking çocukluk yıllarını ailesi ile birlikte Londra’da geçirdi. Gayet sağlıklı ve başarılı bir öğrencilik hayatı olan Hawking, 11 yaşına geldiğinde Londra’dan biraz uzakta bulunan St. Albans’taki bir okula gitti. Bu okuldan mezun olduktan sonra babasının da etkisiyle Oxford University College’de eğitimini sürdürdü.

Hawking’in biyoloji uzmanı olan babası Frank Hawking de Oxford University’de eğitim görmüştü. Oğlunun da bu üniversitede eğitim almasını istiyordu ancak ailenin kısıtlı bütçesi nedeniyle Stephen’in okulun verdiği burs sınavını mutlaka kazanması gerekiyordu. İki güne yayılan sınav on iki buçuk saatlik teori ve fizik uygulama testlerinin ardından bir de mülakat sınavını içeriyordu. Üniversitede ders veren eğitmenlerin ve dekanın yaptığı mülakatın asıl amacı adayları daha yakından tanımaktı. Bu sebeple mantıklı veya mantıksız sorulan birçok soruya öğrencilerin zeki yanıtlar vermesini bekliyorlardı. Stephen girdiği teori sınavlarından oldukça yüksek puan almış ve mülakatı da başarıyla geçmişti. Birinci sınıf burstan yararlanma hakkını elde eden Stephen birkaç ay sonra Oxford University’e kaydolması için davet edildi.

1962 yılında Oxford’dan mezun olan Hawking, kozmoloji alanında araştırma yapmak için aynı yılın Ekim ayında Cambridge Üniversitesi’ne giriş yaptı. Albert Einstein’ın mirasçısı ve yaşayan en büyük zihin olarak gösterilen Stephen Hawking’in hayatındaki zorluklar da işte bu dönemden sonra başladı.

Stephen Hawking’in Hastalığının İlk Dönemleri

Hawking’in Oxford’daki son zamanlarında çok küçük belirtilerle kendini göstermeye başlayan hastalığı Cambridge’deki ilk günlerinde daha belirgin hale gelmişti. Zaman zaman ayağı takılıp düşüyor, ayakkabı bağını bağlamada güçlük çekiyor, hatta kavrama yeteneğini kaybettiğini hissederek elinde tuttuğu bir şeyi yere düşürüyordu. Bu küçük sakarlıklar önceleri görmezden gelindi. Belki de her insanın yapacağı sıradan aksaklıklar olarak düşünüldü. Ancak bir süre sonra durumun bu kadar da basit olmadığı anlaşıldı.

Yaşadığı bu sorunlar, arkadaşları ve hocaları tarafından fark edilmemişti; ancak ailesinin yanına gittiği bir dönemde anne ve babası ondaki tuhaflıkları hemen fark edip hastaneye götürdü. Henüz 20’li yaşlarında olan ve o zamana kadar girdiği her sınavda başarı sağlayan bu genç adam için, hayatını tamamen değiştirmeye sebep olan bir hastalık teşhisi konuldu.

Cambridge‘de eğitime başladığı zamanlarda bir yandan araştıracağı ve master yapacağı konu üzerinde duruyor, beynindeki sayısız ve sonsuz soruların cevaplarını bulmaya çalışıyor; bir yandan da yeni yeni kendini göstermeye başlayan hastalığıyla uğraşıyordu. Hawking için her şey yolunda giderken bir anda hayatında bir dizi olumsuzluklar kendini göstermeye başladı. Hastalığın etkilediği ilk yer ağız ve yutak bölgesiydi. Bu yüzden bazen sanki sarhoş olmuş gibi konuşmakta zorlanıyor, dili bir türlü söylemek istediği kelimeleri söyleyemiyordu.

Hawking, ALS (Amyotrofik Lateral Skleroz) adı verilen bir motor nöron hastalığına yakalanmıştı. Stephen Hawking’in hastalığı son derece ciddi, tedavisi olmayan ve yavaş yavaş bedeni bitiren bir hastalıktı; ama işin ilginç kısmı asıl kullandığı yer yani beyni bu durumdan etkilenmemişti. Bu yüzden de dur durak bilmeden düşünmeye, yeni teoriler kurmaya devam etti.

Yaşayan en büyük teorik fizikçi Hawking’in yakalandığı ALS hastalığı merkezi sinir sisteminde, omurilik ve beyin sapı bölgesindeki nöronların kaybı nedeniyle ortaya çıkan bir hastalıktı. Bu nöronların kabiliyetini yitirmesi beraberinde kaslarda güçsüzlüğe ve hatta erimeye yol açıyor. Kaslarda zayıflık ise ilk etapta ağız ve yutak bölgesini etkiliyor. Nitekim Hawking’in de en çabuk zarar gördüğü organı dili oldu ve ünlü fizikçi hastalığının erken evresinde konuşma yeteneğini kaybetmeye başladı.

Hawking’e danışman olarak Dennis Sciama verilmişti. İlk başlarda bu durumdan rahatsız oluyordu çünkü çalışmak istediği isim başka biriydi. Fakat kısa bir süre sonra Dennis Sciama’nın harika bir danışman ve başarılı bir bilim adamı olduğunu gördü. Aralarındaki kuvvetli iletişimin de etkisiyle ona her fırsatta sorular soruyor, bu başarılı eğitmenden tüm verimiyle yararlanmak istiyordu.

Jane Wilde ile Hayata Tutunuşu

Hawking yaşama enerjisini ve sevincini kaybetmişti. Herkesten uzaklaşıp, ölüm korkusunun sardığı bedeniyle tek başına kalmayı tercih ediyordu. Tam da istediği doğrultuda giden hayatı bir anda tepe taklak olmuştu. Bedenini yavaş yavaş çürüten bir hastalığa yakalanmış olma düşüncesi onu hızla depresyona çekiyordu. Böyle bir dönemde hayatının yönünü değiştiren, en zor anlarında bile yanında olan, yaşamına ışık gibi doğan bir isim çıktı karşısına.

Jane Wilde adındaki genç kadınla aralarında, hızla ilerleyen ve evliliğe kadar giden bir ilişki başladı. Stephen hastalığı sebebiyle evliliğe sıcak bakmıyordu; fakat Jane’in aşkı öyle büyüktü ki, hastalığın getireceği her türlü zorluğa göğüs germeye hazırdı. Nitekim öyle de oldu, Jane neredeyse tüm hayatını Stephen’a adamıştı. Eşinin tüm kişisel bakımını kendi yapıyor, yemeğini yediriyor, doktora aşamasında tezlerini daktilo ediyor, en önemlisi onunla birlikte olduğu için mutlu olduğunu hissettirebiliyordu.

Jane, Stephen ile evli olduğu süre boyunca üç çocuk sahibi oldu. Bazı zamanlar çocukların ve Stephen’ın bakımı, her şeye yetememe düşüncesi onu bir çıkmazın içine düşürüyordu; ama Stephen ödül aldıkça, her geçen gün dünyanın dört bir tarafından adı duyulmaya başladıkça bu başarıdan payını gurur duyarak alıyordu.

Jane’in tüm bu fedakarlıkları Stephen Hawking’in sayısız ödül almasına, bir çok kitap çıkarmasına, yeni teoriler üretip adını tüm dünyaya duyurmasına yetmişti. Eşinin yardımıyla eğitimini tamamlayıp doktorasını yaptı ve ardından profesör oldu. Hastalığı bedenini hızla ele geçirip, kullanılmaz hale getirmişti; ama zihni hala zehir gibi çalışıyordu. Eğer deneysel fizikçi olsaydı kariyeri çoktan biterdi; fakat teorik fizikçi olduğu için çalışmalarını yapmasına hiçbir şey engel olamadı. Bir süre sonra konuşma yeteneğini tamamen kaybetti, tekerlekli sandalyeye mahkum kaldı. Onun için özel tekerlekli sandalye üretildi ve yazıyı sese dönüştüren özel bir bilgisayar sistemi sayesinde çalışmalarını sürdürmeye devam etti.

Stephen Hawking’in Fizik Alanındaki Başarısı

Stephen ve Jane’nin 1967’de ilk çocukları dünyaya geldi. Her türlü olumsuzluğa rağmen bir yandan mutlu ailesinin tadını çıkaran Hawking, diğer yandan da kara delikler üzerinde yaptığı çalışmalarını sürdürüyordu. 1973 yılında kozmolojinin klasik teorilerini içeren akademik çevrelerde büyük yankı uyandıran The Large Scale Structure of Spacetime adındaki kitabı yayınlandı. 1978 yılında ise fizik alanında en saygın ödüllerden sayılan “Albert Einstein Ödülü” verildi.

Stephen Hawking ilk kitabının ardından yine evrenbilimi üzerine ortaya koyduğu teorileri ve çalışmalarını içeren birkaç kitap daha çıkardı. Kitapları 40 dile çevrilerek milyonlarca okuyucuya ulaştı. Doktorlar sadece 2 yıl ömür biçmişti; ama o hayata öyle meydan okudu ki tüm hesaplamaları reddetti. Yaşamla oturduğu pazarlıkta kazanan taraf o oldu. 20’li yaşlarda ortaya çıkan hastalığından bu yaşına kadar birçok saygın ödülün sahibi oldu.

Stephen Hawking’in Eğlenceli Kişiliği

Onu yakından tanıyanlar, ne kadar eğlenceli ve mizah yeteneği yüksek bir insan olduğunu söylüyor. Ek olarak heyecanı seven bir yapısı da olmalı ki 2007 yılında, 65 yaşındayken özel tasarlanmış bir uçuş sayesinde yerçekimsiz ortamda, tekerlekli sandalyesine bağlı kalmadan hayatının yolculuğunu gerçekleştirdi. Renkli bir kişiliğe sahip olan Hawking yaptığı bu yolculuktaki asıl amacını ise “İnsanlara ruhları engelli olmadıkça fiziksel engellerin onları durduramayacağını göstermek istiyorum,” sözleriyle açıkladı.

45-50 kilo arası ağırlıkta, başını bile tutamayan felçli bir bedenin tüm dünyaya adını duyurması, birçok alanda ödül alması ve bunları sadece aklı sayesinde yapması tek kelimeyle muhteşemliktir. Hayatta imkansız diye bir kelimenin olmadığının göstergesidir. Bana göre Prof. Dr. Stephen Hawking’in hayatı umudunu kaybetmiş her insana okutulmalı ve herkes bu başarılı hikayeden kendine bir ders çıkarmalıdır.

Christy Brown – Serebral palsi

Yirmi üç çocuklu duvarcı ailenin, hayatta kalabilen onüç çocuğundan biri olarak Dublin’de doğdu. Doğuştan beyin felçli olarak dünyaya gelmişti. Beyin felci kurbanı olduğu için konuşmasını ve hareketlerini kontrol edemiyordu; sol ayağı hariç.  Yaşamı boyu yardıma muhtaç olarak yaşaması, tekerlekli iskemleye mahkum olması, onun İrlanda edebiyatının büyük yazarları arasına girmesini engellemedi. Christy Brown büyürken aileyi sürekli olarak ziyaret eden sosyal hizmet görevlisi Katrina Delahunt, onun sanata ve edebiyata olan ilgisini keşfetmiş ve bu ilgiyi yeteneğe dönüştürebilmesi yönünde yardımcı olmuş. Christy, annesinden aldığı büyük destekle, tam olarak kontrol edebildiği tek uzvunu, sol ayağını kullanarak yazmayı ve çizmeyi öğrenmiş ve kısa bir süre içinde önemli bir ressam sayılabilecek duruma gelmiş.

Christy, çocukluğunda resmi bir eğitim görmemişse de, kilise okuluna devam etmiş. Edebiyat konusundaki yeteneği, işte bu sıralarda, ünlü yazar Dr. Robert Collis tarafından keşfedilmiş. Dr. Robert Collis, sonraları, kendisine bu yönde yardımcı olmuş ve “Sol Ayağım” adlı eserinin basılmasını sağlamış. Muhteşem bir hayal gücüne sahip olan Brown, duyarlı zekası sayesinde harikulade eserler yazdı. Christy Brown, sadece sol ayağını kullanarak yazdığı My Left Foot yani Sol Ayağım adını verdiği otobiyografi kitabını 1954 yılında yazdı. Christy Brown Sol Ayağım adlı kitabında; sol ayağıyla kalem tutmayı, konuşamamanın verdiği acizlikleri ve annesiyle babasının yardımıyla tekrar hayata ümitlendirilmesini anlatmaktadır. Christy Brown hayat hikâyesinin bulunduğu Sol Ayağım kitabında annesine sık sık teşekkür etmektedir. Ailesi onunla hep gurur duyduğunu belirtiyor. Sadece sol ayağını kullanarak yazdığı eserler onun dünya çapında bir üne kavuşmasını sağladı. Sadece sol ayak parmağını kullanarak, resim yapmayı ve daktilo kullanmayı öğrendi.
Kendi hayat hikayesini yazdığı Sol Ayağım ( baş rolünü Daniel Day-Lewis oynadı ve film çok büyük bir başarı kazandı ) filme alındı. Bu tarza yazdığı diğer kitabı da en çok satanlar listesine girmiştir. Londra’ya yaptığı birkaç ziyaret dışında bir kerede Amerika’ya giden yazar, tüm yaşamını Dublin’de geçirdi. Christy Brown, Mary Carr ile 1972’de evlendi. Christy Brown, İrlanda’nın başkenti Dublin’de 1981 de öldü.

“Sol ayağımı bağladım ve kaldırdım, onu artık kullanmayacaktım. Her anlamda, bu teslim olmak demekti ki ben, beyaz bayrağı sallamaya hazır değildim.”

“O’nun orada oturup ne hakkında yazacağını bulamaması ve benim burada cam kenarında, fikirler beynimde cirit atarken kalem tutamamam, sandalyeden fırlayıp sağa sola saldırarak koşma isteği uyandırdı.”

“Bütün mücadelem boyunca, diğer insanlarla iletişim kurma olayında konuşmak her zaman en büyük engelim olmuştur. Sakatlığımın bana en fazla acı veren yanını oluşturmuştur.”
(“Sol Ayağım” adlı kitabından alıntı)

https://paratic.com/stephen-hawking-basari-hikayesi/

https://www.insanokur.org/christy-brown/

BEDENSEL ENGELLİLER İLE İLGİLİ DOKÜMANLAR

BEDENSEL ENGELLİLER İLE İLGİLİ VİDEOLAR

Görme Engelliler

Özel Eğitim Alanı: Görme Yetersizliği

  Dış dünyayı algılamamız ve tanımamız için gerekli en önemli duyu organımızdan biri gözlerimizdirGözler bir insanın dünyaya açılan penceresidir. Bu duyunun yetersizliği normal yaşamı sürdürme de ve pek çok işlevi yerine getirmekte sorun yaşamamıza neden olur. Görme yetersizliğine sahip bireylerde bu problemleri en aza indirmek ve bireyin kaliteli bir yaşam sürmesini sağlamak için özel eğitim gereklidir. 

Görme yetersizliğinin eğitsel tanımı:

  • Görme yersizliğinden ağır derece derecede etkilenen, kabartma alfabesine, konuşan metinlere ihtiyaç duyanlar görme engelli yani kaba tabirle kör,
  • Mercekler, büyüteçler veya büyük puntolarla okuyabilenler az gören olarak tanımlanır.

Görme yetersizliği olan birey: Görme gücünün kısmen veya tamamen kaybından dolayı özel eğitim veya destek eğitim hizmetlerine ihtiyaç duyan bireydir.

Görme yetersizliğinin nedenleri:

  • Nadir olarak genetik geçişli olabilir.
  • Annenin gebelik sırasında geçirdiği ateşli hastalıklar, kullandığı ilaçlar, radyasyona maruz kalması,
  • Doğum anı travmaları, güç doğumlar,
  • Erken doğumlarda kuvözdeki bebeğe kontrolsüz oksijen verilmesi,
  • A vitamini eksikliği,
  • Frengi, şeker, kızamıkçık, menenjit vb. bazı iltihaplı hastalıklar,
  • Ev, iş, trafik kazaları gibi kazalar da görme engeline neden olabilmektedir.

    Görme yetersizliği olan bireylerin özellikleri:

    • Bilişsel yeteneklerde ve ya kavramsal gelişimde gecikme gözlenir.
    • Özellikle soyut düşünmede problemler yaşayabilir.
    • Alan kavramına ilişkin bilgileri daha çok dokunma duyusu aracılığıyla elde ederler.
    • Diğer duyu organları daha fazla gelişmiştir. Böylece dikkat yoğunlaşma ayrıntıları fark etme yeteneği geliştirmişlerdir.
    • Sosyal faaliyetlere özellikle müziğe ilgilidirler.
    • Zihinsel ve fiziksel gelişimlerinde bir gerilik ya da farklılık yoktur.
    • Bağımsız hareket etmekte güçlük çekerler.

      Görme yetersizliğinin belirlenmesinde anne babalara tavsiyeler:

      • Çocuğun gözlerinde anatomik sapmalar varsa
      • Görme alanındaki nesnelere ulaşamıyorsa objeler ve elleriyle oynayamıyorsa
      • Göz teması kuramıyor, cee oyunu ve bay bay gibi basit motor becerileri taklit etmiyorsa
      • Bunlarla birlikte baş ağrısı mide bulantısı, baş dönmesi, gözlerde kaşıntı, aşırı derecede gözyaşı ve bulanıklık gibi şikâyetler varsa

      Çocuklukta bu şikâyetlerin biri ya da bir kaçıyla karşılaşılması durumunda ebeveynler çocuklarını doktora götürmeli ve çocuğun görme probleminin olup olmadığının belirlenmesini sağlamalıdır.

      Görme yetersizliğinin belirlenmesinde öğretmenlere tavsiyeler:

      • Çocuk uzun süre aynı yere bakıyorsa
      • Gözlerini normalden farklı döndürüyorsa
      • Gözlerde kızarma yaşarma oluyor ve sık sık gözlerini ovup kaşıyorsa
      • Gözlerini ışıktan kaçırıyor ve gözlerde titreme oluyorsa
      • Etrafa amaçsız uzanıyor ve sık sık düşüyorsa
      • Renkli bir resmin renklerini ayıramıyorsa
      • Okurken bildiği harfleri birbirine karıştırıyorsa

      snellen testi  Aile bilgilendirilmeli ve tıbbi kontrole yönlendirilmelidir. Bu belirtilen davranışların dışlında okulda yapılan taramalarla görme sorunları olan bireyler belirlenebilir. İlköğretim ve daha ileri düzeydeki bireylerin görme keskinliği, üzerinde irili ufaklı kolları  farklı yönlere bakan E’lerden oluşan Snellen kartıyla ölçülmektedir. Görme  yetersizliğine sahip bireyler özel eğitimle birlikte, kendilerine yetebilen hayatlarını bağımsız yürütebilen birey olabilirler.    

https://www.dergipdr.com/gorme-yetersizligi-tanimi-nedenleri-ve-tavsiyeler-3935yy.htm  adresinden alınmıştır.

Görme Engelliler İle İlgili Dokümanlar

Görme Engellilere Yönelik Dokunsal Aktiviteler

Görme engellilerin eğitiminde, görme derecesine göre görme kalıntısından yararlanma
ve diğer duyu organlarını kullanarak öğrenmeye yönelik etkinlikler büyük önem
taşımaktadır. Görme yetersizliğinden etkilenen çocukların yetişkinleri gözleyip, taklit
etmede güçlükleri olacaktır. Çocuğun çevresindeki insanları dokunarak gözlemesi, çeşitli
hareketlerin hangi vücut bölümlerine ait olduğunu anlamasını sağlar. (Eğilme, çömelme,
tutma vb.) küçük motor becerilerin başarılması büyük ölçüde el-göz işbirliğine dayalıdır.
Görme engelli çocuklarda el-göz işbirliği yerine kulak-el işbirliğini geliştirecek etkinlikler
önemlidir. ( hareketli sesli nesneler, oyuncak bebekler, zilli toplar gibi) Az gören çocuklarda
ise, el-göz işbirliğindeki sınırlılıkları ortadan kaldıracak etkinlikler düzenlenmelidir. Küpleri
kavanoza biriktirme, küplerle kule yapma, çubuğa halka geçirme, makasla çizgi üzerinden
kesme, el-göz işbirliğini geliştirmek amacıyla (büyük ve karışık olmayan malzemeler)

Görme Engelliler İle İlgili Videolar

Üstün Zekalılar

 

Üstün Zekalıların Belirtileri ve Eğitimi

Zeka Nedir?

Akıl yürütme, analiz yapma, düşünme, yorumlama ve edindiği bilgiyi kullanarak yeni bir şeyler üretme becerisidir.

Harvard Üniversitesi’nde bilimsel çalışmalar yapan Amerikalı psikolog Howard Earl Gardner’ın çoklu zeka kuramına göre ise zeka hayatta karşılaşılan farklı durum ve olaylarda sorunların üstesinden gelerek problemleri çözme ve yeni çözümler üretebilme potansiyelidir.

Zekanın doğuştan var olduğunu ve zaman içerisinde ilgi duyulan alana yoğunlaşılarak ve çalışarak geliştirilebileceğini ortaya koyuyor.
Gardner zekanın tek bir faktörle açıklanamayacağını vurgulayarak sekiz zeka türünün olduğunu savunmaktadır. Bunlar: mantıksal – matematiksel zeka, sözel – dilsel, bedensel – kinestetik, görsel – uzamsal, müziksel – ritmik, sosyal ve doğacı zekadır. Varoluşsal zeka araştırılmaktadır.

Üstün Zeka Nedir?

Yaş gruplarından daha üstün performansa sahip bireyler için kullanılır. Yapılan araştırmalara göre toplumun %10’nu oluştururlar.

Zeka genetiktir. Genlerin %50 anneden, %50 babadan alındığı görüşünü savunanların yanı sıra %60 anneden geldiğini savunanlar da mevcuttur.

Zekâ Testleri

Günümüzde Türkiye’de VİSC-R 3-4 ve Stanford Binet zeka testleri yapılmaktadır. Bu testler uluslararası geçerliliği olan ve Türkiye’ye uyarlanmış testlerdir. Aileler bu testlere bağlı kalmamalı. Çocuk alanında uzman kişiler tarafından da gözlemlenmelidir.

Üstün Zekalıların Belirtileri

1.Genellikle erken yaşta kendiliğinden okumayı öğrenir. 2,5-3 yaşlarında.
2.Çok soru sorar, adeta sorularla çevresindekileri bıktırır.
3.Yetişkinlerle vakit geçirmeyi sever.
4. Motor becerileri sever.
5.dağınıktır ama bu dağınıklık içerisinde bir düzeni vardır.
6. Genellikle az uyur.
7.Kontrolü elinde tutmaya çalışır.
8.Tat duyusu erken yaşta gelişmiştir.
9.Yeme problemi olur, genellikle yiyecek seçer.
10.Yaşıtlarına göre sosyal olaylara karşı daha duyarlıdır.
11.Meraklıdır.
12. Adalet,eşitlik gibi konularda hassasiyet gösterir ve haksızlığı asla kabul etmez.
13.Sebatkardır, tuttuğunu koparana kadar devam eder.
14.Kolaylıkla uç noktalara kayabilir, uçlarda yaşayabilir.
15.Mizah yetenekleri vardır.
16. Avukat gibi kendi görüşünü savunur.
17.İlgi alanı çeşitli ve yoğundur.
18. Öğrendiklerini sentezleyip yeni şeyler üretme çabasındadır.

Zekâ Testinin Sakıncaları

Zeka testleri, çocuğun akademik başarısını sözel ve görsel olarak ölçer. Oysa zeka çok geniş kapsamlıdır. Testten yüksek puan alması çocuğa ekstra yük yükler. Başka bir sakıncası ise çocuğun hiç bilmediği ortamda, tanımadığı uzman tarafından performansının ölçülmesidir. Çocuk ortama ve uzmana güven duymayabilir. O günkü ruh hali performansını etkiler. Sadece test yaptırmak çok geniş bir zihinsel kapasiteyi sınırlandırmak anlamına da gelir.

https://www.erdempsikiyatri.com/ustun-zekalilarin-belirtileri-ve-egitimi adresinden alınmıştır.

Aileye Öneriler

  • 1) Üstün yetenekli çocukların yeteneklerini besleyip geliştirmekle beraber her yönden örnek bir insan olarak yetişmeleri sağlanmalıdır. Bunun için de onların üzerinde düşünecekleri, yapacakları araç ve gereçler sağlanmalıdır.
  • 2) Çocuğun, asla evin patronu olmasına izin vermemeli, ancak kararları almada katılımı ve evde sorumluluk alması sağlanmalıdır.
  • 3) Ailede çocuklardan bir tanesi üstün yetenekli, diğerleri normal ise bu ailede bir sorun vardır. Bu sorun dikkatle ele alınmazsa bundan hem üstün yetenekli çocuk hem de normal düzeydeki çocuk zarar görecektir.
  • 4) Üstün yetenekli, niteliğinden dolayı aile içinde daima okşanıp övülürse şımarabilir, kendini beğenebilir, kısacası “üstünlük duygusu” geliştirir. Diğer yandan normal çocuk, kendini küçük görebilir, kendisinin değeri olmadığı kanısına kapılabilir. Buna benzer bir sorun da anne-babaların normal çocukların davranışları için tanıdıkları sınırsızlığa karşı, üstün yetenekli çocuk için koydukları kısıtlamadan doğar. Bu da diğer kardeşleri gibi rahat hareket edemeyen üstün yetenekli çocuğun küskünlüğüne neden olur.
  • 5) Üstün yetenekli çocuklar cinsiyet, ölüm, hastalık, savaş, parasal konular gibi yetişkin sorunlarına yaşıtlarından önce ilgi duyarlar ve duyarlıdırlar. Bu alanlardaki deneyimlerinin eksikliği sonucu, sorunları çözmede güçlüklerle karşılaşırlar, ana-babalar onlara bu alanlarda gerekli yardımları yapmalıdır.
  • 6) Üstün yetenekli çocuğun ilgi alanlarının çeşitliliği unutulmamalıdır. Ancak ilgisini belli bir konuda uzun süre yoğunlaştıramayabilir. Bu nedenle çocuğun ilgilerini destekleyerek, bir konuya daha uzun süre ayırmasını sağlamak, ana-babalara düşen bir görevdir.

Üstün Zekalı Bireylerin Aileleri ve Öğretmenleri İle Yapabilecekleri Etkinlikler

  1. Karşılaştırmalı Zıtlık:

Kitaptaki iki karakter, tanıdığı iki insan, iki televizyon şovu, iki köpek arasındaki benzerlik ve farklılıkların neler olduğunu sormak.

2. Farklı Yollarla Gruplama Yapmak:

Sevdiği televizyon şovları, tanıdığı insanları, oyuncakları, içecekleri, günün saatleri, duyguları, kıyafetleri, farklı geometrik şekilleri gruplama konusunda farklı yollar bulmasına olanak vermek.

3. Tahmin Etme Becerisini Geliştirmek:

Bir televizyon şovunda “Sonra ne olacak?”, kitapta, insanların yaşamı konusunda “Ne düşünüyorsun?” veya “Bu çocuk kızgın mı?”, “Sence ne düşünüyor?” gibi tahminlerde bulunmasını istemek.

4. Farklı Oyuncaklar:

Değişik oyuncaklar sunmak ve bu materyallerle özgün tasarımlar üretmesine fırsat vermek.

5. Eğer Olursa …:

Dışarıda çimlerin üstüne bir parça ekmek bırakırsak” veya “Büyükannene mektup göndermek istersen” veya “Eğer insanlar uçabilseydi”, “Bütün arkadaşlarına kızsaydın ne olurdu?” gibi sorular sormak.

Üstün Zekalı Bireyler için: BİLSEM

Bilsem Nedir?

Bilsem, Bilim ve Sanat Eğitim Merkezlerinin kısaltılmış ismidir. İlkokullarda sınavla tespit edilen özel yetenekli öğrencilerin örgün eğitim kurumlarındaki eğitimlerini aksatmayacak şekilde bireysel yeteneklerinin farkında olmalarını sağlamak ve sahip oldukları kapasitelerini geliştirerek üst düzeyde kullanmalarını sağlamak amacıyla devlete bağlı olarak açılmış olan özel eğitim kurumlarıdır. Türkiye genelinde her ilde bir bilsem olmakla birlikte nüfus yoğunluğuna göre büyük şehirlerde birden fazla bilsem olabilmektedir.

Nasıl Başvurulur?

Bilim ve Sanat Eğitim Merkezlerine öğrenci seçimi Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından her yıl belirlenen tarihlerde yapılan sınav sonuçlarına göre yapılmaktadır. Bu sınav ilkokul 1., 2. ve 3. sınıf düzeyindeki öğrencilere tablet üzerinde dijital olarak yapılmaktadır. Bu sınava 2017 yılına dek bireysel olarak başvuru yapılamıyordu. Diğer senelerden farklı olarak 2017 – 2018 Eğitim Döneminde veliler, sınav ücretini yatırdıktan sonra sınıf öğretmeninden gözlem formunu doldurmasını talep edebilecek. Aslında dolaylı bir şekilde Bilsem sınavı başvurularının bireysel olarak yapılmasının önü açıldı. Sınava katılacak olan öğrenciler okullarındaki sınıf öğretmenleri tarafından doldurulan “gözlem formu” listesiyle aday gösterilmektedir.

Aday Gösterildikten Sonra Ne Yapmak Gerekir?

Aday gösterilen öğrencilerin tümü grup tarama sınavına (tablet üzerinde yapılan dijital uygulama) girmelidir. Öğrencinin bu sınava ne zaman gireceği il tanılama sınav komisyonu tarafından planlanacak ve öğrencilere randevu verilecektir. Grup tarama uygulaması tüm Türkiye’de tamamlandıktan sonra yetenek alanları bazında sonuçlara göre ülke ortalaması belirlenerek, bireysel değerlendirmeye hak kazanan öğrenciler MEB kurumsal web sitesinden ilan edilecektir. Bireysel değerlendirmeye hak kazanan öğrencilere il tanılama sınav komisyonu tarafından MEBBİS-BİLSEM işlemleri modülü üzerinden randevu verilecektir.

 BİLSEM’de Sınav Sonuçları Nasıl Değerlendiriliyor?

Grup tarama uygulaması aşamasında başarılı olan öğrenciler, bireysel değerlendirmeye alınıyor. Bu değerlendirmeler genel zihinsel, resim ve müzik alanlarında ayrı ayrı yapılıyor. Barajı geçen öğrenciler, BİLSEM’e girmeye hak kazanıyor.

 BİLSEM’de Nasıl Bir Eğitim Programı Uygulanıyor? 

Öğrenciler BİLSEM’e kayıt yaptırdıktan sonra ilk olarak düzeyleri belirleniyor. Ardından beş aşamalı bir eğitim alıyorlar. Eğitimler, uyum (oryantasyon) programı, destek eğitimi programı, bireysel yetenekleri fark ettirme programı, özel yetenekleri geliştirme programı ve proje üretimi/yönetimi programı başlıkları altında veriliyor. 

 BİLSEM’de Eğitimler Hangi Zaman Dilimlerinde Veriliyor?

Bilsem’ lerde eğitim-öğretim; birinci dönem (Eylül-Ocak), ikinci dönem (Şubat-Haziran) ve Temmuz, Ağustos (yaz okulu, öğrenci kampları) aylarını kapsayacak şekilde yılda üç dönem halinde düzenlenir. Öğrenci kayıtlı olduğu örgün eğitim okulunda sabahçı ise öğleden sonra Bilsem’ de, öğlenci ise sabah Bilsem’ de ve tam gün eğitim görüyorsa akşam BİLSEM’ de olacak şekilde eğitime alınır. Her eğitim döneminde devamsızlık süresi eğitim süresinin %30’ unu geçemez. Mazeret göstermeksizin bu süreyi aşan veya programa katılmayan öğrencilerin kaydı silinir.

BİLSEM’e Devam Eden Öğrencilerin Başarısı Nasıl Ölçülüyor?

Bilim ve Sanat Merkezlerinde öğrencilere, akademik başarıyı ölçmeye yönelik herhangi bir işlem uygulanmaz, sınav yapılmaz, ölçme ve değerlendirmelerde puan ya da not kullanılmaz. Uygulanan eğitim programlarının her aşamasında Gözlem Formları kullanılarak izleme ve değerlendirme yapılır ve programın sonunda programı tamamlayan öğrencilere “Program Tamamlama Belgesi” verilir.

BİLSEM, Her Şehirde Bulunuyor Mu?

İlki 1996’da kurulan BİLSEM, Türkiye’nin bütün şehirlerinde var. Hatta nüfusun yoğun olduğu illerde birden fazla merkez bulunuyor.

Üstün Zekalılar İle İlgili Dokümanlar

Üstün Zekalılar İle İlgili Filmler

Can Dostum

Will Hunting genel iq’nun çok çok üzerinde bir zeka seviyesine sahip, MIT’de temizlikçi olarak çalışan genç bir çocuktur. Temizlik yaptığı akşamlardan birinde, bir sınıfın tahtasında yazılı olan bir matematik sorusuna denk gelir. Çözülmesi neredeyse imkansız olan bu problemi rahatlıkla çözen Will, sessizce ortadan kaybolur. Kısa zaman içerisinde problemi yazan profesör tarafından keşfedilen Will bu başarısını diğer sorularda da sürdürecektir. Ancak bir kavga sebebiyle hapis cezasına çarptırılan gencin, bu beladan kurtulabilmek için profesöre ihtiyacı vardır.

Küçük Adam Tate

Fred 7 yaşında, üstün zekaya sahip ve hiç arkadaşı olmayan bir erkek çocuktur. Devlet okulunda okumakta ve dahiyane özellikleri nedeniyle arkadaşları tarafından dışlanmaktadır. Ortalama zekaya sahip, maddi olanakları çok iyi olmayan annesiyle yaşamaktadır. Annesi onun dahi özelliklerinin farkındadır ama ona çeşitli testler uygulanmasını istemez ve normal bir çocukluk geçirmesi istemektedir.

Masum Hamleler

7 yaşındaki Josh Waitzkin, satranca oldukça meraklıdır. Annesi bir gün çocuğundaki bu yeteneği keşfeder ve geliştirmesi için ortam hazırlamaya çalışır. Josh’ın ilgisini başlarda göremeyen babası ise, onun yeteneğini fark edince oldukça şaşırır. Ailesi artık onun daha başarılı olabilmesi için o dönemin ünlü satranç ustasıyla Josh’a ders vermesi için anlaşırlar. Josh, parkta parasına satranç oynayan, teorik alt yapısı fazla olmayan bir sokak satranççısı ile kendine teorik bilgiler veren satranç hocasının eğitiminde gelişimini sürdürmektedir.

Sözcüklerin Gücü

Akeelah Anderson doğal yetenekleri olan Los Angeleslı bir kız çocuğudur. En büyük yeteneği kelimeler ile oynamaktır. Dr. Larabe’nin yönlendirmesiyle ulusal çapta şöhrete kavuşacağı, okullar arası bir turnuvada yükselme sürecine girer. Herkesi derinden etkileyecek olan bu süreç sadece basit bir yarışma değil, insanların birbirine güvenini de tazeleyecek olan benzersiz bir deneyim olacaktır. Matrix film serisinin efsanevi karakteri Morpheus bu defa çok farklı bir rolde karşımıza çıkıyor.

Küçük Dahi

Vitus başka bir gezegenden gelmiş gibidir. Beş yaşındaki bu oğlan duvar gibi sağırdır, mükemmel piyano çalar ve ansiklopedi okumaya bayılır. Anne-babasının geleceği hakkında planlar yapması pek de şaşırtıcı değildir. Onlar Vitus’ün piyanist olmasını ister. Ama küçük dahi, tuhaf büyükbabasının atölyesinde oynamayı tercih eder. Normal bir çocuk olmayı ve uçmayı düşler. Sonunda, herkesi şaşırtan bir hamleyle, hayatının dizginlerini kendi ellerine alıverir… 2006 Oscar’larına İsviçre’nin aday adayı olan bu zekice kurgulanmış, duygusal komedide Mozart, Scarlatti, Liszt, Schumann ve Bach’ın eserleri var; çalan da başroldeki çocuk oyuncu Teo Gheorghiu

Üstün Zekalılar İle İlgili Kitaplar

Üstün Yetenekli Çocukları Anlamak (Faruk Levent)

Bu kitap, üstün yetenekli çocukların özelliklerini ve bu çocukların eğitimini farklı açılardan ortaya koyarak bu alana ilişkin toplumsal farkındalığın oluşmasına katkı sağlamak için yazılmıştır.

Kitabın temel hedef kitlesini; üstün yetenekli çocuğa sahip olan anne-babalar, öğretmenler, üniversite öğrencileri, akademisyenler ve politikacılar oluşturmaktadır.

Kitapta, ilgili literatürde yer alan bilgiler; üstün yetenekli çocukların, öğretmenlerin, anne ve babaların ifadeleriyle desteklenmektedir.

Kitabın içinde cevabını bulabileceğiniz sorulardan bazıları şunlardır:
– Üstün yetenekli çocuklar hangi özelliklere sahiptir?
– Üstün yetenekli çocuklar nasıl fark edilir?
– Türkiye’de üstün yeteneklilerin sayısı kaçtır?
– Üstün yetenekli çocukların ihtiyaçları nelerdir?

Ben Farklıyım (Cheri Fuller)

Öğrenme Özürlü Çocuk Yoktur, Öğrenme Farklılığı Vardır!

Çocuğunuzun öğrenme tarzı, onun parmak izleri kadar özeldir.

Bir sınıfta, tahmin edebileceğinizden çok daha fazla öğrenci, anne-babalarından ve öğretmenlerinden farlı bir öğrenme tarzına sahiptirler. Fakat bu asla çocuğunuzun öğrenme özürlü olduğu anlamına gelmez.

Geçek şu ki, “öğrenme tarzı farklı” öğrenciler, genellikle sınıftaki en zeki ve kabiliyetli öğrenciler arasındadır. Fakat ebeveyn ve öğretmenleri tarafından öğrenme tarzının farkına varılmadığı takdirde nice dahiler okul yıllarında sorunlar yaşamaktadır.

Farklı Olduğumu Biliyordum (Tara Stuart & Audrey Beste)

 Dünyamızda değişik bilinç düzeyleri ile ilgili farkındalığın arttığı bir dönemdeyiz. Bu kitap, yetenekli ve üstün yeteneklilerin yaşadıkları ve sergiledikleri problemlerin kaynağına inerken onların yaratıcılık, duygusallık, duyarlılık, bilinç üstü farkındalık ve sezgilerle dolu iç dünyalarını anlamamızı sağlamaktadır.

Anneler, babalar, veliler, öğretmenler, eğitim uzmanları, psikolojik danışmanlar ve çocuklarla ilgilenen herkes için…

Üstün Zekalı Olarak Büyümek (Barbara Clark)

Bu kitap, okulöncesi dönemden ortaöğretime kadar olan süreçte üstün zekalı çocukların kimler olduğunu, bu çocukların nasıl üstün zekalı olduklarını ve bu çocukların gelişimlerini ve öğrenmelerini destekleyen yöntemleri sizlerin bilgisine sunmaktadır. Sunulan bu bilgiler ile hem anne-babalar hem de eğitimciler, evde ve okulda çocukların zeka ve yeteneklerinin en üst düzeyde gelişimi için yapılması gerekenler konusunda kendilerini daha donanımlı hissedeceklerdir.

Üstün zekalı ve yeteneklilerin eğitimi alanında Amerika Birleşik Devletleri’nde en çok satan kitaplardan biri olan ve alanda uluslararası üne sahip Barabara Clark tarafından yazılan bu kitap, alanda yetkin bir ekibin titiz çalışması sonucu Türkçe’ye kazandırılmıştır. Bu kitap, en güncel araştırma verileri ile desteklenmiş kapsamlı içeriği ile üstün zekalı ve yetenekliler alanındaki derslerde ders kitabı olarak okutulabilecek bir kitaptır.

Üstün Zekalılar İle İlgili Videolar

İşitme Engelliler

Bireyin herhangi bir frekansta verilen sesi işitmemesi durumunda “işitme engeli” var demektir. İşitme engeli ve tiplerinin farklı dereceleri bulunmaktadır.
Duyma yetisini tamamen yada kısmen kaybetmiş kişilere “İşitme engelli” denir.
İşitme engeli olan birey, işitme engelinden dolayı özel eğitimi gerektiren kişidir.

İşitme engeli ise işitme duyarlılığındaki azalmanın bireyde ortaya çıkardığı yetersizlikler durumudur. İşitme engelli birey işitme kaybına bağlı olarak dil, iletişim, bilişsel gibi gelişim alanlarında yetersizlik yaşayan bireyi tanımlamaktadır.

İŞİTME KAYBININ NEDENLERİ:
İşitme kaybı doğum öncesi, doğum sırası ve doğum sonrası olmak üzere yaşamın üç
farklı döneminde ortaya çıkabilir.
İşitme kaybı doğum öncesi, doğum sırası ve doğum sonrası olmak üzere yaşamın üç
farklı döneminde ortaya çıkabilir.

Doğum Öncesi Nedenler:
• Hamilelik döneminde annenin geçirdiği enfeksiyon veya hastalık (özellikle kızamıkçık, kabakulak, sarılık …)
• Hamilelik döneminde annenin röntgen çektirmesi
• Hamilelik döneminde annenin ototoksit ilaç ve alkol kullanımı
• Hamilelik döneminde geçirilen kazalar
• Kan uyuşmazlığı
• Genetik faktörler
• Akraba evliliği

Doğum Anı Nedenler:
• Doğum sırasında meydana gelen komplikasyonlar (kordon dolanması, oksijensiz kalma …)
• Düşük doğum ağırlığı
• Erken doğum
• Bebekte kan değişimini gerektiren sarılık
• Doğum sırasında baş, boyun ve kulakta görülen zedelenme

Doğum Sonrası Nedenler:
• Orta veya iç kulak yapılarında zedelenme
• Çocukluk hastalıkları (havale, menenjit, kızamıkcık, kızıl…)
• 3 aydan fazla süren kronik orta kulak iltihabı (otit)
• Çocukluk yaralanmaları (kafatası kırıkları, çatlakları, baş veya kulaklara şiddetli darbe, çok yüksek sese maruz kalma ve zarar verecek şekilde kulağa sokulan cisimler)
Bunlara rağmen işitme yetersizliğinin nedeninin bilinemediği durumlar da vardır.

Erken Tanının Önemi

* Engelin erken tanılanması işitme engelli çocuğun psikolojik, sosyal, zihinsel gelişimi yönünden çok önemlidir.
*Çocuğun iletişim becerileri artar, sosyal uyumu gelişir.
*Ailenin çocuğun durumundan bir an önce haberdar olup, buna uyum sağlamasına yardımcı olur.
*Çocuğun eğitiminde kolaylık sağlar.
*Sağaltım açısından avantaj sağlar.
*İşitme cihazları erken takılır.
*TedEngelin erken tanılanması işitme engelli çocuğun psikolojik, sosyal, zihinsel gelişimi yönünden çok önemlidir.
*Çocuğun iletişim becerileri artar, sosyal uyumu gelişir.
*Ailenin çocuğun durumundan bir an önce haberdar olup, buna uyum sağlamasına yardımcı olur.
*Çocuğun eğitiminde kolaylık sağlar.
*Sağaltım açısından avantaj sağlar.
*İşitme cihazları erken takılır.
*Tedavide kolaylık sağlar.avide kolaylık sağlar.

İşitme Kaybının Belirtileri

*Konuşmalarda ve diğer seslerde belirgin bozukluk
*Söylenenleri anlamakta güçlük çekmek
*Söylenenlerin birkaç kez tekrarlanmasını istemek
*Televizyonun ve radyonun sesini fazla açmak
*Toplu konuşmalardan çekilmek uzaklaşmak
*Konuşurken sürekli yüze bakma
*arkadan seslenildiğinde duymakta zorluk çekme
*Bebeklerde seslere tepkisiz olma

İşitme Kaybının Tedavi Yöntmleri

*İşitme kaybı olan bireylere uzmanlarca işitme cihazları önerilmektedir.
*Geçici işitme kayıplarında uzman doktor kontrolünde ilaçlar kullanılmaktadır.
*Bazı tür işitme kayıpların da koklear implant takılarak tedavi youna gidilir.

İşitme kaybının derecesine göre sınıflandırma: Çok ileri derecede işitme
kaybı olan ve işitme cihazı kullanması zorunlu olanlar işitmeyen, hafif ve orta
derecede işitme kaybı olanlar ağır işiten olarak tanımlanmaktadır.

İşitme Engelli Birey İle İlgili Bilgilendirmeler

İşitme Engelliler Okuduklarını Anlayabiliyor Mu?

İşitme engellilerin ana dili işaret dilidir, Türkçe sonradan öğrendikleri ikinci dildir.

Kendi dillerini çok iyi biliyor olsalar da Türkçe’ de okur-yazar oranı oldukça düşüktür.

İşaret dili dilbilgisi yapısı, Türkçe’ ye göre farklı olduğu için okuduklarını anlama noktasında zorluk yaşarlar.

İşaret dilindeki kelime haznesi Türkçe’ ye göre oldukça zayıftır. bu yüzden birçok kelime işitme engellilerine yabancı gelebilir.

Ör: “Ayakkabı” kelimesini bilirken “pabuç” kelimesi onlara yabancı gelebilir.

-Destek Eğitim Programları-
Özel Öğrenme Güçlüğü Destek Eğitim Programı
Dil ve Konuşma Güçlüğü Destek Eğitim Programı
Yaygın Gelişimsel Bozukluklar Destek Eğitim Programı
Fizyoterapi Programı
İşitme Engelli Destek Eğitim Programı
Zihinsel Engelli Bireyler Destek Eğitim Programı

İşitme Engelli Film Önerileri

Benim Dünyam; sadece karanlığı görebilenlere, karanlığın anlamını baştan yazdıranların hikayesidir. 1950’li yıllarda Büyükadası’nda geçen hikayede, 2 yaşındayken görme ve duyma yetisini kaybeden bir kız çocuğu, gerçek dünyaya dair hiçbir şey bilmeden büyür. Dış dünyaya karşı da tamamen uyumsuz olan Ela, kendisini engellilere adayan Mahir Hoca ile tanıştıktan sonra, kendisine yabancı olan bir dünyaya kapılarını açacaktır.

Deniz, babasının zorlamasıyla Nurperi ile evlecektir. Otilia konseri için Nurperi’nin yatıyla bir hafta öncesinden Burgazada’ya giden Deniz, burada dalış yaptığı sırada Güneş ile karşılaşır. Deniz, Güneş’in işitme engelli olduğunu düşünür ve onunla iletişim kurabilmek için işaret dili öğrenmeye karar verir. Genç adam işaret dili ile iletişim kurmaya başlayınca Güneş de onun işitme engelli olduğunu düşünmeye başlar. İkisi arasında kısa sürede büyük bir tutku oluşur. Deniz, babası, Nurperi ve Güneş’in gizli aşığı Doruk’a rağmen kalbinin sesini Güneş’e duyurmak için çabalar.

Küçük yaşta annesini kaybeden ve babası tarafından yetiştirilen Barfi, sağır ve dilsiz olarak doğmuş; ancak hayat dolu ve son derece pozitif biri olarak büyümüştür. Aynı zamanda bir hayli haylaz bir genç olan Barfi’nin başı sık sık derde girmektedir. Yaşadığı şehre taşınan Shruti Ghosh isimli genç kadınla tanıştığında ise daha önce hiç karşılaşmadığı duygularla tanışmaya başlar. Barfi, üç ay içerisinde başka biriyle evlenecek olan Shruti’ye ilk görüşte vurulur, Shruti de zamanla ona karşı bir şeyler hissetmeye başlar. Ancak ortada büyük bir sorun vardır. Shruti, ailesi ve çevresi tarafından büyük tepkilere maruz kalır. Ailesi, kızlarının ‘normal’ biriyle evlenmesini ve ‘normal’ bir hayat sürmesini istemektedir ve bu birlikteliğin gerçekleşmesine izin vermeyecektir. Yıllar sonra yolları tekrar kesiştiğinde Barfi’nin kalbinde başka biri vardır; Shruti içinse seçim yapma zamanıdır… Hint sinemasının son dönemdeki en ses getiren yapımlarından biri olan Barfi!, ülkesinin sınırları dışından da bol övgü almıştı.

2005 yapımı güzel bir Hint/Amerikan filmi. Hayatını karanlıkta yaşamaya mahkum sağır ve kör bir kızın, öğretmeni sayesinde hayatın abece’sini öğrenmesinin konu edildiği, dram yönünün sömürülmeyip sadece ortaya konulduğu, sürükleyici ve izlenesi bir eser. Kızlarına belli kalıpların içerisinde baktıkları için başarılı olamayan bir aileye, öğretmen bakış açısının bolluğu ile karşılık veriyor ki bu sayede imkansızı -bu da asla öğrencisine öğretmediği bir kelime- başarıyor.

İşitme Engelliler Kısa Film

CODA

 Children Of Deaf Adults kısaltması olan ve ebeveyni işitme engelli olup kendisi işitme engelli olmayan; iki dil ve iki kültürle yaşayan çocuklardır.
Coda olan çocuklar; anne ve babalarının kulağı, dili oluyor. Küçük yaşlarda sorumluluk alıyorlar ve anne babalarının dış ilişkilerinde köprü görevi görüyorlar…

Çocuklar İçin Bilinçlendirici Çizgi Filmler

Samsung Electronics Türkiye, 0-5 yaş aralığındaki işitme engelli çocukların okul öncesi eğitimlerini desteklemek adına Çocuk Eğitim Derneği (ÇED) ile yeni bir proje hayata geçiriyor. Ses Getirenler Projesi’yle işitme engelli çocukların erken çocukluk ve okul öncesi dönemde akranlarıyla paralel bir gelişim göstermeleri hedefleniyor.

0-5 yaş aralığındaki işitme engelli çocukların gelişimlerini sürdürebilmeleri için mümkün olan en erken yaşta bakımverenleri ve aileleri tarafından özel bir eğitime tabi tutulmaları gerekiyor. Bu süreçte ailelerin, işitme engelli çocuklarını nasıl eğitecekleri konusunda bilinçlendirilmesi ve desteklenmeleri önem taşıyor.

İşitme Engeli Olan Bireylerin Başarıları

LUDWİG VAN BEETHOVEN

Klasik müziğin dünyaca kabul gören dehası Ludwig van Beethoven 17 Aralık 1770’te Almanya’nın Bonn şehrinde dünyaya geldi. Klasik dönemden romantik döneme geçiş sürecine büyük katkı sağladı ve gelmiş geçmiş en ünlü ve en etkileyici bestecilerden biri olarak kabul edildi. 9 senfonisi, 5 piyano konçertosu, 32 piyano sonatı, 16 yaylı dörtlüsü ve hayatı boyunca yazdığı tek opera olan Fidelio en çok bilinen eserlerindendir. Almanya’nın Bonn şehrinde doğan ve çok küçük yaşlardan itibaren müziğe karşı olan yeteneği babası ve ilk müzik öğretmeni olan Johann van Beethoven tarafından fark edilen Beethoven daha sonra besteci ve orkestra şefi Christian Gottlob Neefe ile çalışmalarına devam etti. 21 yaşında Viyana’ya yerleşti ve orada Joseph Haydn ile çalıştı aynı zamanda virtüöz piyanist olarak şöhret kazandı. Ölene kadar Viyana’da yaşamını sürdürdü. Yirmili yaşlarının sonlarına geldiğinde işitme sorunları yaşamaya başladı. Hayatının son zamanlarında neredeyse tamamen sağır oldu. 1811 yılında 41 yaşında orkestra şefliğini ve halka açık konserler vermeyi bıraktı. Fakat beste yapmaya devam etti. En çok takdir edilen eserlerini hayatının son 15 yılında besteledi. 26 Mart 1827’de Avusturya Viyana’da vefat etti.

Mandy Harvey

Mandy Harvey işitme engelli bir şarkıcı ve söz yazarı. Duyu yetisini kaybettiğinde üniversitede konservatuvar okuyordu. Şimdiyse zeminden hissettiği titreşimler ve kas hafızası yoluyla şarkı söylüyor. 18 yaşındayken işitme duyusunu kaybeden Mandy Harvey, duyusunu kaybettikten sonra uzun süre bir şey yapmamış, ancak daha sonra kendini müziğe vermiş.
Muscle memory ( yani sıklıkla tekrarladığımız hareketlerin bir süre sonra refleks haline gelmesi) sayesinde iç kulaktan aldığı titreşimler ve akort cihazları yardımıyla şarkı söyleyebilmek için uğraşmış ve başarmış. Mandy ritmi hissedebilmek için ise ayakkabılarını çıkarıyor ve çıplak ayaklarını kullanıyor.

İşaret Dili

İşaret Dili işitme veya konuşma engellilerin aralarında iletişim kurabilmek için el hareketlerini, yüz mimiklerini ve bir bütün olarak vücut dilini kullanarak oluşturdukları sessiz, görsel bir dil. Dilsel ve işitsel yetisini kullanamayan sağır ve dilsizler ise kendi aralarında iletişim kurmak için el hareketleri ile mimiklerini kullanırlar. Jestlerle ve mimiklerle yapılan bu işaretlerin tümüne işaret dili denir.

İletişim kurmak insanlar arasındaki zorunlu durumlardan biridir. Her insan kendini anlatmak ve karşısındakini anlamak için ortak bir iletişim paydasında buluşmaktadır. İnsanlar arasındaki iletişim dilsel ifadelerle, vücut diliyle ve karşılıklı etkileşimle meydana gelir.

İşaret Dili İle İlgili Videolar

İşaret Dili Tarihçesi

İşaret Dili Temel Kavramlar

İşaret Dili Alfabesi

İşaret Dili Selamlaşmalar

İşitme Engelli Bireylerin Ailelerini Bilgilendirme

İki grupta ele alınmaktadır.
Bunlar;
A-Sağırlar: Gerekli düzeltmelerden sonra ana dilini konuşmayı olağan yollardan öğrenmeyi engelleyecek kadar fazla ve bu yüzden özel eğitim gerektiren çocuklardır.
B-Ağır İşitenler: Düzelttikten sonra, iyi işiten kulağındaki işitme kayıpları olağan yollardan ana dilini öğrenmesini ağırlaştıracak derecede olup bu yüzden özel eğitimi gerektirenler ağır işitenlerdir.

AİLELERE ÖNERİLER

1)Doğal ve açık ifadelerle konuşulmalı, ses tonu fazla yükseltilmemelidir.

2)Davranışsal iletişimden (dokunma gibi durumlar) kaçınılmalı ve işitme engelli –çocuğun işitme kalıntısını kullanabilmesi için sözel iletişim kurulmalıdır.

3)Çocuğun hareketleri istenmeyen şekilde olursa hayır diyerek ikaz edilmeli, eğer çocuk sözel cezadan anlamıyorsa yüz ifadenizi değiştirerek istenmeyen bir hareket yaptığının farkında olunmasına yardımcı olunmalıdır.

4)İşitme engelli çocukta normal işiten çocuk gibidir. Diğer çocukların arasına, oyunlarına katılmak ister. Bu nedenle çocuğun sahip olduğu engeli, onun sınıfta bulunmadığı bir zamanda, sınıf arkadaşlarına anlatılmalıdır.

5)İşitme engelli çocuğa konuşmayı kazandırmak için ~tek tek sözcükleri öğretmek yerine günlük doğal ortamlardan yararlanın. En kolay ve kalıcı öğrenme yaşantılarımız aracılığıyla kazanılan öğrenmedir.

6)İşitme engelli çocuğu konuşması için zorlamayın; ama onda konuşma ihtiyacı yaratın. Çocuğu konuşması için zorlamanız onda bıkkınlık yaratacaktır. Konuşmaya ihtiyaç duymasını sağlamak gelişimi için çok daha önemlidir.

7)Çocukluktan ergenliğe geçişte işitme engelli gençlerde işitme engelinden dolayı işiten akranlarıyla arkadaş edinmede güçlükler, cihaz takmada isteksizlik gibi sorunları görülebilir. Bu sorunlar çocuğunuzla kuracağınız yakın ve içten bir iletişim giderilebilir.

8)Çocukluktan ergenliğe geçişte işitme engelli çocuklarında mutlaka yapamadıkları, beceremedikleri şeyler vardır. Gelin biz onların yapamadıklarına beceremediklerine değil de yapabileceklerine güçlü yönlerine bakalım, onları geliştirmeye çalışalım.

9)Çevrenizden size birçok öğüt, fikir verenler olabilir. Sizler ancak deneyimlerine ve bilgisine güvendiğiniz kişilere ve uzmanlara danışın, onların söylediklerini dikkate alın.

ÖĞRETMENLERE ÖNERİLER

1)İşitme engelli çocuklar için sınıfta en uygun oturma yeri sağlanmalı, öğretmene en yakın bulunan ve onu en iyi şekilde görebileceği bir yere oturtulmalıdır.

2)İşitme engelli çocukla iletişim kurarken ona dinlemesi ve düşünmesi için zaman tanıyın, çocuğun ne söylediğinizi anlayıp anlamadığını araştırın, çocuğa bazı şeyler sorun ve size doğru cevap verip vermediğine bakın.

3)İşitme engelli çocukların kendilerini anlatma zorlukları olduğundan, sınıfta onlara daha fazla zaman ayırın ve kendisini ifade edebileceği farklı yollan anlamaya çalışın.

4)İşitme engelli çocukların ilgi-yeteneklerini en iyi şekilde kullanabilmeleri için çocuğu pek çok yönü ile değerlendirin ve ona en uygun olan eğitim programlarını saptayın. Bu durum aile ve diğer derslere giren öğretmenlerle işbirliği yapılarak ortaya çıkarılır.

5)İşitme engelli (ağır işiten) işitme cihazı kullanıyorsa müzik yeteneğini geliştirmeye ve program dışı grup faaliyetlerine katılmaya teşvik edin.

6)İşitme engelli çocuklar öğretmeni tarafından zamanında fark edilmez ve gerekli önlem alınmazsa bu engelinin dışında bir takım uyum güçlükleri geliştirebilirler. İşitme engelli çocuk bu engelini gizlemek için yalnızlığı yeğler. Sınıf içinde geçen konuşma, tartışma, soru ve direktifleri anlamayabilir. Bu anlamayış onu alay konusu haline getirebilir. Öğretmen bunları dikkate alarak, sınıfta bazı önlemler almalıdır

7)İşitme engelli olan çocuklar sınıftaki etkinlikleri ya gözle ya da sürekli ve zorunlu bir dinlemeyle izlemeye çalışacaklarından ötürü bu çocuklar diğer öğrencilerden daha çabuk yorulabilirler. Bu husus öğretmen tarafından dikkate alınmalıdır.

http://www.panisitme.com/icerik/83/isitme-engellilerin-egitiminde-aileye-tavsiyeler.aspx

İŞİTME ENGELLİLER KİTAP ÖNERİLERİ

İçimdeki Müzik – Sharon M. Draper

İngiltere’nin saygın edebiyat ödüllerinden Coratta Scott King ödüllü yazar Sharon M. Draper’dan hüzün ve umut dolu soluksuz okunacak bir roman. Gerçek bir yaşam öyküsünden ilham alınarak kaleme alınmış. 11 yaşındaki Melody’nin hastalığının adı Spastik ikili kuadripleji yani beyin felci. Yürüyemiyor, konuşamıyor, tekerlekli sandalyeye mahkum. Hiçbir uzvuna komut veremeyen bu küçük kızın beyni ise mükemmel işliyor. Hikâye Melody’nin öğretmenlerine, arkadaşlarına, komşularına kısaca dış dünyaya kendini kanıtlama çabasını anlatıyor. İncelikli, naif, akıcı, komik ve ilham verici bir eser. Sesini asla unutamayacağınız bu cesur kızla tanışmaya hazır mısınız?

İşitme Engellileri İçin Etkinlikler

1)YARATICI DRAMA ETKİNLİĞİ

Yaratıcı drama etkinliklerinde çocuk dil ve iletişim becerilerini, problem çözme
becerisini ve yaratıcılığını geliştirir. İşitme engelli çocuk, başkalarıyla dramatik oyun
oynarken diğer çocukların da kendisiyle aynı veya farklı duygu ve düşünceleri olduğunu
öğrenir. Etkinlikte farklı roller alarak sosyal etkileşim yönünden yeni deneyimler kazanır.
Özellikle kaynaştırma eğitiminde yaratıcı drama çalışmaları, çocukların birbirlerini
tanımaları açısından önemlidir.

2)SANDALYE KAPMACA
İşitme engelli çocukların, sesi ve sessizliği fark etmesi için uygun bir oyundur. İlk
zamanlarda, sesi duymasa bile, işiten veya daha iyi işiten arkadaşlarını taklit ederek sesin
varlığı ya da yokluğuna göre hareket edildiğini taklit ederek anlamaya başlar.
Öğretmen, çocuklara oyunu anlatır. Çocuk sayısından bir eksik sandalye, daire
oluşturulacak şekilde konulur. Çocuklar sandalyelerin dışında beklerler. Müzik çaldığında,
sandalyelerin etrafında dans ederek, dolaşırlar. Müzik durduğunda, sandalyeye otururlar.
Ayakta kalan çocuk, kenarda ritim tutarak arkadaşlarının oyununu izler. Sona kalan iki
çocuk ve tek sandalyeye en son oturan çocuk, alkışlanır ve müzik açıp kapatma hakkını
kazanır. Bu şekilde oyun devam eder.

TEKERLEMELER

İki kiraz aldım.
Kulağıma taktım.
Kirazları yedim.
Saplarını attım.

İşitme Testi

İşitme testi bir diğer adıyla odyometri testi ne kadar ses işitebildiğinizi ölçer. Bu testlerin uzman bir odyometrist tarafından yapılması önem taşır.

İşitme testinin türleri nelerdir?

İşitme testinin (odyometri testi) 4 farklı türü bulunmaktadır. Bunlar; saf ses odyometrisi, konuşma odyometrisi, timpanometri ve akustik refleks testleridir. 

Saf ses odyometrisi

En sık uygulanan işitme testidir. Saf ses odyometrisi, her iki kulağın farklı frekanslarda duyabildiği minimum ses şiddetini belirler. 

Konuşma odyometrisi

Kulağın temel görevi olan insan sesinin duyulması ve değerlendirilmesi, konuşma odyometrisinin temelini oluşturmaktadır. 

Timpanometri

Orta kulağın basıncını ölçen timpanometri testinde dış kulak yoluna hava basıncı uygulanarak orta kulak ve kulak zarı hareketliliğinin ölçülmesi sağlanır. 

Akustik refleks testleri

Orta kulaktaki stapes kasının, akustik uyaranlara verdiği yanıta akustik refleks denir. Beyin sapı düzeyine kadar işitme yolları hakkında bilgi verir.

İşitme kaybının dereceleri nelerdir?

Bir bireyin işitme kaybının miktarı hafif, orta, ileri düzeyde veya ağır olarak derecelendirilir. Bunun seviyelerini gösterecek olursak:

Normal işitme:

  • 20 dBHL’ye kadar düşük sesleri işitebilirsiniz.

Hafif işitme kaybı:

  • Duyma yeteneği daha iyi olan kulağınızdaki işitme kaybı 25 – 39 dBHL arasındadır. Gürültülü ortamlarda konuşulanları takip etmekte bir miktar zorlanırsınız.

Orta dereceli işitme kaybı:

  • Duyma yeteneği daha iyi olan kulağınızdaki işitme kaybı 40 – 69 dBHL arasındadır. İşitme cihazı olmadan konuşulanları takip etmekte zorlanırsınız.

İleri düzeyde işitme kaybı:

  • Duyma yeteneği daha iyi olan kulağınızdaki işitme kaybı 70 – 89 dBHL arasındadır. Güçlü işitme cihazları veya implant gerekir.

Ağır işitme kaybı:

  • Duyma yeteneği daha iyi olan kulağınızdaki işitme kaybı 90 dBHL’den başlar. Daha çok dudak okuma ve/veya işaret dili veya implant kullanımına ihtiyaç duyarsınız.

İşitme Engelliler İçin Gözlük

Düzce’de lise son sınıf öğrencileri Ömer Berkay Biçen ile Dağhan Akyürek’in yolları, Düzce Bilim ve Sanat Merkezi’nde kesişti. İki öğrenci özellikle engelli bireylerin toplumda nasıl daha rahat hareket edeceği ve iletişim kuracağı konusunda çalışma yapmaya başladı. İki öğrenci de işitme engelli bireylerin topluma daha kolay entegre olması ve iletişim kurması için gözlük tasarladı. Gözlük sayesinde cep telefonlarına kurulan yazılım, sesi yazıya dönüştürüyor. Gözlükteki panellerden cama yansıtılan yazılar, işitme engelliler tarafından okunabiliyor.

İki liselinin geliştirdiği gözlük projesinin de içinde yer aldığı video, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk tarafından sosyal medyada “Gençlik nereye gidiyor? sorusunun cevabı müsaadenizle bir video ile vermek isterim” başlığı altında paylaşılınca gözlüğü tasarlayan Ömer Berkay Biçen ile Dağhan Akyürek ilgi odağı haline geldi.

Proje hakkında bilgi veren Ömer Berkay Biçen, “Arkadaşımla beraber işitme engelliler için bir gözlük tasarladık. Bir beyin fırtınası çalışması sırasında bu fikri bulduk. Beraber konuşurken bu fikir ortaya çıktı” dedi.

Dağhan Akyürek ise, “İşitme engelliler için proje yapmamızın sebebi günlük hayatta iletişim konusunda sıkıntılar çekiyorlar. İşaret dili kaçımız biliyoruz? Ayrıca çok fazla işitme engelli birey var. Okuyarak daha hızlı iletişime geçmenin daha kolay olduğunu düşündüğümüz için bu projeyi yaptık” diye konuştu.

Gözlüğün çalışma prensibi hakkında bilgi veren Akyürek, “Gözlük karşıdan aldığı sesi ardinyo aracılığı ile yazıya çeviriyor. Yazıya çevirdiği bilgiyi ekrana aktarıyor. Ekran sayesinde de gözlük üzerindeki optik sistemden cama yansıyor. O camdan da gözlüğü takan kişi yazıyı okuyup karşıya geri bildirim verebiliyor. Bu sayede iletişime daha kolay geçmiş oluyor” dedi.

VİDEOLAR

https://www.instagram.com/p/CL8opJ_qKCq/?igshid=1citr83dhbqyv
https://www.instagram.com/p/Buie1GHgHgG/?igshid=1pb6x8iuq721o

Dokümanlar

Farkında olalım, farkındalık yaratalım…

Kaynaştırma Eğitimi

  2018 yılında güncellenen Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliğinde kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitim uygulamaları “Özel eğitim ihtiyacı olan bireylerin her tür ve kademede diğer bireylerle karşılıklı etkileşim içinde bulunmalarını ve eğitim amaçlarını en üst düzeyde gerçekleştirmelerini sağlamak amacıyla bu bireylere destek eğitim hizmetleri de sunularak akranlarıyla birlikte tam zamanlı ya da özel eğitim sınıflarında yarı zamanlı olarak verilen eğitim” olarak tanımlanmıştır.

  Dünya’da ve artık yavaş yavaş ülkemizde de özel gereksinimi olan bireylere fırsat eşitliğinin sağlanmasına yönelik birçok girişimde bulunulmaktadır. 80’li yıllardan sonra AB tarafından hazırlanan sözleşmelerde ve stratejilerde yetersizliği olan bireylerin toplumdaki diğer bireyler gibi eşit haklara sahip olduklarının ve bu bireylerin toplumla daha fazla bütünleşmesi için gerekli önlemlerin alınması gerektiğinin vurgulandığı görülmektedir. Bu girişimler ülkemizde bazı yasal düzenlemelerin geliştirilmesine katkı sağlamıştır. Aşağıda ülkemizde kaynaştırma/bütünleştirmeye ilişkin çıkarılan yasal düzenlemeler hakkında kısaca bilgi verilecektir.

Özel Eğitimde Kaynaştırma Öğrenci Nedir? Kaynaştırma Uygulamaları ve Amacı

  Kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitim yapılan okullarda özel eğitime gereksinimi olan öğrencilerin eğitim performansları ve gereksinimleri doğrultusunda BEP’lerini (Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı) hazırlamak amacıyla BEP geliştirme biriminin oluşturulması zorunludur. Özel eğitime gereksinimi olan öğrenciler kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitimlerini akranlarıyla birlikte aynı sınıfta tam zamanlı ya da özel eğitim sınıflarında yarı zamanlı olarak sürdürebilir. Özel eğitime gereksinimi olan öğrenciler tam zamanlı kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitim verilen sınıflara eşit sayıda ve her bir şubede 2 öğrenciyi geçmeyecek şekilde yerleştirilir. Bu sınıflarda öğrenciler genel eğitim programını takip ederler. Öğrenci için bireyselleştirilmiş eğitim programı (BEP) okulda uygulanan genel eğitim programına dayanılarak hazırlanır. Öğrenciye gereksinim duyduğu derslerde destek eğitim verilir. Destek eğitim verilebilmesi için okulda destek eğitim odası açılır. Öğrencinin destek alacağı dersler ve haftalık ders saati BEP geliştirme birimi tarafından belirlenir. Destek eğitim odasında alınan derslerin saati toplam ders saatinin %40’ını aşmamalıdır. Destek eğitim, okulun ders saatleri içinde ya da dışında planlanabilir.

https://www.ahenkrehabilitasyon.com/ozel-egitimde-kaynastirma-egitimi/ adresinden alınmıştır.

Kaynaştırma öğrencisi nedir?

Öğrenmesiyle ilgili özel durumu, devlet hastanesinden heyet raporuyla belgelenen çocuğa kaynaştırma öğrencisi deniyor. Kaynaştırma öğrencisi olarak özel eğitim alacak çocukların özellikleri 5 başlık altında incelenir. Bu çocukların aşağıdaki tabloda verdiğimiz özelliklerin bir kısmını taşımaları beklenir.

Fiziksel ÖzellikleriSosyal ÖzellikleriAkademik özellikleriKişilik ÖzellikleriAile ve Çevre Özellikleri
Öz bakımını yapamamasından kaynaklanan olumsuz dış görünüşDuygu ve düşünceleri dile getirememekSoyut kavramları öğrenmede güçlükKendine güvensizlikYetersiz ekonomik durum
DurgunlukDurumlara basit tepkiler vermekDikkatsizlikBaşarılı olmaya karşı isteksizlikEğitim düzeyinde düşüklük
El-göz koordinasyonu eksikliğiKonuşma eksikliğiİşitsel ya da görsel başarıSorumluluk almaya karşı isteksizlikFazla çocuk sayısı
HareketsizlikYeni durumlara ayak uyduramamakBaşarısızlık karşısında hemen yılmakBenlik duygusunda zayıflıkGergin aile içi ilişkiler
İçgüdüsel hareketler ve tiklerZayıf sosyal ilişkiler kurmakGrup çalışmalarında başarısızlıkSaldırganlıkÇocuğun geleceği hakkında kaygı duyma
Yürümede ve dengede bozuklukEtkinliklere katılmamak, sorumluluk almamakSınırlı ilgi alanıKaramsarlık
Yetersiz beden gelişimi, baş ve vücut arasında oran farkıKısa süren heveslere sahip olmakŞiddet eğilimi
İşitme, konuşma, görmede veya zihinde gerilikAlınganlıkÇabuk kırılma
Nezaket ve görgü kurallarına uymamak

Bu bağlamda;

Kaynaştırma Eğitimi Hakkında Sorular ve Cevaplar - HangiSoru.com

Kaynaştırma Eğitimi Nasıl Uygulanır?

Kaynaştırma türleri 3’e ayrılır:

Tam zamanlı kaynaştırma: Bu tür eğitimde çocuk normal sınıfta, tam gün eğitim alır. Bu sınıflarda eğitim alan çocukların engel oranı düşük, iletişim özellikleri biraz daha gelişmiş olmalı ve en az 15 dakika yerinde oturabilmelidir.

Yarı zamanlı kaynaştırma: Bu eğitimde çocuk özel eğitim almaya devam eder ancak bazı dersleri yetersizliği olmayan akranlarıyla birlikte, aynı sınıfta alır ya da etkinliklere katılır.

Tersine kaynaştırma: Bu eğitim tarzında ise çocuğun herhangi bir yetersizliği yoktur, talep edilirse kaynaştırma sınıflarında eğitim görebilir.

Çocuk uygun sınıflara yerleştirildikten sonra, ciddi bir ayrım yapılmadan eğitime başlanır. Bu sınıflarda kaynaştırma öğrencisi olan her çocuğun kendi özel eğitim programı vardır ve öğretmenler, bu programlar doğrultusunda öğrenimi sürdürürler. Bu süreç içerisinde çocuk, hem kendi özelliklerine göre eğitim alır hem de kaynaştırma öğrencisi olmayan diğer çocukların öğrenme stiline aşina olur.

Bu aşamada öğretmenin kaynaştırma öğrencisinin eksiklikleri kadar yeterliliklerini de bilmesi önemlidir. Örneğin, bir çocuğun görsel öğrenimi daha iyiyse çeşitli materyaller kullanarak eğitime dahil etmesi çocuğun başarısını arttırır. Yani temel olan, çocuğun her yönüyle eğitimci tarafından tanınmasıdır.

Öğretmenin sabrı, bilinci ve yeterliliği de kaynaştırma eğitimde önemli bir husustur.

  • Çocuğu teşvik etmek,
  • İlgisini daimi tutmak,
  • İletişim kurmak,
  • Ayrımcılık yapmamak,
  • Destek vermek,
  • Aileyi ve diğer öğrencileri bilinçlendirmek,
  • Yönetime geri bildirimler yapmak,
  • Çocuğun yeteneklerini en iyi şekilde kullanmasını öğretmek öğretmenin görevidir. Bu yüzden doğru eğitimciyle çalışmak, kaynaştırma öğrencisinin başarısını yükseltecektir.

https://www.anneysen.com/1-6-yas-cocuk/makale/cocuk-gelisimi-kaynastirma-egitimi-nedir_378 adresinden alınmıştır.

kaynaştırma eğitiminin engelli çocuğa faydaları nelerdir

KAYNAŞTIRMA EĞİTİMİ NEDEN ÖNEMLİDİR?

Kaynaştırma eğitimi ile özel gereksinimli çocuklar kendi akranlarıyla birlikte eğitim alabilmektedir. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocukların yeteneklerini doğru kullanabilmesi ve normal hayata karışması için kaynaştırma eğitimi alabilir. Bu sayede çocukların kendine güveni artar, sınıf ortamı çocukların gereksinimlerine göre düzenleneceği için sınıf içindeki başarı oranı artar, çocukların takdir edilme ve sorumluluk duyguları gelişir.

Kaynaştırma uygulamaları, dil ve konuşma geriliği olan çocukların iletişim ve konuşma becerilerinin gelişmesini sağlar. Kaynaştırma eğitimi alan öğrencinin sınıfında bulunan diğer öğrencilerinde farkındalık düzeyi artmış olur. Özel gereksinimli öğrencilerin farkına varırlar ve onlara nasıl davranmaları gerektiğini öğrenirler.

Bu sayede empati duyguları da gelişir. Bu çift yönlü iletişim hem özel gereksinimli öğrenciyi hem de sınıfında bulunan diğer öğrencileri olumlu yönde geliştirir ve kişiliklerine olumlu katkı sağlar.

 https://www.atlantisrehabilitasyon.com/idet/22/27/kaynastirma-egitimi-neden-onemlidir-kimlere-uygu#:~:text=Kayna%C5%9Ft%C4%B1rma%20uygulamalar%C4%B1%2C%20dil%20ve%20konu%C5%9Fma,%C3%B6%C4%9Frencilerinde%20fark%C4%B1ndal%C4%B1k%20d%C3%BCzeyi%20artm%C4%B1%C5%9F%20olur. adresinden alınmıştır.

Kaynaştırma Eğitimi İle İlgili Dokümanlar

Kaynaştırma Eğitimi İle İlgili Videolar

Öğrenme Güçlüğü

Öğrenme güçlüğü; dinleme, konuşma, okuma, yazma, mantık yürütme, problem çözme ya da matematik alanındaki yeteneklerin kullanımında zorluk yaşanmasıdır. Aynı zamanda, kişinin bilgiyi depolaması, işlemesi ve üretmesi konusunda da zorluk yaşamasına neden olmaktadır. Çocuklarda daha sık gözlemlenmesiyle birlikte öğrenme güçlüğüne yetişkinlerde de rastlanmaktadır. Kişinin öğrenme güçlüğüne sahip olup olmadığı bazı durumlarda fark edilmeyebilir ve kişi bununla hayatını sürdürebilir.

Öğrenme güçlüğü belirtileri

Okul öncesi dönem belirtileri: 

  • Konuşmaya başlamasında önemli ölçüde gecikme, 
  • Kelimeleri telaffuz etmede ve yeni kelimeleri öğrenmede zorluk ya da yavaşlık, 
  • Motor hareketlerin gelişmesinde yavaşlık (Örn; ayakkabı bağlanmak ya da düğme iliklemede güçlük, sakarlık)

İlköğretim dönemi belirtileri: 

  • Okuma yazmayı ve sayıları öğrenmede zorluk, 
  • Matematik işaretlerini karıştırma (Örn; “x” yerine “+”), 
  • Kelimeleri tersten okuma (Örn; “ev” yerine “ve”), 
  • Yüksek sesle okumayı ve yazı yazmayı reddetme, 
  • Saati öğrenmede zorluk, 
  • Yön kavramlarını ayırt edememe (sağ-sol, kuzey-güney), 
  • Yeni becerileri öğrenmede yavaşlık, 
  • Arkadaşlık kurmada zorluk, 
  • Ev ödevlerini unutma, 
  • Nasıl çalışması gerektiğini bilememe, 
  • Mimik ve beden hareketlerini anlamada güçlük çekme. 
  • Öğrenme güçlüğü çeken her çocuk farklıdır ve birbiriyle aynı özellikleri taşımaz. Bu nedenle, özelliklerin belirlenmesi ve tanı alması için ayrıntılı bir değerlendirmeye ihtiyaç duyulur.

https://www.medicalpark.com.tr/ogrenme-guclugu-nedir/hg-1401#:~:text=%C3%96%C4%9Frenme%20g%C3%BC%C3%A7l%C3%BC%C4%9F%C3%BC%3B%20dinleme%2C%20konu%C5%9Fma%2C,da%20zorluk%20ya%C5%9Famas%C4%B1na%20neden%20olmaktad%C4%B1r. adresinden alınmıştır.

Öğrenme Güçlüğü Nasıl Tedavi Edilir?

Öğrenme güçlüğünün bir zekâ sorunu, bir hastalık değil, ‘farklılık’ tır.

  • Çocukla beraber ailenin de eğitim alması gerekmektedir.
  • Beyinle ilgili detaylı bir inceleme yapılıp sorun nesnel bir şekilde ortaya konmalıdır.
  • Çoğunlukla ilaç kullanılmamaktadır. İlaç eğer çocukta öğrenme güçlüğüne eşlik eden kaygı, depresyon gibi hastalıklar varsa tercih edilmektedir.
  • Psikoeğitimle tedavi desteklenmelidir.
  • Öğretmen ve aile ile işbirliği yapmalıdır.
  • Okulun programının da takip edilmesi ve bu noktada çocuğa uygun çalışma planının yapılması gerekmektedir.
  • Uzmanın aile ve çocukla birlikte çalışıp, öğrenme kolaylıklarını çocuğa göre düzenlemesi gerekmektedir.

Bu sorunun aşılması için ailelerin çocukla beraber belli bir eğitim alması gerekmektedir.

Çocuğunda öğrenme güçlüğü olduğunu fark eden ailenin ilk işi, çocuğu olduğu gibi kabul edip çocuğuyla beraber eğitim almak olmalıdır.

Çocuğuna uygun egzersizi yaptırmalıdır. Örneğin; 1. sınıfta geç okumaya geçmiş bir çocuk için 10’ar dakikalık okuma seansları yapabilir ve çocuk da bunu taklit edebilir. Çocuğun yazması çok zorlanmamalı, egzersizler yavaş yavaş yaptırılmalıdır. Çocuklar bazı harfleri yanlış çizer, mesela B ve D’yi karıştırır. 1, 3 ve 7’yi ters yapar. Bunlar tipik belirtirdir. Özellikle okuma sırasında atlamalar yaparlar, ve’yi ev diye, çok’u koç diye okurlar.

Bu şekildeki atlamalar ilkokul birinci sınıfta düzeltilmediyse çocuk gelecek yıllarda akademik başarıda zorluklar yaşayabilir. Kimi zaman lise son sınıfa kadar gelmiş çocuklarda bile öğrenme güçlüğü görülmekte ve düzeltilmektedir.

Zamanında Müdahale Önemlidir!

Ailenin öğrenme güçlüğü sorununu dikkate aldığı zaman 8 aylık tedavi ile bu şikâyet sona erdirilebilmektedir.

Ancak aile bu sorunu fark etmesine rağmen ciddiye almazsa sorunun çözümü için harekete geçmezse çocuk hayatının bir aşamasında okumaktan kaçmak gibi dersin başına oturmak istememe gibi kaçma davranışları ve davranış bozuklukları göstermektedir.

Bu davranışları engellemek için çocuğu anlayışla karşılayıp, gerekli yardımı almasını sağlamak gerekir.

Bazen ders çalışma konusunda anne-baba ihtilafa düşüyor, aralarındaki ilişki bozuluyor. Bu ve benzer olayların önüne geçebilmek amacıyla çocuğun ders çalışmasını sağlamak için araya gölge öğretmen, yardımcı abla koyabilirler ya da bu işi teknik olarak öğreten bir kurumdan destek alabilirler.

Ailelere burada düşen görev, çocuklarının farklı olan özelliklerini bulup, iyi taraflarını öne çıkarmak olmalıdır. Çünkü bu çocuklar zihinsel engelli olmadıkları için birçok işi başarılı şekilde yapabilirler.

Einstein ve Van Gogh’un öğrenme güçlüğü çektiği söylenir, öğrenme güçlüğü müdahale edildiği takdirde düzeltilebilmektedir.

Öğrenme güçlüğü; dinleme, konuşma, okuma, yazma, mantık yürütme, problem çözme ya da matematik alanındaki yeteneklerin kullanımında zorluk yaşanmasıdır. Aynı zamanda, kişinin bilgiyi depolaması, işlemesi ve üretmesi konusunda da zorluk yaşamasına neden olmaktadır. Çocuklarda daha sık gözlemlenmesiyle birlikte öğrenme güçlüğüne yetişkinlerde de rastlanmaktadır. Kişinin öğrenme güçlüğüne sahip olup olmadığı bazı durumlarda fark edilmeyebilir ve kişi bununla hayatını sürdürebilir.

Öğrenme güçlüğü belirtileri

Okul öncesi dönem belirtileri: 

  • Konuşmaya başlamasında önemli ölçüde gecikme, 
  • Kelimeleri telaffuz etmede ve yeni kelimeleri öğrenmede zorluk ya da yavaşlık, 
  • Motor hareketlerin gelişmesinde yavaşlık (Örn; ayakkabı bağlanmak ya da düğme iliklemede güçlük, sakarlık)

İlköğretim dönemi belirtileri: 

  • Okuma yazmayı ve sayıları öğrenmede zorluk, 
  • Matematik işaretlerini karıştırma (Örn; “x” yerine “+”), 
  • Kelimeleri tersten okuma (Örn; “ev” yerine “ve”), 
  • Yüksek sesle okumayı ve yazı yazmayı reddetme, 
  • Saati öğrenmede zorluk, 
  • Yön kavramlarını ayırt edememe (sağ-sol, kuzey-güney), 
  • Yeni becerileri öğrenmede yavaşlık, 
  • Arkadaşlık kurmada zorluk, 
  • Ev ödevlerini unutma, 
  • Nasıl çalışması gerektiğini bilememe, 
  • Mimik ve beden hareketlerini anlamada güçlük çekme. 
  • Öğrenme güçlüğü çeken her çocuk farklıdır ve birbiriyle aynı özellikleri taşımaz. Bu nedenle, özelliklerin belirlenmesi ve tanı alması için ayrıntılı bir değerlendirmeye ihtiyaç duyulur.

https://www.medicalpark.com.tr/ogrenme-guclugu-nedir/hg-1401#:~:text=%C3%96%C4%9Frenme%20g%C3%BC%C3%A7l%C3%BC%C4%9F%C3%BC%3B%20dinleme%2C%20konu%C5%9Fma%2C,da%20zorluk%20ya%C5%9Famas%C4%B1na%20neden%20olmaktad%C4%B1r. adresinden alınmıştır.

Öğrenme Güçlüğü Nasıl Tedavi Edilir?

Öğrenme güçlüğünün bir zekâ sorunu, bir hastalık değil, ‘farklılık’ tır.

  • Çocukla beraber ailenin de eğitim alması gerekmektedir.
  • Beyinle ilgili detaylı bir inceleme yapılıp sorun nesnel bir şekilde ortaya konmalıdır.
  • Çoğunlukla ilaç kullanılmamaktadır. İlaç eğer çocukta öğrenme güçlüğüne eşlik eden kaygı, depresyon gibi hastalıklar varsa tercih edilmektedir.
  • Psikoeğitimle tedavi desteklenmelidir.
  • Öğretmen ve aile ile işbirliği yapmalıdır.
  • Okulun programının da takip edilmesi ve bu noktada çocuğa uygun çalışma planının yapılması gerekmektedir.
  • Uzmanın aile ve çocukla birlikte çalışıp, öğrenme kolaylıklarını çocuğa göre düzenlemesi gerekmektedir.

Bu sorunun aşılması için ailelerin çocukla beraber belli bir eğitim alması gerekmektedir.

Çocuğunda öğrenme güçlüğü olduğunu fark eden ailenin ilk işi, çocuğu olduğu gibi kabul edip çocuğuyla beraber eğitim almak olmalıdır.

Çocuğuna uygun egzersizi yaptırmalıdır. Örneğin; 1. sınıfta geç okumaya geçmiş bir çocuk için 10’ar dakikalık okuma seansları yapabilir ve çocuk da bunu taklit edebilir. Çocuğun yazması çok zorlanmamalı, egzersizler yavaş yavaş yaptırılmalıdır. Çocuklar bazı harfleri yanlış çizer, mesela B ve D’yi karıştırır. 1, 3 ve 7’yi ters yapar. Bunlar tipik belirtirdir. Özellikle okuma sırasında atlamalar yaparlar, ve’yi ev diye, çok’u koç diye okurlar.

Bu şekildeki atlamalar ilkokul birinci sınıfta düzeltilmediyse çocuk gelecek yıllarda akademik başarıda zorluklar yaşayabilir. Kimi zaman lise son sınıfa kadar gelmiş çocuklarda bile öğrenme güçlüğü görülmekte ve düzeltilmektedir.

Zamanında Müdahale Önemlidir!

Ailenin öğrenme güçlüğü sorununu dikkate aldığı zaman 8 aylık tedavi ile bu şikâyet sona erdirilebilmektedir.

Ancak aile bu sorunu fark etmesine rağmen ciddiye almazsa sorunun çözümü için harekete geçmezse çocuk hayatının bir aşamasında okumaktan kaçmak gibi dersin başına oturmak istememe gibi kaçma davranışları ve davranış bozuklukları göstermektedir.

Bu davranışları engellemek için çocuğu anlayışla karşılayıp, gerekli yardımı almasını sağlamak gerekir.

Bazen ders çalışma konusunda anne-baba ihtilafa düşüyor, aralarındaki ilişki bozuluyor. Bu ve benzer olayların önüne geçebilmek amacıyla çocuğun ders çalışmasını sağlamak için araya gölge öğretmen, yardımcı abla koyabilirler ya da bu işi teknik olarak öğreten bir kurumdan destek alabilirler.

Ailelere burada düşen görev, çocuklarının farklı olan özelliklerini bulup, iyi taraflarını öne çıkarmak olmalıdır. Çünkü bu çocuklar zihinsel engelli olmadıkları için birçok işi başarılı şekilde yapabilirler.

Einstein ve Van Gogh’un öğrenme güçlüğü çektiği söylenir, öğrenme güçlüğü müdahale edildiği takdirde düzeltilebilmektedir.

https://npistanbul.com/cocuk-ergen/ogrenme-guclugu-nedir adresinden alınmıştır.

Öğrenme Güçlüğü ile ilgili Videolar

https://npistanbul.com/cocuk-ergen/ogrenme-guclugu-nedir adresinden alınmıştır.

Öğrenme Güçlüğü İle İlgili Kitap Önerileri

Unutmamak gerek ki disleksi çocukların seçeceği kitaplar konusunda daha dikkatli olmalısınız. Disleksi bir çocuk okumada ve imgelemede yaşadığı sıkıntılar dolayısıyla kitaplardan hep kaçar.

Size önereceğim ”Saftirik” kitap dizisi oldukça eğlenceli ve aynı zamanda kolay okunabilen bir kitap. Sayfalarda oldukça az yazı ve her sayfada hikayeyi destekleyen bir resim var. Resimler disleksi çocuğun okuma sırasında imgeleme ile ilgili sorununa bir çözüm getiriyor. Böylece kitabı daha kolay anlayıp önceki bölümlerini hatırlayabiliyor. Az yazılı ve büyük puntolu olması da disleksi çocuğun kitap korkusunu azaltıyor.

Tek problem kahramanların isimlerinin yabancı olması. Eğer çocuğunuz kabul ederse isimleri Türkçe ‘ye çevirebilirsiniz.

“Günler geçip gidiyor, okumakta hâlâ zorlanıyorum ve gerçekten de çok üzülüyorum. Bazen o kadar üzülüyorum ki, hastaymış numarası yapıyorum, okula gitmem gerekmiyor böylece. Neden ben de diğer çocuklar gibi olamıyorum? Neden okuyamıyorum? Belki de çok iyi okuyamamamın bir sebebi vardır: Disleksi. Evet, bende disleksi var, ama sorun değil. Okumayı, yazmayı öğrenebilmek için çok daha fazla çalışmam, çok daha uzun süre pratik yapmam gerekiyor, ama buna değer! Hem de böyle özel bir yeteneğim varken! Belki bir gün ben de Albert Einstein, Leonardo da Vinci, Walt Disney, Beethoven gibi ünlü olurum ya da belki Tom Cruise gibi bir film yıldızı olurum. Onlarda da disleksi vardı!”

TÜBİTAK Popüler BilimKitapları309

Öğrenme Güçlüğü İle İlgili Dokümanlar

Özel Eğitim Öğrencileri İçin Ders Kitapları: http://orgm.meb.gov.tr/derskitaplari/

Öğrenme Güçlüğü ve Başarı

   2009 İngiltere En İyi Yeni Öğretmen Ödülü’nü Edward Vickerman aldı.

Edward Vickerman, okulda 7 yaşındaykenki anısını hiç unutmuyor; Öğretmen bütün harfleri alfabetik olarak sıralamasını istediğinde Edward sadece d harfine kadar sıralayabildi. Harfleri ne işitsel ne de görsel olarak tanıyabiliyordu.

Edward’ın babası ve erkek kardeşi de dislektik. Babası okulda aptal olarak anıldığını söylüyor. Şu anda babasının mobilya restore eden bir şirketi var.

Edward, aile şirketinde çalışmayı istemeyince bir otelde çalışmaya başladı. Bu arada otel yönetiminden mezun oldu ve bir senelik öğretmenlik kursunu tamamladı. Şimdi başarılı bir öğretmen ve yönetici.

Edward disleksisi yüzünden tahtaya yazmıyor ve teknolojiden destek alarak derslerini projeksiyondan yapıyor. Edward’ın öğrencileri onun ders tekniğinden çok keyif alıyorlar. Edward bir görüşmede şöyle söyledi:”Disleksiden dolayı farklı ve yaratıcı düşünüp, tahtadan dışarı çıktım!’’


Kaynak: http://www.guardian.co.uk/education/2009/oct/27/teaching-awards-dyslexia-special-needs
 

21. Yüzyılın Willy Wonka’sı Louis Barnett

     Kendisine disleksi ve dispraksi tanısı konulan ve okulda eğitimini tamamlayamadığı için eğitimine evden devam etmek durumunda kalan bu 16 yaşındaki genç, negatif durumunu pozitife çevirmeyi başarmış.

Evinde hobi olarak başlattığı çikolata yapımını büyütüp çikolata fabrikası açan Louis’in başarı hikayesi eğitimde zorluk yaşayan her zeki çocuk için iyi bir örnektir. Louis okulda çikolata (chocolate) kelimesini doğru bir şekilde yazamadığı için kendi çikolata fabrikasının adını da kendi yazabildiği gibi koydu CHOKOLIT!!

Şu anda çikolataları Sainsbury’s ve Waitrose gibi marketlerde satılıyor.

Louis’in annesi okulda kimsenin Louis’i anlamadığını, kelime haznesi ve genel kültürünün harika olmasına rağmen okulda Louis’in eksik matematik ve yazı bilgisine fokuslanıldığını bu yüzden de oğlunu 11 yaşında okuldan alıp evde eğitimine destek vermek zorunda kaldıklarını anlatıyor.

Louis sağladığı başarı ile 2007 Genç Girişimciler Ödülünü kazanmıştır.

Kaynak: http://: http://www.chokolit.co.uk/

Alexandar’ın Günlüğünden;

Sarı saçlı, mavi gözlü, gülümseyen yüzlü bir erkek çocuğuyum. İnsanlar, anneme ne kadar yakışıklı ve şanslı biri olduğumu söylüyor. Fakat görünenin aksine hayatım karma karışık sürmekte;

Örneğin, hecelememin yetersizliğinden kelimelerin okunması, hiyeroglif yazısı gibi güç ve anlamsız geliyor. Hikâye yazmaya gelince, o da bir felakete dönüşüyor.

Eski okulumda dersinizi bitirinceye kadar teneffüse çıkmak yasaktı, ders içinde öğretmenimin verdiklerini bitiremediğimden hiç bir şekilde tenefüse çıkıp oyun oynamakta mümkün olmuyordu.

Öğretmenlerim zeki olduğumu söylemelerine rağmen, öğrenme konusunda hiç gayret göstermediğimi de söylüyorlardı. Öğretmenlerin benimle konuşmaları sadece bağırmalar şeklinde olmaktaydı. Diğer erkek çocukların benimle alay etmeleri beni yalnızlığa ve mutsuzluğa götürdü. Bu, beni kimsenin bulunmadığı bir adada yaşayan, kaybolmuş ve yalnızlığa itilmiş biri haline dönüştürmüştü.

Hayat hayattır, okul okuldur.


Yazan Alexandar – 9 yaşında disleksili bir çocuktur.
The Dyslexia Institute (UK ) izniyle.

Haydi Biraz da Eğlenerek Öğrenelim

Uzun Cümle Kurumu İçin Yöntem

      Disleksi çocuklar yazı yazmada ve kendilerini yazı ile ifade etmede zorluk çekerler. Bu yüzden okudukları bir parçayla ilgili soruları cevaplarken en kısa cümleleri kurarlar. Bu noktada onlara yardım etmek size düşüyor.

  • Çocuğunuzun karmaşık yapılı bir cümle kurabilmesi için en baştan başlamanız gerek. Çocuğunuza özne ve yüklemden oluşan basit bir örnek verin.
  • Kedi oturuyor.
  • Sonra soru sormaya başlayın ve çocuğunuzu da bu soru oyununa katın.
    Soruyu cevaplayarak cümleyi tekrar yazın.

    *Kedi nerde oturuyor?Kedi paspasın üstünde oturuyor.

    *Nasıl bir kedi?

    Büyük kedi paspasın üstünde oturuyor.

    *Paspas nerde duruyor?
    Büyük kedi kapının önündeki paspasın üstünde oturuyor.
    *Nasıl oturuyor?

    Büyük kedi kapının önündeki paspasın üstünde mutlu mutlu oturuyor.
    Bu soruları hazırlarken 5N1K tekniğini kullanabilirsiniz. Açılımı ne-neden-ne zaman-nasıl ve kim soru kelimeleridir.

Kaynak: http://disleksi.blogspot.com/

İSKAMBİL KARTLARIYLA OYNANAN ÇARPMA OYUNU


        Öğrenme güçlüğü çeken çocuklar çarpım tablosunu öğrenmekte güçlük çekebilirler. Çarpım tablosunu daha hızlı öğrenme tekniklerinden biri de oyundur. İşte size iskambil kartlarını kullanarak oynayabileceğiniz bir oyun;

  • Kral ve Kraliçe’yi iskambil destesinden ayırın.
  • Her bir Vale’nin üstüne 11,As’ın üstüne 12 yazın.
  • Kartları karıştırıp tersini çevirin.
  • Üstten ilk ikisini çevirip açın ve ortaya koyun.
  • Çarpımın sonucunu doğru olarak söyleyen kişi yerdeki kartları alır.(örn.3 ve 6’yı açtıysanız 18 diyen kazanır.)
  • Deste bitiğinde oyun biter ve en çok kartı olan kazanır.

Çocuğunuzun yaptığı yanlışlar yerine bildiklerine odaklanın!!

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) nedir?

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), son derece önemli akademik, sosyal ve psikiyatrik sorunlara yol açabilen ve olumsuz etkileri yaşam boyu sürebilen bir bozukluktur.

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu’nun toplumda görülme sıklığı nedir?

Toplumda görülme sıklığı %5-7 gibi çok yüksek orandadır, çocuklukta başlayıp %60-70 oranında, yetişkinlikte de devam edebilen bir bozukluktur.

DEHB denildiğinde nörogelişimsel ve nörodavranışsal bir bozukluktan bahsedilebilir. DEHB’nin 3 farklı belirti grubu vardır. Bunlar dikkat eksikliği, dürtüsellik ve hiperaktivitedir. Kimi bireylerde dikkat eksikliği belirtileri aktiftir, kimilerinde hiperaktivite belirtileri gözlenir kimilerinde ise hem dürtüsellik hem de hiperaktivite belirtileri olduğu karma DEHB tipidir. DEHB de dürtüsellik ve hiperaktivitenin teşhisi dikkat eksikliğinin teşhisine göre daha kolay olabilmektedir. Dürtüsellik ve hiperaktivite birbiriyle paralel giden belirtilerdir. Dürtüsellik ve hiperaktivite belirtileri yaşla azalabilirken dikkat eksikliği zıt şekilde azalma göstermeyebilir.

DEHB Belirtileri Nelerdir?
DEHB’nin 3 farklı tipte belirtilerinin olduğu bilinmektedir.

DEHB’nin dikkat eksikliği tipi belirtileri;
Odaklanmakta zorluk çekmek
Dikkatini sürdürememek
Göz teması kurmamak
Aynı faaliyette uzun süre devam edememek
Çabuk sıkılmak
Detayları gözden kaçırmak
Unutkanlık
Karşısındakini dinlemekte güçlük çekmek
Özel eşyaları ve emanetleri kaybetmek
Basit yönergeleri akılda tutamamak
Sık hata yapmak
DEHB’nin hiperaktivite tipi belirtileri;

Fazla hareketlilik

Yerinde duramamak

Otururken bile eller ve ayakları sürekli hareket ettirmek

Hızlı konuşmak

Kelimeleri hatalı söylemek ve cümleleri birbirine bağlayamamak

Dinlemekte zorluk çekmek

Karşısındakinin sözünü kesmek

DEHB’nin dürtüsellik tipi belirtileri;

İsteklerin hemen karşılanmasını istemek, dayatmak
Sabırsız olmak
Düşünmeden hareket etmek
Aceleci davranmak
Sıra bekleyememek
Tepkileri kontrol edememek

DEHB Tedavisi
DEHB olan kişi eğer çocuksa çocuk-ergen psikiyatri birimi uzmanı tarafından tanı konulmalıdır, eğer yetişkin bir bireyse erişkin psikiyatri birimi uzmanı tarafından DEHB tanısı konulmalıdır. DEHB tedavisinde ilk adım psikoeğitimdir. Bu bozukluk hakkında ailenin bilinçlendirilmesi, nasıl bir tedavi izleneceği ve tedavi olunmadığı durumlarda ne gibi sorunlarla karşılaşılacağı hakkında bilgi verilmesidir.

DEHB tedavisinde bireyin yaşı önemlidir eğer tedavi gören kişi çocuk ve ergen ise ailenin de tedaviye katılması tedaviye olumlu katkı sağlayacak ve iyileşmenin hızını artıracaktır. Aynı zamanda ailenin dışında bulunulan sosyal ortamdaki bireylerin de tedaviye katkı sağlamaları beklenir. DEHB tedavisi kişinin kriterlerine göre ilaç kullanımı ve terapi yöntemiyle yapılır. İlaç tedavisinde ilacın dozu uzman tarafından ayarlanmalıdır. Terapiler ise psikoterapi ve psikososyal terapidir. DEHB ilaç tedavisi ve psikoterapinin birlikte kullanımıyla da tedavi edilebilir.

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu’nun nedenleri nelerdir?
DEHB, anne-babaların veya öğretmenlerin tutum hatalarından kaynaklanmaz.

DEHB genetik nedenli, nörobiyolojik bir bozukluktur.

İzlem çalışmaları ortaya koymuştur ki;

DEHB olanların olmayanlara göre okulu bırakma oranı (% 32-40),
Üniversiteyi tamamlama oranı (% 5-10),
Çok az ya da hiç arkadaşa sahip olmama oranı (% 50-70),
İş yaşamlarında düşük performans oranı (%70-80),
Antisosyal aktivitelerle ilgilenme oranı (%40-50),
Sigara ve madde kullanma oranı çok daha yüksektir,
Ayrıca, DEHB ile büyüyen çocukların;
Yetişkinlik döneminde depresyon oranı (%20-30),
Kişilik bozukluğu gösterme oranı (yüzde 18-25),
Çeşitli şekillerde hayatlarını yanlış yönlendirme ve yaşamlarını tehlikeye atma durumları çok daha yüksek orandadır.

 

Dikkat Eksikliği Ve Hiperaktivite Bozukluğu Olan Çocukların Aileleri Neler Yapmalı?

1. “Tedaviye gerek yok, büyüyünce geçer.”

2. “Çocuğu kendi haline bırakmalıyız. Ben de küçükken böyleydim”

3. “Çok şımarttık, şımarıklıktan yapıyor.”

4. “Bilerek bizi dinlemiyor.”

Yukarıdaki cümleler size tanıdık geliyor mu? Belki etrafınızdaki anne babalardan duydunuz belki de kendiniz çocuğunuz için bu ifadeleri kullanıyorsunuz. Peki ama ya çocuğunuzda Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) varsa? DEHB tedavi gerektiren ve tedaviye cevap veren, şımarıklık olarak nitelendiremeyeceğimiz bir bozukluktur.

Çocuğunuza kuralları açıkça belirleyin

Sizin için önemli olan kuralları belirleyin ve bunları birlikte yazıp, herkesin görebileceği bir yere asın. Çocuğunuz daha küçükse, kurallara dair resimler bulup bir kartona yapıştırabilir ya da kuralla ilgili resimler çizebilirsiniz.

Bu kurallara uyabildikçe size yardımcı olduğu için çocuğunuza teşekkür edin, sarılın ve öpün.

Net ifadeler ile rutinler oluşturun

DEHB’li çocuklarda kendilerinden ne beklendiğini anlamaları için rutin çok önemlidir. Öngörülebilir, tahmin edilebilir ve süreklilik gösteren rutinleri destekleyin.

Çocuğunuzun olumlu yanlarını görmeye çalışın

Çocuğunuzun davranışları ailedekiler, öğretmenler ve arkadaşları tarafından çoğu zaman olumsuz olarak değerlendirilmektir. Onun özgüvenini yükseltecek şekilde olumlu davranışlarını övün.

DEHB’e özgü davranışları çocuğunuzun elinde olmadan yaptığının hep bilincinde olun

Ne yapmamalarını değil “ne yapmaları gerektiğini” söyleyin.

Çocuğunuzun olumlu davranışlarını küçücük de olsa o anda hemen övün. Bu onunla ilgilendiğinizi gösterecek, kendine önem verilmesi onu cesaretlendirerek özgüvenin artmasını sağlayacaktır.

Bu olumlu davranışları için küçük ödüller de verebilirsiniz.

Gün içinde birlikte oyun oynayın

Kutu oyunları gibi kuralları olan oyunlar hem oyunu kurallarına göre oynamak zorunda olduğunu deneyimletir hem de birlikte keyifli zaman geçirmenizi sağlayarak çocuğunuzun sizinle ilişkisini güçlendirir.

Hayatınızda düzenlemeler yapın

Örneğin çocuğunuzla alışverişe çıkmak sizin için zor ise bunu kendi başınıza yapabileceğiniz bir zaman ayarlayın.

Nasıl hissettiğinizi söyleyin

Çocuğunuzu “Hep böyle davranıyorsun, bıktım senden” gibi eleştirmek yerine, “Böyle yaptığında davrandığında bu beni gerçekten çok üzüyor” deyin.

Tartışmalardan kaçının

Çocuğunuz kurallarınıza uymadığında onunla tartışmak yerine net ve kararlı olun. Örneğin arkadaşının oyuncağını elinden alan çocuğunuza “Şimdi üçe kadar sayacağım arkadaşının arabasını ona geri ver.” deyin.

Kendinize mutlaka zaman ayırın

Anne- baba olarak sorumlulukları paylaşmayı unutmayın. Kendinize özel bir zaman dilimi ayırın ve size özel olan o zamanı mutlaka çocuğunuza bildirin. Unutmayın oksijen maskesi önce size, sonra çocuğunuza…🦋

DEHB’Lİ ÇOCUĞA NASIL DERS ÇALIŞTIRILIR?

EBEVEYNLER DERS ÇALIŞTIRIRKEN NELERE DİKKAT ETMELİ?

* Çocuğunuzun problemsiz bir okul hayatı için tercih edeceğiniz okul ve öğretmen büyük önem taşır. Disiplinli, kuralcı, yüksek akademi başarısı hedefleyen okullar bu çocuklar için uygun olmayabilir.

* Ailenin okul yönetimi ile sürekli iletişim halinde olması gerekir.

* Ebeveynler evde ders çalıştırırken onlara karşı sabırlı olmalı, öfkeli ve fevri davranmamaya özen gösterilmelidir.

* Ders çalıştırırken masa üzerinde yalnızca ders gereçleri bulunmalı, ders çalışmadan önce tüm hazırlıkların önceden yapılması gerekir.

* Etrafta TV, müzik sesi, telefon, oyuncak gibi dikkatini dağıtacak tüm eşyalardan uzak durması sağlanmalıdır.

* Ders konularını çok fazla tekrar etmek gerekebilir.

Ona destek olduğunuz ve kolaylık sağladığınız takdirde problemlerini daha rahat çözmesini sağlayabilirsiniz. Bu sayede kendine güveni ve motivasyonu artabilir.

* Eğer unutkanlık sorunu çok sık yaşıyorsa kasti yapmadığını unutmamanız gerekir. Unutmamasını sağlayacak çözümler, stratejiler geliştirilebilir.

* Çok uzun anlatmaktan kaçının ve söylediklerinizi tekrar ettirin.

* Konuşurken göz teması kurmaya özen gösterin. Kolay anlaşılan, detaysız ve kesin bilgiler sunun. Dolaylı ve uzun anlatımlar karşısında kafası karışabilir ve anlamakta zorluk çekebilir.

* Okuldan geldiklerinde çantasını düzenlemesi için yardımcı olun.

* Odasının duvarına takvim asarak, gideceği yerleri, yapılacak işleri, ödevlerini o takvime yazmasını sağlayın ve siz takipte kalın.

* Okul malzemelerinin akşamdan hazırlamasını isteyin.

* Okulla sürekli iletişim halinde olunmalı öğretmenle sürekli görüşmeler yapılması gerekir. Sınıftaki kurallar çocuk için zorlayıcı olabilir. Ebeveynlerin çocuklarına destek olması ve rehberlik etmesi onun için daha faydalı olacaktır.

DEHB’Lİ ÇOCUKLARA ÖĞRETMENLER NASIL DAVRANMALI?

Öğretmen olarak, öğrencilerimizin DEHB olduğunu gözlemledikten ve öğrencilerimize DEHB tanısı bir çocuk psikiyatristi tarafından konulduktan sonra, öğretmen olarak okul ve sınıf ortamında çocuklara nasıl bir iletişim kurmak ve onların yaşadıkları güçlükleri aşması için ne yapmak gerekir? Öncelikle öğretmenlerin DEHB olan öğrencilerin farklı olduğunu kabul etmesi artık bir zorunluluktur. Kabul etmek onlara yardımcı olmaya hazır olmanın en önemli adımıdır. DEHB’ nin bir bozukluk olması bu öğrencilerin sınıf ortamında öğretmenlerce sorun çıkaran öğrenciler olarak algılanmasına neden olmaktadır.

Ancak öğretmenlerin DEHB olan öğrencilerin olumlu ve güçlü yönlerine odaklanması, bu çocukların başarılı bir eğitim hayatı geçirmeleri için en büyük gerekliliklerden biridir. DEHB’li öğrencilerin dikkatlerini toplamak için sakinliğe ihtiyaçları vardır, onları sınıfın en sakin köşesine ve öne oturtun. Önde oturmaları sınıfın geri kalanında olan olaylardan onları uzaklaştırabilir. Sınıf ortamının sade olmasına özen gösterin. DEHB’li öğrencilerin dikkatlerini dağıtacak malzemeleri sınıf duvarlarında azaltın. Derslerinizi çocukların öğrenme biçimlerine göre çeşitlendirin. Görsel ve işitsel malzemeler kullanın. Derslerinizi oyunlarla eğlenceli hale getirin.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu nasıl tedavi edilir?

Derslerle ilgili, çalışkan bir arkadaşının yanına oturtun. Bu arkadaşından gerektiğinde yardım almasını isteyin. Yanında oturan arkadaşları onlara örnek olabilir.

Not tutması için kolaylıklar sağlayın. Konuların ana başlıklarını ve temel noktalarını tahtaya yazın öğrencilerinizin de yazmasını isteyin ve DEHB’li öğrencilerin yazma konusundaki güçlüklerini de dikkate alarak onlara zaman tanıyın. Yazın, söyleyin ve tekrarlayın.

Ödevlerini tamamlaması için ek süre tanıyın. Bu öğrenciler için uzun süre bir yerde oturmak ve dikkatlerini toplamak oldukça güç olduğu için ödevlerini küçük parçalara bölün.

Öğrencinin ödevlerini yapabileceğini görmesi ve başarabileceğine inanması için ona destek olun. Ödevlerin niceliğine değil, niteliğine bakın. DEHB’li öğrencilerinizi değerlendirirken yazılı sınavlarda mola uygulaması yapın ve daha çok sözlü sınavlarda başarılı olduklarını unutmayın.

Arada bir sınıf dışına çıkmasını sağlayın. DEHB’li çocuklardan sürekli bir noktada oturmalarını istemek onlar için eziyet olacaktır. Aşırı hareketliliklerinden sınıf içinde yaralanın ve hemen yapılması gereken bir görevi onlara verin.

Dikkat eksikliği nedir?

Kabul çizginizi yükseltin. Hangi davranışları kabul edebileceğinizi, hangilerini kabul edemeyeceğiniz belirleyin, bir liste oluşturun ve DEHB’li öğrencileriniz için kabul çizginizi yukarı çekmeye çalışın.

Hem sizin hem de öğrencileriniz için sınıf ortamında gevşeme tekniklerini kullanın. DEHB’li öğrencilerinizle iletişimde açık ve net konuşun, ne yapılmasını istiyorsanız onu söyleyin.

Her seferinde tek bir şey üzerinde durun. Mümkünse istediğiniz, söylediğiniz şeyi gösterin.

Olabildiğince göz temasını koruyun, göz teması onlara ilgi gösterdiğinizin bir kanıtıdır ve DEHB’li öğrenciyi dalgınlıktan, bulunduğunuz ana çekmeye yardımcı olur.

Sözel yönergelerinizi yazılı olarak da verin. Genellikle görsel öğrenme eğiliminde olan öğrenciler için söylediklerinizi yazılı olarak da vermeniz onların hatırlamasına yardım edecektir.

Öğrendiklerini hatırlamaları için ona küçük hileler gösterin, olumlu ve zamanında geri bildirimlerde bulunun. Olmasını istediğiniz davranışını övün.

Sınıfta DEHB'li öğrencim var | Rehberlik Servisi

Olmasını istemediğiniz davranışlar konusunda uyarılarda bulunurken dikkatli olun, bazen uyarılarınız ve sıklığı bu olumsuz davranışı pekiştirilmesine neden olabilir.

DEHB’li öğrencinize “ona nasıl yardımcı olabileceğinizi sorun”. Nasıl daha iyi öğrenebileceğini ondan öğrenmeye çalışın. Sorduğunuzda anlatmaya hevesli olduğunu göreceksiniz. Ancak sormazsanız bu konuda size bilgi vermek için gönüllü olmayacaktır.

Herkesin anlattıklarından farklı şeyler anlatabileceği için onunla baş başa konuşmayı tercih edin. Genellikle DEHB ile ilgili olumsuzluklar ön plan çıkarılır ve bu çocukların ne yapamadığı üzerinde durulur.

Oysa DEHB olan öğrencilerin sıcakkanlı ve cana yakın olma, enerjik olmak, esneklik, iyi espri yeteneğine sahip olma, hoşgörülü olma yaratıcılık, risk alabilme gibi olumlu özellikleri vardır.

DEHB’si olanlar bir işi başlatabilir ancak onu sürdürmekte güçlük yaşayabilir. Yenilikler için oldukça heveslidirler. Alışılmışın dışında düşündükleri için sınıf ortamında pek çok farklı fikir DEHB’li çocuklardan gelir.

Sınıf içinde onların bu yaratıcılıklarından ve eğlenceli taraflarından yararlanın DEHB’li çocukların büyük bir bölümü normal sınıflarda eğitilebilir. Bu durum öğretmenin eğitim almış olmasına ve kendini geliştirmesiyle daha da kolay sağlanmaktadır.

Hayat boyu devam edecek olan DEHB ile baş etmeyi öğrenmiş bireyleri topluma kazandırmak ve onların başarıyı elde etmesi için onlara destek olmanın yolu, öncelikle öğretmenlerden geçmektedir. DEHB’li öğrencilerinizden vazgeçmeden, onların başarıyı yakalamaları için onlara destek olun.

ÖGRENDİKLERİMİZİ TEST EDELİM✍️

https://create.kahoot.it/share/dikkat-eksikligi-ve-hiperaktivite-bozuklugu/c41b2744-18d7-436b-98da-ba06695ceccf

https://wordwall.net/tr/resource/15932294

DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU İLE İLGİLİ VİDEOLAR 🎥

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu İle ilgili filmler🎬

MOMMY

Sorunlu bir çocuk olan ve hiperaktivite ile mücadele eden Steve, dul annesi Die tarafından bir enstitüye yatırılmıştır. Ancak bir yasa değişikliği sonucunda oğlunu yanına alması gerekir. Birlikte yaşamakta ilk başta zorlanan ikili, aralarındaki sevgi ve iyi yürekli komşuları Kyla’nın da yardımlarıyla hayata tutunmaya çalışırlar.

Mommy, bir süredir ıslah evinde kalan ancak çıkarttığı yangın sebebiyle annesine geri teslim edilen Steve’in ebeveyni ve komşusu ile olan garip hayat tecrübesini anlatıyor. Annesini seven hatta ona gerçek manasıyla aşık olan Steve hiperaktivite ve ciddi bir öfke kontrol sorunu bulunan bir genç. Bu sebepten ötürü ıslah evinden atılırken, annesine de şiddet uygulamaktan çekinmeyecek kadar da hasarlı bir karakter. Annesi Diane ise oğlu ile aynı duyguları taşıyor, adeta onun için yaşıyor. Oğlunu “tamir edebilmek” için yeni bir işin peşinden koşuyor, onu hapishaneden koruyabilmek için ağız kokusu çekiyor, ölmüş olan eşinin eksiliğini gidermek için çabalıyor ve her türlü cesur adımı atabiliyor. Sac ayağının üçüncü üyesi Kyla. Yaşadığı ciddi bir travma sonrasında akıcı konuşma yetisini kaybeden, kekeleyerek hayatına devam eden ve öğretmenlik mesleğini ardında bırakmak zorunda kalmış mutsuz bir kadın. Bu üç hasarlı karakter küçük bir mahallede ayakta durmaya çabalıyor. Beraber, tek bir beden olurcasına ve samimi.

400 DARBE

400 Darbe filminde, 1950’lerin başlarında Paris’te yaşayan 12 yaşındaki Antoine, ailesiyle yaşadığı problemler ve okuldaki öğretmeni tarafından sıkça aşağılanması yüzünden ne okulda ne de evde huzur bulabilmektedir. Ödevini yapmadığı için arkadaşıyla birlikte okuldan kaçtıkları bir gün sokakta annesini başka bir adamla gören Antoine, şoku üstünden atamadan okula döner ve ödevi yapmamasının mazereti olarak annesinin öldüğü yalanını söyler. Anne ve baba sağlam bir şekilde okula geldikleri an ise gerçekler ortaya çıkar ve Antoine bir süreliğine uzaklaştırma cezası alır. Şimdi de ailesinden korktuğu için eve gitmeye korkan Antoine, yakın arkadaşıyla birlikte deniz kenarına kaçmaya karar verirler. Amaç babasının daktilosunu çalıp satarak para kazanmaktır. Ancak işler yine beklendiği gibi gitmez…Sadece Fransız sinemasına değil, dünya sinemasına getirdikleri yeni solukla tarih yazan Fransız Yeni Dalga akımının, en önemli isimlerinden biri olan Fronçois Truffaut imzalı film, hem akımın hem de sinemanın tarihinin en değerli filmlerindendir.

Dikkat Eksikliği Ve Hiperaktivite Bozukluğu ile İlgili Kitaplar📚

İster DEHB tanısı konmuş bir yetişkin olun ister DEHB alanında çalışan bir ruh sağlığı uzmanı olun; bu kitap, DEHB bulmacasını çözmenizde çok önemli bir anahtar. Kesinlikle sahip olunması gereken bir kitap!”

– Donald Altman, MA, LPC –

Sizde Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) varsa; faturaları ödemek, bir toplantıya vaktinde gitmek ya da  alışveriş yapmak çok zorlayıcı olabilir. Kendinizi engellenmiş gibi hissedebilirsiniz hatta kontrol dışına çıktığınızı düşünebilirsiniz. Peki unutkanlığınızı, tekrar eden hataları, düzensizliği, dikkat dağınıklığını ve rahatsızlık hissini nasıl geçmişte bırakabilirsiniz?

Bu kitapta yer alan bilgi ve tekniklerle beyninize karşı değil onunla birlikte nasıl çalışacağınızı keşfedeceksiniz. 

Sanırım bu kitabı okuyan herkesin yolu bir biçimde dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğundan geçiyordur. Çocuğunda dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu (DEHB) olan anne babalar, öğretmenler, profosyoneller ve kendisi hiperaktif olanlar. Yolu herhangi bir nedenle dikkat eksikliği hiperaktiviteden geçen okurlar için iyi bir haberimiz var:Dikkat eksikliği hiperaktivite çok iyi bir bozukluktur.

Çocuğu Olan Herkesin Okuması Gereken Bir KitapAmerikan Tıp Yazarları Birliği, 2006 Yılı “Will Solimene Tıbbi İletişimde Mükemmellik” Ödülü… Dikkat Eksikliği Bozukluğu ve Dikkat Eksikliği/Hiperaktivite Bozukluğu hastalıklarının değerlendirilmesi ve tedavisinde öncü bir uzman, bu konudaki yanlış bilinenleri ortaya döküp, tedavi yöntemleri üzerine açık bir dille, bilimsel temelli ve pratik bilgiler sunuyor; Doktor Brown, DEB/DEHB hastalıkları üzerine cesur ve yeni bir bakış getiriyor ve hasta çocukların, gençlerin ve yetişkinlerin gündelik yaşamlarından etkileyici mücadele örnekleri sunuyor. “Kapsamlı ve şefkat dolu. Eğer sevdikleriniz arasında DEB sendromuyla mücadele eden bir çocuk veya yetişkin varsa, bu kitabı mutlaka okumalısınız.” MARY BETH REGAN, Baltimore Sun “Brown, yaygın efsanelere karşı çıkarak ve teknik bilgiler vererek, ‘DEB hakkında hep bilmek istediğiniz fakat nasıl ve kime soracağınızı bilmediklerinizin tümü’ tadında bir kitap yazmış.” FRANCINE CONWAY, PsyCritiques (Amerika Psikoloji Derneği) “[Doktor Brown’un] nöroloji, psikiyatri ve psikoloji alanlarında yapılan araştırmaların DEB sendromuyla nasıl bağlantılı olduğu yönündeki açıklamaları son derece ilginç. Kuvvetle önerilir.” S. C. GROSSMAN, Choice “Zekice yazılmış bu kitap, DEB/DEHB konularını yakın zamanlarda hatırlanabilecek bütün kitaplardan daha iyi açıklıyor. İster kişisel, isterse profesyonel nedenlerle olsun, DE/HB konusuyla ilgilenen herkesin okuması gerekir.” KATHLEEN NADEAU, ADDitude Magazine THOMAS E. BROWN, PH.D., Yale Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Psikiyatri Kliniği’nde yardımcı profesör ve Yale Dikkat ve Buna Bağlı Bozukluklar Kürsüsü genel başkanıdır. Ayrıca, Brown DEB Skalasını geliştirmiştir ve Çocuklarda, Erişkinlerde ve Yetişkinlerde Dikkat Eksikliği Bozukluğu ve Buna Bağlı Hastalıklar (American Psychiatric Press) adlı bir ders kitabının editörüdür.

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğuyla (DEHB) Nasıl Başa Çıkabilirim.

Pratik önerilerin, gerekli bilgilerin, eğlencenin sunulduğu ve hemen hemen her olayda, evde, okulda ve arkadaşlarla oluşabilecek problemlerde kullanılabilecek çözümlerin verildiği bu kitapta, aşağıdaki konulardan fayda sağlayabilirsiniz.Ev ödevlerinin yaptırılmasıArkadaş edinmesiBir şeyleri hatırlamasıHisleriyle başa çıkmasıSabah hazır olabilmesiRahatlamayı öğrenmesiOdaklanmasıYardım istemeyi öğrenmesiVe çok daha fazlası“Bu kitap kesinlikle pozitif ve güçlendirici… Çocukların anlayabileceği şekilde direkt ve açık olarak yazılmış.”

Hafif Düzey Zihinsel Yetersizlik

EĞİTİLEBİLİR ZEKA ENGELLİ ÇOCUKLAR:

Zeka, insanların karşılaştığı durumları değerlendirmesi ve yeni bir davranma biçimi geliştirmesindeki en temel araçtır. Zeka Engeli; kişinin karşılaştığı durumları  değerlendirme  ve bunun sonucunda yeni davranış biçimi geliştirememe; çözüm üretmede çok sınırlı olması ya da hiç başarılı olamama durumudur. Zeka engelli çocuklar, özel eğitime muhtaç çocuklar  içerisinde en popüler olan gruptur. Zeka engelli çocuklar, psikolojik ve eğitsel yaklaşımlara göre sınıflanmaktadır. Psikolojik sınıflandırmada gruplar Hafif, Orta, Ağır ve Çok Ağır derece şeklinde; Eğitsel sınıflandırma da ise  Eğitilebilir, Öğretilebilir  ve Klinik Bakıma Muhtaç şeklinde yapılmaktadır. Zeka engelli çocukların genel nüfus içerisindeki yaygınlık oranları genellikle % 3 olarak kabul edilmektedir. Bu oranın % 1’ini Çok Ağır düzeydeki,% 4’ünü Ağır  düzeydeki, %  10’unu Orta düzeydeki,% 85’ini Hafif düzeydeki zeka engelliler oluşturmaktadır. Eğitsel sınıflandırmaya göre ise Eğitilebilir  Zeka engelli çocuklar bu oranın % 90 ile 95’ini oluşturmaktadır. Zeka engelinin nedenleri; bulaşıcı hastalık ve  zehirlenmeler, travma ve fiziksel etkiler, metabolizma ve beslenme bozuklukları, kaba beyin hastalığı, doğum öncesinde bilinmeyen nedenler, kromozom anormallikleri, gebelik  bozuklukları, ruhsal bozukluklar ve çevre etmenleri şeklindedir. Zeka engelli çocuklar ( bugün için) tıbbi olarak iyileştirilemez; ancak eğitim boyutunda, son yıllarda önemli gelişmelerle birlikte, ulaşılan  olumlu sonuçlar vardır.

Eğitilebilir Zeka Engelli Çocukların Özellikleri:

Gelişimleri normallerden önemli bir farklılık göstermediği için  genellikle okula başlayana değin farkına varılmazlar. Okul çalışmaları başladığında özellikle akademik çalışmalarda karşılaştıkları güçlükler sonucunda gerilikleri ortaya çıkar. “Eğitilebilir” terimi bu çocukların okuma, yazma, matematik gibi temel akademik becerileri öğrenebileceklerini açıklamaktadır. Bu çocuklar temel akademik beceriler yanında öz bakım becerilerini öğrenebilirler, ileride yetişkinlik çağında bütünüyle ya da  kısmen  geçimlerini  sağlayacak bir iş becerisi edinebilirler.

A. Beden ve Devimsel özellikleri:

1.Fiziki olgunlaşma yönünden normal çocukların gelişim seyrini gösterirler. Grup olarak karşılaştırıldıklarında ise, boy ve  ağırlık  bakımından normallere göre daha zayıf ve gelişimleri daha yavaştır.

2.Fiziki gelişim bakımından daha zayıf, hastalıklara karşı daha az dayanıklı olup sık sık hastalanırlar.

3.Devimsel beceriklilik bakımından normallere göre daha  geridirler. Bu gerilik daha küçük kas kontrolü ve koordinasyonuna dayanan  karışık hareketlerde daha açıkça görülür.

B. Zihin özellikleri:

 1.Geç ve güç öğrenir.

2.Dikkat süresi kısa ve dağınıktır.

3.İlgisi sık sık değişir.

4.Soyut şeyleri güç kavrar.

5.Zamanı kavramada güçlükleri fazladır.

6.Genelleme yapamaz.

7.Kazandığı bilgileri transfer edemez.

8.Yeni durumları kavrama ve onlara uymada zorlukları vardır.

9.Yeni durumlardan kaçar.

10.Kolaylıkla yorulur.

11.Derslerde kolaylıkla yılgınlık gösterir.

12.Kendisinden küçüklerle oynar.

13.Gördüğü,duyduğu şeyleri çabucak unutur.

14.Yakın sonuçlara ilgi duyar.

15.Tepki ve algıları basittir.

16.Kendilerini bağımsız olarak ifade etmekten çekinir, zorlukları vardır.

C. Sosyal özellikleri:

1.Sınıf arkadaşlarıyla ilişki kurmada zorlukları vardır.

2.Normal sınıf öğrencileriyle ilişki kurmada zorlukları vardır.

3.Dostlukları devamsızdır.

4.Kolayca ilişkileri bozar.

5.Her zaman grupta bağlı olmayı yeğ tutar.

6.Oyun kurallarına uymakta zorluk çeker veya uymaz.

7.Giyim kuşamlarında gariplik vardır.

8.Nezaket ve görgü kurallarına uymada belirli gerilik gösterir.

9.Uyumsuzlukları fazladır.

10.Sosyal etkinliklere katılımı azdır veya yoktur.

11.Sosyal becerileri azdır.

12.Grup etkinliklerine katılma ve kurallarına uymada güçlük çeker.

13.Sosyal ilişkilerde bencildir.

14.Grup tarafından kabul edilmemektedir.

 15.Yalnızlığı yeğ tutar.

Ç. Kişilik özellikleri:

1.Kendisine güveni çok azdır.

2.Bağımsız hareket edemez.

3.Sebatsızdır.

4.Belli bir amaca ulaşmak için gösterdiği çaba çok sınırlıdır.

5.Dostluklarının süresi kısadır.

 6.Sorumluluk almaktan kaçınır.

7.Başkalarının fikir ve duygularına az saygı duyar veya hiç duymaz.

8.Kendi kendine etkinliğe başlayamaz veya yönelemez.

9.Kızgınlık nöbetleri vardır.

10.Kırıcıdır.

11.İçe dönüktür.

12.Uysaldır.

13.Ketumdur.

D. İş ve Çalışma özellikleri

1.Yaşıtı öteki çocuklar gibi bir iş sahibi olma ihtiyacındadır.

2.Toplumda ihtiyaç duyulan bir çok işleri yapabilir ve bir iş sahibi olabilir. Kimisi sürekli, kimisi aralıklı denetlemeyi gerektirir.

3.Herhangi bir işi öğrenebilmek için onun basit kısımlarının ayrılmasını ister. Önce işin akıl ve mantıki parçalarını sonra bütünü öğrenir.

4.Monoton  işleri yapmaktan özel bir haz duyar. Başka bir deyişle normal ve üstün zekalı çocuklar için sıkıcı olan işleri bıkmadan istekle yapar. Üstün çaba, dikkat ve başarı gösterir.

5.İşlerine çok bağlıdır. İyice öğretilmiş iş ve çalışma kurallarına harfiyen uyar.

6.İşin gereklerine göre iyi eğitmek, istenilen iş ve çalışma alışkanlıkları kazandırmak kolay olur.

7.Usludur. İşveren, iş öğreticisi ve öğretmenin istikrarlı isteklerine uygun davranış gösterir. Onları hoşnut etmek için içten çaba gösterir.

8.Başarısından dolayı gurur duyar. Bu başarı  onları normal ve üstün zekalı çocuklardan daha çok çabaya yöneltir, yeni şeyler yapmaya teşvik eder.

9.İş öğretmeni, öğreticisi ve işyeri sorumlusunun  telkin ve öğütlerine, aynen uyar. Başta bağlı olma eğilimi onların öğütlerine  uymasını sağlar. Karşılaştığı engel ve sıkıntılarda, sorunların çözümünde, birinin  yanında olmasına ihtiyaç duyar.

10.Özellikle büyük ve küçük kaslarını kullanarak tüm organlarının çalışmasını sağlayacak etkinliklerden hoşlanır.

11.Daha yavaş düşünür ve geç kavrar. İşin öğretilmesinde  sözlü açıklamalar onun için anlamsızdır; somut örnekler verilmesi gerekir. Hatta  bu da yetmez, kendisinin etkin olarak açıklama yapması gerekir. İstenilen  bilgi ve becerinin alışkanlık durumuna gelinceye kadar  tekrarlanması  ve  sürdürülmesi gerekir. Yaptırarak ve uygulatarak öğretme, iş eğitiminin temel dayanağı olmalıdır.

12.Bir işe başlaması ve işe ısınması çok zaman alır. Sabır, bilgi ve beceri ister. Bireysel ayrılıklarına göre bu sağlanıncaya kadar beklemek gerekir.

13.Basit, özlü, kısa ve özlü açıklamalar yapılmasını ister.

14.Bir defada işin ancak bölünmüş bir parçasının açıklamasını kavrayabilir. Tümünün birden açıklamaya kalkışılması  onların  kendine  olan  güvenini sarsar, işinden soğutur.

15.Başarısızlığa düştüğü her durumda kendine güvenini yitirir. Bu sebeple başarı gösterebileceği iş ve düzeyde başlatılması gerekir.

16.Başarısızlıklarla veya kendi başına istemeyeceği bir  sorunla karşılaştığı zaman ona nezaketle ve içtenlikle, kırmadan yardım yapılması gerekir.

Eğitilebilir Zeka Engelli Çocukların Eğitim Ortamındaki Gelişim Özellikleri

Bu çocuklar, ya normal sınıfta  “Kaynaştırma Eğitimi’ne  alınarak ya ilköğretim okullarının bünyesinde açılacak “özel sınıflarda ya da bu düzeydeki öğrenciler için açılacak olan  gündüzlü  ilköğretim okullarında eğitimlerini sürdürebilirler. Bunların eğitim ortamlarındaki gelişim özellikleri  3 ayrı  devrede ele alınacaktır:  5-7 Yaş Devresi, 8-11 Yaş Devresi ve 12-15 Yaş Devresi.

5-7 Yaş Devresi

A-Beden Gelişimi:

 Bu tip çocukların motor gelişimleri, normal  çocuklarınkine  benzemekle beraber, bazı farklar görülebilir. Yürüyüş, koşma ve  sıçrama hareketlerini istekle yaparlar. Yalnız sıçrama hareketlerini  güçlükle  yaparlar, bu beceriyi geç kazanırlar.

Yuvarlak ve iri toplarla oynamak, topu hedefe atmak, fırlatmak ve yakalamakta beceriksizlik gösterirler. Bu beceriyi ancak bir rehber yardımıyla kazanabilirler ve genellikle bu türden oyun ve uğraşılardan hoşlanmazlar.5 yaşlarında; eşya taşımaktan, blokları üst üste yığmaktan, salıncak, tren, otomobil gibi oyuncaklarla oynamaktan hoşlanırlar.6 ve 7 yaşlarında üç tekerlekli bisiklete binmekten ve diğer oyuncaklarla oynamaktan haz duyarlar.

Genellikle motor-kas işbirliği yetersizdir. Parmak, el, bilek, kol kaslarını kullanma ve denetleme yetenekleri ağır gelişmektedir. Titrek  ve karalama halinde çizgi çizerler. Makas, testere, çekiç gibi aletleri kullanmak  isterler ama başarı gösteremezler. Ancak, 7 yaşlarında, çizgi halinde boyamaları ve kesmeleri becerebilirler. Genellikle 6-7 yaşlarında yardımsız giyinip düğmelerini ilikleyebilir, fermuarlarını kapatabilirler. Boyun bağı ve kordela bağlamasını zor öğrenirler. Normal çocukların bu çağda kazandıkları motor-kas  gelişimine dayanan becerileri ancak yetişkinlerce hatırlatma, açıklama, motive edilme, yardım gibi durumlarda yavaş yavaş kazanırlar.

Bedensel büyüme boy ve ağırlık bakımından genellikle normal çocuklar düzeyindedir. Hava değişimlerine ve hastalıklara karşı duyarlıdırlar. Yemek alışkanlıkları düzensizdir, genellikle fazla yerler. Tuvalet ve temizlik    alışkanlıklarını geç kazanırlar. Görme ve işitmeleri, uykuları genellikle normaldir.

B. Zihin Gelişimi

Zihin gelişimi normal yaş ve düzeyinin 3/5 kadardır. Fikir ve düşüncelerin gelişmesini sağlama çok yavaş gelişmektedir. Soyutlama ve  genelleme  yönünden daha da geridirler. Çevrelerindeki insanlar ve varlıklarla ilgili  ilginç sorular sormazlar. Düşünce gelişmeleri vardır ama bu yıl, dün, bugün, yarın gibi zaman kavramlarını, konuşurken zaman çekimlerini  yerinde  kullanmazlar.

Resim açıklamalarında gördükleri objelerden bir iki tanesinin resmini söylemekle yetinirler, ilişkileri sezmezler. İş ilgileri, 8 yaşından  önce  nadir de olsa görülebilir. Onlar için eksik çizilmiş insan  veya  hayvan  resimlerinin bir veya iki eksiğini tamamlamak, sevinç verici bir uğraştır. 7  yaştan  önce bellek ve muhakemeye dayanan kısa cümleleri söyleyebilmelerindeki başarı, hemen hemen ¾ oranındadır.

Bu yaştan önce kırmızı, mavi, sarı, beyaz, siyah gibi  renkleri  genellikle tanıyamazlar. Bazen sonraki yaşlarda bile renk tanımada güçlük çekenleri olur. Eşyaları sayma ve gruplama işlemlerini somut örnekler  üzerinde  4-5’e kadar yapabilirler, ama henüz bu sayıların kavramlarını kazanmamışlardır. Kare, üçgen ve daire şekillerini öğrendikten sonra ayırt etmede başarı gösterirler.7  ve daha sonraki yaşlarda harflerin yazılış, şekil ve biçimleri  ile  ilgilenmeye başlarlar. Kare, üçgen gibi algıyı geliştiren şekilleri kopya edebilirler. Ama bu eğrilerle dolaşık şekilleri, eşkenar dörtgeni genellikle cetvelle dahi kopya edemezler.

Dil ve vokaller gelişmiştir. Fakat yaşıtları olan normal çocukların  dil kavramı ve becerisi düzeyinden %75 ile 50 oranında aşağıdadırlar. Sınıflandırılmış kelime ve terimleri soyut kavramlarından ayıramaz. Resimli küçük hikayeleri, hoşlandıkları oyuncak ve eşyaları incelemekten, izlemekten hoşlanırlar ve yararlanırlar.

7 yaşa kadar; ön, arka, alt, üst kavramlarını öğrenemezler. Ancak  bu yaştan sonra birçok pekiştirmelerle yer ve yön kavramlarını öğrenebilirler. Dil gelişmeleri yavaş olur, çoklarında dil arızaları açık şekilde  görülür. Bazıları R,S,T,K,F seslerini çıkaramazlar. Böyle çocukların  çıkaramadığı sesler bir dil terapisti tarafından erken düzeltilmezse, ileriki  yaşlarda bu seslerin artikülasyonunun düzeltilmesi çok uzun zaman ve emek gerektirir. Kekemelik, pepemelik, tutukluk ve bebek dili ile konuşmalara bu çocuklar arasında sık rastlanır. Uzun cümlelerle konuşamazlar. Emir ve sevgi  ifade eden kısa anlatımlardan hoşlanırlar. Kelime dağarcıkları yoksundur. Bazılarında görülen çok gecikmiş dil gelişimi beyin zedelenmesinden veya ilk yaşlarda ana ve baba ilgi ve şefkatinin azlığından ileri gelebilir.

C. Sosyal Gelişim

Çekingen, ürkek ve içe dönüktürler. Oyun gruplarına  girmekte ve kurallarına uymakta güçlük çekerler. Özel bir  rehberlik  yapılırsa, uygun  imkanlar sağlanırsa oyun gruplarına bir üye olarak  katılmak  isteğini  duyarlar. Oyun grubundaki arkadaşlarına oyuncaklarını oynatmaktan hoşlanırlar. Rehberlik ve yardım yapılmadıkça yalnız başlarına oynarlar.7 yaşlarında sütçü, postacı gibi taklide dayanan grup oyunlarına katılmaya başlarlar. Ev  işlerinde annelerine yardım etmek isteğini 6-7 yaşlarında duyarlar.

Başkaları tarafından büyüdüklerinin söylenme sinden , güçlerinin , başarılarının övülmesinden, beğenilmesinden haz duyarlar. Karşı davranış ve tenkitlerden üzüntü duyarlar. Hayvanlara ve oyuncaklara düşkündürler, onlara sahip olmak isterler. Hikaye ve “kasetteki bir şarkı” gibi şeyleri tekrar tekrar dinlemek isterler. Anne ve babalarıyla sokak, sinema gibi yerlere, misafirliğe gitmekten hoşlanırlar. Kişisel çıkarlarını çok severler, normal çocuklardan daha az özgecidirler.

8-11 Yaş Devresi

 A. Beden Gelişimi

Motor-kas işbirliğine dayanan etkinliklere daha kolaylıkla  başlar. Kol ve bacak kasları gelişmiştir. Yürüyüş, sıçrama ve atlama hareketlerinde bu kolaylıklar görülür. Belirli uzaklığa topu fırlatma ve yakalama gibi el  ve kol kaslarının kontrolüne yarayan düzenli denemeleri çoğu kez başarabilirler. Bu devre çocukları için, tahta üzerinde düzenli yürüme, ayakta  durup atlama gibi çalışmalar zararlıdır. Ayak kaslarının gelişmesini sağlayacak hareketlere yer verilmelidir.

Duyarlı el ve kol kaslarının gelişmesi,7çocuğun çalışmasına yararlı olacak bir düzeye erişmiştir. Devamlı ve fazla dikkat harcayarak kalem, fırça ve tebeşir kullanma becerisini kazanırlar. El becerilerine karşı ilgi  artar. Makasla kağıt kesmekten, çekiç ve testere gibi aletlerle iş yapmaktan hoşlanırlar, ama yaptıkları işler çoğunlukla kabaca işlerdir. El ve parmak kasları gelişmiştir. Motivasyon yaratılıp, rehberlik yapılırsa; ilk zamanlarda bakarak, okuma yazma öğrendikten sonra da düzgün şekilde yazılar yazabilirler.

Bedensel büyüme, boy ve ağırlık bakımından aşağı yukarı  normal çocuklar düzeyinde devam eder. Hastalıklar sık görülebilir. rehberlik yapılırsa; yemek, tuvalet alışkanlıklarını kazanırlar. Normal çocuklarda olduğu gibi bu  çocukların da vücut temizliğine özellikle el, yüz, ağız temizliğine, diş  çürüklerinin temizlenmesine önem verilmelidir.

 B. Zihin Gelişimi

Zihin gelişimi genellikle 5 ile 7.5 zeka yaşı düzeyindedir. 6 yaşlarındaki normal çocuklar gibi okuma-yazma ve konuşma etkinliklerine  katılırlar. Ezberleme gücü 3 yaş düzeyinde olup, hatırlama gücü ve fikir doğurganlığı zayıftır. Günlük yaşantıda gerekli olan haftanın günlerini, günün tarihini  öğrenebilirler. Ayları oldukça zor öğrenirler. 9-10 yaşlarında  ancak, okula giriş ve çıkış saatlerine ait zaman kavramlarını öğrenebilirler. 8.inci yaşta dikkat yetersiz olduğundan dil gelişiminin temeli olan algılama da zayıftır. İki şey arasındaki benzerlik ve ayrılıkları kolay ayıramazlar. Tasarım ve çağrışım yetersizdir. 10. yaşa doğru algılama yetenekleri  artar, ama  algılamanın gelişimi takvim yaşlarının altında bir gelişim gösterir.

Bu devrenin ikinci yılına doğru el sanatları ve  iş çalışmalarına devam edebilirler. Fakat halen düşünme ve konuşmaları için yardıma, rehberliğe ihtiyaçları vardır. Oyunları anlatma ve tartışma yetenekleri normal takvim yaşlarının altındadır. Eşyaları genellikle tanırlar, eşyaları sınıflandırmada ve yararlarına ait kısa açıklamalar yapmada başarılı olurlar.

Normal 8 yaş çocuğunun ilgilendiği eşyaların   özelliklerini saymada ve kıyaslamada güçlük çekerler. Resim açıklamalarında  genellikle eşyaları isimlendirir, hareketleri anlatabilirler. Çizdikleri resimlerde detay ve ilişkiler eksiktir. 

8 yaşlarında kelime dağarcıkları normal çocukların  kelime dağarcığının % 25 ile 35’i kadardır. Kendilerini eleştiri yönünden zayıftırlar. 8,9 yaşlarına doğru kendiliklerinden uyarmasız dikkat etmeye  başlarlar. Yalnız yeni durumlara hemen uyum yapamazlar, bazen olaylar arasında  ilişki kurmakta güçlük çekerler.

Duyum, algı, dikkat, bellek, soyutlama ve genelleme  gelişimleri ilk okuma-yazmayı öğrenmeye, göze, kulağa hitabeden araçlar kullanma   ve  pekiştirilmek şartıyla elverişlidir. Duygu gelişimleri normaldir. Sevmek ve sevilmekten hoşlanırlar. Ancak heyecan ve duygularını açıklama, yorumlama ve benzer duygusal yaşantıları ayırmakta güçlüğe uğrarlar. Zihinsel engellilik sebebi ile özellikle sözlü  emirleri anlama ve tartışmada hata yapabilirler. Bu devre öğrencilerin pepeme ve pelteklik, bebeğimsi konuşma gibi dil yetersizlikleri % 15-18 oranında olup bu oran normallere kıyasla 3 kat  fazladır.

C. Sosyal Gelişim:

Bireysellikten kurtularak sosyal gruba girerler. Anne, baba ve öğretmenin kendisinden bazı çalışmalar beklediğini anlarlar. Kendilerinin bazı yetenekleri olduğunun, çevrelerinde bazı şeyler öğrenebileceklerinin bilincine varmaya başlarlar. İnandıkları, sevdikleri birey veya grupla çalışmak isterler. Grup çalışmalarına katılarak kendi çalışmalarını eleştirmeye başlarlar. Grubun, sınıfın, öğretmenin, ana ve babanın takdirini kazanma isteği duyarlar. Bu istekleri doyurulursa, başarılı çalışmalara yönelirler, doyurulmazsa yıkıcı davranışlara yönelirler. Aile içinde kendinden küçükleri koruma, ev işlerinde   yardım etme gibi olumlu davranışlara yönelerek büyüdüklerini belli etmek  isterler. Özellikle erkek çocuklar güçlü olduklarını göstermek için akranları ile ara sıra kavga ederler.

Benliğinde iyi sporcu olabileceği duygusu belirir. Bu nedenle; yarışmaya dayanmayan ve ciddi olmayan oyunlardan hoşlanmazlar. Taklit ve ima yollu oyun ve hareketleri severler. Oyunları ve öyküleri tekrarlamada,  dramatize etmede başarılı olurlar. Ritmik hareketlerle müzikli milli danslarla,  peri öyküleri ve resimli kitaplarla ilgilenmeye başlarlar. Bilmeceler, taş  fırlatma, topaç çevirme, evcilik ve top oyunları başlıca ilgi çekici oyunlardır.

Bu devrede ara sıra gerçek tecrübe ve hayale dayanan öyküleri karıştırma halleri görülebilir. Bunları ayırabilme alışkanlığını kazanmaları için rehberlik yapılmalıdır. Bazılarında şaka ile gerçeği ayıramama görülür. Bu sebeple böyle durumlarda saçmalıklar açıklanırsa, zamanla olayları birbirine karıştırmaları önlenir.

12-15 Yaş Devresi

A. Beden Gelişimi:

Boy ve ağırlık gelişimi normal çocuklarda olduğu  gibi hızlanır. Bu hız, kızlarda erkeklere kıyasla daha fazladır. Kol ve bacak kemiklerindeki gelişim dikkati çekecek derecededir. Boyca gelişmiş bazı kızlarda görülen utangaçlık, davranış değişikliği gençlik gelişiminin belirtileridir. Genellikle motor hareketler yeterlidir. Aşırı görme kusuru ve ellerinde sakatlık olmayan  çocuklarda el-göz işbirliği becerisi gelişmeye devam eder. El  becerilerinde  daha önceki zamanlarına kıyasla başarılı olurlar, hataları gün geçtikçe azalır. Büyük bir ilgi ve dikkatle bitirdikleri işler olur. Bu işleri  yaparken gerekli alet, edavat, araç ve gereçleri başarı ile kullanmaya başlarlar.

Bu devrede çocuklar ergenlik çağına girerler. Ergenliğe girişte fiziksel gelişim hızlanır. Kızlar;13 yaşın sonları ile 15 yaş arasında  ilk adetlerini görürler. Erkekler de,14 yaşın başı ile 15 yaşın ortalarına doğru ergen olurlar. Fiziksel gelişimi daha iyi olan çocukların, bu yaşlardan önce de ergenliğe ulaştıkları görülür. Ergenliğe girilince kas ağırlığı ile  vücut  ağırlığı arasındaki oran hızla artar. Solunum kapasitesi, fiziki  güç  ve  dayanıklılık normallerdeki gibi gelişir. Ergenlerde ses değişiklikleri olur. Motor gelişim, el-göz işbirliği daha da artar. El beceri türleri artar. Giriştikleri  işi sonuçlandırmak için güçlüklere dayanırlar. Daha verimli çalışmalara yönelebilirler. Ergenlik çağında iştahları artar. Beslenmelerine önem verilmesi gerekir.

 B.Zihin Gelişimi

Zihin çalışmaları sırasında; ışık, ısı gibi dış  uyarımların etkisinden daha az rahatsız olmaya başlarlar. Dikkatlerini, ilgilerine dayanan çalışmalar da uzun süre uyanık tutabilirler. Zorlukları yenmek için daha fazla  güç gösterirler. Mihaniki olarak, anlamını öğrenmeden ezber yetenekleri artar ama, halen anlama, mantığa ve hayale dayanan ezber yetenekleri yetersizdir. Zaman kavramı gelişmektedir.12 yaşındaki grubun çoğu günün tarihini söyleyebilir, ama ay ve yıl olarak geçmiş zamana ait bazı tasarımları olmakla  beraber bunları tam olarak öğrenememişlerdir. Özellikle ay ve mevsim kavramları  aydınlık değildir.

     Eşyalar, olaylar ve fikirleri sınıflandırmada, aralarındaki benzerlik  ve farkları sezmede önceki devreye kıyasla daha başarılıdırlar. Yaptıkları işlerden fikirce sonuca ulaşmaya başlarlar, ana fikirleri bulmaya  yönelirler . Bir şeyin nasıl ve niçin yapıldığına ilgi gösterirler, bazen araştırırlar. Günlük hayatta daha iyi yaşamanın imkanlarını düşünürler, ilgi gösterirler. Yurt  ve dünyada meydana gelen olaylara mesela deprem, savaş, yeni buluşlar  gibi olaylara da ilgi gösterirler. Olaylar arasındaki ilişkiyi sezmeye  çalışırlar. Zihinsel gelişimde görülen bu ilerlemelere rağmen genelleme, kıyaslama, soyutlama yetenekleri bakımından normallere kıyasla rahatsızdırlar. Soyut  ve tanımsal kavramları zor öğrenirler. Pratik ve faydalı çalışmaları öğrenme alışkanlıkları artar. Yeni durumlara gün geçtikçe daha iyi uyabilirler.

Resimlere karşı tepkileri anlamını bulup açıklama yapma şeklinde değildir. Sadece gördükleri şekil, eşya ve hareketin basit bir tanımlaması  şeklindedir. Çizdikleri resimlerde belli başlı detayları gösterebilirler.  Herhangi bir resim gösterip yorumlaması istendiği zaman; yaratıcılığa  dayanmayan  çok basit yorumlama yapabilirler. Çünkü hayal güçleri yetersizdir. Kelime dağarcıkları zenginleşmiştir. Ergenlik çağında daha  da zenginleşir. Ama yine de bu dağarcıkları normallere kıyasla daha yoksundur. Dili yerinde kullanma becerileri gelişmeye devam eder. Özellikle oyun ve  diyalog  yolu ile anlatım güçleri arttırılabilir. Konuşma yetersizlikleri % 4. ½  oranında olup önceki yaşlara kıyasla azalma göstermiştir. Konuşma kusuru olan çocukların, kusurlarının giderilmesi için bu devrede uğraşılması gerekir.

C. Sosyal Gelişim:

Zihinsel güç bakımından aşağı yukarı kendi düzeyinde olan çocuklarla arkadaşlık etmeyi severler. Ama, ergenlik çağına girilince ayrı cinsten de arkadaş edinmeye çalışırlar. Ayrı cinsten arkadaş edinme isteği, kızlarda daha önce belirir. Özellikle bu istek, yaşça daha büyük, fakat zekaca  daha geri erkek arkadaşlara doğru yöneltilir.

Bu devrede genellikle grup oyununa yer verilir. Erkekler yarışmalı oyunları severler. Yarışmalı koşma oyunları, kayak, tırmanma, yüzme, futbol, basketbol gibi aktif oyunlar onlar için ilginçtir. Bu ilgi bazı kız çocuklarda da görülür. Kızlar daha çok ev hayatını dramatize edici şekilde oyunlara yönelirler.

Ev temizlemek, bulaşık yıkamak, yemek pişirmek, basit giysiler  dikmek, misafire hizmet etmek, kız arkadaşlarla ev ziyaretlerine gitmek onlar için çok ilginçtir. Halk oyunları, dans ve diğer ritmik hareketler hem kızların  hem erkeklerin hoşlandığı şeylerdir.

Bu devrede grupça veya bireysel olarak bir şeye sahip olma şeklinde mal veya mülk edinme arzusu belirir. Sahip olunan eşya, mal daha dikkatli, düzenli kullanılır. Değişik boş zaman ilgileri görülür. Kızlar okulda veya evde  kendisinden küçüklere bakar, onları koruma, göz kulak olma sorumluluğu belirir. Bilmece, bulmaca, tahmin oyunları, basit top oyunları, misafirlik oyunları ilgi çekici, eğlendiricidir. Peri masalları, hayvan ve çocuk öyküleri yine de ilginçliğini devam ettirir. Komik öykülerden, radyo-T v’ deki çocuk programlarından hoşlanırlar. Erkek çocuklar ise ayrıca macera öykülerine, filmlerine ilgi gösterirler. Gerçek öyküler, macera şeklindeki tarihi olaylar, icatlar, sportif çalışmalar hoşlarına gider. Bazı şeylerin nasıl yapıldığını anlatan pratik makaleler  ilgilerini çeker. Her iki cins de, gerçek öyküleri , olayları  dramatize  etmekten zevk duyarlar. Kendi kendilerine oyun yaratamazlar  ama  yardım  ve rehberlik yapılsa bu yönleri gelişir.

Büyümüş olmalarının, çevrelerindekiler tarafından da  kabul edilmesini isterler. Erkek çocuklar alım-satım yaparak, bir iş tutmaya, evin  çarşı-Pazar alışverişini yapmaya çalışırlar. Kızlar ev işlerine merak  salarlar. Her  iki cins de böylece gerçek iş yapabilme gücünde olduklarını  gösterirler, büyümüş olma güdülerini doyururlar.

Bağımsız olma, daha özgür yaşama isteği duyarlar, kendileri ile ilgili işlerde kendilerine danışılmasını isterler. Farklı davranışları sezerler, bu  gibi durumlarda daha alıngan olurlar. Harçlık verilmesi, giyim kuşam alınması gibi konularda büyüklerin eşit davranmasını isterler. Kendilerine verilen emirleri görevleri olduğuna inanmadıkları sürece kabul etmezler. Tartışma başlar, bu tartışmalarda sık sık hırslanırlar, kafa tutarlar.

Bulundukları grup içindeki diğerlerinin de özlük haklarına saygı göstermeye başlarlar. Gelecekte rahat edebilmek için şimdiden bazı çıkarcı davranışları bırakması gerektiğini fark ederler. Gün geçtikçe, önceki durumlarına kıyasla istek duyarlar ama, gerekli görevleri yerine getirme , imkanların  kısıtlı olmasında; düzenli grup örgütlerine, kulüplere, çevredeki diğer sosyal örgütlere katılmakta çekingen davranırlar.

Zihinsel Engelli Çocukların Eğitimleri

1.Bu çocukların bireysel olarak bütün yönleri  ile  tanınması eğitimin ilk dayanağıdır. Çocuğun bütün yetenekleri ayrı ayrı bilinmelidir. Geliştirmede ilk hedef kuvvetli ve zayıf yönlerini tanımaktır. Kuvvetli yönlerini geliştirmek ve zayıf yönlerini kuvvetlendirmek için desteklenmelidir. Çocuklar bireysel olarak tanınmalı ve yöneltilmelidir. Eğitimde temel ilke; Bireyselleştirilmiş Eğitim olmalıdır.

2.Eğitim ortamının uygun olması gerekir. Bu ortamda  aşağıdaki  hususlar yer alır:

* Çocuk, içten ve sıcak kabul görmek ister.

*Daha dostça davranış görmek ister. Her zor anında  yanında birinin var olduğunu hissetmek ister.

* Sizce en basit fakat onca güç olan çok basit  sorularının  biri tarafından onun ihtiyaç duyduğu anda cevaplandırılmasını ister. Ona her zaman açık olmak, her an onun  sorularının  cevaplandırılma -sına hazır olduğumuzu hissettirmek gerekir.

* Bu çocuklarla çalışanların  çok sabırlı ve toleranslı olması gerekir.

* Bu çocuklar sık sık takdir edilmek  ve  beğenilmek ihtiyacındadırlar. Bunu zamanında ve yerinde cömertçe vermek  uygun bir pekiştireç olur.

3.Bu çocukların temrin devrelerinin uzatılması  gerekir. Çünkü o öğrendiğini çabuk unutur. Tekrarlar onun hatırda kalmasını sağlar.

4.Bu çocuklar öğrenirken çok tekrarlama isterler. Tekrarların  sayısı ve süresi çocuğun o bilgi ve beceriyi başkasının yardımı olmadan  kendi  başına yapacağı duruma gelinceye kadar ayarlanmalıdır. Bunu  yaparken; sıkıcı olmamasına, unutmaya meydan vermeyecek şekilde uygun aralıklarla yapılmasına, benzer durumlarda tekrarlanmasına ve transfer gücünün artırılmasına olanak verecek şekilde yapılmasına dikkat edilmesi uygun olabilir.

5.Herhangi bir konuda yapılacak açıklamaların bireysel olarak yapılması gerekir.

6.Bütün ilişkilerde son derece dikkatli ve nazik olmayı gerektirir.

7.Bu çocuklar için maddi ceza kesinlikle uygulanmamalıdır.

8.Yönelmede zorlukları fazla olduğundan öğretmenler ve eğitimciler kendilerine yön vermede, uygun kararlar almada yanında bulunmalıdırlar.

9.Eğitim ve öğretim mümkün olduğu kadar somut ve uygulamalı olmalıdır.

10.Bu çocuklar, bizzat yaparak ve yaşayarak, birçok melekelerini kullanarak öğrenebilirler. Organsal öğrenme, bu çocuklar için özel bir öğrenmedir.

11.Bu çocuklara kazandırılacak her bilgi, beceri ve alışkanlığın çocuğun o andaki hayatı ve geleceği için anlamlı olması gerekir.

12.Bu çocuklar için dili öğrenmek, iyi konuşmak çok önemlidir. Bunun için çocuğa günlük hayatta en çok kullanılan kelimelerden oluşan bir dili  etkili şekilde kullanacak seviyede öğretmek gerekir.

13.Bu çocuklara uygun sosyal şartlar hazırlanmalı, normal sosyal  yaşantılar yolu ile sosyal bilgi ve becerileri birinci elden bizzat kazanmalarına önem verilmelidir. Mümkün olan her fırsatta normallerle ilişki kurmaları teşvik edilmelidir. Bu, kendi sınıfımız, ev ve yakın  çevresine  doğru  genişleyen şekilde başlamalıdır.

14.Bu çocuklar her fırsatta normal akranları ile  ilişki kurmaya teşvik edilmelidir.

15.Bu çocuklar için, okulda yapılan evde bozulabilir, bundan dolayı ana-baba eğitimi, eğitimin ayrılmaz bir parçası olarak ele alınmalı ve yürütülmelidir.

16.Bu çocuklara boş zamanlarda kendi başlarına yapabilecekleri,bu zamanlarını hoş ve faydalı geçirecekleri bir beceri kazandırmak gerekir. Çünkü bu;

* Onları ekonomik bakımdan bağımsız kılar.

* Kendi kendilerine terapi yaparak ruh sağlıklarının düzelmesine yardım eder.

* Bedensel ve organsal gelişime yardım eder.

* Kendilerine karşı güvenlerini ve saygısını artırır.

* Toplumda üretici bir vatandaş olmaları dolayısı ile  saygı  değer bir toplum üyesi olarak kabul edilmelerine yardım eder.

* Boş zamanlarını hoş ve faydalı geçirmelerine ve birçok  sıkıntılardan kurtulmalarına aracılık eder.

17.Bu çocuklara öğretilecek bilgi ve beceriler, kazandırılacak  alışkanlıkların uygun şekilde parçalara ayrılması ve öğretilmesi gerekir. Genellikle bunu 5 kademeye ayırmak ve birinci kademe iyice öğrenildikten  sonra  ikinci ve diğer kademelere geçilmesi uygun olabilir.

18.Bu çocuklara kazandırılacak bilgi ve beceride en  basitten , çocuğun başladığı zaman muhakkak başaracağı seviyeden başlamak gereklidir. Bu suretle çocuk ben yapabiliyorum inancı ile yeni adımlar atmaya hazırlanacaktır.

19.Bu çocukların bulundukları okul çevrelerindeki kimseleri bu çocukları anlayacak, onları kabul edecek ve gerekli yardımları  yapacak  şekilde hazırlamak gerekir. Aksi takdirde bu çocuklarda  beklenen  gelişmelerin  olması imkansızlaşır.

(*) Psikolojik Danışman/Kırıkkale Rehberlik ve Araştırma Merkezi

YARARLANILAN KAYNAKLAR

* Çağlar D., Enç M., Özsoy Y.  Özel  Eğitime Giriş. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Yayınları.1987.Ankara.

* Eripek S.,Özyürek M.,Özsoy Y. Özel Eğitime Giriş. Karatepe Yayınları. 1987.Ankara.

* Özel Eğitim ve Rehberlik Dairesi Başkanlığı .  Eğitilebilir  Çocuklar İlkokul Programı. (Hazırlayan) Ankara Milli Eğitim Basımevi.1991.

* Özel  Eğitim  Rehberlik  ve  Danışma  Hizmetleri Genel Müdürlüğü. Özel Eğitimde Aile Sempozyumu. Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğünün Katkıları ile Hazırlanmıştır.2000.Ankara.

Hafif Düzey Zihinsel Yetersizlik İle İlgili Dokümanlar

Hafif Düzey Zihinsel Yetersizlik İle İlgili Pratik Öneriler

Hafif Düzey Zihinsel Yetersizlik İle İlgili Etkinlik Önerileri

Hafif Düzey Zihinsel Yetersizlik Film Önerileri

GİLBERT’İN HAYALLERİ

Gilbert'in Hayalleri FikriSinema

Leonardo DiCaprio’nun bu zamana kadar alamadığı Oscar’ı belki de en çok hak ettiği film, henüz 19 yaşında kamera karşısına geçtiği Gilbert’in Hayalleri filmi. Zihinsel engelli Arnie’yi canlandıran Leonardo ve ona bakmakla yükümlü olan ağabeyi Gilbert’in yaşadıkları sadece engelliler için değil engelli yakınları için de hayattaki zorlukları izleyiciye sunuyor. Işığı sadece Arnie üzerinden engellilere çevirmekle yetinmeyip, filmin merkezine Gilbert’i koyarak insanlarda oluşması gereken farkındalığın boyutunu genişletiyor. Film Gilbert’in Hayalleri olmasına ve Johnny Depp de Gilbert karakterinin anlatmak istediği her şeyi seyirciye çok iyi yansıtsa da Leonardo’nun oyunculuğu sayesinde filmde ilk hatırlanan Arnie oluyor. Özellikle Leonardo için bile izlenebilecekken engelli farkındalığı için atlanmaması gereken bir film.

BENİM ADIM SAM

Benim Adım Sam FikriSinema

7 yaşındaki bir çocuğun zekasına sahip bir adamın 7 yaşındaki kızının velayeti için verdiği savaşı konu edinen filmde en dikkat çekici olan elbette Sean Penn’in oyunculuğu. Birçok kişinin Sean Penn’i hala bu filmle hatırlaması şaşırtıcı bir durum değil. Fonda Beatles şarkılarıyla, temeline baba kız sevgisini oturtan Benim Adım Sam’i izlemeye karar verdiyseniz yanınıza birkaç kutu mendil almayı ihmal etmeyin.

FORREST GUMP

Forrest Gump (1994) IMDb 8.8

Düşük I.Q. sahibi Forrest Gump Jenny ile tanışır ve aşık olur. Gump aralarında Elvis Presley, Kennedy, Nixon’ın da olduğu tarihsel kişilerle kaza eseri tanışır ve 50’lerden 70’lerin sonuna kadar gelen bir süre zarfında olaylar gelişir. 
Gump tamamen tesadüf olarak Vietnam savaşına ve Amerikan yakın tarihinin önemli olaylarına şahitlik eder ve hatta rol alır. Ancak bilmeden yaptıklarının ne kadar önemli sonuçları olduğundan da haberi yoktur.

https://onedio.com/haber/engelli-bireylerin-hayatlarina-dokunan-21-etkileyici-film-817460    https://listelist.com/engelsiz-10-film/ sitelerinden alıntıdır.

Hafif Düzey Zihinsel Yetersizlik İle İlgili Videolar